İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ...'da kurulu bir şirket olup şirket yetkili ortağı ...'in yıllarca davalıda staj yaptığını, kullanılan cihazların tüm özelliklerini, işleyişini iyi bildiğini, davalı ile müvekkilleri arasında akdedilen 02/11/2018 tarihli sözleşme uyarınca yüklenici müvekkiline ait şirketler tarafından davalı şirkete ......+......+...... ürünlerinin satılması ile garanti süresi içerisinde destek sağlanması hususunda mutabakata vardıklarını, müvekkillerinin, sözleşmenin davalı tarafça haksız feshine kadar anılan sözleşme ile yükümlendiği edimlerini aksatmadan yerine getirdiklerini, sözleşme ile eklerinde yer alan tüm koşulları yerine getirme lerine rağmen .........Noterliğinin 09/12/2019 tarihli .......yevmiye nolu ihtarname ile davalı tarafından çeşitli sebepler ileri sürülerek
sözleşmenin feshedildiğinin ihtar edildiğini, feshin haksız olduğunu, testlerin hatalı olduğu, fesih dayanağının haksız olduğu ve haksız feshin kabul edilmediği, sözleşmenin kaldığı yerden devam etmesi gerektiğini ..... Noterliğinin 10/01/2020 tarih ve .... yevmiye nolu ihtarnamesi ile ihtar edildiğini, ihtarlarının karşı tarafa tebliğ edilmiş olmasın rağmen herhangi bir yanıt alınamadığını, feshin tamamen haksız, teknik ve hukuki dayanaktan yoksun, geçersiz bir fesih olduğunu, müvekkillerinin telafisi imkansız zararlara uğrattık larını, prototip malzemelerin 30/05/2019 tarihinde teslim edildiğini ve test süresinin başladığını, 25/06/2019 tarihinde müvekkillerine değerlendirme raporu gönderilerek iyileştirme ve geliştirme talep edildiğini, talep edilen iyileştirme ve geliştirmeler sözleşme ve şartname ile belirlenen kriterlere ek özellikler içerdiğinden ve sözleşmede belirlenen süreler şartname ile talep edilen özelliklerde bir ürün için öngörülmüş olduğundan 28/06/2019 tarihinde müvekkilleri tarafından 12 haftalık bir teslim süresi belirlenerek akreditifin ... maddelerinde belirtilen sürelerin uzatılması talep edildiğini, teslim edilen prototipler üzerinde ... (...) adlı test yapıldığını, ardından prototip ürünlerin yapılan testlerden geçemediğinin belirtildiğini, dava tarafından yaptırılan testlerin teknik şartnameye de usule de uygun olmadığını, Bakırköy ...Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/17 D.iş 2020/17 karar sayılı dosyasıyla prototipler üzerinde bilirkişi tespiti yaptırıldığını, daha önce alınan raporların tekrarı niteliğinde fiziki inceleme yapılmaksızın tek taraflı yaptırılan bir rapor olduğun dan kabul etmediklerini, itiraz ettiklerini, prototiplerin test aşamasında müvekkili şirketlere hiçbir şekilde bilgi akışı sağlanmadığını, problemlerin bildirilmediğini, davalı tarafından teslim planında belirtilen sürelere uyulmadığını, teslim planına göre 15/11/2019 tarihinde bitirilmesi gereken testlerin 02/12/2019 tarihinde bitirildiğini, yapılan testlerin teknik anlamda yetersiz ve yanlış bir test olduğunu gibi sözleşmeye da aykırı olduğunu, geçerli bir fesih sebebi sayılmasının mümkün olmadığını, müvekkili şirketlerin davalı tarafla yapılan sözleşmedeki yükümlüklülüklerini en iyi şekilde yerine getirebilmek adına projenin şirket açısından kârlılığını düşür mesi pahasına piyasadaki en kaliteli ürünleri tedarik ettiğini, tedarik edilen ürünlerin ise yalnızca bu projeye özel üretilen endüstriyel tasarım ürünler olduğunu, müvekkili şirketlerin elinde kalması halinde başka herhangi bir yerde kullanılması mümkün olmayan ürünler olduğunu, sırf bu proje için yapılan tüm yatırımların haksız fesih sebebiyle zarara dönüştüğünü, telafisi mümkün olmayan zararlar oluşturduğundan bahisle müvekkili şirketlerin sözleşmeden doğan hak ve alacaklarının (tüm zararlarının) tespitine, tespit edilen/edilecek ve müvekkillerin yoksun kaldığı işbu hak ve alacaklarından fazlaya ilişkin tüm yasal hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik toplam 50.000,00 TL maddi tazminatın 09/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari/avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacı müvekkillerine ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş safahatta 14/11/2022 tarihli