İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin 20.09.2023 tarih 2023/90 E. - 2023/508 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
DAVA: Davacı vekili, Aydın İcra Müdürlüğü'nün 2017/23656 E. sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine başlatılan icra takibine karşı iş bu menfi tespit davasını açtıklarını, müvekkilinin, davalı bankadan 2012 yılında kredi kullandığını, 2014 yılında kredinin yenilendiğini ve 2016 yılında da yapılandırma yapıldığını, her ne kadar kredi sözleşmesinde 500.000,00 TL bedel belirtilmişse de müvekkiline kullandırılan kredi tutarının 275.000,00 TL olduğunu, 500.000,00 TL üst limit olarak belirtildiğini, ancak davalı banka tarafından müvekkiline İncirliova 1. Noterlği'nin 31/03/2017 tarih, 2228 yevmiye nolu ihtarnamesi ile hesap kat'ı ve banka alacağının ödenmesine ilişkin ihtarname çekildiğini yine İncirliova 1. Noterliği'nin 24/05/2017 tarih, 3497 yevmiye nolu ihtarnamesi ile hesap katedilerek tekrar hesap kat'ı ve banka alacağının ödenmesine ilişkin ihtarname çekildiğini ve ardından icra takibine girişildiğini, kullanılan kredi miktarının 275.000,00 TL olduğunu, ancak davalı tarafça bahsettikleri ihtarnameler çekildikten sonra ihtarnamede belirtilen tutar üzerinden aynı miktarda ve tahsilde tekerrür olmamak şartıyla hem dava konusu icra takibi hem de Tire İcra Müdürlüğü'nün 2017/1954 Esas sayılı dosyası, İzmir 2. İcra Müdürlüğü'nün 2017/9418 E. sayılı dosyasının açıldığını, bunların haricinde 2012 yılında kullandırılan kredi sanki 2014 yılında yenilenmemiş ve 2016 yılında yapılandırılmamış gibi 2012 yılında kullandırılan kredi sebebiyle imzalanan 28/06/2017 vadeli, 29/03/2012 keşide tarihli, 150.000,00 TL bedelli senetin de ayrıca İzmir 2. İcra Müdürlüğü'nün 2017/9479 Esas sayılı dosyasıyla icra takibine konulduğunu, Tire İcra Müdürlüğü'nün 2017/1954 Esas sayılı dosyası, İzmir 2. İcra Müdürlüğü'nün 2017/9418 Esas sayılı dosyaları aynı borca konu olup ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibe başlandığını, ipoteklerin paraya çevrildiğini ve işbu dosyaların infazen kapandığını, Tire İcra Müdürlüğü'nün 2017/1954 Esas sayılı dosyasında davalı tarafça 53.180,00 TL tahsilat yapıldığını, İzmir 2. İcra Müdürlüğü'nün 2017/9418 Esas sayılı dosyasında da 30.593,60 TL tahsilat gerçekleştiğini, yine İzmir 2. İcra Müdürlüğü'nün 2017/9479 Esas sayılı dosyasında da davalı tarafça 150.000,00 TL tahsilat yapılarak dosyanın kapandığını, bunların haricinde Germencik İcra Müdürlüğü'nün 2020/4 Tal. Sayılı dosyası ile yapılan satış ile de davalı tarafın 30.000,00 TL tahsilat yaptığını, tüm bu dosyalar ve tüm bu dosyalarda yapılan tahsilatların dava konusu Aydın İcra Müdürlüğü'nün 2017/23656 Esas sayılı dosyasına konu borç kaynağı ile aynı olduğunu, ancak o kadar tahsilat gerçekleşmesine rağmen işbu dava konusu icra takibinden düşmenin gerçekleşmediğini, zaten müvekkilinin gerçek borç miktarı nazara alındığında da dava konu icra takibinden dolayı hiçbir borcunun kalmadığının açıklığa kavuşacağını belirterek müvekkilinin davalı tarafa 275.000,00 TL borçlu olduğuna ve fazlaya ilişkin menfi tespit isteminin kabulüne ve aynı borçtan dolayı ödenmiş olan miktarların da mahsubu ile davalı bankaya müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine; aksi kanaat halinde ise aynı borçtan dolayı ödenmiş olan miktarların mahsubu ile ödenen miktarlar uyarınca davalı bankaya müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine; davalı haksız ve kötü niyetli olduğundan takip konusu miktarın %20'si oranında davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı vekilinin müvekkiline kullandırılan kredi tutarının 275.000,00 TL olduğu, 500.000 TL'lik tutarın üst limit olarak belirtildiğine yönelik iddialarının asılsız ve mesnetsiz olduğunu, müvekkili banka ile davacı borçlu ... arasında 29.03.2012 tarihli, 150.000 TL bedelli, 05.02.2014 tarihli, 500.000 TL bedelli ve 30.03.2016 tarihli 500.000 TL bedelli genel kredi sözleşmelerinin akdedildiğini, söz konusu genel kredi sözleşmeleri incelendiğinde davacının iddialarının asılsız olduğunun açıkça görüleceğini, davacı borçluya kulladırılan krediler kapsamında borcun teminatı olarak borçlu ...'e ait "... İli, ....