Menfi Tespit

BİRLEŞTİRME TARİHİ: 23.12.2020

Menfi Tespit

KARARIN YAZ. TARİH: 28.04.2026

İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23.03.2023 tarih ve 2020/639 Esas, 2023/190 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin birleşen dosyada davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.

İSTEM:

Davacı vekili 18.12.2020 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket ile davalı şirket arasında 30.09.2020 tarihli “.... İş Sahipliğindek... İli, ... İlçesi, .. Mahallesi, ...Projesi Kapsamindaki Çelik Kafes Sisteminin İmalati Nakliye, Montajı Ve Sökülmesi İşlerine Ait Yüklenici Sözleşmesi" imzalandığını, bu sözleşme karşılığında davalı şirketin mal, malzeme alımlarını ve işi gerçekleştirebilmesi için davacı şirket tarafından davalı şirkete; .... ... Ticari Şubesi'nin 30.11.2020 tarihli, 0002666 çek numaralı, 82.500,00 TL bedelli, .... ... Ticari Şubesi'nin 30.12.2020 tarihli, 0002667 çek numaralı, 82.500,00 TL bedelli,... ... Ticari Şubesi'nin 30.01.2021 tarihli, 0002668 çek numaralı, 82.500,00 TL bedelli avans çekleri verildiğini, bu husus Sözleşme'nin "Sözleşme Bedeli ve Ödemeler" başlıklı 7. maddesinde düzenlendiğini, taraflar arasındaki 30.09.2020 tarihli sözleşme uyarınca davacı şirket işin başında, karşılığında henüz herhangi bir mal ve hizmet almadan davalı şirkete düzenlemiş olduğu avans çeklerini verdiğini, davalı şirket de almış olduğu çeklerin karşılığında 30.10.2020 tarihine kadar çek bedelleri karşılığında işi tamamlamayı ve davacı şirkete teslim etmeyi taahhüt ettiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin 6.5 hükmü uyarınca 30.10.2020 tarihine kadar işin tamamlanarak teslimi gerekirken; davacı şirket tarafından iş bedelinin tamamına ilişkin avans çeki keşide edilerek davalı şirkete verilmiş olsa da davalı şirketin, davacı şirkete taahhüt ettiği işi yerine getirmediğini; hatta işe başladığına dair herhangi bir somut belge dahi sunamadığını, davalı şirket yetkilileri ile şifahen görüşüldüğünde işin yerine getirilmesi için gerekli malzemelerin dahi alınmadığının söylendiğini, davalı şirketin davacı şirketten aldığı avans çeklerinin karsılığında hiçbir iş ifa etmediğini, sözleşme konusu işin tamamlanmaması ve hatta yapımına dahi başlanmaması karşısında davalı şirketin sözleşmeden doğan borcunu yerine getirmemesi nedeniyle davacı şirket tarafından davalı şirkete Karşıyaka 5. Noterliğinin 09.11.2020 tarihli 33344 yevmiye sayılı ihtarnamesini keşide edildiğini belirterek davacının, ... ... Ticari Şubesi'nin 30.11.2020 tarihli, 0002666 çek numaralı, 82.500,00 TL bedelli, - ... ... Ticari Şubesi'nin 30.12.2020 tarihli, 0002667 çek numaralı, 82.500,00 TL bedelli, - ... ... Ticari Şubesi'nin 30.01.2021 tarihli, 0002668 çek numaralı, 82.500,00 TL bedelli çeklerden dolayı davalı şirkete borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmamış, savunmada bulunulmamıştır.

