İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARARIN YAZ. TARİH: 22.04.2026

İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27.03.2023 tarih ve 2022/491 Esas, 2023/261 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dosyanın gönderildiği, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 14.06.2023 tarih ve 2023/1145 Esas, 2023/1145 Karar sayılı görevsizlik kararı ile dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.

İSTEM:
Davacı vekilinin dava dilekçesi ile özetle; taraflar arasında 10/09/2021 tarihli sözleşmeden doğan ancak davalı tarafından ödenmeyen 35.399,42 TL bakiye alacaklarının tahsili amacıyla İzmir 12. İcra Müdürlüğü'nün 2022/3433 sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından borca ve fer’ilerine itirazı üzerine takibinin durduğunu, davalının itirazlarının haksız ve mesnetsiz olduğunu beyan ederek itirazın iptali ile takibin devamına ve davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

YANIT:
Davalı tarafa dava dilekçesi usulüne uygun tebliğ edilmiş, cevap dilekçesi sunulmamıştır.

İlk derece mahkemesinin 27.03.2023 tarih ve 2022/491 Esas, 2023/261 Karar sayılı kararı ile özetle; "...Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafından davalı aleyhine 35.399,42 TL asıl alacak, 106,93 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 35.506,35 TL alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak 31.12.2021 tarihli MRT2021000000037 numaralı fatura bakiye alacağının gösterildiği, davalı tarafından yasal süresinde borca, faize ve tüm ferilerine itiraz edilmesi üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, dava dilekçesi ekinde sunulan taraflar arasında akdedilen 10.09.2021 tarihli "Sözleşmedir" başlıklı sözleşmeye göre davacı tarafça çatı kapması montaj işinin üstlenildiği, davacı tarafın ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda davacı tarafın ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK hükümlere uygun olarak tutulduğu, 31.12.2021 tarihli MRT2021000000037 numaralı 585.399,42 TL bedelli faturanın kayıtlı olduğu, davalı tarafından yapılan toplam 550.000,00 TL ödeme kaydının bulunduğu, davacının 35.399,42 TL bakiye alacağının bulunduğu, davalı tarafça kesin süre içerisinde ticari defter ve kayıtların ibraz edilmediği ve bulunduğu adresin bildirilmediği, denetime elverişli, yeterli ve hükme esas almaya elverişli mahiyetteki bilirkişi raporuna itibar edilerek lehine delil olma özelliğine haiz ticari defter ve kayıtlarına göre davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 35.399,42 TL alacaklı olduğu, bilirkişi raporunda 23.01.2022 tarihinden 11.03.2022 tarihine kadar faiz hesaplaması yapılmış ise de davacı tarafından keşide edilen ihtarnamenin davalıya 22.01.2022 tarihinde tebliğ edildiği, ihtarnamede verilen 3 günlük sürenin sonunda 27.01.2022 tarihinde davalının temerrüde düştüğü, 11.03.2022 tarihinin yetkisizlik kararı üzerine İzmir 12. İcra Müdürlüğü'nün 2022/3433 Esas sayılı takip dosyasında ödeme emrinin düzenlendiği tarih olduğu ancak takip tarihi olan 03.02.2022 tarihine kadar faiz hesaplaması yapılması gerektiği, temerrüt tarihi 27.01.2022 tarihinden takip tarihi 03.02.2022 tarihine kadar işlemiş faiz alacağının 108,41 TL olduğu, takip talebinde 106,93 TL işlemiş faiz talep edildiği anlaşılmakla taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne karar vermek gerekmiş, alacak likit olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilerek, davanın kabulüne, " dair karar verilmiştir.

