İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ
KARAR
Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
Davacı vekili asıl dava dilekçesinde özetle; 20.11.2017 günü sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı kamyonetin yaya olarak karşıdan karşıya geçmekte olan müvekkili ...'ya çarpması sonucu müvekkilinin yaralandığını, Trafik Kazası Tespit Tutanağına göre; kazanın oluşumunda sürücü ...'ın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 52/1-b maddesine göre; araçların hızını trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak kuralını ihlal ettiğinden kusurlu olduğunun tespit edildiğini, Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'nca 2017/63565 soruşturma numarası ile yürütülen soruşturma sırasında müvekkilinin şikayetten vazgeçmesi nedeniyle 28.03.2018 tarihli 2018/9374 karar numaralı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ile takipsizlik kararı verilmiş olduğunu, müvekkilinin söz konusu kaza nedeniyle uzun süren bir tedavi sürecinden geçmiş hastanede yatılı olarak tedavi görmüş ve müvekkilinin kaza nedeniyle ayağında kırıklar meydana gelmiş olduğunu, Bakırköy Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Engelli Sağlık Kurulu Raporuna göre müvekkilinin kaza nedeniyle engel durumuna göre tüm vücut fonksiyon kaybı oranının %4 olduğunu, müvekkilinin kazadan sonra hastanede yatılı olarak tedavi görmüş olduğunu, tedavi gördüğü süre boyunca geçici olarak iş göremez olduğundan iş ve kazanç kaybına uğramış olduğunu, 13.09.2018 tarihli dilekçe ile davalı ....'ye başvurulmuş olup ödeme yapılmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000 TL tazminatın davalı taraftan temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde özetle; ... adına kayıtlı ... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde ... poliçesi ile sigortalı olup, sigortalının kusuru ve başvuranın maluliyet oranı ile sınırlı olmak üzere, bedeni zararlarda azami 360.000.00 TL ile sınırlı olduğunu, ...'nın yayalara trafik lambası ve yaya geçici bulunmayan bir noktadan karşıdan karşıya geçmek istemiş olduğunu, kişinin yaş itibariyle olabilecekleri öngörebilecek durumda olduğunu, kaza tespit tutanağında başvuran ...’nın asli kusurlu olduğunun tespit edilmiş olduğunu, kusur oranlarının tespiti bakımından dosyanın Adli Tıp Trafik İhtisas Kurumuna sevk edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde özetle; 20.11.2017 günü meydana gelen kaza ile ilgili davalı ...Ş. aleyhine açtıkları davanın Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1095 esas sayılı dosyası ile derdest olduğunu, Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce kusur ve aktüerya raporunun alınmış olduğunu, bilirkişi raporu ile müvekkilinin nihai ve gerçek geçici iş göremezlik maddi zararının 14.640,22 TL, sürekli iş göremezlik maddi zararının 145.171,57 TL olduğununun belirtildiğini, müvekkilinin sürekli iş göremezlik tazminatına ilişkin 145.171,57 TL'lik maddi zararının 66.257,26 TL'sine ilişkin talepleri Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1095 esas sayılı dosyası ile dava konusu olduğundan bakiye maddi zararları olan 78.914,31 TL'yi de ayrıca talep etmek gerektiğini belirterek, 78.914,31 TL sürekli iş göremezlik maddi tazminatının davalıdan temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili birleşen cevap dilekçesinde özetle; davacı vekili tarafından verilen ıslah dilekçesi akabinde dosyaya bilirkişi ek raporu eklenmiş olması ve bu bedelin ıslah tutarını aşmış olması sebebiyle; davacı vekili tarafından yeni dava açılarak iş bu bedel bakımından birleştirme talebinde bulunulmuş olduğunu, bu sebeple, davaya ilişkin tüm cevap ve itirazlarını 2018/1095 Esas sayılı dosyaya sunulan cevap ve beyanları ile mahkememize sunulmuş olduğunu, tüm beyanlarını yinelemekte olduklarını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; "Esas