BİRLEŞEN DAVA:

İSTEM:

Davacı vekili 23.11.2020 tarihli dava dilekçesinde özetle; ... ... Ticari Şubesi'nin 30.12.2020 tarihli, 0002667 çek numaralı, 82.500,00 TL bedelli ve ... ... Ticari Şubesi'nin 30.01.2021 tarihli, 0002668 çek numaralı, 82.500,00 TL bedelli çeklerden dolayı, davalılar ....Şirketi ve ....'e borçlu olmadığının tespitine, çeklerin müvekkil şirkete iadesine mümkün değilse iptaline, Dava konusu ... ... Ticari Şubesi’nin 30.11.2020 tarihli, 0002666 çek numaralı, 82.500,00 TL bedelli çekin ödenmiş olması nedeniyle istirdatına ve davalılardan müştereken ve müteselsilen ticari işlere uygulanan avans faizi ile birlikte alınarak davacı şirkete ödenmesine, Mahkememizde görülmekte olan dava ile İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/639 Esas sayılı dosyası ile görülmekte olan dava dosyası arasındaki hukuki bağlantı bulunduğundan HMK m. 166 hükmü gereği bu davanın İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/639 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı .... A.Ş vekili 26.02.2021 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle, her ne kadar huzurdaki dava menfi tespit davası olarak açılmışsa da davacının davaya konu çekleri ödemiş olması sebebiyle istirdat davasına dönüştüğünü, işbu nedenle de zorunlu dava şartı olan arabuluculuk şartı arandığını, ancak davacı yanın herhangi bir başvurusu olmadığından dava şartı yokluğundan davanın reddi gerektiğini, davalı şirket ... A.Ş. ile diğer davalı ... arasında 26.12.2017 tarih M061182 nolu “Faktoring Sözleşmesi” akdedildiğini, yapılan faktoring işlemi çerçevesinde konu firma tarafından davalı şirkete dava konusu 31.12.2020 tarihli 82.500,00 TL bedelli 0002667 seri nolu ve 30.01.2021 tarihli 82.500,00 TL 0002668 seri nolu çek ciro ve teslim edildiğini, keşideci ve cirantalar tarafından davalı şirkete herhangi bir ödeme yapılmayıp bono bedelinin tahsili kabil olmayınca; davacı ve diğer davalılar hakkında, 0002667 seri nolu çek için Ankara 3. İcra Müdürlüğü'nün 2021/526 Esas sayılı, 0002668 seri nolu çek için ise Ankara 3. İcra Müdürlüğü'nün 2021/1701 dosyası ile icra takibi başlatıldığını, işbu icra dosyaları ise davacı tarafından haricen ödenerek kapatıldığını, keşideci davacı çeklerin ... Şti. ile yapılan sözleşmeye uyulmamış olması sebebiyle bedelsiz kaldığını bu nedenle de borcu olmadığı iddiasında olduğunu, ancak davacı tarafın davalı şirkete karşı bedelsizlik iddiasını ileri sürebilmesi hukuken mümkün olmadığını, huzurdaki somut olayda ise faktoring işleminin tarafı olmayan keşideci davacının şahsi defileri davalı şirkete karşı ileri sürebilmesinin ancak Türk Ticaret Kanunun 599. Maddesinde yer alan koşulların gerçekleşmesine bağlı olduğunu, davacının menfi tespit/ istirdat talebiyle davasına konu ettiği çekler; ciro yoluyla faktoring işlemi kapsamında davalı ...'den teslim alındığını belirterek aleyhe açılan haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.

İlk derece mahkemesinin 23.03.2023 tarih ve 2020/639 Esas, 2023/190 Karar sayılı kararı ile özetle; ''...Asıl dosyada yapılan yargılama neticesinde
Davacı ile davalı ...Şti. ile davacı ....A.Ş. arasında 30.09.2020 tarihinde “... İş Sahipliğindeki ...ili, ... İlçesi, ... Mahallesi,.... Projesi Kapsamındaki Çelik Kafes Sisteminin İmalatı, Nakliyesi, Montajı ve Sökülmesi İşine Ait” 9.madde 4.sahifeden ibaret bir sözleşme akdedildiği, işbu sözleşmeye istinaden davacı ...A.Ş. tarafından davalı adına ... ... Ticari Şubesi 30.11.2020 vadeli 2666 no.lu 82.500 TL, ... ... Ticari Şubesi 30.12.2020 vadeli 2667 no.lu 82.500 TL ve ... ... Ticari Şubesi 30.01.2021 vadeli 2668 no.lu 82.500 TL bedelli çeklerin keşide edildiği, dosya kapsamında yapılan yargılama neticesinde davacıya ait ticari defterler üzerinde yapılan inceleme neticesinde bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere davacı ...A.Ş’nin 23.11.2020 asıl dava tarihi itibari ile davalı....