İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARARIN YAZ. TARİHİ: 16.04.2026
Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17.02.2023 tarih ve 2021/779 Esas, 2023/83 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM:
Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesi ile özetle; Müvekkili ile... Şirketi ('' ..'') arasında 6/8/2018 tarihinde ... Üretim Tesis Çatı, Cephe Kaplamaları ve Soğuk Oda Panel İşlerinin Yapımına Dair Yüklenici Sözleşmesi imzalandığını, sözleşme ile kurulan ticari ilişki nedeniyle.... A.Ş.' nin ....' dan 109.762,67 TL alacağı bulunduğunu, söz konusu alacağa ilişkin davalı ... ile birçok kez iletişime geçildiğini ancak alacağın ödenmesi sağlanamadığından, İzmir 21. İcra Dairesinin 2020/10380 sayılı dosyasıyla 109.762,67 TL alacağa ilişkin icra takibi başlandığını, davalının yetki itirazı üzerine dosyanın Karşıya 4.İcra Dairesine gönderilerek 2021/2883 sayılı dosyasıyla takibe devam edildiğini, davalı tarafça haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz edildiğini ileri sürerek davanın kabulü ile davalı borçlunun icra takibine itirazının iptaline, takibin devamına, davalı borçlunun %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı borçlu üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesi ile özetle; Müvekkilinin davacıya borcunun bulunmadığını, davacı firmayı kontrol eden komiser heyeti tarafından 20.07.2020 ve 21.09.2020 tarihli yazıları ile müvekkili firmanın borçlu olduğunu iddia ettikleri bedelin ödenmesi talep ettiklerini, 20.07.2020 tarihli yazıya verilen cevapta, gerekse 21.09.2020 tarihli yazıya binaen taraflarınca keşide edilmiş İzmir 11. Noterliği’nin 02.10.2020 tarih ve 8030 yevmiye sayılı ihtarname ve ekinde sunulan cari hesap ekstresinde; müvekkili firmanın .... A.Ş.ne borcu olmadığı gibi 588.247,50 TL. alacaklı olduğunun cevaben karşı yana bildirildiğini,... isimli davacı firma çalışanının, müvekkiili firma çalışanına gönderdiği mailin; ''... Bey Merhaba,Bildiğiniz üzere cari hesapta bizim 109.762,67 TL alacağımız gözükmektedir. Sizinle 71.955,12 TL stopaj bakiyesinde mutabakata varamadık. Benim sizden talebim şu dur ki; şirketimiz durumu malumuz. Şirkette kalan arkadaşların maaş, yemek, ulaşım vb. gibi giderlerinin karşılanması için alacaklarımızı toplamaya çalışıyoruz. Anlaşamadığımız stopaj bakiyesini düştükten sonra ki kalan bakiye 37.807,55 TL yi tarafımıza elden nakit olarak ödemenizi rica ederiz. Konu hakkında sizden desteklerinizi talep etmeyiz.'' şeklinde gönderildiğini, davacının dava dilekçesindeki bu yöndeki iddiası gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun olmadığını davacıdan alacaklı olduğunu ileri sürerek açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesinin 17.02.2023 tarih ve 2021/779 Esas, 2023/83 Karar sayılı kararı ile özetle; ''...Taraflar arasında inceleme döneminde ticari bir ilişkinin var olduğu, davalı .... defterlerinde takip tarihi itibariyle davacının davalıya 588.247,50.-TL tutarında borçlu olduğunun kaydedildiği taraf defter kayıtları arasında 698.010,17.-TL tutarında bakiye farkı olduğu tespit edilmiş isede bilirkişi tarafından tarafların kendi defterlerinde kayıtlı olan ancak karşı taraf defterlerinde olmayan kayıtların tek tek belirterek, belirtilen kayıtlara ilişkin mahsup fişleri ile bu mahsup fişlerindeki kayıtların dayanak belgeleri talep edilerek düzenlenen ek raporla tarafların defter ve kayıtlarına göre davalının davacıya 109.762,67 TL tutarında borçlu olduğu tespit edilmiş, davalının itirazının iptaline takibin aynı koşullarda davamına ve her ne kadar davalı vekilince alacağın likit olmadığı ve icra inkar tazminatına hükmedilmemesi gerektiği bildirilmiş ise de davalının davacı ile arasındaki ticari ilişki ve ilişki kapsamında borçlu olup olmadığını bilebilecek konumda olduğu, alacağın hesaplanabilir ve likit olduğu anlaşıldığından davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine'' dair karar verilmiştir.
