İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkili şirket ile Davalı ... Sigorta A.Ş. Arasında 10/05/2017 tarihli ... ... Hizmet Ana Sözleşmesi imzalandığını, müvekkili şirket tarafından sözleşme hükümleri çerçevesinde davalı Sigorta Şirketi'nin sigortalılarına asistans hizmetlerinin verilmesi konusunda anlaşıldığını, Sözleşme'nin 9.maddesine göre davalı sigorta şirketinin, düzenlediği her bir sigorta poliçesi için müvekkili şirkete belli bir asistans payı ödemekte, müvekkili şirketin de ilgili sigorta poliçeleri kapsamında davalı sigorta şirketi'nin sigortalılarına hizmet verdiğini, davalı sigorta şirketi'nin hangi poliçelerin ne zaman ve nasıl iptal edildiği bilgisinin müvekkili şirket ile paylaşılmadığının görüldüğünü, bu konuda müvekkili şirket yetkilisi tarafından davalı sigorta şirketi'ne gönderilen e-mail ile bu konuda bir düzenleme rica edildiğini, davalı sigorta şirketi yetkilisi ise sözleşmeye aykırı davrandıklarını ikrar eder şekilde "poliçe iptallerinde kıst (kıstelyevm) uygulamadıklarını" beyan ettiğini, poliçenin ne zaman iptal edildiğine bakılmaksızın müvekkili şirket aleyhine -1 yazıldığının belirtildiğini, davalı sigorta şirketi yetkilisinden bu konuda gerekli önlemlerin alınması talep edilmişse de bu konuda herhangi bir düzeltme yapılmadığını, davalı sigorta şirketinin, iptal edilen poliçelerin ne zaman iptal edildiğini bildirmediğinden müvekkili şirketin ne kadarlık bir asistans payına hak kazandığı tespit edilemediğini, bu durumun ancak davalı sigorta şirketinin ticari defter ve kayıtları incelenerek tespit edilebilir nitelikte olduğunu, bu sebeple, huzurdaki davanın HMK md.107 doğrultusunda belirsiz alacak davası olarak ikame edilmek zorunda kalındığını, davalı sigorta şirketi ile yapılan zorunlu arabuluculuk görüşmelerinin de Davalı Sigorta Şirketi'nin taleplerimizi kabul etmemesi sonucu anlaşmama olarak neticelenmesi sebebiyle huzurdaki dava ikame edildiğini, HMK md.107 gereği belirsiz alacak olarak, (tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere) 10.000,00 TL alacağın her bir poliçe bakımından ödenmesi gereken sözleşmesel alacağın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkili şirkete ödenmesine karar verilmesini,
yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini, HMK 329.maddesi gereğince müvekkili ile akdedilen ücret sözleşmesinde kararlaştırılan vekalet ücretini tamamen ödemeye ve ayrıca davalının disiplin para cezasına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket tarafından müvekkili şirkete gönderilen mutabakat evrakları müvekkil tarafından kabul edilmiş ve taraflar 31.12.2018 tarihinde tüm hususlarda mutabık kalmışken yıllar sonra davacının mutabakata bağlanmış hususlarda tartışma açmaya çalışması ve alacak iddiasında bulunması iyiniyete de ticari teamüllere de basiretli tacir olmanın gereklerine de uygun düşmediğini, ekte taraflar arasındaki mutabakata ilişkin belgelerin delileri arasında sunduğunu, davacının iddiaları haksız ve temelsiz olup taraflar arasındaki karşılıklı alacak iddiaları ile ilgili ihtilaflara ilişkin olarak zaten müvekkilinin davacı, davacının davalı olduğu yargılaması devam eden bir dava olduğunu, İşbu davanın .... Asliye Ticaret Mahkemesinde ... E. Numarası ile derdest olduğunu, öncelikle derdestlik itirazının olduğunu, taraflar arasında cari hesap bulunduğunu, müvekkili şirketin davacı şirkete gerek cari hesap bakiyesi ve gerekse başka bir ad altında herhangi bir borcu olduğunu kabul etmemekle beraber davacının iddiaları zamanaşımına uğradığını, zamanaşımı itirazının olduğunu, davacı tarafın