Davalı vekili tarafından verilen 09.05.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; Müvekkili icra takibine itirazını vekil aracılığı ile yaptığını, daha sonra itirazın iptali için açılan davada tüm tebligatların müvekkili asile yapıldığını, Yargıtay kararlarınca da kabul edilen, vekille takip edilen işlerde asile yapılan tebligatın usulsüz olması sebebiyle, ilk derece mahkemesince müvekkiline yapılan tüm tebligatlar usulsüz olup kararın kaldırılma sebebi olduğunu, aksi kanaatte olunması halinde dosyadaki tebligatların müvekkiline e-tebligat yolu ile tebliğ edildiğini ancak müvekkilinin ticaret sicilde yer alan işyeri adresinin ... mah., .. Sok., ... No:. ./. olduğunu, tebligatların bu adrese yapılması gerektiğini, müvekkilinin tebligatlardan haberi olmadığını, müvekkile yapılan usulsüz tebligatlar nedeniyle müvekkilinin hukuki dinlenilme hakkının elinden alındığını, kararın kaldırılması gerektiğini,
Esasa İlişkin İtirazları Hakkında; Müvekkili, sözleşme gereği davacı şirkete ödenmesi gereken tüm bedelleri ödediğini, herhangi bir borcu kalmadığını, bilirkişi tarafından yapılan incelemede, yapılan iş görülmeden, mahallinde keşif dahi yapılmadan davacı tarafından işin tamamlandığı yönünde kanaate varıldığını, mahkeme tarafından da kabul edildiğini, davacının sözleşme gereği vermesi gereken hizmeti gereği gibi vermediğini, müvekkilinin mağduriyetine sebep olduğunu, basiretli bir tacir gibi davranmayarak haksız haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, bu nedenle davaya konu icra takibi açıldığını, mahkeme tarafından usul ve yasaya aykırı yapılan yargılama sonucunda müvekkilinin haksızlığa uğradığını, davacının kötü niyetle açmış olduğu davada, sundukları beyanlar ve belgeler gerçeği yansıtmadığını, İlk derece mahkemesinde delillerin eksik toplandığını, yeterli inceleme yapılmadan karar verildiğini, tek bir bilirkişi raporuna dayanılarak ve usulüne göre müvekkiline hukuki dinlenilme hakkı verilmeyerek, hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek, yerel mahkeme tarafından verilen kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ederek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda aşağıdaki değerlendirmeler yapılmıştır:
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen nedenlerle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Taraflar arasında, 10/09/2021 tarihli "Sözleşmedir" başlıklı sözleşmeye göre davacı tarafça çatı kapması montaj işinin üstlenildiği, sözleşmede birim fiyatların belirtildiği anlaşılmaktadır. Davacı yüklenici, çatı kaplama ve cephe kaplama işi için anlaştıklarını ancak iş sahibinin isteği ile cephe kaplama işinin askıya alındığını, sözleşmede kararlaştırılan işin çatı kaplamasına ilişkin kısmının tamamlandığını, buna ilişkin faturanın davalıya tebliğ edildiğini, faturanın iade edilmediğini, buna rağmen iş bedelinin ödenmediğini belirterek İzmir 12. İcra Müdürlüğü'nün 2022/3433 sayılı ile başlatmış olduğu takibe itirazın iptali istemi ile eldeki davayı açmıştır.
Davalı vekili, tebligatın usulsuz olduğunu iddia ederek istinaf isteminde bulunmuş ise de, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun Elektronik Tebligat başlıklı 7/a. maddesinin 2. fıkrasında, birinci fıkra kapsamı dışında kalan gerçek ve tüzel kişilere, talepleri halinde elektronik tebligat adresi verileceği, bu durumda bu kişilere tebligatın elektronik yolla yapılmasının zorunlu olduğu, 3. fıkrasında ise, elektronik yolla tebligatın zorunlu bir sebeple yapılamaması halinde bu Kanunda belirtilen diğer usullerle tebligat yapılabileceği düzenlemeleri yer almaktadır.
Elektronik Tebligat Yönetmeliğinin 5/2. maddesinde de birinci fıkra kapsamı dışında kalan gerçek ve tüzel kişilere talepleri halinde elektronik tebligat adresi verileceği, bu durumda bu kişilere tebligatın elektronik yolla yapılmasının zorunlu olduğu belirtilmektedir.
Somut olayda, davalı ile ilgili olarak yapılan "E-tebligat Adres Sorgulama" işlemi sonucu elektronik tebligat adresinin bulunduğunun tespit edilmesi üzerine dava dilekçesi ve tensip tutanağının bu adrese tebliğe çıkarıldığı ve 22/06/2022 tarihinde tebliğ edilmiş olduğu görülmüştür. O halde, 7201 Sayılı Yasanın 7/a-2 maddesine göre, elektronik tebligat adresi bulunan davalıya yapılacak tebligatın elektronik yolla yapılması zorunlu olup davacı tarafın bu tebligatın usule uygun olmadığına yönelik istinafı yerinde değildir.
Diğer yandan, aleyhine icra takibi başlatılan borçlu, takibe vekili aracılığıyla itiraz etse dahi, alacaklının açacağı itirazın iptali davasında dava dilekçesi vekile değil asile (borçlunun kendisine) tebliğ edilmelidir. 26 Kasım 2022’de Resmi Gazete’de yayınlanan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 3 Haziran 2022 tarih, 2021/1 Esas ve 2022/3 Karar sayılı içtihadı da bu yöndedir. Davalı vekilinin, icra takip dosyasındaki vekile tebligat yapılması gerektiğine ilişkin istinaf istemi de yerinde değildir.
Davalı vekilinin borcun tamamının ödendiğine yönelik istinaf istemi yönünden, kural olarak, ödemeye ilişkin itirazlar yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir. Zira bu deliller borcu söndüren niteliktedir. Ancak davalı vekili tarafından takip konusu borcun ödendiğine dair bir delil sunulmadığı anlaşıldığından bu yöndeki istinaf isteminin de reddine karar verilmiştir. Mahkemece, bilirkişi raporunda davacı tarafın ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK hükümlere uygun olarak tutulduğu, 31.12.2021 tarihli MRT2021000000037 numaralı 585.399,42 TL bedelli faturanın kayıtlı olduğu, davalı tarafından yapılan toplam 550.000,00 TL ödeme kaydının bulunduğu, davacının 35.399,42 TL bakiye alacağının bulunduğu, davalı tarafça kesin süre içerisinde ticari defter ve kayıtların ibraz edilmediği ve bulunduğu adresin bildirilmediği, denetime elverişli, yeterli ve hükme esas almaya elverişli mahiyetteki bilirkişi raporuna itibar edilerek lehine delil olma özelliğine haiz ticari defter ve kayıtlarına göre davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 35.399,42 TL alacaklı olduğu tespit edilerek davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27.03.2023 tarih ve 2022/491 Esas, 2023/261 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gereken 2.425,44 TL istinaf karar harcından peşin alınan 606,36 TL harcın mahsubu ile kalan 1.819,08 TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,

3-Davalı vekili tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 21.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.