İzmir 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 28.09.2023 tarih 2022/956 E. - 2023/677 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.

DAVA: Davacı vekili, müvekkili sevk ve idaresindeki ... plakalı araca 13/05/2022 tarihinde ... plakalı araç tarafından çarpılması sonucu maddi hasarlı kazaya sebebiyet verildiğini, kaza sonrasında taraflarca düzenlenen kaza tespit tutanağı uyarınca ... plakalı araç ve sürücüsünün %100 kusurlu olduğunu, kaza sonrası müvekkiline ait aracın hasara uğradığını ve hasar nedeniyle araçta değer kaybı meydana geldiğini, bağımsız sigorta eksperi ... tarafından düzenlenen uzman görüşünde müvekkiline ait ... plakalı araçta meydana gelen hasar bedelinin KDV dahil 100.810,98 TL olduğunun tespit edildiğini, müvekkiline ait araçta oluşan hasarın karşılanması amacıyla taraflarınca ilk olarak kusurlu aracı ZMSS trafik sigortası ile sigortalayan dava dışı ....Şirketi'ne başvurulduğunu ve bunun üzerine dava dışı şirket tarafından 50.000,00 TL ödeme yapıldığını, dava dışı sigorta şirketi poliçe limitinde ödeme yapmakla sorumlu olduğundan ve yapılan bu ödemeyle limitin tamamı tüketildiğinden müvekkilinin uğramış olduğu bakiye hasar bedeli ile hasara bağlı müvekkiline ait araçta oluşan değer kaybı bedelinin karşılanamadığını, bu kapsamda bakiye hasar bedelinin ve hasara bağlı oluşan değer kaybı bedelinin kusuruyla kazaya sebebiyet veren ... plakalı aracın İMMS poliçe sorumlusu davalı şirketten talep edilmesi gerektiğini, kaza neticesinde aracın daha öncesinde ağır hasar kaydının bulunmadığı gözetildiğinde söz konusu kaza sonucunda aracın 2. el piyasasında önemli ölçüde değer kaybettiğinin açık olduğunu, müvekkiline ait aracın emsallerine göre oldukça bakımlı ve az yıpranmış yani tercih edilebilir durumdayken davalı tarafın kusurlu olduğu kaza neticesinde aracın ikinci el piyasasında tercih edilmesini aşırı güçleştirecek ölçüde büyük bir değer kaybı meydana geldiğini, bu kapsamda müvekkiline ait araçta oluşan hasar neticesinde meydana gelen değer kaybının tespiti için eksper ...'tan uzman görüşü alındığını ve eksper tarafından araçta toplamda 35.000,00 TL değer kaybı meydana geldiğinin tespit edildiğini, araçta meydana gelen değer kaybının tahsili için 15.09.2022 tarihinde davalı ... şirketine başvurulmuşsa da şirket tarafından başvurularına hiçbir yanıt verilmediği gibi değer kaybına ilişkin herhangi bir ödeme de yapılmadığını, meydana gelen trafik kazasında uğranılan maddi zararın tazmini noktasında öncelikle ZMMS poliçe sorumlusunun yükümlü olduğunu, uğranılan zararın ZMMS poliçe limitini aşması halinde ise İMMS poliçe sorumlusunun aşan kısmı tazminle yükümlü olduğunu açıkça düzenlediğini belirterek; davanın kabulü ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla alacakları belirli hale geldiğinde arttırılmak üzere belirsiz alacak davası olarak 100,00 TL hasar tazminatı ile şimdilik 100,00 TL değer kaybı bedeli olmak üzere toplamda 200,00 TL'nin sigorta şirketinin ödeme yapmayarak temerrüte düştüğü 07/10/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile taraflarına verilmesine, TTK madde 1426 kapsamında hasarın ve değer kaybının tespitine yönelik tarafımızca yaptırılan ekspertiz incelemesi için ödenen 1.000,00 TL'nin makul gider sayılarak davalı sigortacıya yükletilmesine, bu hususun yargılama giderleri kapsamında dikkate alınmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, göreve ilişkin itirazları olduğunu, davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılmasının mümkün olmadığını, bilirkişi hesaplamasının ZMMS Genel Şartlar değer kaybı hesaplama formülü dikkate alınarak yapılması gerektiğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun yalnızca poliçe limitiyle sınırlı olduğunu, mevcut poliçede limitin 250.000 TL olduğunu, müvekkili şirketten poliçe limitini aşan veya sigortalısının kusuru ile paralel olmayan bir bedel istenemeyeceğini, müvekkili şirket sigortalısının kusuru oranında gerçek