T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2023/1095 Esas 2026/496 Karar
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ
KARAR
ÜYE: ... ...
ÜYE: ... ...
KATİP: ... ...
Alacak
Taraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında müvekkiline ait malların davalı firmanın deposunda saklanması amacıyla sözleşme akdedildiğini, sözleşmede depoya giren ve sözleşmeye konu olan Hurma (Tunus) için depolama sıcaklığı 0/+5 derece ve nem değeri %75'den az olacaktır şeklinde hüküm bulunduğunu, müvekkili tarafından 2019 yılı Şubat ayında müvekkilinin Tunus'tan ithal ettiği malların kontrol edilmesi amacı ile depoya gidildiğini, kiralanan alanın yarı duvarının tamamen buzla kaplı olması ve tavanından da su damlaması nedeni ile muhafaza edilen hurmaların bir kısmının bozulduğunu, mahkemece mahallinde yapılan tespit ile müvekkilinin zararının belirlendiğini, davalının sözleşme ve kanundan doğan yükümlülüklerini yerine getirmediğini, kendisine teslim edilen malları uygun bir şekilde muhafaza etmediğini, müvekkilinin zarara uğramasına neden olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 2.000,00 TL'nin zarar tarihi olan 13/02/2019 tarihinden itibaren uygulanacak avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiş, yargılama aşamasında talebini toplam 61.252,092 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalıya dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece; alınan kök ve ek bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu, söz konusu raporlarda belirtildiği üzere birer ay süre ile uzatılan taraflar arasındaki depolama sözleşmesi süresi içerisinde depolanan ürünlerde görülen küflenme ve bozulmaların soğuk hava deposundan kaynaklandığı, dosya içerisinde bulunan tespit dosyasındaki bilirkişi raporunda da soğuk hava deposunun duvarında buzlanma, tavanında yoğuşma sebebi ile su damlacıkları ve rutubet oluştuğu, bu nedenle küflenmenin meydana geldiği, ürünlerin zarar gördüğü tespiti dikkate alındığında, davalının iddialarına itibar edilmeyerek, soğuk hava deposunda muhafaza edilen toplam 3168 kg hurmada küflenme ile teksürlerinde bozulma olduğu, dosya içerisinde yer alan 16/04/2018 tarihli, Invoice N° 03/2018 nolu proforma faturada belirtilen ürün birim fiyatları baz alınarak, davacının toplam zararının 5.940 Euro olduğu, dava tarihi olan 30.09.2021 Merkez Bankası Euro TL Döviz Kuru (1 Euro=10,3118 TL) esas alındığında, dava tarihi itibari ile davacının toplam 61.252,092 TL zararının bulunduğu, zarardan davalının sorumlu olduğu, tespit dosyasında alınan raporun tebliğ tarihi olan 14/04/2019 tarihinin temerrüt tarihi olarak kabul edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 61.252,092 TL'nin 14/04/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından görülen davada müvekkili şirkete dava dilekçesinin tebliğ edilmediğini, müvekkili şirketin adresinin ... olduğunu, dosya içerisinde mevcut tebligatlarda da bu adresin yazılı bulunduğunu, yaptıkları araştırmada Gölbaşı ilçesinde Mahmatlı Mahallesi ve Mahmatlıbahçe mahallesi adında birbirinden bir kaç km uzaklıkta iki farklı yer bulunduğunu, taraflarınca Gölbaşı Ptt Müdürlüğü ile görüşüldüğünü, yapılan görüşmelerde dosya içerisinde bulunan iade edilen ve TK 35. maddeye göre yapılan iki adet tebligatın ...'a yapılmaya çalışıldığının tespit edildiğini, müvekkilinin hiç bir kusuru olmadığı halde savunma hakkından mahrum kaldığını, davaya cevap verilmemesinin dava dilekçesinde yer alan hususları kabul etmedikleri anlamına gelse de müvekkilinin, davacı tarafın iddialarına cevap verme hakkını kullanamadığını, bahsedilen hususun tespiti için Gölbaşı Ptt Müdürlüğü'ne yazı yazılmasını ve tebligatların ne şekilde hangi adrese yapıldığının sorulmasını, bu hususun sorulmasından sonra gelecek cevap doğrultusunda taraflarına usulüne uygun olarak dava dilekçesinin tebliğ edilmesini ve 2 haftalık cevap süresi verilmesini talep etseler de mahkemenin bu taleplerini dinlemediğini, Gölbaşı Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2019/17 D. iş sayılı dosyasından alınan 06.03.2019 tarihli bilirkişi raporunda depo sıcaklığının sözleşmeye uygun olarak 0 /-+5 derece sıcaklıkta ve % 75 nem değerinde olduğunun tespit edildiğini, sözleşme doğrultusunda ürünlerin istiflemesinin müşteri tarafından yapıldığını, istiflemenin müşteri tarafından hatalı yapılmasından kaynaklı olarak da bazı ürünlerin deponun duvarına yaslandığını, duvara yaslanmadan kaynaklı olarak bilirkişi raporunda bahsedilen küflenme, ayrıca yaslanılan yerde buzlanma ve genel olarak deponun içerisinde kokuşma meydana geldiğini, depocu tarafından ürünlere gerek istifleme aşamasında gerekse de istiflemeden sonra dokunulmadığını, zaten ürünlerin konulduğu deponun anahtarının da sözleşme gereği müşteriye bırakıldığını, müşteri, yaş meyve olan ve kontrol altında tutulması gereken hurmaları hiç bir şekilde kontrol etmediğini, bir bakıma kendi haline bıraktığını, ürünlerin istiflenmesinden kaynaklı olarak ürünler duvara doğru devrildiğini ve o kısımda buzlanma meydana getirdiğini, müvekkilinin, davacı tarafın sözleşmeden kaynaklı yükümlülükleri yerine getirmemesinden dolayı zarara uğradığını, ilgili sözleşme maddesinde ürünlerde %10'a kadar kilo kaybı olacağını taraflar kabul etmişse de bu %10'luk kilo kaybının bilirkişi raporlarında hesaba hiçbir şekilde katılmadığını, kiralama süresi 1 ay olduğu halde müşteri 1 ayın sonunda yani sözleşme bitiş tarihinde ürünü depodan almadığını, süre uzatımının da depocu olan müvekkili firmaya bildirilmediğini, bu nedenle müşteriye her ay fatura düzenlendiğini, faturanın düzenlenmesinin ve ücretin müşteri tarafından ödenmesinin sözleşme süresinin kendiliğinden uzadığını göstermeyeceğini, depocu konumunda olan davalı firma, sözleşme süresinin uzatılması veya yeni ücretin belirlenebilmesi maksadıyla davacı müşterinin vermiş olduğu irtibat numaralarından her ay yaklaşık 2 veya 3 defa irtibat kurduğunu, durumu kendilerine anlatmış olmasına rağmen, müşteri ya da çalışanlarından kimse davalı firma ile görüşmeye gelmediğini, ayrıca hurmaların kalış süresi de uzadığından, hurmaların kalış süresine göre bir derece ayarlaması yapılması istenmediğini, oda derecesi değiştiğinde kira ücretinin de değişeceğini, hurmaların soğuk hava deposunda kaldığı süre boyunca davacı firma 0+5 derece de işletilen oda kirasını ödediğini, ürünlerin bu şekilde istiflenmesi halinde en fazla 1 ay kadar depo şartlarında sağlıklı olarak muhafaza edilebileceğinin kendilerine aynı gün, yani ürünler geldiği zaman davalı firma tarafınca şifahen