Alacak

Davanın kısmen kabulüne-reddine ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

Davacı vekili; müvekkilinin distribütörü ve üreticisi olduğu spinal vida setinin davalı aracılığı ile 04/09/2018 tarihinde, ... konişmento numarasıyla ... isimli firmanın ABD'deki adresine gönderilmek üzere Ankara Şubesine teslim ettiğini, ancak bu ürünlerin davalı nezdinde zayi olduğunu, davalı aracılığıyla gönderilen bu konsinye ürünlerin dava dışı firmaya teslim edilmemesi nedeniyle davacının Amerika Fuarında spinal vida setlerini sergileyemediğini ve planladığı satışı gerçekleştiremediğini, zayi olan emtianın fatura bedelinin 14.600 USD olduğunu, davalıya 23/10/2018 tarihli ihtarnamesinin keşide edildiği halde zararın giderilmediğini belirterek davalının uhdesindeyken zayi olan ... Sistem isimli emtia bedeli ile Amerika'daki ... Kongresinde iş bu emtiaları Sogico isimli firma aracılığı ile tanıtıp satışını gerçekleştirilememesi nedeniyle uğradığı zarar nedeniyle 5.000 TL maddi tazminatın avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

ISLAH: Davacı vekili 24/05/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 5.000 TL olarak açtığı davasını; bilirkişi marifetiyle tespit edilen alacaklar toplamı (83.249,20 TL + 121.336,08 TL) 204.585,28 TL'ye yükseltmiştir.

Davalı vekili; davalının belirsiz alacak ve kısmi dava açmada hukuki yararı bulunmadığını, gönderinin fuarda sergilenmek üzere taşıtıldığı iddiasının soyut olduğunu, taşımadan önce davacı tarafından gönderiye ilişkin herhangi bir menfaat/özel fayda bildiriminde bulunulmadığını, dava konusu taşımanın havayolu taşıması olduğundan davalı şirketin sorumluluğunun sınırlı olduğunu, Montreal Sözleşmesi'nin 22/3. maddesi uyarınca TNT'nin ödemekle yükümlü olduğu miktarın yurtdışı gönderileri için kilo başına 20 Euro ile sınırlı olduğunu, bunun ötesindeki sorumluluğun davacıda olduğunu, davacının zarara uğradığına yönelik iddiaların soyut ve afaki olduğunu, gerçek zararın ispatlanması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece; taraflar arasında 29.06.2010 tarihli kargo taşıma sözleşmesi akdedildiği, sözleşmenin "Taşıma Şartları" başlıklı maddesinde kayıp ve hasar halinde ödenecek tutarın kg başına 20 Euro ile sınırlı olduğu, değeri 300 Euro’yu geçen gönderilerin % 1 oranında prim tahsil edilerek sigortalı hale geleceği, davacının müşterinin uğrayabileceği gelir-kar kaybı, pazar payı veya fırsat kaybı da dahil olmak üzere zararlardan sorumlu olmayacağının düzenlendiğini, davacı tarafın, içerisinde spinal vida seti malzemelerinin bulunduğu 21 kg ağırlığındaki bir paketi, Amerika’daki ... kongresi kapsamındaki fuarda sergilemek amacıyla, ... isimli firmanın ... adresine gönderilmek üzere, 04.09.2018 tarihinde ... konşimento numarasıyla davalı şirketin Ankara şubesine teslim ettiği, Ancak söz konusu malzemelerin davalı şirket uhdesinde iken kaybolduğu, 04.09.2018 tarihli ... numaralı konşimentoda, ... (Gümrük Vergisi Fatura Değeri) bölümünde, konşimento konusu malzemenin 14.600 USD şeklindeki değerine yer verildiği, zayi olunan emtia bedelinin belirli olması nedeniyle ön inceleme duruşmasına eksik harcın tamamlanması için davacı tarafa süre verildiği, davacı tarafça 1.317 TL (82.116,21 TLüzerinden) harcın ikmal edildiği, dava tarihinin 31.12.2018 olduğu, emtianın davalıya teslim edilme tarihi 04.09.2018 olup, zayi olan emtia faturası ile 23.10.2018’de ihtar çekildiği, CMR'nin 32/1. maddesine göre CMR sözleşmesine göre yapılan taşımalardan doğan davaların bir yıl içinde açılması gerektiği, ancak davalının ıslah dilekçesine karşı zamanaşımı defiinde bulunduğu, her ne kadar CMR Konvansiyonu 32/1.2. cümlesinde bilerek kötü hareket olarak kabul edilen