Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalı ...şirketinin ... Şubesinden ... plakalı ... motor numaralı ... şasi numaralı, ........ .... marka aracı 24.07.2019 tarihinde 146.171,97 TL bedelle satın aldığını, aracın teslim alınıp kullanılmaya başlandıktan sonra sürekli olarak arıza vermeye başladığını, defalarca yetkili servise götürülmesine rağmen herhangi bir sonuç alınamadığını, araçta kullanmayla ortaya çıkan gizli ayıbın mevcut olduğunu ve ayıp ortaya çıkar çıkmaz durumun derhal satıcının yetkili servisine bildirildiğini, davacının eksik harcı tamamlaması gerektiğini, beyanla aracın ayıpsız misliyle değiştirilmesini, mümkün olmaması halinde TBK 227/1-1 hükmü gereği satılanı geri vermeye hazır olduklarını ve sözleşmeden dönme haklarını kullanarak davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ...A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının ayıp ihbar yükümlülüğünün yerine getirmediğini, davacının sözleşmeden dönme hakkını kullanması halinde denkleştirici adalet ilkesine göre hesaplama yapılarak aracın güncel değerinin ödenmesine ilişkin talebin kabulünün mümkün olmadığını, aracın ayıplı mal niteliğine haiz olmadığını, ayıplı malın varlığından bahsedilmek için, maldan beklenen faydanın, kullanım amacı bakımından azalması gerekmekte veya malın niteliğine ya da etkileyen niceliğine aykırı olan bir hususun varlığının aranması gerektiğini, ancak somut olayda araçta şikayet konusu yapılan arıza bakımından araçta üretim kaynaklı herhangi bir ayıbın bulunmadığını, mezkur aracın kullanımına engel teşkil edecek bir husus bulunmadığını, araçla ticari faaliyetlerin ifa edilmesi sebebiyle çok yoğun trafiklerde dur-kalk şeklinde aracın kullanılması durumu veya başka bir husustan kaynaklanıp kaynaklanmadığı durumlarının gözetilmesi de gerekirken, dosya muhtevasında bu durumu ispatlayan hiç bir teknik verinin bulunmadığını, aracın ayıplı olduğu yönündeki beyanların kabul edilmemesi gerektiğini, davacının fatura tarihinden itibaren faiz talebinde bulunmasının hukuka aykırı olduğunu, ayıbı kabul etmemekle birlikte davaya dayanak sorun nedeniyle akitten dönme değerlendirilecekse de; iadeye konu olacak şekilde davacının bu zamana kadar aracı kullanmayla elde ettiği tüm ticari kazançların hesaplanarak, son kertede araçtan faydalanmaya engel bir durumun olmadığı da gözetilerek her halükarda hak ve menfaatler dengesi gereği TBK. 227. madde hükümlerinin göz önünde bulundurulması gerektiğini, davacının eksik harcı tamamlaması gerektiğini, beyanla davanın reddini talep etmiştir. Davalı ....... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davacı yanın ayıba ilişkin tüm talep ve dava haklarının zaman aşımına uğradığını, bu nedenle zaman aşımı itirazlarının bulunduğunu, davacının talep ettiği denkleştirici adalet ilkesi yönündeki talebinin kabulünün de mümkün olmadığını, dava konusu araç hakkındaki gizli ayıp iddiasının yerinde olmadığını, araçtaki arızaların dış kaynaklı olduğunu ve kullanıcı hatasından kaynaklandığını, aracın davacı yedinde iken herhangi bir hasar ve kusur nedeniyle arızalanmış olabileceği hususunun değerlendirilmeksizin aracın ayıplı olduğu yönünde bir kanaate varılmasının mümkün olmadığını, bedel iadesi talebinin kabulü halinde faizin aracın iadesinden itibaren hesaplanması gerektiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesi 14/07/2023 tarih ve 2021/486 Esas - 2023/372 Karar sayılı kararında; ".........Yukarıda açıklanan nedenlerle; davanın kabulü ile; davacı tarafça davalılardan alınan dava konusu ...Model ... plakalı taşıtın; üzerindeki tüm takyidatlardan arî şekilde davalılara iade edilerek aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine, aracın ayıpsız misli ile değişiminin mümkün olmaması halinde İİK'nın 24. maddesinin uygulanmasına dair açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir." gerekçesi ile,
