İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İzmir 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 14.09.2023 tarih 2023/133 E. - 2023/606 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
DAVA: Davacı vekili, davalı tarafından ... sigortalısı olan .... plakalı aracın, 08.03.2022 günü davacı müvekkiline ait ....plakalı araca çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası sonucunda müvekkilinin aracında zarar ve değer kaybı meydana geldiğini, kazanın oluşumunda .... plakalı araç sürücüsü ...'nın asli ve tam kusurlu olduğunu,.... plakalı aracın ... sigortacısı olan davalı....AŞ.'nin müvekkilinin aracındaki hasardan sorumlu olduğunu, .... plakalı aracın ZMMS Sigortacısı .... A.Ş. tarafından sigorta poliçe limiti olan 50.000 TL'nin ödendiğini, bakiye hasar tazminatı olan 436.167,28 TL'nin tahsili için kusurlu aracın kasko sigortacısı .... A.Ş.'ye başvurulduğunu, ancak herhangi bir ödeme yapılmadığını belirterek şimdilik; 1.000,00 TL hasar bedelinin kaza tarihi itibarıyla işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, yetki itirazları olduğunu, davanın belirsiz dava olarak açılmasında hukuki yararı olmadığını, zararın trafik poliçesinden maksimum karşılanıp karşılanmadığının tespiti gerektiğini, sorumluluklarının poliçe limiti dahilinde olduğunu, kusur oranı tespiti gerektiğini, fatura ibraz edilmesi gerektiğini, KDV sorumluluklarının olmadığını, ekspertiz ücretinin makul gider olamayacağını, faizin dava tarihinden yasal faiz olması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu trafik kazasının sürücü .....'ün sevk ve idaresindeki .... plakalı aracıyla sürücü ... ...'in sevk ve idaresindeki... plakalı aracın arka kısımlarına çarptığı, kazanın meydana gelmesinde ... plakalı araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğu, kaza neticesinde davacıya ait.... plakalı araçta KDV dahil 573.677,39 TL hasar oluştuğu, davadan önce .... plakalı aracın ZMMS sigortacısı dava dışı .... A.Ş tarafından davacı tarafa teminat limiti bedeli olan 50.000,00 TL'nin ödendiği, bu kapsamda davacı tarafın dava konusu araçta oluşan hasarın onarım bedeli açısından alacaklı olduğu bakiye bedelin 523.677,39 TL olduğu, ancak ....plakalı aracın kasko poliçesinde ....teminat limitinin 500.000,00 TL olduğu, davacı vekilince dava değerinin 523.677,39 TL olarak ıslah edildiği, davacı tarafça dava açılmadan önce davalı sigorta şirketine yapılan başvurunun 08/11/2022 tarihinde davalı sigorta şirketine tebliğ edildiği, sigorta şirketi açısından temerrütün ihbarı tarihinden itibaren 8 iş gününün sona erdiği 21/11/2022 tarihinde oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile hasar bedeli 500.000 TL'nin poliçe limiti olan 500.000,00 TL ile sınırlı olmak kaydıyla ve 1.000,00 TL'sine temerrüt tarihi olan 21/11/2022 tarihinden, 499.000,00 TL'ye ise ıslah tarihi olan 14/07/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... . A.Ş'den alınarak davacı ....'e verilmesine, 23.677,39 TL hasar bedeline yönelik fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davalı vekili, davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararının bulunmadığını, 04.12.2021 tarihinde yürürlüğe giren güncel Trafik Sigortası Genel Şartları hükümlerinin esas alınması gerektiğini, müvekkili şirketin KDV bakımından sorumluluğunun bulunmadığını, mahkemece verilen kararın hatalı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
Dava, davalı sigorta şirketince kasko sigorta poliçesi kapsamında sigortalanan aracın, trafik kazası nedeniyle sebebiyet verdiği hasar bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Motorlu Kara Taşıt Araçları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının 1. maddesine göre ise, sigortacı, zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçe limitinin dışında (üstünde) kalan miktardan başlayıp, ihtiyari mali sorumluluk sigortası teminat limitine kadar sorumludur. Dolayısıyla, trafik kazası nedeni ile davacının sigortalısının aracında oluşan zarardan davalı sigorta şirketinin, sigortalı araç sürücücünün kusuru oranında sorumlu olduğu amirdir. Zararın poliçe kapsamı dışında kaldığı hususunda ispat külfeti davalı sigorta şirketi üzerinde olup, sigorta şirketinin zararın poliçe kapsamı dışında kaldığını somut deliller ile ispatlamalıdır.
Sigorta şirketi poliçeden kaynaklanan tazmin borcunu yerine getirirken gerçek zararı ödemekle yükümlü olduğundan, aracın onarımı yapılsın yada yapılmasın onarıma ilişkin fatura olsun yada olmasın hasar bedeli üzerinden hesaplanan KDV'yi de zarar görene ödemek zorundadır.(Yargıtay 17 HD'nın 05.06.2014 tarih ve 2014/9038 E. - 2014/9078 K. sayılı ilamı)
Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, kusur ve hasarın anılan ilke ve esaslar ile örtüşecek şekilde olayın oluş şekli ve dosya kapsamına uygun olarak belirlenmesine, davanın trafik kazasından kaynaklı hasar talebine ilişkin olduğu dikkate alındığında HMK'nun 107. Maddesi uyarınca davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında davacının hukuki yararı bulunduğunun anlaşılmasına, yerleşik Yargıtay uygulamasına göre aracın onarımı yapılsın yada yapılmasın, onarıma ilişkin fatura sunulsun yada sunulmasına hasar bedeli üzerinden hesaplanan KDV'nin de zarar görene ödenmek zorunda olmasına, davalı tarafça zarar görenin gerçek zararının karşılanması gerektiğinden bilirkişi raporunda orijinal parça fiyatları dikkate alınarak, iskonto uygulanmamış olmasında hukuka aykırılık bulunmamasına, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 34.135,00 TL'den peşin alınan 8.533,75 TL'nin mahsubu ile bakiye 25.601,25 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 24.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.