Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 13.07.2023 tarih 2023/34 E. - 2023/511 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili ve davalı .... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.

DAVA: Davacı vekili, 28.03.2021 tarihinde, müvekkili kuruma ait ... plakalı ambulans ile, davalı sigorta şirketinin ZMMS sigortacısı, davalının sürücüsü olduğu .... plakalı aracın çarpışması nedeniyle ambulansta zarar meydana geldiğini, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün tam kusurlu olduğunu, araçta meydana gelen hasarın 13.435,00 TL’lik kısmının kasko teminatı dışında kaldığını, ayrıca aracın değer kaybına uğradığını, davalı sigorta şirketine ihbarda bulunmalarına rağmen ödeme yapılmadığını iddia ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla kasko teminatı dışında kalan 13.435,00 TL zarar bedeli ile 100,00 TL değer kaybı zararının kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili 08.06.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile, kasko dışında kalan hasar bedeli talebini 14.160,49 TL'ye, değer kaybı talebini 70.500,00 TL'ye yükseltmiştir.

Davalı ... vekili, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, kaza sırasında ambulansın vaka taşıması yapmadığını, vakaya gitmiyor ya da vaka taşımıyorsa ambulans olmasından kaynaklanan avantajlara sahip olmayıp, trafikte herkesin göstermesi gereken özen kurallarına uyması gerektiğini, hız ihlali yapıp yapmadığının tespiti gerektiğini, müvekkilinin hasar ve değer kaybının tamamından değil ancak kusuru oranında sorumlu olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı .... A.Ş. vekili, dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını, kaza tarihinde poliçe teminatının 43.000,00 TL olduğunu, müvekkili şirket tarafından davacının kasko sigortacısı olan dava dışı ... A.Ş'ye 21.01.2022 tarihinde 43.000,00 TL ödendiğini, poliçe teminatının tamamının tükendiğini, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının kazanın meydana geldiğini ve iddia olunan hasar ile kazanın illiyetinin olduğunun ispatlanması gerektiğini, değer kaybının belirlenmesinde mevzuata uygun olarak genel şartlarda belirtilen formülün kullanılması gerektiğini, davacının kasko sigortacısından ödeme aldığını, zararının karşılanıp karşılanmadığının da netleştirilmesi gerektiğini, davacının kısmi dava açmasında hukuki yarar bulunmadığını, KDV talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, mahkemece makine mühendisi ve trafik bilirkişisinden oluşan heyetten alınan raporda, dava dışı karşı araç sürücüsü ....'ın 2918 Sayılı KTK'nın 84. maddesinde düzenlenen “Kırmızı ışıklı trafik işaretinde geçmek ve kavşaklarda ilk geçiş önceliğine uymamak" şeklindeki kuralı ve aynı yasanın 47. maddesinde düzenlenen: “c) Trafik işaret levhaları, cihazları ve yer işaretlemeleri ile belirtilen veya gösterilen hususlara uymak zorundadırlar." kuralını ihlal ettiği, davacı kuruma ait ambulans sürücüsü ....'ın ise kural ihlalinin bulunmadığı; ... plakalı araçta meydana gelen hasarın 134.480,43 TL olduğu, aracın kasko sözleşmesi dışında kalan hasarının 14.160,49 TL olduğu, meydana gelen değer kaybının 70.500,00 TL olduğu; davalı .... A.Ş. tarafından davalı ...'a ait araca kaza tarihini kapsar şekilde 43.000,00 TL poliçe limitli ZMM sigortası ve 50.000,00 TL limitli ihtiyari mali mesuliyet sigortası yapıldığı, davalının toplam sorumluluk miktarı her iki poliçe birlikte değerlendirildiğinde 93.000,00 TL olduğu, davacı kurumun kaza sonrasında aracında meydana gelen hasarların tazmini amacı ile kendi kasko sigortasına başvurduğu, bir kısım hasar bedelini kendi kasko sigortacısından tahsil ettiği, bakiye zarar için eldeki davayı açtığı, davacı tarafa ödeme yapan kasko sigortacısı .... A.Ş.'nin davacıya ödeme yapmakla davacının haklarına halef olduğu ve bu halefiyet ilkesi kapsamında davalı sigorta şirketine başvurduğu, davalı sigorta şirketince davacının kasko sigortacısına toplam 93.000,00 TL ödeme yaptığı, davalı sigorta şirketince hem ZMMS poliçe limiti, hem de İMM sigortası poliçe limitinin tüketildiği gerekçesiyle, davanın davalı ... yönünden kabulü ile 14.160,49 TL hasar bedeli ve 70.500,00 TL değer kaybı olmak üzere toplam 84.660,49 TL alacağın 28.03.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...’dan alınarak davacıya verilmesine, davalı .... A.Ş. yönünden açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili ve davalı ... tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