İlçesi... Köyü ... Ada... Parsel; ... İli, ... İlçesi ... Köyü ....Ada ... Parsel; ... İli ... İlçesi....Mahallesi ...Parsel ve .... İli ... İlçesi ... Mahallesi ... Ada ... Parsel" numaralarına kayıtlı taşınmazlar üzerinde müvekkili banka lehine ipotek tesis edildiğini, borçlunun ödeme planına uymayarak borcunu ifa etmemesi sebebiyle İncirliova 1. Noterliği'nin 31/03/2017 tarih, 2228 yevmiye nolu ihtarnamesi ve İncirliova 1. Noterliği'nin 24/05/2017 tarih, 3497 yevmiye nolu ihtarnamesi ile hesap kat'ı ve banka alacağının ödenmesine ilişkin ihtarname çekildiğini, buna rağmen borcunu ödememekte ısrarcı olan borçluya karşı taşınmazlara tesis edilen ipoteklere yönelik olarak tahsilde tekerrür olmamak şartıyla Aydın İcra Müdürlüğü'nün 2017/23656 esas sayılı dosyası ve Tire İcra Müdürlüğü'nün 2017/1954 esas sayılı dosyasıyla ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibine geçildiğini, Tire İcra Müdürlüğü'nün 2017/1954 esas sayılı dosyası ile takibe konu ".... İli ...İlçesi ...Mahallesi... Ada 5 Parsel"de bulunan ipotekli taşınmaz satıldığını ve 17.04.2018 tarihinde 77.633,51 TL tahsilat sağlandığını, dava dilekçesinde sözü geçen İzmir 2. İcra Müdürlüğü'nün 2017/9479 E. sayılı dosyası ile 28/06/2017 vadeli 29/03/2012 keşide tarihli 150.000 TL bedelli senet ile davacı borçlu ve kefillerine karşı kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatıldığını, söz konusu icra dosyasının haricen tahsil olarak kapandığını, yine İzmir 2. İcra Müdürlüğü'nün 2017/9418 E. sayılı dosyası ile davacı borçluya karşı rehnin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlatıldığını, ... Plakalı araç satılarak 25.632,00 TL tahsilat sağlandığını, ayrıca aynı icra dosyası kapsamında rehinli olan .... plakalı aracın Germencik İcra Müdürlüğü'nün 2020/4 talimat sayılı dosyası üzerinden 17.05.2022 tarihinde satışı gerçekleştirilerek 21.023,34 TL tahsilat sağlandığını, tüm bu sebepler ve söz konusu icra dosyaları ile müvekkili banka lehine 275.146,35 TL tahsilat sağlandığını, ancak davacı borçlu ile müvekkili banka arasında akdedilen genel kredi sözleşmeleri uyarınca davacının toplam borcu 2.053.005,58 TL olduğundan sağlanan tahsilatlar ile işbu dilekçe tarihi itibariyle güncel bakiye borcunun 1.777.859,23 TL olduğunu, bu sebeple davacının dava konusu Aydın İcra Müdürlüğü'nün 2017/23656 E. Sayılı dosyasına konu borcunun bulunmadığı konusundaki iddiaları oldukça abes ve asılsız olduğunu, söz konusu genel kredi sözleşmeleri ve icra dosyaları incelendiğinde davacının iddia ettiği gibi dava konu icra takibinden dolayı hiçbir borcunun kalmadığı iddiasının tamamen asılsız ve mesnetsiz olduğunu, müvekkil banka'nın alacağında haklı olduğu ortaya çıkacağından, davacının borçlu olmadığının tespiti talebiyle açtığı haksız ve mesnetsiz davasının reddine, davacı haksız ve kötü niyetli olduğundan takibe konu miktarın %20'si oranında davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı asıl borçlu ... ile davalı ...A,Ş. arasında 29/03/2012 tarihinde 150.000.00 TL, 15/02/2014 tarihinde 500.000,00 TL ve 30/03/2016 tarihinde 500.000,00 TL limitli olarak üç ayrı Genel Kredi Sözleşmesi, kefillerle imzalanmış kefalet sözleşmeleri, bu genel kredi sözleşmelerine dayalı olarak kullandırılacak kredilerin ilave teminatı olarak banka lehine ipotekler, araç rehni ve teminat senedi alındığı, imzalanan sözleşmeler ve alınan ek teminatlar karşılığında .... Şubesi tarafından davacıya değişik tarihlerde kredilerin kullandırıldığı, kullandırılar bu kredilerden bir kısmının taksitlerinin ödendiği, bu kredilerin geri kalan taksitlerinin süresinde ödenmemesi üzerine banka tarafından davacıya kat ihtarının çekildiği, ihtarmameye rağmen borçların ödenmemesi üzerine banka tarafından Aydın İcra Müdürlüğü'nün 2017/23656 Esas sayılı dosyasında 10.07.2017 tarihinde davacı borçlu hakkında icra takibi yapıldığı, davacıya gönderilen icra emrinde 638.960.06 TL asıl alacak, 8 günlük %35 faiz oranından 4.901.61 TL faiz olmak üzere toplam 643.861.67 TL borcun ödenmesinin istendiği, dosyada alınan ve mahkememizce itibar edilen