İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı şirket arasında ticari ilişkiden kaynaklı alacaklı olduğunu, bu nedenle davalı aleyhine .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile başlatıldığını ancak takibe itiraz edildiğini belirterek; itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmolunmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Alacaklı olduğu iddia edilen davacıya karşı müvekkili şirketin böyle bir borcu olmadığı, bilirkişi incelemesi sırasında sunulacak defter kayıtlardan da görüleceği üzere 2020 yılında davacı ile hesapların kapatıldığı, sonraki yılda herhangi bir bir işlem yapılmadığı, davacı ile 09/01/2020 yılında başlayan kayıtların son olarak 30/12/2020 yılında kapatıldığı, iş bu defter kapamaları yapılırken tüm kayıtlar yasal olarak oluşturulmuş ve kapamaların bankadan havalelerle yapılmış olduğu, zaten ödeme emrinin ekinde taraflarına herhangi bir cari hesap ekstresi gönderilmediği gibi detaylarında nelerden ibaret olduğunun bilinmediği, firmanın 2021 yılında e faturaya geçmiş olduğu, bundan önceki dönemde e -arşiv fatura sistemi kullanmakta olduğu, E -arşiv faturaları incelendiğinde davacıya takibe konu olabilecek bir fatura çıkmadığı gibi zaten yasa gereği 5000 TL üzeri alacaklar için e-arşiv faturası olması gerektiği, sonuç olarak defter kayıtlar ve taraflar arasında düzenlenene BA BS formları yevmiye ve hesap defterleri incelendiğinde de durumun ortaya çıkacağı, davacının hangi faturaya istinaden nasıl bir cari hesap alacağı çıkardığının bilinmediği, zira karşılıklı olarak tutulan defter kayıtlarına göre borçlu olmadıklarının aşikar olduğu, davacının, müvekkili şirketi zor duruma düşürmek amacı ile takip yaptığı ve ortada olmayan bir alacak üzerinden dava açmış olduğu ve kötü niyetli olduğunun açık olduğu, ve sonuç olarak da arz ve izah ettikleri sebeplerle; öncelikle davacının haksız ve mesnetsiz davasının reddine, asıl alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesi 22/05/2023 tarih ve 2021/800 Esas - 2023/432 Karar sayılı kararında; "Mahkememizce görülüp karara bağlanan davanın, taraflar arasındaki ticari ilişkiye istinaden doğduğu iddia olunan cari hesap alacağına dayanarak başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkar tazminatı istemlerine ilişkin olduğu, davacı- alacaklı tarafça davalı borçlu hakkında, ....İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyası üzerinden 283.380,84 TL cari hesap alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi yapıldığı, davalı/borçlu tarafından yasal süresi içerisinde borca ve tüm fer'ilere yapılan itiraz sonucu takibin durmuş olduğu, davacı vekilinin yasal süre içinde davalının itirazının iptali için İİK 67 maddesine göre itirazın iptali davası açtığı, mahkememizce tüm delillerin toplandığı, taraflara TTK 83/1 ve HMK 222/1. Maddeleri gereği ilişik dönemlerine ilişkin defter ve kayıtları sunmak amacıyla usulüne uygun olarak kesin süre verildiği, verilen kesin sürede davacı vekili tarafından mahkememiz kalemine USB bellek içerisinde sunulan ve davalı vekili tarafından da mahal adresi bildirilen defter ve kayıtlar ile dosyaya celp olunan BS BA kayıtları ve tüm dosya mündericatı üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığı ve rapor alındığı, dosyaya ibraz edilen, dosya kapsamına ve bilimsel gerçeklere uygun olan ve hukuki yönleri ayrık olmak üzere, yapılan mali tespitler açısından ayrıntılı ve gerekçeli olduğu anlaşılan bilirkişi raporu sonucu; taraflarca ibraz edilen 2020 ve 2021 yıllarına ilişkin ticari defterlerin 213 sayılı VUK uyarınca usulüne uygun olarak tutulup işlendiği, silinti ve kazıntıya rastlanmadığı, yine 6102 sayılı TTK'nun ilgili 64 maddesi gereğince noter açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süreleri içerisinde yaptırıldığı ve sonuç olarak da; az yukarıda ayrıntıları yazılı olan ve hukuki yönleri ayrık olmak üzere, yapılan mali tespit ve değerlendirmeler ile hesplamalar açısından ayrıntılı ve gerekçeli olduğu anlaşılan ve bu yönleriyle hükme esas alınan mali bilirkişi raporu sonucu davacının davalıdan takip tarihi itibari ile 203.503,72 TL alacaklı olduğu ve davalı- borçlu yanca da bu miktara ilişkin olarak, mahkememizce verilen kesin süreye rağmen aksi yönde herhangi bir teslim ve ödemeye İlişkin bir belgenin de dosyaya ibraz edilmediği anlaşıldığından, davanın 203.503,72 TL alacak yönüyle kısmen kabulüne ve ayrıca takip konusu alacağın likit olduğu ve davalı/borçlunun takibe itirazının haksız ve kötü niyetli olduğu sonuç ve vicdani kanaatine ulaşıldığından, hükmolunan itirazlı alacağın %20'si üzerinden takdir olunan 40.700,74 TL icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile,
'' Davanın KISMEN KABULÜ ve KISMEN REDDİ ile;