iddialarının dayanağını taraflar arasındaki 10.05.2017 tarihli sözleşme oluşturduğunu, daha açık ifadeyle davacı taraf bu sözleşmeye dayanarak bir takım iddialarda bulunduğunu, oysa ki işbu bahsi geçen sözleşmeye istinaden taraflar arasında mutabakat sağlandığını, bu mutabakat üzerine tarafların birbirlerini ibra etmiş oldukları için diğer sözleşmeler imzalandığını, ve taraflar sözleşmeler kapsamında çalışmaya devam ettiklerini, ayrıca müvekkili şirketin tüm ülke çapında sigortacılık faaliyeti yürüten kurumsal bir firma olup yasa ve mevzuat gereği bağımsız denetim kuruluşlarının denetiminden geçtiğini, davacı tarafın dava dilekçesinde mesnetsiz ve somut gerçekliklere, yazılı belgelere, müvekkilinin defter ve kayıtlarına aykırı iddialara konu dönemlerde müvekkili şirket kayıtlarında bağımsız denetim yapıldığını, öte yandan taraflar arasında sözleşme uygulamalarına ve süre gelen teamüller kapsamında dava konusu sözleşmeye dayanılarak talep edilen hususların ilgili sözleşme döneminde talep edilmemesi zaten mutabakat sağlandığı anlamına gelmekle birlikte yukarıda ifade etmiş olduğu üzere taraflar arasında yazılı mutabakatın da bulunduğunu, haksız ve hukuki temelden yoksun işbu davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
.... Asliye Ticaret Mahkemesine müzekkere yazılarak, ... Esas sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır.
Mahkememizin ... esas sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden bir örneğinin Mahkememizin dosyasına alınmasına karar verilmiş ve dosyamız arasına alınmıştır.
Sağlık Bakanlığı / Sağlık Yatırımları Genel Müdürlüğüne müzekkere yazılarak, dava konusu, mahkememiz davacısı ... (VKN:...) ile, mahkememiz davalısı ... (VKN:...) arasında imzalanan ... ... Devlet Hastanesi İkmal İnşaatı Yapım İşi Çatı Kaplaması (Sandviç Panel) İşleri Sözleşmesi uyarınca, davalı yanın yüklenicisi olduğu ... ... Devlet Hastanesi İkmal İnşaatı yapım inşaat işinin, "çatı kaplaması (sandviç panel)" işlerinin, mahkememiz davacısı tarafından üstlenildiği bildirilmiş olmakla, buna ilişkin olarak, tüm ihale dosyasının, hakedişler, sözleşmeler ve teslim kabul tutanakları ile birlikte çıkartılarak, gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır.
12/01/2025 tarihinde Mali Müşavir, Sigorta Uzmanı vasıtasıyla bilirkişi raporu aldırılmış ve rapor dosyamız arasına alınmıştır.
Yine 09/12/2025 tarihinde, Mali Müşavir, Sigorta Uzmanı vasıtasıyla ek rapor aldırılmış ve rapor dosyamız arasına alınmıştır.
Davacı vekili 01/02/2026 tarihinde talep artırım dilekçesi sunmuştur.
Dava, taraflar arasında akdedilen 10/05/2017 tarihli Asistan Hizmet Sözleşmesi uyarınca ödenmesi gereken asistan hizmet bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Dava konusu sözleşmenin incelenmesinde, tarafların sigorta asistan hizmetleri konusunda anlaştığı, davacının asistan hizmetlerinin verilmesi ve davalının da poliçe başına prim ödeme edimini üstlendiği görülmüştür. Sözleşmenin 1 yıllık olarak akdedildiği anlaşılmıştır. Davacı taraf, davalının iptal edilen poliçelere ilişkin olarak prim ödemesi gerekirken, iptal bilgilerini kendisi ile paylaşmadığını ve eksik ödeme yaptığını iddia ederek eldeki davayı açmıştır. Davalı taraf ise, iptal edilen poliçeler için kıst uygulaması yapmadıklarını, davacının prime hak kazanmadığını savunmuştur. Uyuşmazlık konusuna ilişkin sözleşmenin 3. maddesinin incelenmesinde tarafların, poliçenin başlangıçtan itibaren iptal edilmesi hâlinde prim ödenmeyeceği, ancak diğer hâllerde sözleşmenin geçerli olduğu süreye oranla prim ödeneceğini kararlaştırdıkları anlaşılmıştır.