Davacı vekili, ... İl Sağlık Müdürlüğü İl Ambulans Servisi Başhekimliğinin yazısı ile başlatılan inceleme neticesinde düzenlenen inceleme raporunda kurum personeli ...’ın kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığı, kamu zararının öncelikle sigorta şirketinden ve asli kusurlu ...’dan tahsil edilmesi gerektiğinin belirtildiği, Teknik Destek Birimince ambulansta 13.435,00 TL tutarında teminat dışı hasar oluştuğunun ve araçta değer kaybı oluştuğunun belirlendiğini, kaza tespit tutanağında kazanın oluşumunda davalı sürücünün kusurlu olduğu, ambulans sürücüsünün kusurunun bulunmadığının belirtildiğini, oluşan değer kaybı ve hasar bedelinden tüm davalıların sorumlu olduğunu, bilirkişi raporunda kaza tarihi itibariyle tespit edilen araç değerinin düşük olduğunu, bu nedenle değer kaybının eksik hesaplandığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davalı ... vekili, mahkemece kusura ilişkin yeterli inceleme yapılmadığını, kazaya karışan ambulansın kural ihlalleri değerlendirilmeden eksik incelemeyle tüm kusurun müvekkiline yüklendiğini, davacının ıslah dilekçesi sonrası zamanaşımı definde bulunduklarını, ilk derece mahkemesince dikkate alınmadığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmadığını, kasko teminatı dışında kalan 13.435,00 TL bedeli yönünden dava dilekçesinde şimdilik gibi bir ibare kullanılmadığını, doğrudan belirli olarak açıldığını, bu alacağın ıslah yoluyla arttırılmasının mümkün olmadığını, alacağın zamanaşımına uğradığından yine davacının ıslah talebinin reddi gerektiğini, zararı ve tazminat yükümlüsünü kaza tarihi ile birlikte öğrenen davacının değer kaybı talebinde bulunabilme hakkının 28.03.2021 tarihli kazadan 2 yıl geçmesiyle birlikte sona erdiğini, davacının 08.06.2023 tarihinde ıslah yolu ile 100,00 TL olan değer kaybı talebini 70.500,00 TL'ye yükseltmesinin mümkün olmadığını, mahkemece yargılamaya konu kazaya ilişkin kusur raporu alınmışsa da rapora itirazlarının değerlendirilmediğini, itirazları doğrultusunda yeniden rapor alınmamasının gerekçesinin açıklanmadığını, bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, keşif yapılmadan yeniden bir değerlendirme yapılmayarak doğrudan trafik kazası tespit tutanağına göre düzenlendiğini, ambulansın kural ihlali yapıp yapmadığının detaylıca değerlendirilmediğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Dava, trafik kazası nedeniyle karşı aracın ZMMS sigortacısı ve sürücüsünden, davacı kuruma ait aracın kasko teminatı dışında kalan hasar bedelinin ve değer kaybı zararının tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davalı sürücü yönünden davanın kabulüne, davalı sigorta şirketi yönünden reddine karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
TBK’nin 72. maddesinde haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemi ile açılacak davaların, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağı hükme bağlanmış, yine 2918 sayılı KTK'nın 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar." hükmüne yer verilmiştir. Aynı Yasanın 109/2. maddesinde ise, "Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir" hükmüne yer verilmiştir.
KTK'nın 109/2. maddesine göre, ceza kanununda öngörülen daha uzun (uzamış) zamanaşımı süresinin tazminat talebiyle açılacak davalarda uygulanabilmesi için, eylemin ceza kanununa göre suç sayılması gerekli ve yeterlidir. Fail hakkında mahkumiyet kararı verilmesi veya bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması şart değildir. Yine, Ceza Kanunu’nda öngörülen daha uzun (uzamış) zamanaşımı süresi, olay tarihinden itibaren işlemeye başlayacaktır. Sürenin işlemeye başlaması için, zarar görenin, zararı ve onun failini öğrenmesi koşulu da aranmaz. (Yargıtay HGK 20.12.2006 tarih 2006/4-80 E. - 2006/813 K., 30.11.2011 tarih ve 2011/17-569 E. - 2011/710 K.)
Somut olaya bakıldığında; kaza sonucu davalı sürücü yaralanmıştır. Kaza tarihinde yürürlükte olan 5237 sayılı TCK'ya göre uzamış zamanaşımı süresi 8 yıldır. Davaya konu trafik kazası 28.03.2021 tarihinde meydana gelmiş, 18.01.2023 tarihine kısmi dava şeklinde açılan dava 08.06.2023 tarihinde ıslah edilmiştir. Davada fazlaya ilişkin hak saklı tutulmuş ise de; saklı tutulan alacak miktarı yönünden zamanaşımı işlemeye devam eder. Islah dilekçesine karşı süresinde verilen beyan dilekçesinde davalı ... vekili tarafından zamanaşımı def'inde bulunulmuş ise de, dava ve ıslah zamanaşımı içerisinde yapılmış olduğundan, davalı ... vekilinin zamanaşımına ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. HD 04.05.2023 tarih ve 2021/26766 E. - 2023/4933 K., 17. HD 19.01.2015 tarih ve 2013/12723 E. - 2015/450 K.)
İlk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davalıların istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranların dilekçelerinde yer verdikleri itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacı vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,

2-Davacı kurum harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

3-Davalı ... yönünden istinaf karar harcı olan 5.783,16 TL'den peşin alınan 1.447,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 4.336,16 TL harcın davalı ...'dan alınarak hazineye gelir kaydına,

4-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı ve davalı ... tarafından yapılan giderlerin kendi üzerilerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.