hasar bedelini ödeyerek borcunu ifa etmiş sayılacağını, sigortanın bir zenginleşme aracı olmadığını, müvekkili şirketin sigortalının mali mesuliyet sigortasından kaynaklanan sorumluluğundan sigortalının kusuru oranında sorumlu olduğunu, davacının iddia ettiği temerrüt tarihinden itibaren faiz işletme talebinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin faiz sorumluluğunun sınırlı olduğunu, davacının talebinin fahiş olduğunu, poliçe teminatı kapsamında ekspertiz ücreti bulunmadığını, aleyhe hüküm kurulması halinde parça ve işçilik iskontosu uygulanması gerektiğini, bu oranın da en az %30 olması gerektiğini, müvekkili şirketin KDV'den sorumluluğum bulunmadığını, KDV dahil şekilde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırılık teşkil edeceğini belirterek usule yönelik cevapları dikkate alınarak davanın usulden reddine, Mahkeme aksi kanaatte ise esasa yönelik cevapları dikkate alınarak esastan reddine, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacıya ait aracın davalı ... şirketince ZMMS poliçesi ile sigortalı araç ile karıştığı trafik kazası neticesinde hasar gördüğü söz konusu trafik kazasının oluşumunda davacıya ait araç sürücünün kusurunun bulunmadığı, davalı sigortalı aracın kazanın oluşumunda tam kusurlu olduğu, usul ve yasaya uygun bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davacının aracında hasar oluştuğu, hasar bedelinin 105.000,00 TL olduğu anlaşılmaktadır. Davacının zararını yukarıda değinilen yasal düzenlemeler karşısında davalının, mağdur konumundaki tarafın gerçek zararını gidermekle mükellef olduğu kanaatine varılarak bu itibarla dava değeri artırım dilekçesi uyarınca davanın kısmen kabulüne ve 105.000,00 TL hasar tazminatının davalı ... yönünden poliçe limitleri ile sınırlı olmak kaydı ile 07/10/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

Davalı vekili, davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılmasının mümkün olmadığını, araçta meydana geldiği iddia edilen zararın "belirli veya belirlenebilir" nitelikte olduğunu, belirsiz alacak davası şeklinde açılmasında HMK 107. madde uyarınca hukuki yarar bulunmadığını, bu nedenle hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kurulan hükmün usul ve yasaya aykırı olduğunu, mağdur aracın pert total olarak hesaplanan 215.000,00 - 110.000,00 = 105.000,00 TL üzerinden işlem görebilmesi için Trafikten Çekme Belgesi ve Artes belgesinin gelmesi gerektiğini, ancak ilgili belgelerin temin edilmediğini, bahsedilen belgelerin temini halinde de tespiti yapılan 105.000,00 TL'den davacının da kabul ettiği ... Şirketi tarafından yapılan 50.000,00 TL ödemenin mahsup edilmesi ve bakiye tutar olan 55.000,00 TL üzerinden hüküm kurulması gerektiğini, ancak dava konusu aracın trafikten çekme belgesi ve artes alınmadan satıldı ise bu durumda 24.05.2023 tarihli bilirkişi değerlendirmesindeki rayiç – sovtaj değerlendirmesinin uygun olmayacağını, böyle bir durumda araç onarım bedeli üzerinden ödeme yapılması gerektiğini, kusur oranına itiraz ettiklerini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydı ile yerel mahkemenin 07/10/2022 tarihinden itibaren faiz işletme kararının hukuka aykırı olduğunu, sonradan talep edilen kısma ilişkin faizin talep tarihinden itibaren oluşacağını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
Katılma yoluyla davacı vekili, davalının istinaf başvurusuna ilişkin cevap ve itirazları baki kalmak kaydıyla yerel mahkemece tesis edilen hükmün faiz türü noktasında usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece davalı ... şirketinin temerrüte düştüğü tarihten itibaren işleyecek yasal faizle birlikte asıl alacaktan sorumlu olduğunun belirtildiğini, ancak konu uyuşmazlığın davalı ... açısından ticari iş niteliğinde olup ticari nitelik arz eden işbu uyuşmazlığa avans faiz uygulanmasının da usul ve yasa gereği olduğunu, söz konusu hükme karşı yalnızca faiz türü yönünden istinaf başvurusunda bulunduklarını belirtmiştir.