dilekçesi ile davayı ıslah ederek 1.423.372,00 USD maddi tazminatın 01/07/2022 arabuluculuk son tutanağının tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı kanuni faiz ve temettü faizine ilişkin kanunun 4/a maddesinde belirtilen yabancı para borunun faizinde devlet bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte davalıdan tahsiline davacıya ödenme sine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının yabancı menşeili bir şirket olup, MÖHUK madde 48 gereğince teminat yatırması gerektiğini, müvekkil şirketin, ......iştirakı olup, 6493 Sayılı Kanun çerçevesinde Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’ndan lisans almış elektronik para ve ödeme hizmeti sağlayan bir kuruluş olduğunu, aynı zamanda ...Meclisi’nin 12.02.2016 tarih ve ... sayılı kararıyla ....’da ..... sistemini yöneten ve işleten bir şirket olup, günümüzde.....kağıt bilet yerine kullanılan, elektronik kart (elektronik bilet) sistemini temin ve tedarik ederek işleten bir kuruluş olduğunu, müvekkil şirket ile davacı arasında ...11.2018 tarihinde “.... (...) & .... Alım Sözleşmesi” imzalandığını, belirtilen sözleşme; toplu taşıma araçlarında ücretlerin elektronik kartla tahsili amacıyla, elektronik kartların okunması için kullanılan sistemin, ana kartları ile ... ekranlarının üretilmesine ilişkin olup, kapsamı; yükleniciden, teknik şartnamede teknik özellikleri belirlenmiş olan “2.000(ikibin) adet ...... (.....) +....’nin ve 2.000(İkibin) adet ...... (......) +......” ürünün satın alınması ve yüklenici tarafından belirlenen süreler içinde garanti hizmetinin sağlanmasına ilişkin olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin 6.2. maddesinde; davacının işe başlama tarihinden itibaren 22 (Yirmiiki) haftalık süre içinde sözleşme konusu ürünlere ilişkin olarak 15 (Onbeş) adet prototip ürünün müvekkiline gönderilmesi ve müvekkilinin prototip ürün onayını takiben 20 (yirmi) hafta içinde 4.000 (Dörtbin) adet ürünün teslimatının yapılması düzenlendiğini, davacı tarafından gönderilen ilk prototipler 30.05.2019 tarihinde müvekkili şirket tarafından teslim alındığını, bunun üzerine müvekkili tarafından hazırlattırılan 18.06.2019 tarihli raporda gönderilen 15 adet ....... (anakart) üzerinde inceleme yapılmış ve gönderilen prototiplerin teknik şartnameye uygun olmadığının tespit edildiğini, bu durumun 25.06.2019 tarihli e-posta ile davacıya bildirildiğini, bunun üzerine davacı tarafından 28.06.2019 tarihli yazı ile geliştirme ve iyileştirme için süre talep edildiğini ve müvekkili şirket tarafından uygun görülerek süre uzatımına dair karar 25.09.2019 tarihinde yükleniciye bildirildiğini, süre uzatımından sonra üretilen ve tekrar müvekkiline gönderilen prototipler müvekkili tarafından 17.10.2019 tarihinde teslim alındığını, gönderilen prototipleri tekrar teknik şartnameye uygunluğu açısından denetletmiş ve ayrıca pilot olarak belirlenen birkaç otobüse söz konusu ürünler monte edilerek saha testi uygulandığını, şartnameye uygunluğu kapsamında yapılan... ve ..... başlıklı testler sonucunda ürünler teknik şartnameye uygun bulunmamış olup, bu hususa ilişkin ....12.2019 tarihli ...... (Analiz Raporu) hazırlandığını, prototiplerin teknik şartnameye uygun olmadığının belirlendiğini, prototiplere ilişkin olarak hazırlanan saha raporunda da; ürünlerin “responsive” (yanıt) süresinin çok uzun olması nedeniyle, ana kartın kullanıldığı otobüslerde elektronik biletleri okuma hızı yavaşladığı ve yolcuların otobüse binişlerinde bu yavaşlama nedeniyle kuyruklar oluşturduğunun bildirildiği, prototiplerin yüklenici tarafından verilen süreye rağmen 2. kez teknik şartnameye uygun bir şekilde üretilmemesi üzerine müvekkili tarafından, sözleşmeyi sürdürmekte teknik, ticari ve hukuki menfaat kalmaması ve davacının zamanında ve eksiksiz üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getiremeyecek olmasının açık olması nedeniyle gerek sözleşmeden ve gerekse de ilgili mevzuattan kaynaklanan haklarının kullanılması yoluyla sözleşmenin feshedildiğini, müvekkili tarafından tespit edilen tüm sorunların davacının teknik şartnameye uygun üretim yapmamasından