Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:

Davacı vekili tarafından ibraz edilmiş olan dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 01.07.2018 tarihinde komşusu olan emlakçı ile kira sözleşmesi yaptığını ve dükkan kiralamış olduğunu, müvekkilinin yaklaşık 1 hafta içinde abonelik başvurusu için ...' a başvurmuş olduğunu, müvekkilinin kiraladığı dükkanda, sayacın kapının dışında değil içinde olduğunu, yetkililer tarafından müvekkiline sayacın 2015'ten beri okunmadığını söylenmiş olduğunu, bu nedenle sayaçın dükkanın dışına çıkarılmış olduğunu, müvekkilinin sayacı dışarı çıkarttırdıktan sonra tekrar ... abonelik başvurusunda bulunmuş olduğunu, sonrasında müvekkilinin abonelik işlemi için geldiğini sandığı yetkilinin, kaçak kullanım cezası için işlem yapmış olduğunu, müvekkili ...’inci İcra Müdürlüğünün 2019/... sayılı dosyasıyla haksız olarak icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin davalı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını, müvekkilinin kaçak elektrik kullanmamış olduğunu, müvekkilinin kiralamış olduğu dükkanda elektrik kullanmak için ... başvurduğunu ve sonrasında haksız olarak icra takibine maruz bırakılmış olduğundan bahisle davalarının kabulüne, müvekkilinin davalıya borcu olmadığının tespitine, dava konusu ...’inci İcra Müdürlüğünün 2019/... Esas sayılı icra dosyasının iptaline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı şirket üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili tarafından ibraz edilmiş olan cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu kaçak elektriğin kullanıldığı tesisata ait mahalin iş yeri olduğunu, elektrik tüketimi yapılan dava konusu adresin ticarethane olduğunu, 6102 sayılı türk ticaret kanununun “ticari davalar, çekişmesiz yargı işleri ve delilleri” başlıklı 4. maddesi: “her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri”ni ticari davalar arasında saymış olduğunu, görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, arabuluculuğa dava tarihinden önce başvurulup başvurulmadığını tespit ederek başvurulmadığının tespiti halinde dava şartı yokluğundan davanın usulden reddi gerekmekte olduğunu, dosya kapsamında alınan davacıya ait abonelik türünü gösterir kayıtlarda davaya konu edilen aboneliğin ticarethane tarifesine dair olduğunu, bu abonelik yönünden ticaret mahkemelerinin görevli olduğu gözetilmek suretiyle görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, davacı ... adına "kaçak elektrik kullanımı" tespitinde bulunulduğunu ve bu doğrultuda tutanak ve tahakkuklar hazırlandığınu, davacıya bahsi geçen kaçak kullanımlara yönelik ödeme yapması konusunda sıklıkla hatırlatmalar yapıldığını fakat bir geri dönüş alınamadığını, zabıt mahallinde 15.09.2014 - 12.09.2018 tarihleri arasında herhangi bir ilgili adına abonelik kaydı bulunmadığını, h/... seri numaralı zabıt sözleşmesiz elektrik kullanımı tespit edilerek düzenlenilmiş olduğunu, . zabıt ile bir önceki h/... seri numaralı 12.07.2018 tarihli zabıttan mükerrerlik alınarak 4.130 kwh sözleşmesiz sayaç üzerinden geçerek kullanılan elektrik tüketimi tespitine istinaden ... adına 4.343,41 TL tutarında kaçak elektrik tarifesinden tahakkuk ettirilmiş olduğunu, sözleşmesiz elektrik kullanımının dönemlerinde tüketicinin ... olduğunun çevre araştırmasına istinaden tespit edilmiş olduğunu, davacı ... adına ... hesap numarası üzerine tahakkuk ettirilen 2018/12 dönem dağıtım borç tutarının son ödeme tarihi geçmesi sebebiyle yasal takip süreci içerisinde icra sevki yapılmış olduğunu, ... sayılı tüketim noktasında sözleşmesiz olarak kullanım yapılan dönem için; 05.12.2018 tarihinde h/... seri numaralı kaçak elektrik kullanım bedeli tahakkuk ettirilmiş olduğunu, kaçak elektrik kullanım tahakkukunun hesabının elektrik piyasası tüketici hizmetleri yönetmeliği gereğince yapılmış olduğunu, davacının dosyasına iddiasını ve tutanakların aksini kanıtlar bir belge sunulamamış olduğundan bahisle öncelikle davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmesi mahkeme aksi kanaatte ise haksız ve yersiz davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkememizce yapılan kontrolde; işbu dava 11.02.2020 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesine hitaben sunulan dava dilekçesi ile birlikte açılmakla İstanbul 26. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/96 Esasına kaydının yapıldığı, yapılan yargılama sonucunda 30/09/2021 tarihinde verilen görevsizlik kararı akabinde dosyanın mahkememizin işbu esasına kaydının yapılmış olduğu görüldü.

Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, davalı kurum tarafından davacı aleyhine tutulan kaçak tüketim tutanağı sebebiyle tahakkuk ettirilmiş olan fatura bedeline binaen başlatılan icra takibinden kaynaklı menfi tespit davasında ödenen bedelin istirdadı istemine ilişkindir.
Somut olayda; davalı kurum yetkilileri tarafından davacı aleyhine tutulmuş olan 05.12.2018 tarihli H/... numaralı kaçak tüketim tutanağına istinaden düzenlenen 4.343,41 TL bedelli faturanın tahsili istemiyle davacı aleyhine 4.343,41 TL asıl alacak, 257,71 TL gecikmiş gün faizi, 46,39 TL faizin KDV'si olmak üzere toplam 4.647,51 TL üzerinden .... İcra Müdürlüğünün 2019/... Esas sayılı dosyasından başlatılmış olan icra takibinden kaynaklı davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti istemli davada yargılama esnasında 8.448,00 TL ödemenin yapılmış olması sebebiyle bu bedelin istirdadının talep edilmiş olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizin işbu dosyası ile benzer mahiyette olan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 2019/1160 Esas, 2021/535 Karar Sayılı, 25/02/2021 Tarihli "... Dava, Kaçak elektrik tüketime nedeniyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
... TTK 4/2 maddesinde mutlak ticari davalar sayılmış olup, dava sayılan mutlak ticari davalar kapsamında değildir. Ancak, TTK 4/1 maddesine göre ticari dava sayılması için de, davanın her iki tarafın da tacir olması ve uyuşmazlığın iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili olması gereklidir.
... Eğer taraflardan biri, tacir değil, esnaf niteliğinde ise davayı ticari dava olarak kabul etmek mümkün değildir. Eğer tacir niteliğinde ise Ticaret Mahkemesi olarak devam edilmek, esnaf niteliğinde ise genel mahkemeler görevli olduğundan Asliye Hukuk Mahkemesine görevsizlik kararı verilmek üzere," şeklindeki gerekçeli ilamı da göz önünde bulundurulduğunda somut olayda İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne, İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odası'na ve İstanbul Gelir İdaresi Başkanlığı'na yazılan müzekkere cevapları nazarında davacının 1. sınıf tüccar kaydının bulunduğunun ve bilanço esasına dayalı olarak defter tuttuğunun, İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odası'na yazılan müzekkereye verilen cevapta da davacının esnaf kaydının bulunmadığının tespit edilmiş olması sebebiyle mahkememizin görevli olduğu kanaatine varılmakla yargılama yapılmıştır.
Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır.
Menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitidir. Başka bir deyişle hukuki bir yarar bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır. Dayanılan hukuki ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce ileri sürülebileceği gibi, icra takibinden sonra da ileri sürülebilir. Menfi tespit davaları bir süreye tabi olmadığı gibi, icra takibine itiraz edilmemesi veya takibin kesinleşmesi de menfi tespit davası açılmasına engel değildir.
6100 sayılı HMK'nın 190.maddesine göre ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Menfi tespit davalarında bu yük lehine hak doğan taraf olan davalı alacaklı olduğunu iddia eden tarafa aittir ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. fakat, davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır: Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki İlişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü, hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (HMK m. 190; MK m.6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, s: 143).
2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun (İİK) 72. Maddesinin;
"(1)Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi
tesbit davası açabilir.
... (5)Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.
(6)Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir.
(7)Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir." şeklindeki düzenlemesi uyarınca yargılama esnasında yapılan ödeme sebebiyle davaya istirdat davası olarak devam olunmuştur.
Yargılama esnasında dosyanın 1 elektrik mühendisi bilirkişine tevdine karar verilmiş olup işbu bilirkişi tarafından her ne kadar kök ve ek rapor hazırlanılarak dosyamıza ibraz edilmiş ise de söz konusu raporların hüküm kurmaya elverişli olmadığı dikkate alınmakla dosyanın yeni bir bilirkişiye tevdine karar verilmiş olup bilirkişi ... tarafından hazırlanılarak mahkememize ibraz edilen raporda özetle;