kusurlarda zamanaşımı süresinin 3 yıl olduğu düzenlenmiş ise de davacının dava dilekçesinde bu yönde bir iddiasının bulunmadığı, mevcut delil durumu dikkate alındığında davalının bilerek kötü hareket olarak kabul edilebilecek bir kusurundan söz edilemeyeceği, dolayısıyla CMR'nin 32/1 maddesinin somut olayda uygulanma imkanı bulunmadığı gerekçesiyle harcı yatırılan 82.116,21 TL yönünden davanın kısmen kabulüne, davacının emtia bedeli ve zarar tazmini olarak harcı tamamlanan 82.116,21 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının ıslah dilekçesi ile talep ettiği bakiye 122.469,07 TL'nin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

1-Davacı vekili; zayi olan fatura bedelinin 14.600 USD olduğunu, diğer taraftan davalının ihtarnamelere rağmen zararı gidermediğini, bu nedenle emtianın kongrede sergilenememesi nedeniyle belirlenen maddi zarar talebi yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, davalının kötüniyetli hareket ettiğini, bu hususun daha önceden de dile getirildiğini,zayi olan emtia bedelinin hüküm tarihindeki kur üzerinden belirlenmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

2-Davalı vekili; bilirkişi raporlarında hukuki değerlendirme yapıldığını, bu nedenle hükme esas alınamayacağını, ayrıca Montreal konvasiyonu gereğince davacının özel fayda beyanı için ek ücret ödemesi gerektiğini, sadece değer bildirilmesinin yeterli olmadığını, bu nedenle sınırlı sorumluluk hükümlerinin uygulanması gerektiğini, diğer taraftan gümrük beyanı olarak bildirilen tutarların özel fayda beyanı niteliğinde olmadığını, müvekkilinin sınırlı sorumlu olduğundan bilirkişilerce yapılan zarar hesabının hatalı olduğunu, davacı tarafından zarar hesabına esas olmak üzere gerekli evrakların bilirkişi heyetine sunulmadığını, davacının iddialarını ispat edemediğini, bu hususun bilirkişi raporunda da belirtildiğini, davacının delil ibraz süresini dolmasından sonra sunduğu yeni delillerle kar kaybı hesaplaması yapılmasının kabul edilebilir olmadığını, mahkemece sadece ıslahla artırılan kısım yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar vermiş ise de esasında dava dilekçesinde 5.000 TL talep edildiğini, bunun dışında kalan tüm bedel yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiğini, yine davacının alacağını TL olarak talep ettiği halde ıslahla karar tarihindeki kur üzerinden talepte bulunmasının açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, ürünün fuarda sergilenmek üzere taşındığına ilişkin bir delil olmadığından gerçek zararın ispat edilemediğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Dava, davacı tarafından fuarda sergilenmek üzere Amerika'daki alıcıya gönderilen emtianın davalı tarafından yapılan taşıması sırasında zayi olmasından kaynaklı zararın tazmini istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacı tarafın içerisinde spinal vida seti malzemelerinin bulunduğu 21 kg ağırlığındaki paketi, Amerika'daki ... kongresi kapsamındaki fuarda sergilemek amacıyla, ... isimli firmanın ... adresine gönderilmek üzere, 04.09.2018 tarihinde ... konşimento numarasıyla davalı şirketin Ankara şubesine teslim ettiği, gönderinin nakliye sırasında kaybolduğu hususu ihtilafsız olup, mahkemece CMR hükümleri uyarınca kaybolan emtia bedeli ve ürünün fuarda tanıtılamamasından kaynaklı maddi zarar olmak üzere 82.116,21 TL yönünden davanın kısmen kabulüne, fazla istemin ise zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, karara karşı her iki tarafça da istinaf başvurusunda bulunulmuştır. Uyuşmazlık; zayi olan emtia ve ürünün fuarda sergilenememesi nedeniyle meydana gelen maddi zararın miktarı ve davalının sorumlu tutulabileceği tazminat miktarı üzerinde toplanmaktadır.