kaynaklandığını, müvekkili şirket tarafından sertifikasyon testlerinin davacı tarafından yapılmasının talep edildiğini, davacı tarafça sunulmaması üzerine bu testler ücreti mukabilinde bağımsız kuruluşlara yaptırıldığını, davacı tarafça ..... ... testinde 3 farklı seçenek sunulduğunu (6V-36V 9V-36V veya 6V-40V), buna rağmen raporda yalnız 6V-36V ve 6V-40V seçeneklerinin değerlendirildiği ancak 9V-36V seçeneğinde ürünün stabil olarak çalıştığının iddia edildiğini, bu iddianın hiçbir şekilde gerçeği yansıtmadığını, yapılan testlerin 32V üzerinde ürünlerin stabil olarak çalışmadığı ve bu nedenle de hiçbir seçenekteki parametrelere ulaşmasının mümkün olmadığının tespit olunduğunu, 32V'den sonra stabilitesini kaybeden ürünün 9V-36V'yi karşılamasının mümkün olmayacağını, 36V'ye kadar çıkamayacağı açık ve net olduğunu, davacı tarafça her ne kadar yüksek akım koruması, olduğu iddia edilse de, ilgili raporda tespit edildiği üzere söz konusu ürünlerde yüksek akım koruması bulunmadığını, şartnamede yer aldığı üzere ürünlerin kablolarının davacı tarafça temininin gerektiğini, ancak davacı prototip ürünlerle birlikte kablo teslim etmediğini ve sertifikasyon işlemlerini de tamamlamadığını, davacının Pulse 5 testini geçemediği nedeniyle sözleşmesinin feshedildiği iddiası gerçek dışı olduğunu, üretimin yetişmesi için davacının prototipe onay almadan sipariş vermek zorunda olduğu ve bu nedenle zarara uğradığını beyanla bu zararlarını müvekkilden talebi hukuken mümkün olmadığını, davacının basiretli bir tacir olarak protopin onayı sonrası tedarik ve üretim sürelerini göz önüne alarak sözleşme imzalaması gerekmekte olup, yükümlülük altına girdikten sonra tedarik süresinin uzayacağından bahisle harcamalarını müvekkilinden temin etmesinin mümkün olmadığını, davacının zararının tamamen kendi kusurundan ve yetersizliğinden kaynaklanmakta olup, müvekkilinin oluşan maddi zararla arasına illiyet bağı bulunmadığın dan da reddi gerektiğinden bahisle davacı taraf için muhtemel yargı giderlerini karşılamak için uygun bir teminat belirlenmesine, belirlenen teminatın yatırılmaması halinde davanın usulden reddine, haksız ve dayanaksız davanın reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesi 16/03/2023 tarih ve 2020/491 Esas - 2023/281 Karar sayılı kararında; " Tarafların karşılıklı iddia ve savunma ları, sözleşme örneği, değerlendirme raporu, ... ATM.'nin 2020/.. d.iş sayılı dosya örneği, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsam ına binaen; taraflar arasında 02.11.2018 tarihli “.....(...) & ... Alım Sözleşmesi" imzalandığı, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 7. maddesine göre, davacının ise başlama tarihi, akreditifin onaylandığı tarih olarak belirlenmiştir. Sözleşmenin akdedilmesi ile birlikte, sözleşmede yer alan teslim tarihi ve teslim programı başlıklı 6.2. madde uyarınca akreditif amirinin... A.Ş., lehtarının ...ve akreditif bankanın ise ..... olduğunu ve 18.12.2018 tarihli akreditif açılmıştır. Sözleşmenin 6.2. maddesine göre, davacı şirketin işe başlama tarihinden itibaren 22 haftalık süre içinde sözleşme konusu ürünlere ilişkin olarak 15 adet prototip ürünün davalı idareye eslim edileceği ve prototip ürün onayını takiben 20 (yirmi) hafta içinde 4.000 adet ürünün teslimatının yapılacağı belirlenmiştir. Davacı şirket tarafından ilk prototiplerin 30.05.2019 tarihinde davalı şirkete teslim edildiği, davalı şirket tarafından 18.06.2019 tarihli raporla, 15 adet board (anakart) üzerinde inceleme yapıldığı ve prototiplerle ilgili iyileştirme ve geliştirme talepleri doğrultusunda 25.06.2019 tarihli e-posta ile davacı şirkete bildirildiği, davacı şirket tarafından 28.06.2019 tarihli yazı ile; geliştirme ve iyileştirme için süre talep edilmiş ve bu talep davalı şirket tarafından uygun görülerek süre uzatımına dair karar ve teslim planı 25.09.2019 tarihinde yükleniciye bildirilmiştir. Taraflar arasında imzalanmış bulunan ...