Şti.’ne ...’nın ... Ticari Şubesi nezdinde bulunan 30.11.2020 Tarihli 2666 no.lu 82.500,00 TL, 30.12.2020 tarihli 2667 no.lu 82.500,00 TL ve 30.01.2020 tarihli 2668 çek no.lu 82.500,00 TL tutarındaki üç adet çek sebebi ile 247.500 TL tutarında bir borcu bulunmadığının tespit edildiği yine soruşturma dosyasında davalı şirket yetkilisinin beyanından anlaşıldığı üzere davalı şirketin dava konusu sözleşmedeki öngörülen yükümlülüklerini yerine getirmediğinden davanın kabulüne ve davacının dava konusu ... ... Ticari Şubesine ait 30/11/2020 tarihli 0002666 numaralı 82.500,00 TL bedelli, 30/12/2020 tarihli 0002667 çek numaralı 82.500,00 TL bedelli, 30/01/2021 tarihli 0002668 çek numaralı 82.500,00 TL bedelli çekler yönünden davalı... Şti.'ne borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
Birleşen 2020/754 Esas sayılı dosyada davalı ... A.Ş yönünden yapılan incelemede
TTK'nın 687. maddesi gereğince, "Poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan defileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğerki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun." düzenlemesi ile 792.maddesinde, hamilin çeki kötü niyetle iktisap etmiş olması veya iktisapta ağır bir kusurunun bulunması gerektiği düzenlemesi mucibince takip dayanağı çekin keşidecisi olan davacının çekin lehdara verildiği ve lehdarın taraflar arasındaki sözleşmede öngörülen yükümlülüklerin yerine getirilmediğini ileri sürdüğü defilerin lehtar ile kendi arasındaki şahsi ilişkiye dayalı defiler olduğu, çekin son yetkili hamili alacaklıya karşı bu şahsi defilerin ileri sürülebilmesi için çekin kötü niyetle iktisap edilmiş veya iktisapta ağır bir kusurunun bulunduğuna dair delilin bulunması gerektiği, buna dair dosya kapsamında herhangi bir delilin bulunmadığı, davacı tarafından ileri sürdüğü iddiaların ispat edilemediği anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Birleşen 2020/754 Esas sayılı dosyada davalı ... yönünden yapılan incelemede
TTK'nın 687. maddesi gereğince, "Poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan defileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğerki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun." düzenlemesi ile 792.maddesinde, hamilin çeki kötü niyetle iktisap etmiş olması veya iktisapta ağır bir kusurunun bulunması gerektiği düzenlemesi mucibince takip dayanağı çekin keşidecisi olan davacının çekin lehdara verildiği ve lehdarın taraflar arasındaki sözleşmede öngörülen yükümlülüklerin yerine getirilmediğini ileri sürdüğü defilerin lehtar ile kendi arasındaki şahsi ilişkiye dayalı defiler olduğu, çekin son yetkili hamili alacaklıya karşı bu şahsi defilerin ileri sürülebilmesi için çekin kötü niyetle iktisap edilmiş veya iktisapta ağır bir kusurunun bulunduğuna dair delilin bulunması gerektiği, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2020/135620
soruşturma dosyasından anlaşıldığı üzere davalının söz konusu sözleşmesel ilişkiden haberdar olduğu davacı tarafından ileri sürdüğü iddiaların ispat edildiği anlaşılmakla davanın davalı ... yönünden kabulü ile davacının dava konusu ... ... Ticari Şubesine ait 30/11/2020 tarihli 0002666 numaralı 82.500,00 TL bedelli, 30/12/2020 tarihli 0002667 çek numaralı 82.500,00 TL bedelli, 30/01/2021 tarihli 0002668 çek numaralı 82.500,00 TL bedelli çekler yönünden davalı ...'e borçlu olmadığının tespitine'' gerekçeleriyle;
Asıl dosya 2020/639 Esas sayılı dosya yönünden davanın kabulü ile,
Davacının dava konusu ... ... Ticari Şubesine ait 30/11/2020 tarihli 0002666 numaralı 82.500,00 TL bedelli, 30/12/2020 tarihli 0002667 çek numaralı 82.500,00 TL bedelli, 30/01/2021 tarihli 0002668 çek numaralı 82.500,00 TL bedelli çekler yönünden davalı .... Şti.'ne borçlu olmadığının tespitine,
Birleşen 2020/754 Esas sayılı dosya yönünden davanın kısmen kabulü ile,
Davacının dava konusu ... ... Ticari Şubesine ait 30/11/2020 tarihli 0002666 numaralı 82.500,00 TL bedelli, 30/12/2020 tarihli 0002667 çek numaralı 82.500,00 TL bedelli, 30/01/2021 tarihli 0002668 çek numaralı 82.500,00 TL bedelli çekler yönünden Davalı ...'e borçlu olmadığının tespitine,
-Diğer davalı ... A.Ş yönünden davanın reddine dair karar verilmiştir.