Montreal Konvansiyonu'nun 18/1. maddesine göre; taşıyıcı, yükün mahvolması, zıyaı veya hasarı halinde maruz kalınan zararlardan dolayı, sadece zararı doğuran olayın hava yoluyla taşıma esnasında gerçekleşmesi şartıyla sorumludur. Bu durumda Montreal Konvansiyonu hükümlerinin uygulanabilmesi için zarara neden olan olayın havayolu taşıması sırasında meydana gelmesi gerekir. Aksi halde Montreal Konvansiyonu hükümlerinin uygulanması mümkün değildir. Davalının, alıcının adresine kargo taşıması üstlenmesi nedeniyle taşımanın bir kısmının havayolu ile bir kısmının ise karayolu ile yapılacağı açıktır. Ne var ki, davalı zayi olgusunun taşımanın hangi ayağında meydana geldiğine dair açıklama getiremediğinden zayi olgusunun havayolu taşıması sırasında meydana geldiği sabit değildir. Bu durumda somut olayda, Varşova Konvansiyonu ve 4 nolu Montreal Protokolü değil, CMR Konvansiyonu hükümlerinin uygulanması gerekir.
CMR Konvansiyonunun 17/1. maddesi gereğince taşıyıcı, eşyanın kendisine teslim edildiği tarihten gönderilene teslim olunduğu tarihe kadar geçen süre içinde uğranılan ziya, gecikme ve hasardan sorumludur. CMR'nin 17/2. maddesi uyarınca, eğer kayıp, hasar ya da gecikme istek sahibinin hatası veya ihmalinden, taşımacının hatasından değil de, istek sahibinin verdiği talimattan, yüke has bir kusurdan yahut da taşımacının önlemesine olanak bulunmayan durumlardan ileri gelmişse taşımacı sorumlu tutulamaz. CMR’nin 18/2. maddesi uyarınca, kayıp, hasar ve gecikmenin 17/2. maddesinde öngörülen nedenlerden birinden doğduğunu kanıtlamak taşımacıya aittir.
CMR'nin 29. maddesinde, "hasar taşımacının kendi kötü hareketinden veya davaya bakan mahkemenin kararı ile isteyerek kötü harekete eşdeğer sayılan kusurdan ileri gelmiş ise, taşımacı, sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan yahutta kanıt yükünün karşı tarafa yükleyen bu maddenin hükümlerinden faydalanamaz" denilmek suretiyle taşımacının sınırsız sorumluluk halleri sayılmıştır. CMR'nin 32. maddesinde ise bilerek kötü hareket veya mahkeme tarafından bilerek kötü hareket olarak kabul edilen kusurlarda zamanaşımı süresinin üç yıl olduğu düzenlenmiştir.
CMR Konvansiyonunun 23. maddesi "(1) Bu sözleşmenin hükümleri gereğince bir taşıyıcı, yükün kısmen veya tamamen kaybından dolayı tazminat ödemekle sorumlu tutulduğunda, bu tazminat yükün taşınmak üzere kabul edildiği yer ve zamandaki kıymetine göre hesaplanır. (2) Malın kıymeti, ticaret borsası fiyatına göre saptanır. Eğer böyle bir fiyat yoksa, geçerli piyasa fiyatlarına göre bir tespit yapılır. Eğer ne ticaret borsası fiyatı ne de geçerli piyasa fiyatı mevcutsa tespit, aynı cins ve kalitedeki malların normal kıymetine göre yapılır." hükmünü haizdir. Taşıyıcı gerçek zarardan sorumlu olmakla birlikte, 23/3 maddesinde de tazminatın, eksik brüt ağırlığın kilogramı başına 8,33-SDR hesap birimini aşamayacağı belirtilmiştir.
Emtianın zayi edildiği, davalı taşıyıcı tarafından olaya ve nedenine ilişkin olarak makul hiç bir açıklama getirilemediği, dolayısıyla emtianın zayi edilmesinin davalının ağır kusurundan kaynaklandığı anlaşılmakla, davalının CMR'de düzenlenen sorumluluk sınırından yararlanması mümkün değildir. Ancak zarar gören davacı, zararını ispat yükü altındadır. Davacı, gönderi içeriğine 14.600 USD tutarlı fatura sunmuş olup, taşıma senedinde de malzemenin 14.600 USD olduğu açıkça beyan edilmiştir. CMR'nin 29. maddesi gereğince zayi olgusuna açıklık getiremeyen davalı sınırlı sorumluluk hükümlerinden yararlanamayacağından emtia bedeli ile sorumlu olduğunun kabulünde isabetsizlik bulunmamaktadır.