Davalı vekili tarafından verilen 30.03.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle;
-İlk derece mahkemesinde tanık olarak gösterdikleri ....'nin dinlenmeden hüküm kurulduğunu, ön inceleme duruşmasında (7) numaralı ara karar ile taraflara dinletmek istedikleri tanıkların bilgilerini sunmaları için 2 haftalık kesin süre verildiğini, ....'nin müvekkili firmanın finans yöneticisi olduğunu, davanın tarafları olan iki şirkete ait hesaplar arasındaki farklılığın sebebini bilen yegane kişinin kendisi olduğunu, uyuşmazlık konusunda bilgisine başvurulmasının gerektiğini, taraflarınca 17.03.2022 tarihinde adı geçen tanığın dinlenmesinin talep edildiğini, ancak bu tanık dinlenmeden hüküm tesis edildiğini,
-İtirazın iptali davası olan uyuşmazlık hakkında hüküm tesis edilirken ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporuna dayanıldığını, 19.06.2022 havale tarihli ilk raporda taraf defterleri arasında bakiye fark bulunduğu ancak bunun sebebinin ne olduğunun tespit edilemediği, davacı şirketin icra takibine konu ettiği 109.762,67 TL. tutarında alacaklı olup olmadığının da tespit edilmediğini, tespitin yapılması için; davacı ....'in defterlerinde, ticari ilişkilerinin başladığı tarihten 01.01.2018 tarihine kadar olan yıllara ait davacı ....'in izlendiği tüm hesapların hesap hareketleri muavinleri, muavindeki kayıtların dayanak belgeleri ile mahsup fişlerinin dosyaya sunulması gerektiğinin ifade edildiğini, belirtilen, davacı şirketten kaynaklanan eksikliklerin giderildiğini, bilirkişiden rapor alındığını, ancak bu raporun, ilk derece mahkemesince ek rapor olarak nitelendiğini, oysaki ilk raporda herhangi bir kanaat bahşedilmediğini, varolan eksikliklerin bilirkişi tarafından dile getirildiğini, ilk raporda uyuşmazlığın çözümüne katkı sağlayacak herhangi bir görüş sunulmadığı için itiraz edilecek bir durumun söz konusu olmadığını, Dolayısıyla itirazda da bulunmadığını, davacı şirketten kaynaklanan eksiklikler giderildikten sonra tanzim edilen raporun aslında ilk rapor kabul edilmesi gerekirken ek rapor olarak dosya kapsamına bilirkişice sunulduğunu, bu rapora itiraz etmelerinin ilk derece mahkemesince ikinci kez ek rapor alınamaz gerekçesi ile reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, zira kanaat bahşeden rapora dair itirazlarının haksız yere reddedildiğini, bilirkişiden itirazları yönünden gerçek manada ek rapor alınmadığını,
-İlk derece mahkemesince dikkate alınmayan 12.12.2022 tanzim tarihli dilekçesinde ileri sürdüğü bilirkişi raporuna dair itiraz gerekçelerini yine istinaf dilekçelerinde belirttiklerini, bu minvalde bilirkişi raporuna dair itirazlarının dikkate alınmamasının savunma haklarının hukuka aykırı şekilde kısıtlanmış olduğunu ortaya koyduğunu, HMK.nun 282/2 fıkrası bilirkişi raporuna itiraz edilebileceğini açıkça hükme bağladığını, rapora itiraz haklarının kullandırılmamasının açıkça hukuka aykırı olduğunu,
Yukarıda sunulu nedenlerden dolayı haksız ve hukuka aykırı ilk derece mahkemesi tarafından tesis edilen davanın kabulü yönündeki kararın kaldırılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda;
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verildiği, verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür.
Davacı iş sahibi ile davalı yüklenici arasında 06.08.2018 tarihli "... Manisa Üretim Tesisi Çatı, Cephe Kaplamaları ve Soğuk Oda Panel İşlerinin Yapımına Dair Yüklenici Sözleşmesi" isimli eser sözleşmesinin yapıldığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Davacı vekili, taraflar arasında yapılan eser sözleşmesi kapsamında cari hesap kayıtlarına göre davacı iş sahibinin davalı yükleniciden 109.762,67 TL alacaklı olduğunu, alacağın tahsili için başlatılan takibe davalının haksız olarak itiraz ettiğini belirterek eldeki itirazın iptali davasını açmıştır.
Davalı vekili ise, davacının alacağının bulunmadığını, ticari defter ve kayıtlara göre davalının 588.247,50 TL alacaklı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Somut olayda tacir olan tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde mali müşavir bilirkişi aracılığıyla yapılan inceleme neticesinde düzenlenen kök raporda, davacının ticari defter ve kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davalıdan 109.762,67 TL alacaklı olduğu, davalının ticari defter ve kayıtlarına göre ise takip tarihi itibariyle davalının 588.247,50 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği; tarafların ticari defter ve kayıtları arasında bakiye farkın sebebine ilişkin sunulan belgelerin incelenmesi neticesinde düzenlenen ek raporda ise davacı defterlerindeki gibi, davalının davacıya 109.762,67 TL borçlu olduğunun tespit edildiği görülmüştür. Bu kapsamda düzenlenen raporların denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğundan Mahkemece yeniden ek rapor alınmamasında ve tarafların ticari defter ve kayıtları arasındaki farkın sebebinin tanık beyanı ile değil sunulan belgelerle tespit edildiğinden Mahkemece davalı tanığının dinlenmemesinde usule ve yasaya aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17.02.2023 tarih ve 2021/779 Esas, 2023/83 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olup, alınması gereken 7.497,88 TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin olarak yatırılan 1.874,47 TL harcın mahsubu ile kalan 5.623,41 TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davalı tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın, Dairemizce taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/(1) maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 16.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.