Birleşen davada davacı vekili tarafından verilen 22.05.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; Müvekkili şirket ile lehtar ....Şti. arasında 30.09.2020 tarihli “... İş Sahipliğindeki ... İli, ...İlçesi, ...Mah. ... Projesi Kapsamindaki Çelik Kafes Sisteminin İmalati Nakliye, Montaji Ve Sökülmesi İşlerine Ait Yüklenici Sözleşmesi" imzalandığını, işbu sözleşme karşılığı işin teslim tarihinden sonra ödenecek şekilde 3 adet (... ... Ticari Şubesi’nin 30.11.2020 tarihli, 0002666 çek numaralı, 82.500,00 TL bedelli, 30.12.2020 tarihli, 0002667 çek numaralı, 82.500,00 TL bedelli, 30.01.2021 tarihli, 0002668 çek numaralı, 82.500,00 TL bedelli) vadeli avans çekleri verildiğini, sözleşme konusu işin süresinde teslim edilmemesi hatta yapımına dahi başlanmaması karşısında lehtar şirketin sözleşmeden doğan borcunu yerine getirmemesi nedeniyle müvekkili şirket tarafından lehtar şirkete Karşıyaka 5. Noterliğinin 09.11.2020 tarihli 33344 yevmiye sayılı ihtarnamesi keşide edildiğini, daha sonra taraflarınca edinilen bilgilere göre dava konusu çeklerin davacı şirket tarafından sözleşmenin imzalandığı 30.09.2020 tarihinde lehtar şirket yetkilisin ....'e teslim edildiğini ve çok yakın akrabası ... tarafından aynı gün 30.09.2020 tarih ve GİB2020000000026 numaralı 250.000 TL bedelli "42.373 kg kesimli saç" açıklaması ile lehtar... Şti'ne düzmece bir fatura düzenlenerek bu fatura alacağına istinaden lehtardan dava konusu çekleri ciro yolu ile alındığını, ...'in lehtardan danışıklı olarak aldığı bu çekleri ve dayanağı fatura alacağını ise .... firmasına temlik ederek nakde çevirdiğini, diğer davalı ... A.Ş.'nin dava konusu çekleri, 6361 Sayılı Finansal Kiralama Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu madde 9/2 ve Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik madde 5/1- c ve 9. maddesine aykırı şekilde araştırma ve inceleme yükümlülüklerine yerine getirmeksizin devraldığını, detaylıca açıklanacağı üzere; davalı şirketin TTK'nın m.687 'de yazılı olduğu üzere"...meğerki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun." bile bile borçlunun zararına hareket ettiğinin anlaşılacağını,
Uyuşmazlığa konu olan üç çekin de emre yazılı olarak düzenlendiğini, emre yazılı kıymetli evraklarda defilerin üçlü bir ayrıma tabi tutulduğunu, bunların; senet metninden anlaşılan defiler, senetteki taahhüdün hükümsüzlüğüne ilişkin defler ve şahsi defiler olduğunu, somut olayda, asıl ve birleşen davanın davacısı müvekkili... A.Ş. ile asıl davanın davalısı.... Şirketi arasında çelik kafes sisteminin imalatı, nakliyesi, montajı ve söküm işlerini konu alan bir sözleşme yapıldığını, sözleşmenin 7. maddesi çerçevesinde, davalı şirkete her biri 82.500 TL bedelli üç adet çek verildiğini, müvekkili şirket tarafından davalı şirkete çekler verilmiş olmasına rağmen, sözleşmeye konu işin yapılmadığını, bu durumun savcılık ifadeleri ve ilk derece mahkemesi kararıyla da sabit olduğunu, bu sebeple somut uyuşmazlığın kaynağı söz konusu çeklerin bedelsiz kalması olduğundan yani aradaki temel ilişkiden kaynaklandığından üzerinde durulması gereken definin şahsi defi olduğunu,
TTK m. 687’de de hangi şartlar altında şahsi defilerin çeki iktisap eden kişiye karşı ileri sürülebileceğinin düzenlendiğini, TTK m. 687 gereğince şahsi defilerin senedi iktisap eden üçüncü kişiye karşı ileri sürülmesinin kural olarak mümkün olmadığını, bununla birlikte kambiyo senedini iktisap eden bilerek borçlunun zararına hareket etmişse, bu definin ona karşı da ileri sürülmesinin mümkün olduğunu, 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu'nun 9/3 maddesinde de “Bir kambiyo senedinin ciro yoluyla faktoring şirketine devri hâlinde, kambiyo senedinden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri faktoring şirketine karşı ileri süremez; meğerki, faktoring şirketi kambiyo senedini iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun”denildiğini, her iki hükümden de anlaşılacağı üzere üçüncü kişilere karşı şahsi defilerin öne sürülebilmesinin tek bir yolu olduğunu, onun da üçüncü kişinin kötü niyetli olması hususunda olduğunu, somut olayda üçüncü kişinin bir faktöring şirketi olduğundan yapılacak değerlendirmelerin bu husus gözetilerek yapılacağını,