1-Davalı-borçlunun, .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına yönelik itirazının KISMEN İPTALİ ile takibin 203.503,72 TL alacak üzerinden takip talebindeki şartlarla AYNEN DEVAMINA,

2-Fazlaya ilişkin itirazın iptali isteminin REDDİNE,
-Hükmolunan toplam alacağın (203.503,72 TL) %20'si nispetinde hesaplanan 40.700,74 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin hiçbir itiraz ve beyanlarını değerlendirmeden istemlerinin reddine, davanın kısmen kabulüne karar verdiğini, ispat yükünün davacı yana ait olmasına rağmen, belge sunulmadığından bahisle, itirazları ve delilleri değerlendirilmeden eksik ve hatalı bilirkişi raporu hazırlandığını ve eksik ve hatalı raporun, ilk derece mahkemesi tarafından hükme esas alındığını, Davacı tarafından yapılan haksız icra takibi esnasında taraflarına gönderilen ödeme emrinin ekinde borcun dayanağı olan herhangi bir cari hesap ekstresi gönderilmediğini; davalı şirketin davacı yana herhangi bir borcu bulunmadığını; davacı ile müvekkili şirket arasında cari hesap kayıtlarının yalnızca 09/01/2020-30/12/2020 tarihleri arasında tutulduğunu ve bu tarihler arasında tarafların birbirinden alacak ve verecekleri kalmadığını, hesabın kapatıldığını; karşılıklı olarak tutulan defter kayıtlarına göre davalı şirketin borçlu olmadığının aşikar olduğu halde, davacı yan tarafından, davalı şirkete, hangi faturaya istinaden nasıl bir cari hesap alacağı çıkarıldığının ilk derece mahkemesi yargılaması sonunda taraflarınca hala anlaşılamadığını; yerel mahkeme yargılaması esnasında dosyaya, beyanlarını doğrulayacak BA BS formları, yevmiye ve hesap defterleri sunulmuş olmasına rağmen belge sunulmadığından bahisle eksik ve hatalı bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hukuka ve kanunlara aykırılık oluşturduğunu, İleri sürerek, arz ve izah edilen ve mahkemece re'sen dikkate alınacak sebeplerle; istinaf itirazlarının kabulüne, İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 22.05.2023 Tarihli ve 2021/800 Esas 2023/432 Kararı sayılı ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kabulüne, karar kesinleşinceye kadar kararın icrasının ertelenmesi'ne, vekalet ücreti ve masraflarının davacı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasındaki açık hesaba dayalı yürütülen ticari satış ilişkisinden doğan bakiye alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Dosya içeriği belgelere göre; mahkemece taraf delilleri eksiksiz toplanarak, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde, takip tarihi itibariyle alacağın varlığı ve miktarının tespiti bakımından mali bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, kök rapora itirazlar üzerine ek rapor alındığı, kök ve ek mali bilirkişi raporlarında davacının takip tarihi itibariyle kendi defterlerine göre davalıdan 353.503,72 TL alacaklı göründüğünün, davalının ise kendi defterlerine göre davacıya 52.723,83 TL borçlu göründüğünün, taraf defterleri arasındaki farkın, davacı defterlerinde davacıya ödeme amacıyla gönderildiği belirtilen iki adet 75.000,00'er TL tutarlı çekin davalı defterlerinde kayıtlı olmamasından ve davalının davacı adına tanzim ettiği 150.779,80 TL tutarlı satış faturasının davacı defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklandığının, davacının defterlerinde kayıtlı iki adet çeki davacıya teslim ettiğine dair herhangi bir belge sunmadığının, davalının defterlerinde kayıtlı ve bs formu ile bildirdiği faturanın ise davacı tarafından BA bildiriminin yapılmadığının, davacının 353.503,72 TL alacağından iki adet çek tutarı düşüldüğünde 203.503,72 TL alacaklı göründüğünün, davalının davalıya tebliğ ettiğini ve muhtevasını davacıya teslim ettiğini ispat edemediği 150.779,80 TL'lik fatura tutarı 52.723,83 TL ye eklendiğinde, davalının davacıya 203.503,73 TL borçlu hale geldiğinin bildirildiği, davalının istinafının aksine kendi defterlerine göre davacıya 52.723,83 TL borçlu göründüğü, ayrıca davacı alacağından mahsup ettiği 150.779,80 TL tutarlı satış faturasını davacıya tebliğ ettiğini ve fatura muhtevasını teslim ettiğini ispat yükünün davalı üzerinde olduğu, mahkemece bu hususu ispat edemeyen davalının davacıya 203.503,72 TL borçlu olduğunun kabul edilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davalının aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Sonuç itibariyle; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,

3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 13.901,28 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 3.476,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 10.425,28 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,

5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 27/04/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.