anlatıldığını, davacı müşteri tarafından da sözleşmenin bitim tarihine kadar (1 ay içerisinde) veya ürünlerin geldiği mayıs 2018 yılı / ramazan ayı içerisinde ürünlerin satışının yapılacağı ve en fazla 1 ay gibi bir sürede depodan çıkarılacağının belirtildiğini, ancak tespit tarihine kadar hatta tespit tarihinden sonra dahi ürünlerin depodan çıkarılmadığını, Gölbaşı Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/17 D.iş sayılı dosyasından yapılan tespit ürünlerin depoya konulduğu tarihten itibaren yaklaşık 9 ay sonra yapıldığını, bu süre içerisinde karton kutular içerisinde bulunan ürünlerin, sözleşmede taahhüt edilen %75 nem oranından ve ürünlerin (hurmaların) kendisinin oluşturduğu iç nemden etkilenerek ezilmeye ve dolayısıyla çürümeye başladığını, ezilmelere bağlı olarak palet üzerinde istiflenen yük (ürün), sağa, sola, öne veya arkaya doğru yatmış/kısmen yıkıldığını, soğuk odanın duvarı ile ürünler arasındaki boşluk kapandığını, bu nedenle soğuk oda duvarına temas eden ürünlerde bozulmalar meydana geldiğini, karton ambalaj kutuların zaman içerisinde ürüne zarar verebileceği davalı firma tarafından davacı müşteriye her ay en az 2 - 3 defa yapılan telefon görüşmesinde anlatıldığını, ancak davacı müşteri sürekli işlerinin yoğunluğunu öne sürerek ürünlerin bulunduğu depoya hiçbir suretle gelmediğini, taraflarınca yapılan tüm çağrıların sonuçsuz kaldığını, ürünlerin bozulmasından ya da çürümesinden dolayı oluşacak zararın sigorta kapsamında kalacağını, zarar oluşması halinde sigortasızlık nedeniyle uğranılan zarardan davalı depocu firmanın sorumlu olmayacağının taraflarca kararlaştırıldığını, Gölbaşı Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2019/17.d iş sayılı dosyasından alınan 06.03.2019 tarihli bilirkişi raporunda s3 no.lu soğuk hava deposunun sıcaklık ve nem oranlarının uygun olduğunu fakat buna rağmen depoda hoşa gitmeyen, istenmeyen depo ve rutubet kokusu ile küf kokusu olduğunun belirtildiğini, bu kokunun sebebinin müşterinin ürünleri usulüne uygun istiflememesi dolayısıyla ürünlerin ezilerek çürümeye başlaması ve tespit yapılan tarihe kadar ürünlerini kontrol etmemesi olduğunu, bilirkişi raporunda açıkça istiflemenin baca sistemi şeklinde yapılması gerektiği yazılmışken davacı müşteri tarafından ürünlerin istiflemesinin üst üste yapıldığını, yukarıda da belirtildiği üzere sözleşmenin 7. maddesi uyarınca istiflemeden davacı müşterinin sorumlu olduğunu, davacı müşterinin istiflemeyi hatalı yapması sebebiyle en alttaki kutuya 1.5 ton üzerinde bir yük bindiğini, dolayısıyla istiflenen ürünlerin duvara doğru kaydığını, üst üste istifleme yapıldığı için ürünlerin tümünün soğutma sisteminden uygun bir şekilde yararlanamadığını, bozulmalar meydana geldiğini, gerek 06.03.2019 tarihli raporda gerekse de 12.05.2022 tarihli raporda oda sıcaklığının ve nem değerinin sözleşmeye uygun olduğu belirtilmesine rağmen raporun daha sonra ki sayfasında bu şarta uyulmadığından bahsedilmesinin kabul edilebilir olmadığını, depodaki ürünlerin derecesinden ve nem değerinden de davacı müşterinin sorumlu olduğunu, davalı depocu firmanın, davacı müşterinin talebi doğrultusunda sıcaklık ve nem değerlerini ayarlama yetkisine sahip olduğunu, çünkü davacı firmanın, davalı firma kadar ürün bilgisine ve ürünlerin daha