Davacının derdestlik itirazının değerlendirilmesinde, taraflar arasındaki .... ATM’nin ... Esas sayılı dosyası incelenmiştir. ...’de görülen asıl ve birleşen dava konusunun 31/12/2018 tarihli sözleşmeye dayandığı, eldeki davadan farklı bir sözleşme ve alacak konusunu oluşturduğu, dolayısıyla derdestlik itirazının yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. ...’de görülen birleşen dava yönünden alacağın niteliği benzer olsa da, sözleşmelerin, hesaplama yılının ve uygulanan poliçelerin farklı olması sebebiyle davaların birleştirilmesinde hukukî yarar görülmemiştir. Aksine davaların birleştirilmesi hâlinde tahkikat aşamasının uzayacağı ve usûl ekonomisine aykırı olacağı değerlendirilmiştir. Davalının zamanaşımı itirazı da, sözleşmeden doğan alacaklarda zamanaşımının 10 yıl olduğu gözetilerek kabul edilmemiştir. Davalının, taraflar arasında imzalanan cari hesap mutabakatı ile davacının alacağını kabul ettiği, itiraz öne sürmediği ve bu davada kötü niyetli olduğu yönündeki savunmasının değerlendirilmesinde, cari hesap alacağı ile eldeki davanın konusunun farklı olduğu, 31/12/2018 tarihinde yapılan mutabakatın sadece ticarî kayıtlara göre cari hesapların karşılaştırılmasına dayandığı, ancak davacının iddiasının iptal edilen poliçe bilgilerinin paylaşılmaması sebebiyle ticarî kayıtlara yansımayan bir alacak olduğu, davacının bilmediği ve bilmesinin de mümkün olmadığı bir alacak kalemi sebebiyle mutabakat sağlanmasının ve davalının ibra edilmesinin geçerli olmadığı gözetilerek, işbu davanın açılmasında davacının kötü niyetli olmadığı, yapılan cari hesap mutabakatına aykırı davranılmadığı ve mutabakat yapılırken gözetilmesi mümkün olmayan bir alacağın eldeki davada talep edilebileceği sonucuna varılmıştır. Davalı her ne kadar kısmi iptal edilen poliçelere ilişkin kıst uygulaması yapılmadığını ve bu konuda davacı taraf ile şifahen anlaştıklarını ileri sürmüşse de, yazılı sözleşme karşısında şifahen yapılan anlaşmaya üstünlük tanınamayacağı ile sözlü olarak yapılan anlaşmanın davacının kabulünde olduğuna, taraflar arasında bu yönde bir ticari teamül oluştuğuna dair bilgi, belge ve tespit bulunmaması sebebiyle davalının bu savunması mahkememizce kabul edilmemiş ve sözleşme hükümleri uyarınca yargılamaya devam edilmiştir.