Davalı ... A.Ş. dava konusu çekleri, 6361 SAyılı Finansal Kiralama Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu madde 9/2 ve Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik madde 5/1- c ve 9. maddesine aykırı şekilde araştırma ve inceleme yükümlülüklerine yerine getirmeksizin devraldığını, nitekim somut olayda faktoring şirketine sunulu faturanın dayanağı olarak ne bir teslim tutanağı ne bir irsaliyenin mevcut olmadığını, herhangi bir dayanağı olmayan işbu faturanın düzmece şekilde hazırlandığını, bu sebeple faktoring şirketinin bu faturayı dayanak alarak yapmış olduğu çek devir işleminin özensiz ve kötü niyetli olduğunu, davalı faktoring firmasının Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik m. 5/1- c maddesindeki araştırmaların hiçbirisini yapmadan ve müvekkili şirketle hiçbir şekilde irtibata geçmeden faktoring işlemini gerçekleştirdiğini,
Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik Madde 9 yasal düzenlemeleri gereğince faktoring firmalarının bu hizmetinden yararlanmak isteyen kurumların çek haricinde beyan etmesi gereken belgelerden birisi fatura ve faturaya dayalı olarak malın teslim edildiğine dair belge olduğunu, satılan ya da satılacak malı, sunulan ya da sunulacak hizmeti belgeleyen bu faturanın ibraz edilmemesi ve faturanın içeriğindeki malların teslim edildiğine dair belgenin ibraz edilmemesi faktoring hizmetlerinden yararlanılamayacağı anlamına geldiğini, mevzuat açısından tüm işlemlerde çek tutarı kadar fatura ibraz edilmek zorunda olduğunu, dolayısıyla faktoring şirketlerinin devraldığı alacağın, bir kambiyo senedinden kaynaklanıyor olsa bile alacağı doğuran temel ilişkiye ait fatura veya benzeri belgelerle bunu tevsik etmesi gerektiğini, faktoring şirketinin müşterisinden temliken aldığı bir alacağı takip edebilmesi için; alacağın bir kambiyo senedinden kaynaklansa bile faktoring sözleşmesi ile beraber, alacağı doğuran temel satım ilişkisine ait fatura ve benzeri belgeleri de ibraz etmek zorunda olduğunu, 04/02/2015 tarih ve 29257 sayılı Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 5/1. Maddesine göre de kuruluş tarafından müşteriyi yeteri kadar tanıyacak şekilde istihbarat çalışmalarının yapılması, sadece müşterilerin beyanı veya sözlü teyidi ile işlem yapılmamasının gerektiğini,
Somut davada, davalı faktoring şirketinin yasa ve yönetmelik hükümlerinden kaynaklanan yasal araştırma ve istihbarat yükümlüklerini yerine getirmiş olsa devraldığı işbu çeklerin karşılığında lehtar .... tarafından müvekkili şirkete herhangi bir iş teslim edilmediğini, çeklerin bedelsiz olduğunu, lehtar ile davalı ... arasındaki mal alışverişinin gerçek olmadığını, faturanın düzmece olduğunu bilebilecek durumda olduğundan kötü niyetli olduğunu, zira, faktoring şirketi tarafından çekler devralınırken alacağın kaynağı araştırılmadığını, faktoring şirketlerinin yükümlü olduğu istihbarat faaliyeti kapsamında keşideci müvekkili şirketle sözlü/yazılı hiçbir şekilde irtibata geçilmediğini, buna ilişkin olarak dilekçelerinde emsal Yargıtay 11.Hukuk Dairesi 14.09.2022 tarih 2020/8516 E. 2022 / 5864 K. Sayılı kararına değinildiğini,