ne kadar deposunda saklanacağına dair bir bilgiye sahip olmadığını, soğuk hava deposunda yapılacak nem ve sıcaklık değişimi ayrı bir kira bedeli ödenmesini de gerektirdiğini, davacı firmanın böyle bir talebi olmadığı gibi kira bedelini de 0+5 sıcaklık ve %75 nem oranına göre ödediğinin sabit olduğunu, tespite konu edilen ürünler yaklaşık 1 yıldır aynı depoda bulunduğunu, ürünlerin kontrolü de dahil her konudan müşterinin sorumlu olduğunu, fakat müşteri ürünler depoda kaldığı süre boyunca üzerine düşen yükümlülüğünü yerine getirmediğini, 12.05.2022 tarihli bilirkişi raporunun 6.sayfasının 2.paragrafında hurma ürününün saklanma derecelerinden ve bu derecelerin hangi dönemlerde uygulanacağından bahsedildiğini, ürünler müvekkili firmanın işlettiği depoya ilk konulduğunda müşterinin talebi doğrultusunda deponun sıcaklık derecesi 0 ve +5 aralığında olacak şekilde ayarlandığını, bilirkişi raporunda ürünlerin 5 derecede 8 ay, 0 derecede 1 yıl depolanabileceğinin belirtildiğini, ürünlerin yaklaşık 1 yıl boyunca aynı depoda aynı sıcaklıkta bulundurulduğunu, hurmaların depolanacağı süre hiç bir şekilde davalı depocuya bildirilmediğini, kısaca müşteri tarafından depocuya 'ben bu ürünleri yaklaşık 1 yıl burada saklayacağım sıcaklık 0 derecede sabitlensin' demediğini, ürünler ile ilgili bilgi paylaşımında bulunmanın müşterinin yükümlülüğü iken müşterinin bu yükümlülüğü yerine getirmediğini, müşteri üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmediği için müvekkili firmaya ait deponun zarar gördüğünü, taraflar arasında imzalanan sözleşmeye göre de bu zarardan müşterinin sorumlu olduğunu, kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte, soğuk hava deposundan kaynaklanan ve davalı müvekkiline yüklenecek bir kusur olduğunu düşünecek olursak, ürünlerin tamamında bir bozulma, küflenme olması bekleneceğini, ürünlerin büyük bir çoğunluğunda hiçbir zarar bulunmadığını, davacı müşteri tarafından Tunus'tan getirilen ürünlerin müvekkili davalı firmanın işlettiği depoya konulmasından önceki süreçte, soğuk zincir altında muhafaza edilip edilmediği, ürünlerin yurt dışından gelişi esnasında gümrük sürecindeki depolanma şartlarını sağlayıp sağlamadığı, depolama öncesinde sıcak ortamda kalıp kalmadığı, ürünlerin ithal edildiği tarihten depolandığı tarihe kadar geçen sürede soğuk zincir, saklama ve nakliye koşullarının neler olduğuna dair davacı tarafından hiç bir bilgi paylaşımının da yapılmadığını, depolanan ürünlerin, depolandığı tarihten itibaren 2 ay içerisinde satışının yapılacağının müşteri tarafından planlandığını, bu nedenle de müşteri tarafından istifleme yapılırken 2 ay sonrasının düşünülmediği kanaatinde olduklarını, müşteri tarafından yapılan istifleme ürünlerin uzun süre depolanacağı düşüncesi ile yapılmadığını, bu nedenle baca sistemi şeklinde değil üst üste yapıldığını, taraflar aralarında emanet sözleşmesi değil kiralama sözleşmesi yaptığını, mahkemenin hukuki nitelendirmesinin hatalı olduğunu, tarafların soğuk hava deposunun kiralanması ile ilgili aralarında bir sözleşme yaptığını, bu sözleşmeninde de yükümlülüklerini belirlediğini, tarafların TBK'nın 26. maddesi gereğince sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebileceğini, yeter ki bu içerik kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı olmasın, tarafların kendi aralarında kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı bir sözleşme yapmadığını, aksine yükümlülüklerin neler olduğunu ve sorumluluklarını belirlediğini,fakat taraflar arasındaki sözleşme hiç bir şekilde ne bilirkişi raporlarında ne de mahkemenin gerekçeli kararında değerlendirmeye alınmadığını, somut olayda sadece TBK hükümlerinin uygulama alanı olduğunu düşünmenin taraflar arasında olan sözleşmenin hükümsüz olduğunu düşünmek anlamına gelir ki böyle bir durumun da söz konusu olmadığını, çünkü taraflar arasında sözleşme ve şartları ile ilgili bir hükümsüzlük iddiası bulunmadığını, davacının 2.000 TL üzerinden davasını açtığını, şimdilik 2.000,00 TL'nin zarar tarihi olan 13/02/2019 tarihinden itibaren uygulanacak avans faizi ile birlikte tahsilini talep ettiğini, ıslah edilen kısım olan 59.252,092 TL'ye ıslah tarihinden itibaren faiz uygulanması gerekirken 14/04/2019 tarihinden itibaren faiz uygulanmasının da hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
saklama sözleşmesine aykırı davranılmasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Davacı yan taraflar arasında saklama sözleşmesi imzalandığını, davalı saklayanın sözleşmeye aykırı davranması nedeniyle davalının deposunda saklanan mallarının bozulduğunu, maddi zarara uğradığını iddia etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında 23/05/2018 - 23/06/2018 tarihleri arası 1 ay süreli 14.000 Kg hurmanın 2.200,00 TL + %18 kdv kira bedeli ile soğuk depoda saklanmasına ilişkin sözleşme akdedildiği, depo kirasının davacı tarafından davalıya ödendiği, kira süresi sona ermesine rağmen davacı ürünlerinin davalı deposunda saklanmaya devam ettiği, davacı tarafından aylık kira bedellerinin ödendiği, davacının depoda saklanan hurma cinsindeki malında bozulma meydana geldiği hususlarında bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, davacının malının davalının deposunda taraflar arasında akdedilen saklama sözleşmesindeki koşullara uygun olarak saklanıp saklanmadığı, davacının depoda saklanan mallarının zarara uğramasında davalının kusurunun bulunup bulunmadığı ve/veya tarafların müterafik kusurlu olup olmadığı, davalının kusuru var ise davacının uğradığı zarar miktarı, bu zararın davalıdan talep edilip edilemeyeceği hususlarından kaynaklanmaktadır.
Davalı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, davacı yan dava dilekçesi ve aşamalarda hurma cinsindeki ürünün davalının soğuk hava deposunda saklanmasına ilişkin taraflar arasında saklama sözleşmesi akdedildiğini, davalının sözleşmeye aykırı hareket etmesi nedeniyle depoda saklanan ürününün zarara uğradığını, davalının uğranılan zarardan sorumlu olduğunu iddia ederek işbu maddi tazminat davasını açmıştır.
Saklama sözleşmesi TBK'nun 561 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Sözleşmenin tanımı TBK'nun 561/1 maddesinde "Saklama sözleşmesi, saklayanın, saklatanın kendisine bıraktığı bir taşınırı güvenli bir yerde koruma altına almayı üstlendiği sözleşmedir." şeklinde yapılmış olup, yapılan tanımdan anlaşılacağı üzere anılan sözleşme taşınır bir malın güvenli bir şekilde korunması ve saklatan tarafından istenildiğinde eksiksiz ve hasarsız şekilde geri verilmesi amacıyla yapılan bir sözleşme türüdür.