bilirkişi raporuna göre takip tarihi itibariyle davalının davacıdan ödeme emrinde belirtilen miktar kadar alacağının olduğu, iş bu icra takibinden sonra davalı alacaklı vekilinin, Aydın İcra Müdürlüğünün 2017/23656 E sayılı dosyasında tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile Tire İcra Müdürlüğünün 2017/1954 Esas sayılı dosyasında ipoteğe dayalı takip yaptığı, takip sonrasında 17/04/2018 tarihi itibariyle 77.633,51 TL tahsilat yapıldığı, yine dava konusu Aydın İcra Müdürlüğünün 2017/23656 E sayılı dosyasından sonra tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile İzmir 2. İcra Müdürlüğünün 2017/9479 Esas sayılı dosyasında davalı alacaklı vekilinin senede dayalı takip yaptığı, söz konusu bu dosyada kefil .... tarafından 04/10/2022 tarihinde 150.000,TL ödenerek dosyanın kapatıldığı, yine dava konusu Aydın İcra Müdürlüğünün 2017/23656 E sayılı dosyasından sonra tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile İzmir 2. İcra Müdürlüğünün 2017/9418 Esas sayılı dosyasında araç rehinlerine dayalı davalı vekili tarafından takip yapıldığı, söz konusu bu dosyada 31/08/2018 tarihinde banka hesaplarına 25.632,00 TL ödendiği, yine ... . plakalı araç ile ilgili Germencik İcra Müdürlüğünün 2020/4 talimat sayılı dosyasında 30/05/2022 tarihinde 21.023,34 TL tahsilat yapıldığı, böylelikle toplam 274.288,85 TL tahsilat yapıldığı, davalı alacaklının, Aydın İcra Müdürlüğünün 2017/23656 E sayılı dosyasında takip tarihi itibarıyla; 638.960.06 TL Asıl Alacak, 4.901.64 TL İşlemiş Faiz olmak üzere toplam 643.861.67 TL takip alacağı olduğu, iş bu takip tarihinden sonra aynı borçtan davacı borçlu hakkında yapılan diğer icra takiplerinde tahsilde tekerrür olmamak kaydının düşüldüğü, icra takibinden sonra yapılacak tahsilatların borçtan düşümünün icra müdürlüğü tarafından yapılması gerektiği, davacı borçlunun davalı alacaklıya iş bu menfi tespit davası tarihi itibariyle 2.020.338.41 TL asıl alacak, 230.539.99 TL işlemiş temerrüt faizi, 11.527.00 TL Faizin %5 BSMV'si olmak üzere toplam 2.262.405.40 TL borcunun olduğu gerekçesiyle davanın reddine, davacı lehine mahkemece verilmiş bir tedbir kararı olmadığı için davalının alacağına geç ulaşmasına sebep olunarak zararının oluşmadığı gerekçesiyle de davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Dava; genel kredi sözleşmesine dayalı icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Somut olayda, davacı ile davalı banka arasında düzenlenen üç adet GKS'den kaynaklı davacı tarafından değişik tarihli krediler kullanılmakla birlikte davacıdan borcun ifasına yönelik birden fazla takip dosyası üzerinden alacak talebinde bulunulmakla birlikte söz konusu takiplerin aynı alacağa yönelik olduğu, onca yapılan tahsilata rağmen takiplerin düşmediği, yapılan ödemenin borçları karşıladığı belirtilerek davacının davalıya 275.000,00 TL borçlu olduğundan fazlaya ilişkin borçlu olunmadığının tespitine, aynı borçtan dolayı ödenmiş olan miktarlarda borçlu olunmadığının tespitine, aksi kanaat halinde ise ödenen miktarlar uyarınca borçlu olunmadığının tespitine yönelik açılan borcun tespiti yanında menfi tespit istemi yönünden mahkemece alınan 01/09/2023 tarihli rapor hükme esas alınarak davanın reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar davacı vekili tarafından özetle "mahkemece bilirkişi raporuna itirazları dikkate alınmadan karar verildiğini, 2016 yılında müvekkili tarafından kullanılan tüm kredilerden kalan borcun 2016 yılında çektiği kredi ile sonuçlandırıldığını, müvekkilinin gerçek borç miktarı nazara alındığında dava konu icra takibinden dolayı hiçbir borcunun kalmadığının açık olduğunu, bilirkişi tarafından bu hususlara hiç dikkat edilmeden ve sanki 2016 yılında kullanılan kredi ile 2016 yılı öncesindeki kredilerden kalan borçlar tek bir borç haline getirilip kullandırılmamış gibi her kredi için ayrı hesaplama yapılmasının gerçekliğe, hukuka ve kanuna aykırı olduğu" sebepleri ile hüküm istinaf edilmiş ise de istinaf talebinden sonra davacı vekili tarafından davadan feragat edildiği yönünde, davalı vekili tarafından ise feragate beyan yönünde yazılı beyanda bulunulduğu görülmüştür.