Bu açıklamalardan sonra mahkememizce alacağın hesabı için sözleşme süresi içinde iptal edilen poliçe bilgileri ile poliçelerin geçerlilik süresinin tespiti ve bu süre gözetilerek prim hesabının yapılması için bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiştir. Bilirkişi kök raporunda trafik branşıyla sınırlı olarak 7.768 poliçenin baştan itibaren iptal edildiği ve prim tutarının 50.796 TL olduğu, trafik branşıyla sınırlı olarak 204.949 poliçenin kısmi olarak iptal edildiği ve prim tutarının 381.888,99 TL olduğu, diğer branşlarla ilgili poliçelerin kısmi iptallerine ilişkin olarak prim alacağının ise 482.988 TL olduğu hesaplanmıştır. Rapora gelen itirazlar ile net hesaplama için gereken bilgi ve belge eksikliği sebebiyle mahkememizce 10/03/2025 tarihli tensip zaptı ile davacı tarafa baştan iptal edilen poliçelere ilişkin asistan hizmeti sunulup sunulmadığı, davalı tarafa da trafik branşı haricindeki poliçelerden asistan hizmeti sunulanların listesini sunması için kesin süre verilmiş, HMK md. 220 uyarınca kesin süre sonucunun ihtarı yapılmıştır. Sunulan bilgi ve belgeler kapsamında düzenlenen ek rapora göre, trafik branşı dışında baştan iptal edilen poliçe sayısının 2.490 olduğu, kısmi iptal edilen poliçe sayısının ise 9.739 olduğu tespit edilmiştir. Kısmi iptal edilen poliçelerin, geçerli olduğu süreye bağlı oranlaması yapılmadan ana prim tutarının 553.075,72 TL olduğu hesaplanmıştır.
Mahkememizce kabul edilen hesaplama ve davacının alacağının tespitinde; trafik branşıyla sınırlı olarak baştan iptal edilen 7.768 poliçe karşılığı 50.796 TL prim bedelinin, bu poliçelere ilişkin asistan hizmeti verildiğine ilişkin delil sunulmaması sebebiyle talep edilemeyeceği, zira sözleşmenin 3. maddesi uyarınca baştan iptal edilen poliçe karşılığında davacının prime hak kazanmayacağı anlaşılmıştır. Trafik branşıyla sınırlı olarak kısmi iptal edilen 204.949 poliçe karşılığı bilirkişilerce hesaplanan 381.888,99 TL alacağın talep edilebileceği, bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu ve usûl ve yasaya uygun hazırlandığı, talebin sözleşmenin 3. maddesine uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Diğer branşlara ilişkin kısmi iptal edilen 9.739 poliçe karşılığı hesaplanan 482.988 TL alacağın değerlendirilmesinde, bu poliçelerin başlangıç ve iptal tarihlerinin davalı tarafından paylaşılmaması sebebiyle HMK md. 220/III uyarınca bilirkişi hesabına dayalı olarak davacının iddiasının kabul edilmesi gerektiği, hesaplanan bedelin ana prim tutarına oranla makul olduğu kanaatine varılmıştır.
Yukarıda açıklanan sebeplerle, 10/05/2017 tarihli sözleşmenin 3. maddesi uyarınca kısmi iptal edilen poliçeler uyarınca davacının kısmi olarak prime hak kazanacağı ve sözleşme süresi içinde kısmi iptal edilenlere karşılık alacağın 864.876,99 TL olduğu, dava açılmadan önce davacının davalıyı usûle uygun olarak temerrüde düşürmediği, bu sebeple temerrüdün dava tarihi itibariyle oluştuğu kanaatiyle davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
1-Davanın kısmen kabul, kısmen reddine,
2-864.876,99 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
-Fazlaya ilişkin istemin reddine,
3-Harçlar Kanunu gereğince ve karar tarihi itibariyle alınması gereken 59.079,75 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 15.736,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 43.342,90 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan 269,85 TL başvuru harcı, 269,85 TL peşin/nisbi harcı, 15.467,00 TL ıslah harcı, 15,00 TL keşif harcı, 44.000,00 TL bilirkişi ödemeleri, 320,00 TL tebligat+posta+diğer masraflar, olmak üzere toplam 60.341,70 TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak; 57.623,61 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 135.731,55 TL nisbi vekalet ücretinin Davalıdan alınarak kendisini vekil ile temsil eden Davacıya verilmesine,
6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T'ne göre vekalet ücreti red miktarını geçemeyeceğinden 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil eden davalıya verilmesine,
7-Zorunlu arabuluculuk nedeniyle, devletçe karşılanan 3.120,00 TL'nin kabul ve red oranları dikkate alınarak, 140,54 TL'sinin davacıdan tahsili ile, hazineye irat kaydına, 2.979,46 TL'sinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
8-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/04/2026