(...) & . Alımı sözleşmesinin 21. Maddesinin 6. Fıkrasında "İdareye süresi içerisinde teslim edilen malların muayene ve kabulü için İdare tarafından yapılan inceleme sırasında geçen süreler işin süresinden sayılmaz. Son teslim tarihinden önce teslim edilen ve sözleşme ve eklerine uygun olmayan malların sözleşme şartlarına uygun mallar ile değiştirilmesi için teslim süresi içerisinde bir defaya mahsus yükleniciye teslim imkanı verilir. Ancak verilen süre içerisinde yeni mal tesliminin yapılmaması veya teslim edilen malın sözleşme ve eklerine uygun olmaması halinde, yukarıdaki hükümler uygulanır” Sözleşmenin 22. Maddesinde ise ‘'Yüklenicinin taahhüdünü ihale dokümanı ve sözleşme hüküm lerine uygun olarak yerine getirmemesi veya işi süresinde bitirememesi üzerine, bu sözleşmenin gecikme cezasını düzenleyen mad desinde belirlenen oranda gecikme cezası uygulanmak üzere, İdarenin 20 (yirmi) gün süreli yazılı ihtarına rağmen aynı durumun devam etmesi halinde İdare, dilerse ayrıca protesto çekmeye gerek kalmaksızın kesin teminatı ve varsa ek kesin teminatları gelir kaydedebilir ve sözleşmeyi feshederek hesabı genel hükümlere göre tasfiye edilir'' Dava konusu ürünün sözleşmeye uygun olmadığı kabul edilse dahi, Sözleşmenin 22. Maddesinde, idarenin 20 (yirmi) gün süreli yazılı ihtarına rağmen aynı durumun devam etmesi halinde sözleşmenin fesh edilebileceği belirtilmiştir. Fakat davalı firma, ilk prototiplerin şartnameye uygun olmaması nedeniyle zaten davacıya sözleşmeye uygun yeni prototip sunması için 2 aylık süre verildiğini, bu nedenle de feshin sözleşme ye uygun olduğunu belirtmiştir. Fakat, Raporun 4.1. ve 4.2. maddelerinde de ayrıntılarıyla açıklandığı üzere, ilk prototipler için 18.06.2019 tarihinde davalı firma tarafından hazırlanan rapordaki tespitler, ürünün şartnameye uygun olmamasından değil, davalı firmanın ürün üzerinde iyileştirme ve geliştirme taleplerini içermektedir. Bu durum, Davalı... ... A.Ş. tarafından, Genel Müdürlük makamına yazılan .../süre uzatımı talebi sayılı yazıda, davalı vekilinin iddialarının aksine,davacının ek süre talebinin ürünün şartnameye uygun olmama sından ya da üründeki eksik ve hatalı işlemlerden değil, davalı şirketin ürün üzerinde talep ettiği, iyileştirme ve geliştirme taleplerin den kaynaklandığı açık ve net bir şekilde belirtilmiştir. Yani, davacı firmanın süre talebi ürünün şartnameye uygun olmamasından değil davalı firmanın ek taleplerinden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle de, davacı firmaya verilen 2 aylık sürenin sözleşmede bahsedi len 20 günlük sürenin dışında olduğunun kabulü gerekmektedir.Dosyadaki yapılan inceleme sonucu yapılan değerlendirmede, mahkememizce alınan ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda, dava konusu prototiplerin teknik şartnameye uygun olduğu tespit edilmiş olmakla bu durumda teknik açıdan sözleşmenin fesh edilemeyeceği, Prototipler teknik şartnameye uygun olmasa dahi, Sözleşmenin 22. Maddesine göre, davalı şirket tarafından 20 gün süreli yazılı ihtar çekilmeden sözleşmenin feshedilmesinin, sözleşmeye aykırılık teşkil ettiği, davalı tarafından yapılan fesih bildiriminin haklı nedene dayanmaması nedeniyle, davacının uğra -mış olduğu zararların tazmin edilmesi gerektiği, davacı şirket tarafından, önceden sipariş edilen ve ödemeleri yapılan ürünlerin, yalnızca bu projeye özel üretilen endüstriyel tasarım ürünleri olduğundan ve davalı şirketin elinde kalması halinde başka herhangi bir yerde kullanılması mümkün olmayan ürünlerden olduğundan, davacı şirket tarafından tedarik edilen yapılan ödemeler kapsam -ında mahrum kalınan malzeme bedeli ve sözleşme kapsamında mahrum kalınan bedelin tahsilinin gerektiği anlaşılmakla davanın kabulüne karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, '' 1-Davanın kabulü ile 1.423.372,00 USD maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı kanunun faiz ve temerrüd faizine ilişkin 4/a maddesinde belirtilen yabancı parayla açılmış vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, '' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dosyada taraflar arasındaki hukuki ihtilaf ağırlıklı olarak, davacı tarafından sözleşme konusu ürünlere ilişkin olarak üretilen prototiplerin teknik şartnameye uygun olup olmadığı ve bu durum üzerine taraflarca yürütülen sürecin hukuka uygun olup olmadığı noktalarında toplandığını, sözleşmenin 6.2. maddesine göre; davacının işe başlama tarihinden itibaren 22 (Yirmiiki) haftalık süre içinde sözleşme konusu ürünlere ilişkin olarak 15 (Onbeş) adet prototip ürünün müvekkile gönderilmesi ve müvekkilin prototip ürün onayını takiben 20(yirmi) hafta içinde 4.000(Dörtbin) adet ürünün teslimatının yapılmasının düzenlendiğini, davalı tarafından davacıya verilen herhangi bir onay bulunmadığını, gerekçeli kararda da alıntılanan ve davacı tarafından müvekkile gönderilen ihtarnamenin sonuç kısmında "(...) Feshin haksız, hukuka ve sözleşmeye aykırı olması sebebiyle geçersiz olduğunu, prototipe onay verilmesi ve seri üretime geçilmesi için müvekkil şirkete 7 gün içerisinde bildirimde bulunulmak suretiyle sözleşmeye kaldığı yerden devam edilmesi (...)" ifadeleri yer aldığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davanın kabulü halinde dahi davacının yalnızca 15 adet prototip üretimine ilişkin zararlarını talep edebileceği hususunu netleştirmek gerektiğini, davacının onay almaksızın üretime geçilmesine ilişkin öne sürdüğü iddiaların açık sözleşme maddesi karşısında bir geçerlilik taşımadığını, İlk derece mahkemesi kararında atıf yapılan ve genel müdürlük makamına hitaben yazılan bir yazıdan ve bu yazı ile davacıdan ek taleplerde bulunulduğundan bahsedildiğini, ancak bu ek taleplerin neler olduğunun dahi açıklanmadığını, anılan yazının ekinde protoiplerin teknik şartnameye uygun olmadığına dair 18/06/2019 tarihli.... Değerlendirme Raporu bulunduğunu, dosyaya sundukları ve ekran görüntülerini paylaştıkları maillerde de şirket personeli ...tarafından 25.06.2019 tarihli e posta ile yine bu raporun gönderildiğini, mailde "rapora istinaden gerekli düzeltmelerin yapılıp ikinci numunelerin yaptırılması" ifadelerinin yer aldığını; hemen devamında alıntılanan mailde ise aynı personel tarafından davacıya gönderilen mailin başlığının ".... testi sonucunda tespit edilen eksiklikler" olduğunu; davacıya verilen ek sürenin bu eksikliklerin giderilmesine ilişkin olduğunu, davacının ileri sürdüğü ek talep iddiasına karşılık ek maliyet çıkartmamış olmasının da savunmalarını doğruladığını, Dosyaya Prof. Dr. ... tarafından hazırlanan uzman görüşü raporunda da belirtildiği gibi taraflar arasındaki sözleşmenin ani edimli bir sözleşme olduğunu; gerekçeli kararda alıntılanan içtihatların her ikisinde de davanın sürekli edimli sözleşmelere ilişkin olduğunu, bu kararların somut olayda uygulanamayacağını, davalıya ürün teslimi yapılmadığını, davalı tarafından teknik şartnameye uygunsuzluk nedeniyle sözleşme den dönüldüğünü, dönme ile sözleşme baştan itibaren sona erdiğinden davacının müspet zarar niteliğinde olan mahrum kalınan kar talebinde bulunamayacağını, mahkeme kararının bu yönden de hatalı olduğunu, kaldı ki sözleşmeden haklı nedenle dönüldüğünü, Bilirkişi tarafından yapılan hesaplamaların da hükme esas alınamayacağını, davacının sunduğu birtakım harcama belgelerine dayalı hesaplama yapıldığını, bu belgelerin yeminli tercüman kaşesi içerseler de, belgelerde geçerli olduğu ülkeden alınan Apostil şerhi gibi hiçbir şerh bulunmadığını, sunulan faturaların çoğu da proforma fatura olup, arada banka havalelerine dair belgeler bulunmakta ise de, fatura tutarları ile yapılan havale tutarlarının birbirini tutmadığını, davacı tarafından hangi amaçla ne alındığına ilişkin en ufak bir açıklama yapılmadığını, belgelerde görülen ürünlerin, başka yerlerde de kullanılabileceğini, bu ürünlerin tamamının sözleşme konusu ürünlerin üretimine ilişkin alındığının ispatlanmadığını; yine davacı defterleri incelenemediğinden bu ürünlerin halen davacı envanterinde olup olmadığının da tespit edilemediğini,İlk derece mahkemesi kararında belirtildiğinin aksine, bu projeye özel üretildiği belirtilen ve davalı şirketin elinde kalması ihtimalinden bahsedilen ürünlerin üretilip üretilmediğinin dahi bilinmediğini;Bilirkişilerce "internet üzerinden" yapılan araştırma ile ürün bedeli tespit edildiğini; davacı tarafından dosyaya sunulan ve ödendiği hiçbir şüpheye mahal veremeyecek şekilde ortaya konulamamış olan birtakım belgelerin de ispat aracı olarak kabul edildiğini; belirtilen ürünlerin halen davacı envanterlerinde olduğuna dair resmi makamlardan onaylı herhangi bir belge, bitmiş ürünlerin bir fotoğrafı ve malzeme dışında üretim maliyetlerine ilişkin hiçbir belge sunulmadığını;
Davalının davacı tarafından gönderilen prototoipleri gerekli tüm testlere tabi tutularak, elde edilen bilimsel veriler doğrultusunda hareket ettiğini, yine bu prototiplerin gerekli incelemelerin yapılabilmesi için dosyaya da sunulduğunu, ancak bilirkişilerce prototipler üzerinde hiçbir inceleme yapılmadığını, dosyaya sundukları test raporlarına itibar edilmediğini, davacı tarafından sözleşmenin sona ermesinden uzun bir süre sonra yaptırılan bir test raporu ile davacı beyanlarına itibar edilerek rapor hazırlandığını, Taraflarından sunulan uzman görüşü ile bilirkişi raporu çelişmesine rağmen bu çelişkiyi gidermek üzere yeni bir heyetle inceleme de yapılmadığını; Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, 10.11.2016 tarih, 2015/5127 E. ve 2016/4635 K. sayılı kararında ve emsal daha birçok kararında, mahkemece yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde ortaya çıkan bilirkişi raporu ile taraflardan biri tarafından dosyaya sunulan uzman görüşü arasında çelişkiler bulunması halinde, çelişkilerin giderilmesi amacıyla dosyanın “yeni bir bilirkişi heyetine” tevdii edilmesi gerektiğine hükmettiğini,Davacının yabancı menşeili bir şirket olup, MÖHUK madde 48 gereğince teminat yatırması gerektiğini; yerel mahkemece davacının 7.500 TL teminat yatırılmasına karar verildiğini; davacı tarafça dava ıslah edilip talepleri 1.423.372ABD Dolarına arttırılmış olmasına ve taraflarınca defalarca talep edilmiş olmasına rağmen teminat tutarı arttırılmamış olduğundan öncelikle ara karar verilerek teminat tutarının arttırılmasına ve tebliğine karar verilmesini talep ettiklerini, İleri sürerek, yukarıda izah edilen nedenlerle istinaf taleplerinin kabulü ile; incelemenin duruşmalı yapılmasına, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yana yüklenmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasındaki 02/11/2018 tarihli .... ve . alım sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğinden bahisle, uğranılan kar kaybı ve sözleşmenin ifası amacıyla yapıldığı ileri sürülen masraflardan oluşan maddi zararın davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın ıslah ile talep edilen tutar üzerinden kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı yan; taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davalıya teslime dilen prototiplerde şartnamede bulunmayan ek iyileştirme ve geliştirmeler istenilmesi üzerine verilen süre içerisinde ikinci prototiplerin de teknik şartnameye uygun olarak davalıya gönderildiğini, ancak davalının davacı kabulünde olmayan testlere ve delil tespiti raporuna dayanarak sözleşmeyi haksız feshettiğini, davacının akredite laboratuardan aldığı test sonuçlarına göre ise şartnameye aykırılık bulunmadığını, seri üretime geçilmiş olması nedeniyle yapılan masraflar nedeniyle oluşan zarar ve sözleşmenin ifa edilmemesi nedeniyle mahrum kalınan karın tespit ve tazmini gerektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50.000,00 TL'nin haksız fesih tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 14/11/2022 tarihli ikinci dava dilekçesi ve aynı tarihli ıslah dilekçesi ile 1.423.372,00 USD'nin arabuluculuk son tutanağı tarihi olan 01.07.2022 tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı yan; taraflar arasındaki sözleşmenin 6.2 maddesi gereğince davalıya gönderilen prototiplere ilişkin 18/06/2019 tarihli analiz raporu düzenlendiğini, raporda teknik şartnameye göre eksik olan hususlar tespit edildiğinden, davacıya bu eksikliklerin giderilmesinin rapor da eklenmek suretiyle mail yolu ile bildirildiğini, davacının talebi doğrultusunda iki ay ek süre verildiğini, gönderilen ikinci prototiplerin de akredite laboratuarda teste tabi tutulduğu nu ve uygunsuzlukların devam ettiğinin tespit edildiğini, ayrıca delil tespiti yaptırıldığını, sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, sözleşmenin 6.2 maddesi uyarınca prototiplere onay verilmeden seri üretime geçilmemesi gerektiğini, onay süreci tamamlanmadan seri üretime geçtiğini iddia eden davacının kendi kusuru ile sebep olduğu zarardan davalının sorumlu tutulamayacağını, ayrıca davacının seri üretime geçtiğini ve dosyaya sunduğu proforma faturaların sözleşme konusu seri üretimle ilgili olduğunu ispat etmesi gerektiğini, davacı .....'da mukim bir şirket olduğundan teminat alınmasının dava şartı olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece taraf delilleri toplanarak, sözleşme konusu emtianın numuneleri mahkeme kasasına alınmış ve yerinde inceleme yetkisi verilen, elektrik elektronik mühendisi, mali müşavir ve hukukçu bilirkişiden oluşan heyet marifetiyle davalı defterleri ile dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, kök rapora itirazlar üzerine ek rapor alınmış ve tahkikat bitirilerek yukarıda yazılı gerekçe ile istinafa konu karar verilmiştir. Dosyaya mübrez Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'nün yazı cevabı kapsamından; Türkiye ile .... arasında teminattan muafiyeti öngören herhangi bir ikili adlî yardımlaşma anlaşması bulunmadığı gibi, ......Türkiye’nin taraf olduğu Hukuk Usulüne Dair 1954 tarihli Lahey Sözleşmesi’ne de taraf olmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece MÖHUK'un 48/1 fıkrası gereği davacıdan, dava dilekçesinde belirtilen 50.000,00 TL dava değerinin %15'i oranında 7.500,00 TL teminat alınmıştır. MÖHUK'un 48/1 fıkrası uyarınca Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır. HMK'nun 114/1-ğ bendi uyarınca, teminat gösterilmesine ilişkin kararın yerine getirilmesi dava şartıdır. Somut olayda mahkemece, dava dilekçesinde belirtilen değer üzerinden belirlenen 7.500,00 TL teminatın, ıslah edilen dava değeri olan 1.423.372,00 USD'ye göre muhtemel yargılama giderlerini (nispi harç, vekalet ücreti, posta ve tebligat giderleri vb) karşılamaya yeterli olup olmadığı, dava şartı olan teminat tutarının arttırılması gerekip gerekmediği, davalının bu yöndeki isteminin yerinde olup olmadığı hususunda bir değerlendirme yapılmaması doğru görülmemiş, davalı yanın bu yöndeki istinaf sebebi haklı bulunmuştur.Taraflar arasındaki sözleşme ile sözleşme eki teknik şartnamede özellikleri belirtilen 2.000 adet .... (...) ....'nin ve 2.000 adet ... (....) .....ürünün toplam 1.580.000,00 USD bedelle davacıdan satın alınması hususunda tarafların anlaştıkları görülmektedir. Sözleşmenin 6.2 maddesinde teslim tarihi ve teslimat programı düzenlenmiş olup, buna göre davacı sözleşme konusu ürünlerden 15 adet prototip ürünü, sözleşme ve eklerinde yer alan düzenlemelere uygun olarak işe başlama tarihinden itibaren 22 hafta içinde davalıya teslim etmeyi, davalının prototip onayını müteakiben 20 hafta içerisinde 4.000 adet ürünü teslim etmeyi taahhüt ettiği anlaşılmaktadır. Sözleşmenin 11 maddesinde davacının genel yükümlülükleri, 12 maddesinde ise işin yürütülmesine ilişkin ayrıntılı yükümlülükleri düzenlenmiştir. Sözleşmenin 22 maddesinde; davacının taahhüdünü ihale dokümanı ve sözleşme hükümlerine uygun olarak yerine getirmemesi veya işi süresinde bitirmemesi üzerine, bu sözleşmenin gecikme cezasını düzenleyen maddesinde belirlenen oranda gecikme cezası uygulanmak üzere, davalının 20 gün süreli yazılı ihtarında rağmen aynı durumun devam etmesi halinde davalının, dilerse, ayrıca protesto çekmeye gerek kalmaksızın, kesin teminatı ve varsa ek kesin teminatları gelir kaydedebileceği ve sözleşmeyi feshederek hesabı yeni hükümlere göre tasfiye edebileceği düzenlenmiştir. Dosyada sözleşme eki teknik şartnamenin yeminli tercümesinin mevcut olduğu, taraflarca akredite laboratuarlarda yaptırılan (davalı tarfaından ....Firması'na, davacı tarafından ..... Firması'na) testlerin yeminli tercümelerinin ise mevcut olmadığı, mahkemece görev -lendirilen bilirkişi heyetinde yer alan elektrik mühendisi bilirkişi tarafından 18/06/2019 tarihli analiz raporunda belirtilen tespitlerin teknik şartnamede yer almayan hususlara ilişkin olduğu belirtilmiş ise de, teknik şartnamede aranan