Dava, trafik kazası sebebiyle araç hasarı ve değer kaybından kaynaklı maddi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Somut olayda, 13/05/2022 tarihinde davacı sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile dava dışı .... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araçlar arasında maydana gelen trafik kazasından kaynaklı ... plaka sayılı aracın ZMMS sigortacısına yapılan başvuruya istinaden 50.000,00 TL'lik limit kapsamında davacı yana ödeme yapıldığı ve ancak gerçek zararın karşılanmadığı belirtilerek iş bu dava üzerinden bakiye hasar ve değer kaybı talepli olarak açılan davada mahkemece alınan 24/05/2023 tarihli raporda olay sebebiyle davacı yan atfedilebilecek kural ihlali niteliğinde davranışın olmadığı, davalı yana İMMS'li araç sürücüsünün kazaya etken olduğu yönünde kusur bilirkişisi kanaati, davacı aracının olay zamanında ikinci el piyasa rayiç değerinin 215.000,00 TL olduğu ve uğradığı hasar miktarı göz önüne alındığında hasarın araç piyasa rayicinin % 50'sini aştığından pert işlemine tabi tutulması gerektiği (yedek parça, işçilik ve KDV dahil ve iskontosuz olarak iki ayrı eskpertiz raporunda belirtilen 183.228,35 TL ve 159.286,30 TL'lik tutarda hasara uğradığı göz önüne alınarak), sovtaj değeri olarak 110.000,00 Tl belirlenmek suretiyle aracın gerçek hasar bedelinin 105.000,00 TL olarak tespit edildiği, aracın pert işlemine tabu tutulması nedeniyle ayrıca değer kaybı oluşmayacağı yönündeki otomotiv bilirkişisi görüşü kapsamında davanın hasar bedeli yönünden kabulüne, değer kaybı bedeli yönünden ise reddine karar verilmiştir.
Öncelikle şu hususun belirtilmesinde fayda vardır; belirsiz alacak davasını düzenleyen 6100 Sayılı HMK 107. maddesinde; “(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (2) (Değişik: 22/7/2020-7251/7 md.) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır.” hükmüne yer verilmiştir. Bu hükme göre, belirsiz alacak davasının alacak miktarının veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenemediği ya da imkansız olduğu hallerde belirsiz alacak davası açılabilecektir. Bu kapsamda; davacı tarafa ait araçta trafik kazası sonucu meydana gelen gerçek zarar miktarı taraflar arasında tartışmasız ve açıkça belirli olmayıp, dava tarihi itibariyle zararın miktar ve değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin davacıdan beklenemeyeceği anlaşılmakla HMK’nın 107. maddesine uygun olarak, belirsiz alacak davası açılmasının mümkün olduğu (Yargıtay HGK 17.11.2020 tarih 2017/17-1102 E. 2020/905 K. sayılı ilamı) anlaşılmakla bu yönden ileri sürülün istinaf isteminin reddi gerekmiştir.
Sigorta şirketi poliçeden kaynaklanan tazmin borcunu yerine getirirken gerçek zararı ödemekle yükümlü olduğundan, aracın onarımı yapılsın yada yapılmasın onarıma ilişkin fatura olsun yada olmasın hasar bedeli üzerinden hesaplanan KDV'yide zarar görene ödemek zorundadır. (Yargıtay 17 HD'nın 05.06.2014 tarih ve 2014/9038 E. - 2014/9078 K.) Motorlu aracın işletilmesi sırasında meydana gelen zararlardan dolayı sorumluluk zarar görenin uğradığı gerçek zarar ile sınırlıdır. BK’nun 42. (6102 sayılı Kanun 50. Md.) 6762 sayılı TTK'nın 1283. ( 6102 sayılı TTK'nın 1427 vd) maddeleri gereğince sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan yararlananın uğradığı gerçek zararı tazminle yükümlü olup motorlu aracın neden olduğu zarar nedeniyle meydana gelen gerçek zarar giderilmelidir. Gerçek zarar, zarar gören şeyin eski hale getirilebilmesi için gereken onarım ve işçilik giderlerini kapsar. Davalı ... gerçek zarardan sorumlu olup araç hiç tamir edilmemiş olsaydı dahi zarar gören kişinin gerçek zararına göre tazminat miktarı hesaplanması gerekmektedir. Zira, zarar görenin çıkma ve eşdeğer parçalarla aracı tamir etmesi beklenemeyeceği gibi gerçek zarar ancak aracın