Bunun yanı sıra davalı faktoring şirketine çekin sözde dayanağı olarak sunulan sözde faturanın dayanağı olarak teslime dair hiçbir irsaliye, teslim ve sair belge bulunmadığını, faktoring firmasına sunulan 250.000,00 TL bedelli düzmece faturada sözde 42.373 kg kesimli saç satıldığının yazılı olduğunu, oysa davalı faktoring şirketi tarafından 42 tonu aşkın malın sevkiyatının yapılıp yapılmadığı, teslim edilip edilmediği, çekin arka yüzünde bulunan lehtara ait kaşede ve davalı ...'e ait kaşedeki adreslerin aynı olduğu halde faturanın gerçek alacak olmadığından şüphe edilmemesi, faturada irsaliye numarası olmadığı halde teslime yönelik hiç şüphe duyulmaması ve ...'in mali durumu, işlem geçmişi, itibarı hiç bir araştırma yapmaması ve yine davacı keşideci müvekkili şirketi alacağın varlığı konusunda hiç bir şekilde aramamış olması halleri her birlikte değerlendirildiğinde davalı faktoring firmasının yasa ve yönetmeliklerden kaynaklanan hiç bir yükümlülüğünü yerine getirmediğini yeterince ispatladığını,
Kaldı ki, ilk çekin ödenmesinin ardından çeklerin ...'e ve ardından ... AŞ'ye verildiğini öğrenmeleri üzerine yaptıkları en basit araştırmada ...'in mali durumunun hiç iyi olmadığı, ...'de adına kayıtlı iki taşınmazda küçük hisseleri olduğu ve bu hisseleri üzerinde çok sayıda hacizler olduğu, bankalar nezdinde hiç bir itibarı olmadığının anlaşıldığını, basit olarak yaptıkları araştırmada dahi ...'in mali durumun çok kötü olduğu tespit edilmiş iken davalı ... AŞ'nin kanun ve yönetmelikler gereği mali durum araştırmasını çok daha iyi yapacak istihbarat imkanları olduğu halde hiç bir araştırma yükümlülüğünü yerine getirmeden fatura alacağını ve bu faturaya istinaden dava konusu çekleri devralması ihmalkar ve kötü niyetli olduğunu gösterdiğini, zira davalı faktoring şirketin kanun gereği yükümlü olduğu bu istihbarat araştırmasını yapsa lehtar .... Şti'nin müvekkili şirkete herhangi bir eser teslim etmediğini anlayabileceği gibi diğer davalı ile lehtar arasında düzenlenen sözde faturanın da gerçeğini yansıtmadığını ve davalı ...'in ticari itibarının bulunmadığını ve mali durumunun kötü olduğunu kolayca anlayabileceğini, ancak davalı faktoring şirketi aradaki ticari ilişkiye ilişkin araştırmayı ve cirantanın mali durumu ile ticari güvenilirliğine ilişkin yükümlü olduğu istihbarat çalışmalarını yapmaktan kötü niyetli şekilde imtina ettiğini,
Davalı ... ile ... arasında yapılan 26.12.2017 tarihli faktoring sözleşmesi uyarınca faktoring işlem limitinin 100.000,00 TL olarak belirtildiğini, ancak davaya konu üç çekin toplam tutarının 247.500,00 TL olduğunu, davalı faktoring şirketinin düzemece olduğu açık olan teslimine dair bir irsaliye belgesi dahi bulunmayan fatura karşılığında aralarındaki sözleşmede belirtili işlem limitinin yaklaşık 2.5 kat üzerinde işlem yaparak çekleri temlik aldığını, yalnızca bu durumdan bile davalı şirketin gerekli özeni ve dikkati göstermediği, kendisi tarafından hazırlanmış olan bir sözleşmeye dahi aykırılık göstererek dava konusu çekleri temlik aldığı ve bu sebeple bile bile müvekkili şirket aleyhine davrandığının açık olduğunu,
Somut davada, bilirkişi kök ve ek raporlarında, davalı faktoring şirketinin kanun ve yönetmeliklerden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediğinin açık ve net olduğunu, bilirkişi heyetinin de faktoring şirketinin ilgili kanun ve yönetmelik hükümlerine aykırı davrandığını, gerekli özeni göstermediğini, en basit bir araştırma ile (keşideci davacı şirketi arasaydı, fatura taraflarının aynı adreste olması v.s) alacağın gerçek bir alacak olmadığını anlayabileceğini beyan ettiğini, dosyadaki tüm delillerin faktoring şirketinin gereken özen ve dikkati göstermediğini kanıtlamaya yetecek derecede yeterli deliller olduğunu, faktoring şirketinin iyi niyetli olup olmadığı ancak kendisine kanun ve yönetmeliklerle getirilen yükümlülükleri yerine getirip getirmemesi ile ispat olunabileceğini, somut davada faktoring şirketinin hiç bir şekilde kendisinden beklenen özeni göstermediğini, bilirkişi kök ve ek raporları davalı Faktoring şirketinin yukarıda anılı kanun yönetmeliklere aykırı davrandığını, davanın kabulüne destekler nitelikte olduğunu kanıtlar nitelikte olduğunu,