Davaya konu tutanağın 12.07.2018 tarihinde H ... seri numarasıyla tutulduğu ve iki kurum çalışanı tarafından imza altına alındığı, sayaç endeksinin 2.340 kWh olarak tespit edildiği,
Söz konusu tutanağa konu sayacın ... seri numaralı Luna numaralı sayaç olduğu,
İlgili yerde daha sonra, davaya konu 05.12.2018 tarihinde H ... seri numarasıyla bir başka tutanak daha tutulduğu, sayaç endeksinin 5.062 kWh olarak kaydedildiği, “Kaçak/ Usulsüz Elektrik Kullanım Şekli” açıklamasında “Tahakkuk İşlemleri ve Laboratuvar Müdürlüğünün ... numaralı dilekçesine istinaden sözleşmesiz kullanım yapılan 2018/9. ay öncesi kullanılan 0-4.130 kWh endeks farkı için zabıt düzenlenmiştir” şeklinde olduğu,
Davacının söz konusu adresi 03.07.2018 tarihinde kiraladığı, dava dilekçesi ekine sunmuş olduğu evraktan 04.07.2018 tarihinde elektrik aboneliği için başvuruda bulunduğu, işbu adrese ilişkin e-yoklamanın 11.07.2018 tarihinde yapıldığı,
Davacı vekili tarafından dosyaya sunulan ve bir önceki bilirkişi raporunda dikkate alınmadığı belirtilen 29.11.2018 tarihli ... A.Ş. Ticari Kayıplar Müdürlüğü Çevre Araştırma Bülteni'nin “İlgili Tarihlerdeki Kullanıcı” başlıklı açıklama kısmının “Mahallin 2 aydır tesisatın şu anki abonesi ... tarafından kullanıldığı, dükkanı su bastığından pek kullanım yapamadıkları, öncesinde baskı işi yapan ...'un kullanım yapmış olduğu öğrenildi. Sayacın optik okuma raporu alındı. Şahıs mahalli 4-5 ay kullanmış, optikte öncesi kullanım olmadığı görülüyor. H ... düzenlendi” şeklinde olduğu,
... A.Ş. Yasal Takip Direktörlüğünden gelen cevabi yazıda “İlgide belirtilen müzekkerenize konu, “... Mah. ... Sok. No: 2 Bodrum Dükkan .../İSTANBUL” adresinde Şirketimiz kayıtlarında yapılan sorgulama neticesinde ... adına abonelik kaydı ve abonelik başvurusu kaydı tespit edilememiştir. ... Mah. ... Sok. No: 2 Bodrum Dükkan .../İstanbul adresinde 2017 yılına ait abonelik kaydı tespit edilememiştir. ... Mah. ... Sok. No: 2 Bodrum Dükkan ... adresinde 12.09.2018 tarihinde ... adina ... hesap numaralı abonelik kaydı tespit edilmiş olup 06.12.2018 tarihinde ... 'in talebi üzerine abonelik kaydının sonlandırıldığı tespit edilmiştir. Hesap bilgisi ve abone sözleşmesi yazımız ekinde sunulmuştur.” dendiği, söz konusu yazı ekinde ...'e ait sözleşme olduğu ve sözleşme süresinin 12.09.2018-06.12.2018 tarihleri arasını kapsadığı görülmüştür.
Davacının elektrik aboneliği yükümlülüğü, söz konusu yeri kiraladığı tarih olan 03.07.2018 tarihinde başlamaktadır. Davaya konu tutanak ise 12.07.2018 tarihinde tutulmuştur. Tüketim sayaçtan geçirilerek gerçekleşmiştir. Tutanağa konu sayaç seri numarası ...'dır. Dosyaya sunulan endeks kaydı 2018/10 döneminden başlamaktadır, dolayısıyla söz konusu yerin kiralandığı süre ile 12.07.2018 tarihleri arasını kapsamamaktadır.
Aşağıda detayları verilen yönetmelikte, kaçak tespitlerinin doğru bulgu ve belgelere dayandırılmasının esas olduğu 43. maddenin 5. fıkrasında “Kaçak elektrik enerjisi tüketiminin tespit edilmesinde, ilgili tüzel kişinin tespitini doğru bulgu ve belgelere dayandırması ve tüketici haklarının ihlal edilmemesi esastır” şeklinde açıklanmıştır. Dosyadaki tüm veri incelendiğinde, tahakkuk ettirilen tüm tüketimin davacı tarafından tüketildiğine ilişkin tam bir tespit bulunmamaktadır. Bu çerçevede, yönetmelik uyarınca, davacının ilgili mahalli kiraladığı gün ile kaçak elektrik tüketiminin tespit edildiği tarih arasında, sayaçta kaydedilen aylık tüketim ortalaması üzerinden davacının söz konusu süre içerisinde tüketmiş olabileceği enerji hesaplanarak tahakkuk bedeli çıkarılacaktır.
Tarafımdan özellikle davaya konu 05.12.2018 tarihinde tanzim edilen H/... numaralı kaçak tüketim tutanağına istinaden düzenlenen 4.343,41 TL bedelli fatura uyarınca inceleme yapılması istenmiştir. Ancak dosyada işbu tutanakta tespit edilen ve 2018/9. ay öncesi 0-4.130 kWh arası tüketim farkı için zabıt düzenlendiği belirtilmişse de, işbu tüketimin davacı tarafından yapıldığını kesin olarak kanıtlayan bir verinin dosya arasında mevcut olmadığı, dosyada incelenen her iki tutanakta kaydedilen endeks verilerinin 12.07.2018 tarihli H ... seri numaralı tutanakta 2.340 kWh ve davaya konu 05.12.2018 tarih ve H ... seri numaralı tutanakta ise 5.062 kWh olarak kaydedildiği, ancak tüketimi kaydeden ve tutanakta da seri numarası geçen ... sayacın kaydettiği endeks ile uyuşmamaktadır. Ayrıca, yine kurum tarafından bir önceki tutanak için de hesaplama endeks verileri üzerinden değil, sayaç demandı üzerinden 90 gün esas alınarak hesaplanmıştır. Tüm bu veriler birbiri ile tutarsızlık içermektedir. Bu durumda, davaya konu tutanak için tüketimin davacı tarafından yapılmış olduğu davalı kurum tarafından doğru bulgu ve belgelere dayandırılamamıştır.