dava yönünden; açılan davanın kabulü ile 14.640,22 TL geçici iş göremezlik ve 66.257,26 TL kalıcı iş göremezlik tazminatının 08/11/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... şirketinden tahsili ile davacı tarafa verilmesine; birleşen Bakırköy 4. ATM 2023/462 esas sayılı dava yönünden; açılan davanın kabulü ile 78.914,31 TL kalıcı iş göremezlik tazminatının 08/11/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... şirketinden tahsili ile davacı tarafa verilmesine" karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; gerekçeli karara esas alınan gerek kusur raporları gerekse maluliyet raporu yürürlükte bulunan yönetmeliğe ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davacı vekilinin kötü niyetli ıslah süreci sebebiyle de yeniden değerleme yapılmasının elzem olduğunu, kaza tespit tutanağı ile ATK raporunun çeliştiğini, bu çelişkinin giderilmediğini, hesaplamaya esas alınan asgari ücret döneminin kabul edilemeyeceğini, 23.08.2021 tarihli bilirkişi raporuna davacı tarafça itiraz edilmediğini, dolayısıyla müvekkil şirket lehine usuli kazanılmış hak oluştuğunu,
%1,8 teknik faizli peşin değer hesabı yapılması gerekirken ... yöntemi ile aktüer hesabı yapılması ve hesaplamada herhangi bir peşin değer formülü kullanılmamasının hatalı olduğunu, kazazedeye SGK tarafından yapılan geçici iş göremezlik ödemelerinin hesaplanan zarardan düşülmediğini, geçici iş göremezlik ve bakıcı zararından SGK'nın sorumlu olduğunu, muhtemel yaşam süresinin hatalı olarak olay tarihindeki yaşına göre belirlendiğini, huzurdaki dava kısmi dava niteliğinde açılmış olup davacı tarafın ıslah hakkını kullandığını buna bağlı gelişen dosya sürecine tümüyle itiraz ettiklerini, maluliyet oranlarının da yanlış belirlendiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Hem asıl, hem birleşen dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.
20/11/2017 günü davalıya ... poliçesi ile sigortalı olup, dava dışı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı kamyonetin yaya olarak karşıdan karşıya geçmekte olan davacıya çarpması sonucu yaralanan davacının, yaralanması nedeniyle sürekli ve geçici iş göremezlik zararının tahsili için eldeki asıl davayı açtığı; asıl davada ıslah yapmasından sonra ek rapor alındığını belirterek, asıl davaya konu edemediği miktar yönünden birleşen davasını açtığı anlaşılmıştır.
Olay tarihinde trafik polislerince tutulan kaza tespit tutanağında; sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyoneti ile ... sokak içerisine girmek isterken, karşıya geçen yaya ...'ya kamyonetin ön kısımları ile çarpması çeklinde meydana gelen kazada, yaya ...'nın KTY 138/b-3.maddesindeki 'yayalar, yetkili kişiler ve geçit trafik ışıklarının bulunmadığı yerlerde, gelen araçların hızını göz önüne alarak geçmek zorundadırlar' kuralını ihlal ettiği, sürücü ...'ın ise KTK'nın 52/1-b.maddesindeki araçların hızını trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak' kuralını ihlal ettiğinin belirtildiği; İlk Derece Mahkemesince ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan 31/05/2019 tarihli raporda, kazanın meydana gelmesinde davalı ...'ın %100 kusurlu olduğu, yayanın kusursuz olduğunun belirtildiği anlaşılmış, İlk Derece Mahkemesince kaza tespit tutanağı ile ATK raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi için Karayolları Fen Heyeti üyelerinden oluşturulan 3 kişilik bilirkişi heyetinden tüm tutanak ve raporlar değerlendirilerek alınan raporda, kazanın meydana gelmesinde davalı ...'ın %100 kusurlu olduğu, yayanın kusursuz olduğunun tespit edildiği anlaşılmakla, Mahkemece çelişkileri gideren son rapora itibar edilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E. - 2024/5474 K., 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve 2022/6235 K., 2021/11515 E. ve 2022/5238 K. sayılı kararları).
İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan 27/07/2020 tarihli maluliyet raporunun dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına, 23/12/2020 tarihli ikinci ATK raporu kaza tarihinde yürürlükte bulunmayan yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmiş olduğundan çelişki oluşturmamasına ve aktüerya raporunda da 27/07/2020 tarihli ATK raporunda belirtilen maluliyet oranlarına göre yapılan hesaplamanın hükme esas alınmış olmasına göre bu yöne değinen istinaf itirazı yerinde değildir.
TBK'nın 54. maddesi ile KTK'nın 98. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan iyileşme sürecindeki geçici bakıcı gideri, geçici işgöremezlik ve belgesiz tedavi giderlerine ilişkin zarardan sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine aittir. Başka bir ifadeyle geçici iş göremezlik zararı bedeni zarar teminatı ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi kapsamında olup, 6111 sayılı yasa uyarınca tedavi gideri kapsamında değerlendirilemez. Bu nedenle bakıcı giderleri zararlarının, poliçedeki tedavi giderleri teminatından, geçici ve sürekli işgöremezlik zararının ise sakatlık ve ölüm teminatından karşılanması gerektiğinden, davalının geçici iş göremezlik tazminatından sorumluluğunun sona erdiğine ilişkin istinaf talebi yerinde değildir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2023/12431 E. - 2025/23675 K. sayılı kararı).
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin güncel içtihatları uyarınca tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "..." formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunun davacının kaza tarihindeki yaşı, geliri esas alınarak TRH 2010 yaşam tablosuna göre düzenlenerek prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplandığı anlaşıldığına göre usul, yasa, Yargıtay içtihatları ile belirlenmiş hesaplama yöntemine göre tazminat hesabı içeren aktüerya raporunun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Dosya kapsamından 23/08/2021 tarihli Aktüerya raporunun davacı ve davalı vekiline HMK 281. maddesi gereğince ihtarat içeren tebligat ile 28/08/2021 tarihinde tebliğ edildiği halde davacı vekilinin süresi içerisinde rapora itiraz etmediği ve bu rapordaki hesaplamaya göre 16/11/2021 tarihinde bedel artırım dilekçesi sunduğu anlaşılmakta ise de; henüz kusur kesinleşmediğinden, bu hususun davalı lehine usuli kazanılmış hak oluşturduğu yönündeki istinaf yerinde değildir.
SGK'nın 28/12/2018 tarihli cevabında, davacıya dava konusu trafik kazası nedeniyle herhangi bir ödeme yapılmadığının, ancak hastalık vaka türünden 6.568,80 TL ödendiğinin belirtildiği anlaşılmakla, rücuya tabi olmayan bu ödemenin hesaplanan geçici iş göremezlik zararından mahsup edilmemesinde bir isabetsizlik yoktur.
Davacı vekili 16/11/2021 tarihinde bedel artırım dilekçesi sunmuş, 10/03/2023 tarihli bilirkişi ek raporunun sunulmasının akabinde, ek raporda belirtilen tazminat miktarının asıl davaya ve bedel artırım dilekçesine konu etmediği kısmı olan 78.914,31 TL'si yönünden birleşen davasını açmış olup, davada bir kez bedel artırım dilekçesi bir kez ıslah dilekçesi sunma hakkı olduğu ve yargılamanın halen devam ettiği dikkate alındığında, güncel asgari ücrete göre yapılan ek hesaplama doğrultusunda birleşen davasını açmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
1-Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 5.526,11 TL harçtan peşin alınan 2.729,18 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.796,93 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,
4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,
5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.22/04/2026