Davaya son veren taraf işlemleri olan feragat, kabul ve sulh, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 307 ilâ 315. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Tasarruf ilkesinin bir sonucu olarak davaya son veren taraf işlemleri hüküm kesinleşinceye kadar yapılabilir. Bir başka ifade ile taraflar davayı kabul ederek ya da davadan feragat ederek veya sulh sözleşmesi yaparak yargılamanın her aşamasında ve hatta kanun yollarında herhangi bir hükme gerek kalmaksızın davayı sona erdirebilirler. Ancak bu işlemler vekil tarafından yapılacaksa 6100 sayılı yasanın 74 maddesine göre vekilin vekâletnamesinde özel yetkinin bulunması gerekir.
Davadan feragat, davayı kabul ve sulh, içerikleri itibariyle birer maddi hukuk işlemi olmakla birlikte, yapılış şekli itibariyle birer usulü işlemdir. Bu nedenle söz konusu işlemler bir taraftan maddi hukuk anlamında uygulama imkânı bulan iradeyi bozan hâllere dayanılarak iptal edilebilirken, diğer taraftan kesin hüküm gibi sonuç doğurmaktadır. Davadan feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir (HMK m. 307). Davadan feragat eden davacı, bununla dava dilekçesinin talep sonucu bölümünde istemiş olduğu haktan kısmen veya tamamen vazgeçer. Feragat tek taraflı usul işlemi olduğundan karşı tarafın izni ve mahkemenin onayına gerek kalmaksızın hüküm ifade eder. Bunun yanında feragat kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur.
Yapılan bu açıklama kapsamında her ne kadar davacı yanca yukarıdaki gerekçeler ile iş bu dava açılmış ise de uyuşmazlık, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri nitelikte olup davacı vekilinin vekaletnamesinde davadan feragate ilişkin yetki bulunması karşısında istinaf aşamasında sunulan davadan feragat dilekçesi HMK'nın 307 vd maddeleri uyarınca sonuç doğurucu mahiyettedir. Bu durumda, Yargıtay İBK'nun 11.04.1940 gün ve 70 sayılı ve HGK'nun 21.11.1981 gün ve 1981/2-551 sayılı kararları uyarınca, öncelikle, davadan feragate ilişkin bir hüküm verilmesi gerektiğinden ve bu durumda, yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın feragat nedeniyle reddine, kaldırma kararının sebep ve şekline göre davacı vekilinin istinaf isteminden feragate ilişkin bir karar verilmesine yer olmadığına, feragatin içeriğinin belirtilmediği gibi davalı yanca yargılama gideri ve vekalet ücreti talep edildiği nazara alındığında davacı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği kabul edilmiştir. (Yargıtay 11. H.D'nin 2015/6376 E, 2015/8700 K).
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin 20.09.2023 tarih 2023/90 E. - 2023/508 K. sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Feragat beyanı ve kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak kaldırılan kararın yerine geçmek üzere yeniden hüküm tesisi ile;
Davanın feragat nedeniyle REDDİNE,
492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 488,00 TL karar harcının başlangıçta peşin olarak alınan 179,90 TL'den mahsubu ile hazineye irat kaydına, bakiye 308,10 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, bu hususta tahsil harç müzekkeresi düzenlenmesine,
Davacı yanca yatırılan gider avansından kullanılan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, artan avansın karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatıran taraflara iadesine,
Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
3-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre davacının istinaf başvurusundan feragat beyanı karşısında bu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına,
4-İstinaf karar harcının talep halinde istinaf yoluna başvurana iadesine,
5-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 24.04.2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.