Dilekçelerinde yer verilen bilirkişi ek raporunun değerlendirme ve sonuç sayfasına göre, somut davada davalı faktoring şirketinin 6361 sayılı Kanunun 9/2 maddesi gereğince gerçek bir ilişkiye dayanmayan alacağı devralması nedeni ile bu devrin TBK m. 27/2 maddesi uyarınca geçersiz olduğunu,
Tüm bu gerekçelerle davalı ... A.Ş yönünden davanın reddine ilişkin hatalı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi için kararı istinaf kanun yoluna başvurduklarını,
Yukarıda izah olunan nedenlerle; ilk derece mahkemesinin asıl davada birleşen davalı ... A.Ş yönünden davanın reddine ilişkin kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak davalı ... A.Ş. yönünden de davanın kabulüne, aksi kanaatte olunursa ... A.Ş yönünden verilen davanın reddine ilişkin hatalı İDM kararının kaldırılmasına yeniden karar verilmek üzere İDM'ne geri gönderilmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,
Asıl ve birleşen dava menfi tespit ve istirdat istemlerine ilişkindir. Mahkemece, asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne, Davalı ... A.Ş. yönünden davanın reddine karar verilmiş olup, birleşen davada Davalı ... A.Ş. yönünden verilen red kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Davacı ile asıl davanın davalısı şirket arasında 30.09.2020 tarihli çelik kafes sistemi imalatı, nakliyesi, montajı ve sökülmesi işine dair eser sözleşmesi imzalanmış olup, davacı şirket iş sahibi, asıl davanın davalısı şirket yüklenicidir. Sözleşmede, işin bedelinin yaklaşık 247.500,00 TL olarak hesaplandığı ve hesaplanan miktar için davacı iş sahibi tarafından, davalı yükleniciye her biri 82.500,00 TL bedelli üç adet çek verildiği belirtilmiştir.
Asıl davada davacı vekili, taraflar arasındaki sözleşme nedeniyle davalıya, 30.11.2020,30.12.2020 ve 30.01.2021 tarihli 82.500,00'er TL bedelli avans çekleri verilmiş ise de, davalı şirketin aldığı avans çekleri karşılığında hiçbir iş yapmadığını, davalı şirket yetkilileriyle görüşüldüğünde işin .... adlı kişiye taşere edildiği, onun da gerekli malzemeleri dahi almadığı, işi teslim edemeyeceği, çekleri iade edemeyeceği, parası olduğunda çek bedellerini ödeyeceğini söylediğini, davacının, davalı şirkete borcu olmadığını ileri sürerek, dava konusu çekler nedeniyle davalı şirkete borçlu olmadıklarının tespitini istemiştir.
Birleşen davada davacı vekili, dava konusu çeklerin lehtar tarafından kötü niyetli ve hukuka aykırı şekilde, lehtar şirket yetkilisinin yakın akrabası olan ve aynı adreste faaliyet gösteren Davalı ...'e danışıklı şekilde, düzmece fatura düzenlenerek devredildiğini, çekleri ciro yoluyla haksız yere iktisap eden Davalı ... tarafından düzmece faturaya karşılık, dava konusu çeklerin Davalı ... A.Ş.'ye verildiğini, 30.11.2020 tarihli çekin, davalı ... A.Ş. tarafından bankaya sunulduğunu ve ilgili banka tarafından davalı şirkete ödendiğini, davalı faktoring şirketinin araştırma ve inceleme yükümlülüklerini yerine getirmeksizin alacağı devraldığını, keşideci olan müvekkili şirketle hiçbir şekilde irtibata geçilemediğini, davalı faktoring şirketine çekin sözde dayanağı olarak sunulan faturada teslime dair hiçbir belge bulunmadığını, factoring şirketi tarafından 42 tonu aşkın malın sevkiyatının yapılıp yapılmadığı, teslim edilip edilmediğinin araştırılması, çekin arka yüzünde bulunan lehtara ait kaşede ve davalı ...'e ait kaşede adresler aynı olduğu halde faturanın gerçek alacağı ilişkin olmadığından şüphe duyulmamasının, davalı ....'in mali durumu, işlem geçmişi, itibarı hakkında hiçbir araştırma yapılmamış olmasının davalı şirketin, factoring yasa ve yönetmeliklerden kaynaklanan hiçbir yükümlülüğü yerine getirmediğini yeterince ispatladığını ileri sürerek, 30.12.2020 ve 30.01.2021 tarihli çekler yönünden borçlu olmadıklarının tespiti, 30.11.2020 tarihli çek yönünden çek bedelinin ödenmiş olması nedeniyle istirdat isteminde bulunmuştur.