EPTHY 42. maddesinin 1. fıkrası a bendi uyarınca, ilgili mahalde davacı tarafından kaçak elektrik enerjisi olarak tüketimi olarak değerlendirilebilecek tüketimin ancak davaya konu olmayan bir önceki 12.07.2018 tarih ve H ... seri numaralı tutanak için, 03.07.2018- 12.07.2018 arası 10 gündeki tüketim olabileceği, işbu tüketime ait tahakkuk bedelinin ise 290,66 TL olduğu tespit ve mütalaa edilmiştir.
Davaya konu 05.12.2018 tarihinde H ... seri numaralı tutanak için ise, tutanak mümzileri tarafından tutanağa kaydedilen endeks verisi ile, sayaçta kaydedildiği görülen endeks verileri arasında tutarsızlık olması ve ilgili mahallin fiili kullanıcısının tespitinin doğru bulgu ve belgelere dayandırılmamış olması dolayısıyla, işbu tutanağa ilişkin tahakkuk bedelinden sorumlu tutulamayacağı, sonuç olarak da söz konusu tahakkuka konu takip için yapmış olduğu tüm ödemeyi davalı kurumdan talep edilebileceği
Kanaatine varıldığı mahkememize bildirilmiştir.
Tüm dosya kapsamı, emsal mahiyette olan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 2023/2359 Esas, 2024/1501 Karar Sayılı, 23/05/2024 Tarihli "Dava, kaçak elektrik tahakkuku nedeniyle menfi tespit ve istirdat talebine ilişkindir. ... 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 204. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; "İlgililerin beyanına dayanılarak noterlerin tasdik ettikleri senetlerle diğer yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgeler, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılırlar.
" Özel hukuk tüzel kişisi olan şirkette hizmet akdiyle çalışan görevliler tarafından düzenlenen kaçak tespit tutanaklarının, 6100 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan belgelerden olmadığı tartışmasızdır. Eş söyleyişle, kaçak elektrik tutanağı, aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden değildir (Y.3.HD 2021/4894 E., 2021/10580 K.; 2022/8164 E-2023/954
sayılı ilamları da aynı yöndedir.). " şeklindeki ilamı, alınan hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporu doğrultusunda ispat yükü üzerinde olan davalı tarafından davaya konu edilmiş olan 05.12.2018 tarihli H/... numaralı kaçak tüketim tutanağına istinaden düzenlenen 4.343,41 TL bedelli faturadan kaynaklı davalının davacıdan alacaklı olduğunun ispatlanamamış olduğu kanaatine varılmakla davacının bu kapsamda davalıya ödemiş olduğu 8.448,00 TL'nin davalıdan istirdadı ile davacıya iadesine karar vermek gerekmiş, dava tarihi olan 2020 yılı itibari ile istinaf sınırının 5.390,00 TL olduğu hususu da göz önünde bulundurulduğunda istinaf yasa yolu açık olmak kaydıyla aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere;

1-Davacının davasının KABULÜ ile; davalı kurum tarafından davacı aleyhine düzenlenmiş olan 05.12.2018 tarihli H/... numaralı kaçak tüketim tutanağına istinaden tahakkuk ettirilmiş olan 4.343,41 TL bedelli faturadan kaynaklı olarak davacının davalıya fazla ödemiş olduğu 8.448,00 TL'nin davalıdan istirdadı ile davacıya iadesine,

2-Alınması gerekli olan 732,00 TL karar ilam harcından dava açılırken başlangıçta peşin olarak alınan 270,00 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 462,00 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

3-Davacı tarafından sarf edilen dava açılış gideri: 286,30 TL (vekalet harçları, peşin harç) davetiye, posta gideri: 1.304,70 TL, bilirkişi ücreti: 2.500,00 TL olmak üzere toplam: 4.091,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4-Davalı tarafından sarf edilen yargılama giderinin kendi üzerine bırakılmasına,

5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 8.448,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

6-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 28/04/2026