Yargılama aşamasında alınan bilirkişi heyeti kök ve ek raporlarında, tespit dosyasında yapılan tespitler de gözetilerek, soğuk hava deposunda ürünlerin davalı tarafından gerektiği gibi istiflenmediği, ürünlerin sözleşmede belirlenen sıcaklıkta ve nem oranında muhafaza edilmedikleri, ayrıca taze portakal, elma, nar, kayısı gibi farklı yiyecek türleriyle aynı depoda muhafaza edildikleri, bütün bu nedenlerle soğuk hava deposunun duvarında buzlanma meydana geldiği, tavanında yoğuşma sebebiyle su damlacıkları ve rutubet oluştuğu, küflenme meydana geldiği ve ürünlerin de bu nedenle zarar gördüğünün düşünüldüğü, davalı tarafından tespit dosyasında yer alan bilirkişi raporuna yönelik verilen itiraz dilekçesinde, her ne kadar depolanan ürünün ambalajının uygun olmadığı, küflenmenin bu nedenle meydana geldiği ve bu durumdan davacının sorumlu olduğu iddia edilmiş olsa da, dosya içerisinde yer alan tespit raporunda söz konusu hurmaların uygun olmayan şekilde ambalajlandığına dair herhangi bir tespit yer almadığı, hurmaların yumuşaklığını koruyabilmesi için streç filmle kaplı kutularda muhafaza edilmesinin yaygın bir uygulama olduğu, ürünlerdeki bozulmanın ambalajlamadan kaynaklı olmadığının değerlendirildiği, davacıya ait ürünlerdeki bozulmanın soğuk hava deposuna konulan ürünün uygun saklama koşullarında saklanmaması nedeniyle hasara uğradığının değerlendirildiği, davalının soğuk hava deposunda muhafaza edilen davacıya ait 3.168 kg hurmada küflenme ile teksürlerinde bozulma olduğu, depo ortamında harlanma, buzlanma olması ve yoğuşma oluşturması sebebiyle depoda soğutmayı sağlayan sistem/motorlardaki arıza/yetersizlik ile depo izolasyonunda yetersizliğin mevcut olduğu, üründeki bozulmanın bu durumdan kaynaklandığı, proforma faturadaki ürün birim fiyatları baz alındığından davacının toplam zararının 5.940,00 Euro olduğu, dava tarihindeki döviz kuru esas alındığında davacı zararının 61.252,092 TL olarak hesaplandığı yönünde kanaat bildirilmiştir.
Gölbaşı (Ankara) Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2019/17 D. İş sayılı dosyasında alınan tespit kök ve ek raporunda da, depo şartlarında muhafaza edilen 3.168 Kg üründe zarar oluştuğu, üründeki zararın döviz cinsinden 5.940,00 Euro olduğu, tespit tarihindeki döviz kuru esas alındığında zararın bu tarih itibarıyla 35.333,496 TL bulunduğu tespit edilmiştir.
Taraflar arasında akdedilen saklama sözleşmesi 1 ay süreli olup, bu süre sona ermeden davacı tarafından davalı yana sürenin uzatılmasına ilişkin yazılı ya da sözlü bir talep iletilmemiş ise de, sözleşme süresi sona erdikten sonra davacının malının davalının deposunda saklanmaya devam ettiği, davacı tarafından bu süre içerisinde aylık kira bedellerinin ödendiği, davalının da sözleşme süresinin sona erdiğine ilişkin davacıya herhangi bir bildirimde bulunmadığı, aylık kira bedellerinin tahsil edildiğinin anlaşılması karşısında taraflar arasındaki saklama sözleşmesinin süresinin sona erdiği ileri sürülerek davalının sözleşmenin kendisine yüklediği yükümlülüklerden kurtulması mümkün olmayacaktır.
Yargılama aşamasında alınan bilirkişi kök ve ek raporu, ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olup, anılan rapor ile davacının davalı tarafından depolanan ürünlerinde görülen küflenme ve bozulmaların soğuk hava deposundan kaynaklandığı tespit edilmiştir. Tespit edilen bu durum karşısında davalı saklayan davacının saklanan ürünündeki bozulmadan kaynaklanan maddi zararından sorumlu olacaktır. Davacının uğradığı zarar miktarı alınan bilirkişi raporu ile de tespit edilmiştir.
Hal böyle olunca, mahkemece yargılama aşamasında alınan bilirkişi kök ve ek raporunun ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davalıdan alınması gerekli olan 4.184,13 TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 1.046,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.138,13 TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 17/04/2026
Başkan - ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi - ...