İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Tazminat (Rücuen Tazminat)
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... A.Ş. nezdinde Sigorta Poliçesi ile sigortalı .... AŞ.'nin ilgili olduğu iplik emtiasının, davalının sorumluluğuna tam ve hasarsız olarak teslim edilmiş olmasına karşın, emtianın, Türkiye'den Fransa'ya sevki esnasında karşı tarafın sorumluluğunu gerektirecek şekilde alıcısına hasarlı olarak teslim edildiğini, olay sonrası düzenlenen Rezerve Tutanağı, CMR Belgesi ve Ekspertiz raporuna göre, davalının kendisinden beklenen gerekli dikkat ve ağırlaştırılmış özenin gösterilmemesi nedeniyle dava konusu hasarın meydana geldiğinin kesinlik kazandığını; müvekkili şirkete yapılan hasar ihbarına müteakip yapılan inceleme sonucu hasarın nevi ve miktarının kesin olarak belirlendiğini, müvekkili şirketçe sigortalısına sigorta tazminatı ödendiğini, söz konusu emtianın hasar ve zarara uğramasından B.K ve TTK'nın amir hükümleri gereğince emtiayı teslim aldığı andan, teslim edeceği ana kadar meydana gelecek tüm zarar ve ziyadan davalının sorumlu olduğunu, müvekkili ... A.Ş.'nin TTK m.1472 gereğince sigortalısının haklarına halef olduğundan; davalıların kusur/kusursuz sorumluluğunu karşılayan alacak için rücu hakkı doğduğunu, ayrıca yapmış olduğu hasar ödemesiyle, sigortalısından dava konusu alacak talep haklarını temellük ettiğini, huzurdaki dava açılmadan önce, hukuki uyuşmazlığın taraflarca müzakere edilmesi ve dava şartının yerine getirilmesi amacıyla Büyükçekmece Arabuluculuk Bürosu'nun ... başvuru numarası ile arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, ancak "anlaşamama" ile neticelendiğini iddia ederek; fazlaya dair dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla; 4.115,25 Euro hasar bedelinin, ödeme tarihi olan 08.10.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, davalı adına kayıtlı taşımanın yapıldığı ... ve ... plakalı araç kaydına, üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi için müvekkili şirketin ticari gücü gereği teminatsız ihtiyati tedbir - ihtiyati haciz konulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana tahmiline dair karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Rücu talebine yönelik hak düşürücü-zamanaşımı süresi yönünden: T.T.K.'nun 855. Maddesinde "Rücu haklarına ilişkin zamanaşımı, rücu alacaklısının, zararı ve rücu borçlusunu öğrendiği tarihten itibaren üç ay içinde zarar hakkında rücu borçlusuna bildirimde bulunmuş olması şartıyla; rücu alacaklısına karşı mahkeme kararının kesinleştiği günden, kesinleşmiş mahkeme kararı bulunmayan hallerde ise, rücu alacaklısının borcu ifa ettiği tarihten itibaren işlemeye başlar." denildiğini, buna göre, iş bu davanın 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılması gerektiğini, rücu davası açan sigorta şirketinin ise, 3 ay içinde yasal işlem yapmadığı için hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddi gerektiğini, ayrıca T.T.K. hükümleri gereği davanın zamanaşımına uğradığını, sigortanın yaptığı ödemenin poliçe kapsamında haklı bir ödeme olması gerektiğini, aksi halde hatır ödemesinin rücuen tahsili imkânı da olmadığını, Sigortanın rücu şartları ve Sovtaj yönünden; hasarlı ürünlere ilişkin olarak sigortalının beyanı esas kabul edilerek sovtaj uygulaması yapılmadığını, yapılanın ise müşteri beyanı ile %5 olarak belirlendiğini, oysaki hasarlı ürünlerin tamir sovtaj imkanının teknik bir değerlendirmeye tabi tutulması gerektiğini, davacı sigorta şirketinin iş bu dava için öncelikle haklı bir ödeme yaptığını ispat etmesi gerektiğini, sigortalısının insiyatifine ve kararına göre ödediği haksız tazminatı rücuen talep etmesinin de mümkün olmadığını, gerçek zararın tespitinde sadece mal zararı tespiti söz konusu olup, kar marjı, muafiyet veya masraf eklenmesinin mümkün olmadığını, muafiyet anlaşmasının sigortacı ve sigortalı arasındaki bir anlaşma olup, taşıyıcıların tazminatı ile ilgisi olmadığını, bu tazminat hesabının da dikkate alınmasının da mümkün olmadığını, sigortalının muafiyet karşılığı prim ödemelerini düşüreceğini ve ticari avantaj sağlamak için bunu kabul edeceğini, ancak hasar zarar tazminatlarının müşterinin muafiyeti nedeniyle değişkenlik göstermesi gibi bir tespitin yorumdan başka hiçbir yasal yönü de olmadığını, sigortanın gerçek zarar tespitini yaparken sadece mal zararını baz alabileceğini, CMR sözleşmesi gereği, taşıyıcının sorumluluğunun sınırlı sorumluluk olup, hasarlı ürünlerin kg/8,33 SDR yi geçemeyeceğini savunarak; cevap dilekçelerinin kabulünü, davanın sigorta şirketine ihbarını, davanın reddi ile yargılama gider ve vekalet ücretinin davacıya yüklenmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi 29/03/2023 tarih ve 2022/676 Esas - 2023/322 Karar sayılı kararında; "......Dava dışı sigortalı .... A.Ş tarafından yurt dışında bulunan alıcı ....... Şirketine 56 palet-343 karton %100 polyester tekstüre ve bükümlü iplik emtiasının satılıp ihraç edildiği, satıma konu emtianın Bursa/Türkiye-Fransa arasındaki taşıma işini davalının üstlendiği, dava dışı sigortalının ihraç ettiği 56 palet-343 karton 17.200 kg %100 polyester tekstüre ve bükümlü iplik emtiasının taşınma rizikolarına karşı davacı ... A.Ş. tarafından " ...numaralı Emtea Nakliyat Abonman Sigorta Poliçesi" ile sigorta örtüsü altına alındığı, 25/05/2021 tarihinde Bursa/ Türkiye'den davalı şirkete ait .../... plakalı araçla sevk edilen emtianın 18/06/2021 tarihinde Fransa'da araçtan tahliyesi esnasında hasar meydana geldiği görülerek, sigortacıya hasar ihbarında bulunulduğu, davacı sigortacının bu hasar nedeniyle sigortalısı adına 08/10/2021 tarihinde 4.115,27 Euro ödeme yaptığı, dava dosyasına sunulu sigorta poliçesinin geçerli ve dava konusu taşıma risklerine karşı hasarlı emtiayı güvence altına aldığı, davacı sigorta şirketinin yapmış olduğu ödeme ve 06/10/2021 tarihli ibraname/feragatname belgesi ile sigortalının haklarına halef olduğu, ekspertiz raporunda hasarın araç brandasındaki kesik sebebiyle emtianın ıslanması nedeniyle meydana geldiğinin tespit edildiği, emtianın teslim tarihi ve taraflar arasındaki arabuluculuk süreci dikkate alındığında davanın zamanaşımı süresinde açıldığı, hasar şerhini içeren CMR belgesinin hem davalı taşıyıcının emtiayı hasarsız ve tam olarak teslim aldığını hem de hasarlı olarak teslim ettiğini, yani hasarın kural/karine olarak taşıma süreci içinde meydana geldiğini gösterdiği, davalı taşıyıcının sorumluluğunun ispat yükü ters çevrilmiş kusur sorumluluğu olduğu ve davalı tarafça kusurlu olmadığının ispat edilemediği, hükme ve denetime elverişli bulunan bilirkişi raporuna göre; hasar miktarının (gerçek zarar) emtianın fatura bedeli dikkate alınarak 3.705,48 Euro olduğunun tespit edildiği anlaşılmakla; davacı sigorta şirketinin sigortalısı adına yaptığı ödemeyi halefiyet ilkesi uyarınca sorumlulardan rücuan talep edebileceği değerlendirilerek, davalı taşıyıcının davacının sigortalısının gerçek zararından sorumlu olacağı anlaşılmakla; bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulü ile 3.705,48 Euro'nun 22/06/2021 tarihinden itibaren CMR 27/1 maddesi uyarınca yıllık %5 oranına göre hesaplanacak temerüt faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde tüm hususları içerir hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile,
''1-Davanın KISMEN KABULÜ ile,
3.705,48 Euro'nun 22/06/2021 tarihinden itibaren CMR 27/1 maddesi uyarınca yıllık %5 oranına göre hesaplanacak temerüt faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE, Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin gerekçeli kararında emtianın fatura bedeli dikkate alınarak hasar miktarıın 3.705,48 TL hesaplandığı belirtilmiş ise de, gerek hükme esas alınan raporda ve gerekse gerekçeli kararda ayrıntılı açıklama yer almayıp işbu hesaplamanın nasıl yapıldığının taraflarınca anlaşılamadığını, keza mal faturası incelendiğinde, ...... emtiasının 3,23 Euro (birim fiyat) ve ...... emtiasının 2.42 Euro (birim fiyat) olduğunun belirtildiğini, işbu birim fiyatlar dikkate alınarak, hasarlanan emtianın kilogramı da gözönünde bulundurulmak suretiyle ekpsertiz raporunda hasar miktarının hesaplandığını, Kesin Ekspertiz Raporu uyarınca hasarın miktarının 4.115,27 Euro tutarında hesaplandığını, müvekkil şirket tarafından sigortalısına işbu tespit uyarınca 4.115,27 Euro tutarında ödeme yapıldığı tespit edilmesine karşın, hasar miktarının heyetçe farklı bir tutar olarak bildirilmesi ve gerekçeli kararda da işbu hasar miktarının fatura bedeli dikkate alınarak hesaplandığının belirtilmesinin taraflarınca anlaşılamadığını, ekspertiz raporları ile arada oluşan işbu çelişkinin sebebinin gerekçelendirilmesi gerekir iken, raporda ve gerekçeli kararda bu hususta bir açıklamaya yer verilmediğini, hasar miktarı 4.115,27 Euro olarak belirlenmiş iken aksi yönde verilen kararın düzeltilmesi gerektiğini, yine heyet tarafından işlemiş faiz hesabına dair her ne kadar CMR 27. maddesi gereği yıllık %5 oranında faiz hesaplandığı bildirilmiş ise de, işbu tespitin kabulünün mümkün olmadığını, zira taraflar arasında ticari ilişki mevcut olduğunu, avans faizi taleplerinin dikkate alınmasını gerektiğini, kararda temerrüt tarihinden itibaren faize hükmedilmiş ise de, sigorta şirketlerinin ödeme tarihinden itibaren faiz talep edebileceklerini, bu nedenle kararın bu kısmının da düzeltilmesi gerektiğini,
Tüm bu hususların yanında, dava konusu alacak yabancı para cinsinden (Euro) talep edildiğinden müvekkil lehine hükmedilecek dava vekalet ücretinin, talep edilen yabancı para alacağını karar tarihi itibarıyla TCMB efektif satış kuru üzerinden TL'ye çevrilerek hesaplanması gerektiğini, hükmedilen 3.705,48 Euro'nun karar tarihi olan 29.03.2023 tarihindeki TCMB Euro döviz efektif satış kurunun 20,7886 TL olduğunu, buna göre hükmolunacak vekalet ücretine esas alacak değerinin 3.705,48 Eur x 20,7886 TL = 77.031,74 TL olduğunu, 77.031,74 TL alacak için A.A.Ü.T esaslara göre hükmolunması gereken vekalet ücretinin 12.325,08 TL olduğunu, itirazları doğrultusunda davanın tam kabul edilmesi halinde; vekalet ücretine esas alacak değerinin 4.115,27 Eur x 20,7886 TL = 85.550,70 TL olacağını, 85.550,70 TL alacak için A.A.Ü.T esaslara göre hükmolunması gereken vekalet ücretinin 13.688,11 TL olduğunu,
Yerel mahkeme kararının hasar miktarı, faiz oranı, faiz başlangıç tarihi ve vekalet ücretine ilişkin kısmının düzeltilmesine karar verilmesi gerektiğini, aksi halde yalnızca bu hususlarda yeniden inceleme yapılmak üzere dosyanın esas mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; işbu davanın 3 aylık hakdüşürücü süre içerisinde açılması gerektiğini, 3 ay içinde yasal işlem yapmadığı için hakdüşürücü süre nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, ayrıca TTK 855 vd. hükümleri gereği 1 yıllık süre içerisinde açılmadığından davanın zamanaşımına uğradığını, Dava konusu taşımada yükleme tarihinin 25/05/2021 olduğunu, malların alıcıya teslim tarihinin ise 01/06/2021 olduğunu, zamanaşımının başlangıcının ise, TTK 855/2 kapsamında eşyanın gönderilene teslim tarihi olduğunu, ancak karara dayanak gösterilen bilirkişi raporunda zamanaşımının başlangıcının malın teslim tarihi değil, dosyadaki sigorta eksper raporunda gösterilen hasarın farkedildiği tarih olarak gösterilen 18/06/2021 tarihinin esas alındığını, zamanaşımının tamamen hatalı tespit edildiğini, davacı sigortalısının malın hasarını teslimden 18 gün sonra farkettiğini, sigortaya da 24/06/2021 tarihinde ihbar yaptığını, müvekkilin davacı sigortalısına malı teslim etmesi sebebiyle kestiği navlun faturası tarihinin de 01/06/2021 olduğunu, teslim tarihi itibariyle davanın açılması gerektiğini, davacının 01/06/2022 tarihinde dava veya arabulucu müracaatı yapması gerektiğini, ancak davacının 13/06/2022 tarihinde arabulucu başvurusu yapmış olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, dolayısıyla, mahkemenin zamanaşımı itirazı yönünden değerlendirmesinin de hatalı olduğunu, malın teslim tarihi olan 01/06/2021 itibariyle zamanaşımı gerçekleştiğini, dosyadaki taşıma senedinde de teslim tarihinin görülmekte olduğunu, Sigortanın yaptığı ödemenin poliçe kapsamında haklı bir ödeme olması gerektiğini, dosyadaki poliçe bitiş tarihi 25/05/2021 olarak gösterilmiş ise de 01/06/2021 tarihindeki hasarın ödemesinin yapılmış olduğunu, yapılan ödeme haklı bir ödemede olmadığından rücu imkanı da bulunmadığını,Hasarlı ürünlere ilişkin olarak sigortalının beyanı esas kabul edilerek sovtaj uygulaması yapılmadığını, müşteri beyanı ile %5 olarak belirlendiğini, oysa ki hasarlı ürünlerin tamir sovtaj imkanı teknik bir değerlendirmeye tabi tutulmadığından sigortalı beyanının esas alınmış olduğunu, sovtaj oranına açıkça itiraz ettiklerini, bilirkişi raporunda sigorta eksper inceleme raporunun yeterli görüldüğünü, ancak teknik konuda teyit nitelikli rapor verildiğini, teknik incelemede sovtaj itirazlarının irdelenmediğini, 1. malzeme için hasar tespiti yapılmadan tam zayi kabul edildiğini, 2 .üründe ise çok düşük sovtaj oranı verildiğini, 1. ürün tam zayi kabul edilmiş ise de ürünlerin tam zayi olup olmadığı, imha edilip edilmediği veya kullanım durumuna yönelik bir tespit ve delil de sunulmadığını, bu husustaki itirazın yeterli derecede açıklanmadığını ve sigortalı beyanı ile tespit yapıldığını, CMR sözleşmesi gereği taşıyıcının sorumluluğunun sınırlı sorumluluk olduğunu, hasarlı ürünlerin kg / 8,33 SDR'yi geçemeyeceğini, ancak sınırlı sorumluluk hesaplaması da yapılmadan karar verildiğini, Yerel mahkemenin faiz başlangıç tarihini hatalı tespit ettiğini, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini, mahkemenin 22/06/2021 tarihli ihtarname tarihini temerrrüt tarihi olarak gösterdiğini, oysa ki bu tarihte sigorta şirketinin sigortalısına henüz ödeme dahi yapmadığını, sigortanın işbu davada talep ettiği tazminatı ödeme tarihinin 06/10/2021 ve sigortalının dava haklarını devrettiği tarihin 08/10/2021 olduğunu, yani mahkemenin henüz sigortanın ödemediği bedel için sigortaya geçmiş tarihten faiz işleterek tamamen haksız ve hukuka aykırı bir karar verdiğini, Davacının faiz olarak Euro istediğini, ancak talebinin avans faizi olduğunu, avans faizi ancak TL de olabilir ise de yerel mahkemece avans faiz talebini reddetmesi gerekirken talep edilmediği halde %5 faiz kararı verildiğini, talep edilmeyen bir faize hükmedilmesi yönünden de işbu kararın hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; davacı tarafından emtia nakliyat sigortası ile sigortalanan emtianın kısmen zayi nedeniyle, davacı tarafından sigortalısına ödenen bedelin akdi ve kanuni halefiyete dayalı olarak açılan rücuen tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut olayda, davacının sigortalısı dava dışı ... A.Ş. tarafından Fransa'da yerleşik... S.A. isimli firmaya toplam 56 palet, 343 karton, 17.200.000 kg brüt, 14.970.922 kg net ağırlığındaki ve 42.915,54 EUR kıymetindeki % 100 polyester tekstüre ve bükümlü iplik ürünleri satılmış ve ...S.A şirketine teslim edilmek üzere, davalı şirket ile taşıma anlaşması yapıldığı, konu emtia 56 palet olarak ambalajlanarak ... (çekici) - ... (yarı römork) plakalı nakliye aracına hasarsız olarak yüklendiği ve söz konusu ürünler için 27.05.2021 tarihinde ihracat faturası düzenlenerek, davalıya ait ... plakalı araçla söz konusu ürünler ...S.A. şirketine teslim edilmek üzere,..... Gümrüğü 'nden çıkış yaptığı, aracın ...S.A, adresine varması akabinde, taşımaya konu ürünlerin ...S.A. Alıcı firma adresinde 18/06/2021 tarihinde araçtan yapılan tahliye sırasında araç brandasının kesik halde olduğu ve emtia kolilerinin ıslanmış olduğu tespit edilerek CMR üzerine "Branda delik, 1 adet içine su dolmuş, 3 adet ise kartonları çok hasarlı" şeklinde hasar notu yazılmış ve araç içinde hasarı gösteren fotoğraflar çekilmiş, davacı tarafça yaptırılan expertiz incelemesi sonucu düzenlenen exper raporunda meydana gelen hasarın araç brandasındaki kesik sebebiyle emtianın ıslanması sonucu meydana geldiğini, hasar miktarının 4.507,54 Euro olduğu, 392,27 Euro sovtaj tenzili sonucu toplam hasar miktarının 4.115,27 Euro olduğunun belirtildiği, davacı tarafça ibraz edilen banka dekontuna göre dava dışı sigortalısına 08/10/2021 tarihinde 4.115,27 Euro ödeme yapıldığı ve davacı sigortalısı tarafından 06/10/2021 tarihli ibraname ve feragatname başlıklı temlikname ile söz konusu hasar ile ilgili tüm alacak ve haklarını davacıya temlik ettiği, davacı tarafça akdi ve kanuni halefiyete davalı olarak yaptığı ödemenin taşıyıcıdan rücuen tahsili talebiyle istinafa konu dava açılmıştır.
Davacı vekilinin istinaf sebepleri incelendiğinde, Dava konusu alacak yabancı para cinsinden olup, döviz üzerinden açılan davalarda dava değeri dava tarihindeki kur üzerinden TL. Karşılığına göre tesbit edilip bu değere göre karar tarihindeki tarifeye göre harç ve vekalet ücretine hükmedilecektir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/3473 Esas -2020/2039 Karar sayılı ilamı da bu yöndedir.) Somut olayda mahkemece, döviz üzerinden açılan eldeki davada dava değeri dava tarihindeki kur üzerinden TL. karşılığına göre tesbit edilip bu değere göre karar tarihindeki AAÜ tarifesine göre davacı ve davalı lehine vekalet ücretine hükmolunduğu tesbit edilmiştir. Davanın açıldığı 2022 yılı için HMK'nın 341/2. maddesindeki kesinlik sınırı 8.000,00 TL olmuştur. Somut davada dava değeri = 4.115,27 Euro olup mahkemece 3.705,48 Euro üzerinden davanın kısmen kabulüne, 409,79 Euro yönünden ise davanın reddine karar verildiği, davacı vekili tarafından ilk derece mahkemesince ret edilen 409,79 Euro istinaf konusu edilmiştir. Dava tarihindeki TCMB Euro efektif satış kurunun 18,0142 TL. Olduğu, İstinafa konu edilen miktarın dava tarihindeki TL. Karşılığının 7.382,03 TL. Olup ret edilen miktar 8.000,00 TL'den düşük olup buna göre ret edilen miktar yönünden ilk derece mahkemesi kararı kesin niteliktedir. Miktar olarak kesin nitelikteki karar ile ilgili olarak yerel mahkemece karara karşı kanun yolunun açık olduğunun belirtilmesinin de sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Bu nedenle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 341 ve 352/1 maddeleri gereğince usulden reddine karar verilmiştir.
Davalı vekilinin istinaf sebepleri incelendiğinde; Mal sigortalarında sigortacının ödeme yaptığı sigortalısının haklarına TTK'nun 1472 maddesi/1 fıkrası uyarınca halef olabilmesi için, ödemenin teminat kapsamında olması zorunludur. Teminat kapsamına ve poliçe hükümlerine uygun olmayan ödemeler ex gratia ödeme(hatır ödemesi) mahiyetinde olduklarından, halefiyet kapsamında değerlendirilemezler. Ancak bu ödemeyi yapan sigortacı sigortalısından, zarar sorumlusuna karşı olan dava hakkını TBK'nun 183 ve devamı maddeleri kapsamında alacağın temliki yoluyla devralmışsa rücu hakkına sahip olabilir (Yargıtay HGK 2018/17-156 esas, 2020/868 karar sayılı, 10/11/2020 tarihli kararı). Davacı sigorta şirketi ile yapılan, ...poliçe nolu Emtea Nakliyat Abonman Sigorta Poliçesinin özel şartlar başlıklı bölümünün 19 maddesinde; ''Brandalı kamyonlarla yapılan taşımalarda brandanın yetersiz, yırtık olmasına atfedilebilecek tüm hasarların teminat harici,'' olduğu, yine aynı poliçenin BRANDA KLOZU Başlıklı bölümünde;'' Taşıyıcı aracın brandasının olmaması veya branda yetersiz, yıpranmış ve kusurlu olmasına atfedilebilecek her türlü hasar ve ziya teminat harici,'' olduğu düzenlenmiş ve ... poliçe nolu Nakliyat Emtea Sigorta Poliçesinin KAPALI KASA TAŞIMA NOTU başlıklı bölümünde;'' Tenteli treyler/kamyon ile yapılan taşımalarda, branda yetersizliğinden (yırtık, delik, su geçirmezlik özelliğinin olmaması vb.) kaynaklanan tüm hasarlar teminat dışı, '' olduğu düzenlenmiş olup somut olayda exper raporunda hasarın karayolu nakliyesinin gerçekleştirildiği ... plakalı araç brandasındaki kesik sebebiyle emtianın ıslanması sonucu meydana geldiği belirtilmiş olup bu durumda söz konusu hasarın sigorta teminatı kapsamında olmadığı, bu nedenle davacının sigortalısına yaptığı ödemenin hatır ödemesi olduğu ve TTK'nun 1472 maddesine dayalı yasal halefiyetin mevcut olmadığı, ancak 06/10/2021 tarihli ibraname ve temlikname ile sigortalı, sorumlulardan olan tazminat alacaklarını TBK 183 maddesi gereğince davacıya temlik ettiğinden, davacının, davalı ile sigortalı arasındaki hizmet ilişkisine aykırılık hükümleri çerçevesinde davalıya rücu edebileceği, aktif husumetinin mevcut olduğu anlaşılmıştır. Davalı vekili cevap ve istinaf dilekçesinde; ''TTK 855. Md. göre işbu davanın 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını belirterek zamanaşımı definde bulunmuş ise de, davalı tarafın dayanmış olduğu TTK 855/3 maddesi taşıyıcının bir diğer taşıyıcıya rücu etmesi ile ilgili olup sigorta şirketinin açtığı rücu davasına uygulanması mümkün değildir. Davaya konu taşıma Türkiye-Fransa arasında gerçekleştiğinden somut uyuşmazlığın CMR konvansiyonu hükümlerine göre çözümlenmesi gerekmektedir. Bu durumda, işbu davada ileri sürülen zamanaşımı def’inin karşılanmasında dava dışı sigortalı ile davalı taşımacı arasındaki taşıma ilişkisi bakımından uygulanması gereken sözü geçen uluslararası sözleşmenin (CMR) 32. maddesi hükmünün nazara alınması gerektiğinde kuşku yoktur. CMR'nin 32/1. Maddesine göre, CMR Konvansiyonu gereğince yapılan taşımalardan doğacak davaların bir yıl içinde açılması gerekir. Ancak, bilerek kötü hareket veya mahkeme tarafından bilerek kötü hareket olarak kabul edilen kusurlarda, bu süre üç yıldır. Dava açma süresi kısmi kayıp, hasar veya gecikmelerde, teslim tarihinden itibaren, tam kayıplarda, kararlaştırılan zaman limiti bitiminden 30 gün sonra, kararlaştırılmış zaman limiti yoksa yükün taşıyıcı tarafından teslim alınmasından sonraki 60 ıncı günde
işlemeye başlar. Maddenin 2. fıkrasına göre ise, yazılı bir istemin, taşımacı bunu yazılı bildiri ile geri çevirip, ona ilişkin belgeleri de iade edinceye kadar zaman limitini erteleyeceği düzenlenmiştir. Somut olayda, dava konusu emtia alıcı adresinde 18/06/2021 tarihinde araçtan yapılan tahliye sırasında araç brandasının kesik halde olduğu ve emtia kolilerinin ıslanmış olduğu tespit edilerek CMR üzerine "Branda delik, 1 adet içine su dolmuş, 3 adet ise kartonları çok hasarlı" şeklinde hasar notu yazılmış, CMR 32/1. maddesine göre zamanaşımı süresinin 18/06/2021 tarihinde başladığı, aksinin davalı tarafça ispat edilemediği, davacının sigortalısı dava dışı ... A.Ş. Tarafından davalı muhataba .... Noterliğinden gönderilen 22/06/2021 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname ile, dava konusu hasar ihbar edilerek zararın karşılanmasının talep edildiği, söz konusu ihtarnamenin davalı muhataba 24/06/2021 tarihinde tebliğ edildiği, CMR 32/2 maddesi uyarınca zamanaşımının 24/06/2021 tarihinde durduğu, davalı tarafın söz konusu ihtarnameye cevap verildiğine ilişkin iddia olmadığı gibi bu yönde delil de olmadığı, davacı tarafça davalı aleyhinde huzurdaki dava açılmadan önce 13.06.2022 tarihinde arabulucuya başvurduğu, 6325 sayılı HUAK md. 18/A- 15 uyarınca arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımının durduğu, davacı tarafça 21/07/2022 tarihinde eldeki dava açıldığı gözetildiğinde, dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolmadığı, mahkemece zamanaşımı definin reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olduğundan davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. CMR'nin 17/1. maddesi gereğince; taşıyıcı, eşyanın kendisine teslim edildiği tarihten gönderilene teslim olunduğu tarihe kadar geçen süre içinde uğranılan ziya, gecikme ve hasardan sorumludur. Aynı hükmün ikinci fıkrasına göre ise, eğer kayıp, hasar veya gecikme istek sahibinin hatası veya ihmalinden, taşımacının hatasından değil de, istek sahibinin verdiği talimattan, yüke has bir kusurdan yahut da taşımacının önlenmesine olanak bulunmayan durumlardan ileri gelmiş ise, taşımacı sorumlu tutulması mümkün değildir. Fakat 18. Maddede kayıp, hasar ve gecikmenin bu nedenlerin birinden doğduğunu kanıtlama yükümlülüğünün taşımacıya ait olduğu düzenlenmiş, exper raporunda hasarın araç brandasındaki kesik sebebiyle içeri sirayet eden yağmur suyu nedeni ile meydana gelmiş olduğu belirtilmiş olup bu durumun aksi davalı tarafça isbat edilemediğinden davalının meydana gelen zarar nedeniyle sorumluğunu ortadan kaldıran hallerin ispatlandığından söz edilmesi mümkün değildir. Meydana gelen hasardan nakliyeyi gerşekleştiren davalı şirket sorumludur. Öte yandan ziya ve hasar halinde tazminatın hesaplanmasına ilişkin CMR'nin 23. maddesine göre; emtianın kısmen veya tamamen kaybı halinde tazminat, emtianın taşınmak üzere teslim edildiği yer ve tarihteki değerine göre hesaplanır. Ancak kısmi kayıp halinde, sorumluluk miktarının tespitinde kaybedilen kısmın ağırlığına göre taşıyıcının sorumlu olduğu miktar belirlenmelidir. Bilirkişi raporunda, oluşan hasar ıslanma sebebiyle olduğu 1. ürün tam zayi olduğundan sovtaj indirimi yapılmadığı, 2. Ürün için %20 sovtaj indirimi yapıldığında toplam hasar miktarının 3.705,49 Euro olarak hesaplandığı, zarar gören emtianın ağırlığına göre sınırlı sorumluluk miktarına göre hesaplanan zarar miktarı gerçek zarar miktarından fazla olacağından gerçek zarar miktarına göre yapılan hesaplama yerinde olup mahkemece bu miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygundur. Davacı talebinin Euro olarak tahsile ilişkin olup hükmedilen tazminat tutarına CMR 27 maddesi uyarınca yıllık %5 oranında faize hükmedilmesi gerekmekte ise de, davacı dava dilekçesi ile, ödeme tarihi olan 08.10.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi talep etmiş olup mahkemece taleple bağlılık kuralı gereğince 08/10/2021 tarihinden itibaren CMR 27 maddesi uyarınca yıllık % 5 faiz oranını geçmemek üzere avans faizine hükmedilmesi gerekirken talebi aşarak ihtarname tarihi olan 22/06/2021 tarihinden itibaren CMR 27 maddesi uyarınca faize hükmedilmesi yerinde görülmemiş, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür.
Sonuç itibariyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 341 ve 352/1 maddeleri gereğince usulden reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkeme kararının HMK 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılarak dairemizce faiz başlangıcı hakkında yeniden karar verilmek suretiyle; davanın kısmen kabulü ile, 3.705,48 Euro'nun 08/10/2021 tarihinden itibaren CMR 27/1 maddesi uyarınca yıllık %5 oranı geçmemek üzere avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddi yönünde karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
A-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 341 ve 352/1 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,
B-Davalının istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ İLE,
..... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..../03/2023 tarih ve 2022/... Esas - 2023/.. Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle,
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile,
3.705,48 Euro'nun 08/10/2021 tarihinden itibaren CMR 27/1 maddesi uyarınca yıllık %5 oranı geçmemek üzere avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gerekli 4.552,99 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 1.264,13 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.288,86 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinden davanın red ve kabul oranına göre hesaplanıp takdir olunan 1.404,00 TL'sinin davalıdan 156,00 TL'sinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Davacının kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından ve davanın kabul miktarı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 10.664,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalının kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından ve davanın red miktarı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 7.370,70 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL başvurma harcı, 1.264,13 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan 5.250,00 TL bilirkişi ücreti, 1.051,12 TL posta gideri olmak üzere toplam 6.301,12 TL yargılama giderinden davanın red ve kabul oranına göre hesaplanıp takdir olunan 5.673,69 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan miktarın davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Kullanılmayan gider avansının HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa iadesine,
İSTİNAF YÖNÜNDEN:
9-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
10-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
11-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
12-Davalı tarafından yatırılan 1.138,25 TL istinaf karar harcının talep halinde iadesine,
13-Davalı tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 166,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
14-Artan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 27/04/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.