''Davanın KABULÜ ile;

1-Davacı tarafça davalılardan alınan dava konusu ...Model ... plakalı taşıtın; üzerindeki tüm takyidatlardan arî şekilde davalılara iade edilerek aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine,

2-Aracın ayıpsız misli ile değişiminin mümkün olmaması halinde İİK'nın 24. maddesinin uygulanmasına,'' karar verilmiş ve karara karşı davalılar ... ve Tofaş vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı yan aracın tesliminin akabinde geçen 2 yıl boyunca talep ve dava hakkını kullanmamış olduğundan davacının ayıplı maldan doğan dava hakkının zamanaşımına uğradığını, yerel mahkemece zamanaşımı yönünden hatalı değerlendirme yapıldığını, dolayısıyla müvekkil açısından davanın reddinin gerektiğini, TTK'nın 23 maddesi gereğince teslim sırasında açıkça belli olan ayıplar yönünden ayıbın 2 gün içinde satıcıya bildirilmesi gerektiğini, düzenlemenin devamında malda açık ayıp söz konusu olmasa bile, malı satın ve teslim alan tacirin 8 gün içinde malı inceleme veya incelettirmekle yükümlü olduğunun düzenlendiğini, nitekim yapılan inceleme neticesinde malın ayıplı olduğunun tespit edilmesi halinde bu ayıbın aynı süre içinde yani 8 günlük süre içinde satıcıya bildirilmesi gerektiğini, somut olayda aracın davacı tarafından 24.07.2019 tarihinde satın alındığını, ayıba yönelik ihtarın ise 29.12.2020 tarihinde keşide edildiğini, bu netice ile yapılan ihtarın süresinde yapılan bir ayıp ihbarı olarak kabulünün mümkün olmadığını, ayıba ilişkin ihbar süreleri sona ermesine karşın yerel mahkemece bu hususa ilişkin itirazları dikkate alınmaksızın davanın kabulü yönünde hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, Yerel mahkeme tarafından dosya kapsamındaki itirazlarını karşılamayan, hükme elverişsiz bilirkişi kök ve ek raporları dikkate alınarak hüküm kurulmasının kabul edilemeyeceğini, bilirkişi raporlarının birbiri ile ve davanın esası ile çelişki içerisinde olduğunu, araç arızasının tam anlamıyla tespiti için aracın motorunun sökülmesi gerektiği belirtilmesine rağmen bir yandan da araçtaki ayıbın imalat kaynaklı gizli ayıp olduğuna dair kanaat bildirdiklerini, davanın esası ile çelişen ve davayı aydınlatmayan bir raporun hükme esas alınarak hüküm tanzim edilmesinin de hatalı olduğunu,
Yerel mahkemenin aracın gizli ayıplı olduğu yönündeki kanaatin kabul edilebilir bir yanı bulunmadığını, ayıplı malın varlığından bahsedebilmek için maldan beklenen faydanın, kullanım amacı bakımından azalması gerektiğini veya malın niteliğine ya da niteliğini etkileyen niceliğine aykırı olan bir husus olması gerektiğini, ancak şikayet konusu yapılan arıza bakımından araçta üretim kaynaklı herhangi bir ayıp ve mezkur aracın kullanımına engel teşkil edecek bir husus bulunmadığını, davacının bütün şikayetlerine ilişkin gerekli servis işlemlerinin yapıldığını ve şikayetlerin tümü giderilerek aracın davacıya eksiksiz ve çalışır vaziyette teslim edildiğini, Aracın davacı yedinde iken herhangi bir hasar veya kusur nedeniyle arızalanmış olabileceği değerlendirilmeksizin aracın ayıplı olduğu yönünde bir kanaate varılmasının da mümkün olmadığını, bu hususun da bilirkişi raporları ile irdelenmesi gerektiğini, ancak bilirkişi heyeti raporlarında dava konusu araca dair hasar ve hasar onarım işlemlerinin incelemeye dahil edilmediğini ve değer kaybı hesabında dikkate alınmadığını,