koşullarının neler olduğunun karşılaştırmalı olarak incelenmediği, ayrıca prototiplerin yalnızca fiziken incelendiğinin, herhangi bir teste tabi tutulmadıklarının, tek bir bilirkişi ile böyle bir testin gerçekleştirilemeyeceğinin ek raporda belirtildiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın temelini ise bu hususun oluşturduğu, kök rapora davacı tarafından yapılan detaylı teknik itirazların ek raporda ve gerekçeli kararda karşılanmadı ğı, davalı yanın bu yöndeki istinaf sebebinin yerinde olduğu anlaşılmıştır. Kabule göre de; hükme esas alınan kök rapor ile kök rapordaki kanaatin tekrarlandığı ek raporda davacının sözleşme konusu validatör Board ve LCD ürünlerini üretmek için yaptığını ileri sürdüğü masraflara ilişkin dosyaya sunduğu proforma faturalar ve ödeme belgelerine konu ürün ve hizmetlerin, sözleşme konusu ile ilgisi bulunup bulunmadığının veya hangilerinin bulunduğunun teknik bilirkişi tarafından değerlendirilmediği, ayrıca mahrum kalınan kar yönünden sözleşme konusu ürünlerin tamamının üretilmesi halinde maliyetin ne olacağına dair hesabının gösterildiği tablo altında, ürünlerin birim fiyatlarının internet üzerinden araştırıldığı belirtilmesine rağmen, belirlenen birim fiyatların internet araştırmasına ilişkin dayanaklarının rapora eklenmediği ve rapor içerisinde de gösterilmediği, tazminat hesabına dayanak hesapla maların mahkeme ve kanun yolu denetimine açık bulunmadığı, yine taraflar arasındaki sözleşmenin 6.2 maddesinde yer alan; " bu sözleşme ile yüklenici tarafından temin edilecek mallardan 15 adet prototip ürün, sözleşme ve eklerinde yer alan düzenlemelere uygun olarak işe başlama tarihinden itibaren 22 hafta içinde idareye teslim edilecektir. İdarenin prototip onayını müteakiben 20 hafta içerisinde 4.000 adet ürün yüklenici tarafından teslim edilecektir. Yüklenici sözleşmede belirtilen teslim süresini aşmamak kaydıyla kısmi teslimat ve faturalandırma yapabilecektir." düzenlemesine göre prototip onayı sürecinin tamamlanıp tamamlanmadığı, buna göre, prototip onay süreci tamamlanmış ise, sözleşmenin haksız olarak feshedildiği varsayımında dahi, seri üretime geçtiği için zarara uğradığını iddia eden davacının TBK'nun 114/2 fıkrası atfı ile 52 maddesi uyarınca zararın artmasında veya oluşmasında müterafik kusuru bulunup bulunmadığının tartışılmadığı, davalı yanın bu yöndeki istinaf sebebinin yerinde olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece, öncelikle her iki tarafın dosyaya sunduğu ve akretide laboratuarlardan alındığı belirtilen tüm test raporlarının yeminli tercümelerinin dosyaya sunulmasını, hem ilk gönderilen prototiplerden, hem de ikinci gönderilen protoiplerden numuneler üzerinde en az üç kişilik alanında uzman teknik bilirkişilerden (gerekli görülmesi halinde teknik üniversitelerden seçilecek ve teknik üniversitelerden birinin laboratuar ortamında inceleme yapabilecek) oluşan heyet marifetiyle ilk gönderilen prototiplerin teknik şartnameye uygun olup olmadıkları, uygun değil iseler verilen süre sonunda gönderilen ikinci prototiplerin teknik şartnameye uygun olup olmadığı hususlarında, dosyadaki diğer tüm deliller de değerlendirilerek, taraf iddia ve savunmalarını karşılar rapor tanzim ettirilmesi, davacının sözleşmenin haksız feshedildiğine yönelik iddiasının yerinde olduğu varsayımında, davacının varlığını ispat ettiği ve talep edebileceği tazminat hesabının yukarıda belirtilen çerçevede mahkeme ve kanun yolu denetimine açık şekilde yaptırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
Sonuç itibariyle; davalının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile;
... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ../03/2023 tarih ve 2020/. Esas ve 2023/.Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,
4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
5-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminatın talep halinde teminatı yatıran ilgili tarafa iadesine,
6-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine,
7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 27/04/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.