Taşımadan beklenen yararın tam olarak gerçekleşmediği, malların fuarda gerektiği gibi tanıtılamadığı ve sergilenemediği, davacının bu nedenle zarara uğradığı tartışmasızdır. Davalı taşıyıcı taşımada ağır kusurludur. Bu hal CMR Konvansiyonunda düzenlenen sorumluluk hallerine ilişkin olmadığından genel hükümlere göre davalı taşıyıcının sorumluluğunun belirlenmesi gerekir. Davalı sözleşmeyi usulünce ifa etmediğinden davalı kural olarak davacının zararından sorumludur. TBK'nın 112. maddesi uyarınca borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu kendisine hiç bir kusur ifa edilmezse borçlu kendisine hiç bir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür. Somut olayda bilirkişi tarafından yapılan incelemede davacının zararı 121.336,08 TL olarak belirlenmiştir. Ne var ki davada 3 yıllık zamanaşımı süresi geçerli olup davalı ıslaha karşı süresinde zamanaşımı defi ileri sürüldüğünden 24/05/2022 olan ıslah tarihi itibariyle dava dilekçesi ile talep edilen 5.000 TL maddi tazminat dışında bu istem yönünden dava zamanaşımına uğramıştır.
Davacı, dava dilekçesinde netice-i talep kısmında, fuara katılınmaması nedeniyle meydana gelen maddi zarardan 5.000 TL'nin ve emtia bedelinin ödenmesini talep etmiştir. Emtia bedeli dava dilekçesinin açıklamalar kısmında 14.600 USD olarak gösterilmiştir. Sonradan mahkemece dava tarihindeki USD kuru üzerinden eksik harç tamamlatılmakla davacının emtia bedeline yönelik TBK'nın 99. maddesindeki seçimlik hakkını TL'den yana değil, yabancı paradan kullandığının kabulü gerekir. Bu hak yenilik doğurucu nitelikte olduğundan, hakkını USD yönünde kullanan davacının, seçimlik hakkı kullanmakla tükendiğinden TL üzerinden karar verilmesi doğru değildir. Davalının sonradan ıslah dilekçesinde karar tarihindeki TL karşılığını talep etmesi de sonucu değiştirmemektedir. Bu durumda davacının zayi olan emtia nedeniyle olan alacağına 14.600 USD üzerinden hükmedilmesi gerekmektedir. Bununla birlikte davacı, ıslah dilekçesinde emtia bedelinden kaynaklanan alacağını hüküm tarihindeki kur karşılığı ile sınırlayarak talebini davalı lehine daralttığından taleple bağlılık kuralı gereğince usd alacağın karar tarihindeki kur karşılığını aşmamak üzere infazı gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına,yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından davanın kısmen kabulüne, 14.600 USD alacağa dava tarihinden itibaren 3095 sayılı kanun'un 4/a maddesi gereğince faiz işletilerek davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,kararın infazının karar tarihindeki (18,8392 TL) kuru geçmemek üzere sağlanmasına, 5.000 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazla talebin zamanaşımı nedeniyle reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/01/2023 Tarih 2019/408 Esas 2023/49 Karar sayılı kararın HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA;
"Davanın kısmen kabulüne; 14.600 USD alacağa dava tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının bir yıl vadeli Dolar mevduata uyguladığı en yüksek faiz işletilerek davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, kararın infazının karar tarihindeki (18,8392 TL) kuru geçmemek üzere sağlanmasına,
5.000 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazla talebin zamanaşımı nedeniyle reddine,
İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak;
"Alınması gereken 5.625,78 TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından yatırılan 85,39 TL peşin, 1.317 tamamlama ve 3.500 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 4.902,39 TL'nin mahsubu ile kalan 723,39 TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye ödenmesine,
Davacı tarafından yatırılan 4.938,29 TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davacı tarafından yapılan 2.600 TL bilirkişi ücreti, 162,75 TL tebliğ gideri olmak üzere toplam 2.762,75 TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 1.045 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,
Davacı lehine takdir olunan 45.000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davalı lehine takdir olunan 45.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Alınması gereken 5.609,35 TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 1.410 TL harcın mahsubu ile kalan 4.199,35 TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye ödenmesine,
Yatırılan 179,90 TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davacıya iadesine,
Davalı tarafından yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına,
Davacı tarafından yapılan 160 TL istinaf yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 60 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,
Davalı tarafından yapılan 58 TL istinaf yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 36 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalanın davalı üzerinde bırakılmasına,
HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 22/04/2026