İşbu dava hakkında dava tarihindeki koşullarla değerlendirme yapılması gerektiğini, ancak tüm itirazlarına rağmen ek rapor tarihi baz alınarak hesaplama yapıldığını ve hüküm kurulduğunu, bedel iadesine karar verilmesi halinde de dava tarihindeki koşul ve rayiç dikkate alınacağından bilirkişilerin dava konusu aracın ek rapor tarihindeki değeri hususunda inceleme yapmış olmasının kabulünün mümkün olmadığını, Dava konusu aracın yıldır davacı yedinde kullanılmakta olduğunu, dava ikame edildikten sonra da kullanılmaya devam edildiğini, üzerinden ticari kazanç elde edildiği ve dava ikame edildikten sonra aracın iki farklı tarihte hasar onarımı gördüğü gözetilerek, söz konusu ayıbın varlığı kabul edilse dahi, küçük bir müdahale ile giderilebilecek olması sebebi ile bu durumun en fazla bedel indirimi gerektirecek bir ayıp olarak kabul edilmesi gerektiğini, Davanın kabulüne karar verilecek olsa dahi, tacir olan davacının davaya konu araçtan bu zamana kadar elde ettiği tüm ticari kazançların hesaplanarak taraflarına iadesine karar verilmesi gerektiğini, davaya konu aracın ticari amaç ile kullanılan ve kazanç getirisi bulunan bir araç olduğunu, yerel mahkemece davacının ilgili aracı kullanmakla elde ettiği fayda ve kazançlar hesap edilmeksizin davanın kabulüne karar verildiğini, elde edilen yararın müvekkile iade edilmemesinin kanuna ve hakkaniyete aykırı olacağını, bu hususun değerlendirilerek elde edilen yararın ve kazançların müvekkil şirkete iadesine karar verilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALI TOFAŞ VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; yerel mahkemede araçtan beklenen faydanın sağlanamadığı yönünde kanaat oluşmuşsa da, aracın satın alındığı günden beri davacı yedinde kullanılıyor olması, bilirkişi inceleme tarihine kadar dahi aracın 115.908 km yol kat etmiş olması ve halen kullanımına devam ediliyor olmasının işbu kanaatin yerinde olmadığını gösterdiğini, dolayısıyla dava konusu araçtan beklenen faydanın sağlanamadığı ve dava konusu aracın ayıplı olduğunun kabulünün mümkün olmadığını, Dosyada alınan bilirkişi raporlarında dava konusu aracın gizli ayıplı olduğu yönünde görüş ve kanaatler bildirildiğini, ancak bilirkişilerce davacı şikayeti açısından aracın motorunun sökülme ve inceleme imkanı bulunmadığı, şikayetin kesin kaynağının mevcut halde tespit edilemeyecek olduğunun da belirtildiğini, bu durumun aynı heyetten alınan bilirkişi raporlarının somut olayı teknik açıdan çözümleyemediğini gösterdiğini, dosyanın yeni bir heyete tevdi edilmesi ve arızanın teknik bakımdan açıklanarak ihtilafın çözümlenmesi konusunda itirazlarının da dikkate alınmadığını, dolayısıyla bilirkişilerce arızanın kesin kaynağının tespiti sağlanmamışken aracın ürün kaynaklı problemli olduğu yönündeki görüşlerin kabul edilemeyeceğini, bu yöndeki görüşlerin hükme esas alınmasının da hukuka ve yasalara aykırı olduğunu, Dava konusu şikayetin esasen aracın yağ tüketimine ilişkin olduğunu, bu bakımdan araçlardaki yağ tüketiminin aracın kullanılış biçimi ve sürüş şekline göre farklılık gösterebilece-ğini, bu doğrultuda araçtaki yağ eksiltme şikayeti bakımından ayıbın bulunup bulunmadığının tespiti yapılırken; aracın nasıl ve hangi şekilde kullanıldığının da gözetilmesi gerekirken, dosyaya sunulu bilirkişi raporunda bu değerlendirmelere yer verilmediğini, dosyada mübrez olan ve aynı heyetten alınan bilirkişi heyeti raporları ile dava konusu aracın arızasının net şekilde tespit edilemediğini, yeni bir heyetin inceleme yapmasına ilişkin itirazlarınn da kabul edilmediği ni, ayrıca yerel mahkemeci bilirkişi heyetinin araçtaki arızanın onarımla giderilebileceği ve onarım sonrası aracın problemsiz şekilde kullanımına devam edilebileceği yönünde görüşü de gözetilmeden karar verildiğini, Dava konusu aracın 24.07.2019 tarihinden beri davacı yedinde kullanılmakta olduğu, dava ikame edildikten sonra da kullanılmaya devam edildiği, üzerinden ticari kazanç elde edildiği ve dava ikame edildikten sonra aracın iki farklı tarihte hasar onarımı gördüğü gözetilerek hak ve menfaatler dengesi ile akdin ayakta tutulma ilkesi gereğince onarım veya bedel indirimi hususunun değerlendirilmesi gerektiğini, Mahkemece, bilirkişi raporlarına yönelik itirazları ile dosyanın esasına yönelik itirazlarının değerlendirilmediğini, hukuki ve teknik bakımdan hatalı değerlendirmelere dayalı olarak hüküm kurulduğunu, dava konusu aracın yağ eksiltme probleminin bulunduğunu ispat eden herhangi bir teknik veri dosyada bulunmadığını ve bilirkişi raporu ile de bu hususların açıklanmadığını, kaldı ki davaya konu aracın 4 yıldır davacı yedinde kullanılarak üzerinden kazanç elde edildiği, aracın bilirkişi keşif tarihi itibariyle de 115.908 km boyunca yol yaparak aracı sorunsuz bir şekilde kullanmakta olduğu dikkate alındığında davaya konu aracın misli ile değişimine karar verilmiş olmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, ayıplı olduğu iddia edilen aracın misli ile değiştirilmesi,mümkün olmaması halinde dava tarihindeki satış bedelinin iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulü ile dava konusu aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine, karar verilmiş ve karara karşı davalılar tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. TBK'nın 227. maddesinde, satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hallerde alıcının; satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme veya imkan varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme seçimlik haklarından birini seçebileceği ve alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkının saklı olduğu hüküm altına alınmıştır. Somut olaya döndüğümüzde; davacının davalılardanı ... A.Ş'nin ithalatçısı ve Türkiye distribütörü olduğu dava konusu ... Plakalı, ...marka aracı aracı, diğer davalı ...... A.Ş.' nin ... Şubesinden 24.07.2019 tarihinde 146.171,97 TL bedelle satın aldığı ve 26.07.2019 tarihinde noterde devir ve teslim işlemi yapıldığı, araç için 3 yıl / 150.000 km garanti verildiği, dava tarihinden önce davacı tarafça .... Noterliğinden davalılara gönderdiği 29/12/2020 tarihli ihtarname ile ayıp ihbarında bulunduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece alınan bilirkişi heyet raporunda; Dava konusu 2019 model taşıtın 2019-2021 yılları arasında, davaya konu olmayan diğer işlemler yanında: 10.537 km'de yağ basıncı düşük ikazı; 20.769 km'de, 20.000 km bakım yanında, yağ müşürünün arızalı olduğu, düşük gösterdiği; 41.035 km'de 40.000 km bakım; 55.084 km'de, 2 hafta önce 1lt. yağ ilavesine rağmen yağ seviyesi düşük ikazı; 60.048 km'de, 60.000 km bakım ve yağ eksiltme; 74.120 km'de, motor yağ seviye kontrol şikayetleri ile .......firmasına müracaat etmiş olduğu, mevcut belgelerden taşıtın alımından hemen sonra yağ seviye probleminin ortaya çıktığı ve alıcı tarafından servise müracaat edildiği, 74.000 km'ye kadar da sorunun giderilmemiş olduğu, inceleme tarihinde 115.908 km'de olan taşıttaki sorunun devam ettiği ve davaya konu taşıt motor probleminin gizli ayıp vasfında bulunduğu belirtilmiştir. Mahkemece yazılan müzekkereye Sigorta Bilgi