Birleşen davada Davalı ... A.Ş. vekili, müvekkili şirket ile Davalı ... arasında 26.12.2017 tarihli factoring sözleşmesi akdedildiğini, yapılan faktoring işlemi çerçevesinde dava konusu çeklerin ciro ve teslim edildiğini, keşideci ve cirantalar tarafından müvekkili şirkete herhangi bir ödeme yapılmadığını, davacı tarafın müvekkili şirkete karşı bedelsizlik iddiasını ileri sürebilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacının faktoring işleminin tarafı olmadığını, müvekkiline karşı bedelsizlik definin ileri sürülebilmesi için müvekkilinin dava konusu çekleri bile bile borçlunun zararına iktisap ettiğini, kötü niyetli olduğunu ispat etmesi ve buradaki kötü niyetin kasta yakın ağırlıkta olması gerektiğini, bu husuta ispat yükünün davacıya ait olduğunu, davacı tarafından sunulan varsayımlar haricinde müvekkilinin kötü niyetli olduğuna dair somut bir delil sunulmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun'un 5/A. maddesinde "dava şartı olarak arabuluculuk" başlığı ile; "Bu Kanun'un 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalarda konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır" şeklinde düzenleme yapılmıştır.
28/03/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 5/A maddesinde "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır" hükmü yer almaktadır.
Birleşen dava, 18.12.2020 tarihinde açılmış olup, dava tarihi itibariyle ara buluculuk dava şartına tabi olmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, dava konusu çeklerin, eser sözleşmesi nedeniyle verildiği, çek lehdarı olan Davalı Yüklenici .... Şti.'nin davacı ile arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklanan edimlerini yerine getirmediği saptanmış olup, bu hususta her hangi bir istinaf sebebi ileri sürülmemiştir.

Dava konusu çekler incelendiğinde, keşidecinin davacı şirket, lehtarın asıl davanın davalısı ... Şti, cirantanın birleşen davanın davalısı ... olduğu, çeklerin, Davalı ... tarafından fatura karşılığında davalı faktoring şirketine ciro edilerek devredildiği, davacının faktoring ilişkisinin tarafı olmadığı, üçlü faktoring ilişkisinin dışında olduğu, bu nedenle lehtarla kendisi arasındaki ilişkiye dayanan def'ileri faktoring şirketine karşı ileri süremeyeceği, kötü niyetli iktisabın davacı tarafça kanıtlanamadığı, çekin lehtar ve cirantasının adreslerinin aynı olmasının, organik bağ içerisinde olmalarının faktoring şirketinin kötü niyetli olduğunu, kambiyo senedini iktisap ederken bile bile davacının zararına hareket ettiğini göstermeyeceği kanaat ve sonucuna varılmakla, mahkemece, birleşen davanın davalısı olan faktoring şirketine yönelik davanın reddine karar verilmiş olmasında dairemizce isabetsizlik görülmemiştir. (Bkz. Benzer yönde Yargıtay 11. H.D. 2024/5982 Esas, 2025/1755 Karar sayılı ilamı)
Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı ve davacı vekilinin birleşen dosya yönünden tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23.03.2023 tarih ve 2020/639 Esas, 2023/190 Karar sayılı kararı, birleşen dosya yönünden usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, birleşen dosyada davacı vekilinin birleşen dosya yönünden verilen karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Birleşen dosyada davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gerekli 732,00 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile kalan 552,10 TL harç bedelinin birleşen dosyada davacıdan alınarak, Hazine'ye gelir kaydına,

3-Birleşen dosyada davacı tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Kararın, dairemizce taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 361/(1) maddesi gereğince, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde birleşen dosya yönünden Yargıtay nezdinde temyiz yasa yolu açık olmak üzere 28.04.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.