Ve Gözlem Merkezinden gönderilen cevabi müzekkere ekindeki kayıtlara göre; davacı adına kayıtlı dava konusu ... Plakalı aracın dava tarihinden önce 24/02/2020 tarihinde ''araca çarpma '' şeklinde meydana gelen kaza nedeniyle 29/04/2020 tarihinde hasar kaydı oluştuğu, dava tarihinden sonra ise 03/11/2021 tarihinde '' çarpma'' şeklinde meydana gelen kaza nedeniyle 07/12/2021 tarihinde hasar kaydı oluştuğu, 31/08/2021 tarihinde '' çarpışma'' şeklinde meydana gelen kaza nedeniyle 03/09/2021 tarihinde hasar kaydı oluştuğu, dava tarihinden önce meydana gelen kazanın davacının misli ile değişim talebine konu hasarın oluşumuna etkisinin olup olmadığı ve dava tarihinden sonra ve bilirkişi incelemesinden önce oluşan kazaların ise söz konusu hasarın artmasına etkisinin olup olmadığı bu kazalar sebebiyle araçta değer kaybı ve misliyle değişim şartlarının oluşup oluşmadığı yönünde bu kazalara ilişkin bildirilen sigorta şirketlerinden hasar dosyalarının getirtilmek suretiyle rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde görülmemiştir.Bu durumda mahkemece yapılacak iş, davacı adına kayıtlı ... Plakalı aracın Sigorta Bilgi Ve Gözlem Merkezinden gönderilen cevabi müzekkere ekindeki kayıtlara göre dava tarihinden önce ve sonra karıştığı tüm kazalara ilişkin hasar dosyaları ile aracın tamir edilmesine ilişkin tüm servis kayıtlarının getirtilerek dosya arasına alınması ve yukarıda yazıldığı üzere; dava tarihinden önce meydana gelen kazanın davacının misli ile değişim talebine konu hasarın oluşumuna etkisinin olup olmadığı, hasarın imalat hatasından mı yoksa kullanım hatasından mı kaynaklandığı ve dava tarihinden sonra ve bilirkişi incelemesinden önce oluşan kazaların ise söz konusu hasarın artmasına etkisinin olup olmadığı,bu kazalar sebebiyle araçta değer kaybı oluşup oluşmadığı, dava dilekçesinde ileri sürülen arızanın tamirinin mümkün olup olmadığı, aracın değerini düşüren mahiyette olup olmadığı, aracın değerini düşürüyorsa ne kadarlık değer düşüklüğüne yol açtığı, onarılsa bile bu arızaların aracın değerinde ve alıcının ondan faydalanmasında önemli ölçüde azalmaya neden olup olmadığı hususunda ve davalıların bilirkişi raporuna karşı verdikleri beyan dilekçesindeki itirazlarıda karşılar nitelikte iddia ve savunma kapsamında istinaf denetimine elverişli rapor alınıp sonucuna göre ayıbın niteliği gözetildiğinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 227maddesinde düzenlenen davacının seçimlik haklarından aracın misliyle değiştirilmesi hakkını kullanmasının iyiniyet kurallarına aykırı olup olmadığı, tarafların hak ve menfaatleri değerlendirilerek aşırı bir dengesizliğe neden olup olmayacağı, araçtaki ayıp nedeniyle TBK. 227 Maddesinde düzenlenen diğer seçimlik hakların uygulanıp uygulanmayacağı hususunun tartışılıp değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, davalıların istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda dosyanın davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak, aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davalıların istinaf başvurusunun KABULÜ ile;
İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...4/07/2023 tarih ve 2021/. Esas - 2023/.Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,

3-İstinaf eden davalılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde yatıran davalılara iadesine,

4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,

5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine,

6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 27/04/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.