onarımında tamamen orijinal parçalar kullanılmak suretiyle karşılanır. Hasar bedeli tespit edilirken davalı ... şirketiyle servis arasında yapılan anlaşma vb nedenlerle yedek parça ve işçilik bedellerinin değerinde indirim yapılmaksızın meydana gelen gerçek zarar giderilmelidir. (Yargıtay 17 HD'nın 15.12.2011 tarih 2011/4075 E. 2011/12321 K., 28.03.2016 tarih 2015/17481 E. 2016/3833 K., 04.04.2016 tarih 2015/14700 E. 2016/4229 K., 17.03.2014 tarih 2014/4531 E. 2014/3704 K.) Hasar bedeli araç rayicini % 50'si aştığı durumlarda aracın tamirinin ekonomik olmadığı açıktır. Bu durumda, araç pert total kabul edilerek aracın sovtaj bedeli de belirlenmek sureti ile hasarsız piyasa rayici ile sovtaj bedeli arasındaki farkın hasar miktarı olarak belirlenmesi gerekir. (yargıtay 17. hd'nın 18.05.2016 tarih ve 2016/3196 e. - 2016/6047 k.) Bununla birlikte aracın davacıya bırakılması halinde araç sovtaj değeri tazminattan düşülerek hesaplama yapılmasında çekme belgesi aranmasına gerek olmayacaktır. (Yargıtay 17. HD'nın 18.05.2016 tarih ve 2016/3196 E. - 2016/6047 K.) Bu kapsamda somut olayda iskonto uygulanmasına dair yasal şartlar oluşmadığı gibi davacı zararının olay tarihindeki serbest piyasa rayiçleri göz önüne alınarak, orijinal yedek parça üzerinden KDV dahil zararının giderilmesinin gerektiği ayrıca aracın pert olarak nitelendirilmesi gerekmekle birlikte ayrıca çekme belgesinin aranmasına gerek olmadığı gözetildiğinde hükme esas alınan rapordaki hasar tespitine yönelik inceleme ve değerlendirme yerinde görüldüğünden yukarıda benimsenen ilke ve esaslara ve örnek nitelikteki emsal Yargıtay kararları ile uyumlu hazırlandığı anlaşılan rapora yönelik istinaf istemi yerinde görülmemiştir.
Her ne kadar kusur kanaatine yönelik hükme esas alınan rapordaki tespit ve değerlendirmelerin yerinde olmadığı belirtilmiş ise de mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu ile düzenlenen kaza tespit tutanağı uyumlu olduğu gibi kusur kanaatinin dosya kapsamı ile uyumlu olması nedeniyle söz konusu olayda davacı yanın herhangi bir kural ihlali niteliğinde davranışının olmadığı, davalı yana İMMS'li araç sürücü ....'nün ise olay mahalli kavşağa gelip sola dönmeden evvel durması, ilk geçiş hakkını diğer araca vermesi gerekirken aksi yönde davranışı ile kazaya sebebiyet verdiği yönündeki değerlendirme ile ihlal eden davranışların 2918 sayılı yasa kapsamında yerinde ve doğru tespitine göre kusur bilirkişisi tarafından yapılan değerlendirme yerinde ve isabetli olduğundan mahkemece hükme esas alınması yerinde görülmekle bu anlamda istinaf istemine itibar edilmemiştir.
Davacı yanca hükmedilen tazminata avans faiz işletilmesi gerekirken yasal faiz işletilmesi yönündeki hükmün yerinde olmadığı belirtilerek bu yönden istinaf edilmekle yapılan inceleme neticesinde gerek davacı sevk ve idaresindeki ... plakalı gerekse de davalı yana İMMS'li ... plaka sayılı araçların hususi vasıfta olduğu, davalı yanca düzenlenen poliçenin de aynı mahiyette "Hususi" olarak kayıtlı olduğu, kazaya karışan araçların ticari amaçlı kullanıldığına dair bir delilin dosya kapsamına yansımadığı dikkate alındığında davacı zararın ticari amaçlı kullanım sırasında meydana gelmiş olduğu ispat edilemediğinden faiz türü olarak yasal faize hükmedilmesi yerinde görülmekle bu yönden ileri sürülen istinaf isteminin yerinde olmadığı kabul edilmiştir. (Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 08/07/2021 tarih 2021/2538 Esas 2021/4375 Karar sayılı ilamı)
Yapılan açıklamalar karşısında, mahkemece gerek kusur gerekse de talep konusu hasar ve değer kaybı taleplerine ilişkin rapor tespit ve kanaatlerinin hükme esas alınması yerinde ve isabetli ise de dosya kapsamında sabit olduğu üzere ... plaka sayılı aracın ZMMS şirketi olan.... tarafından davacı aracındaki hasara yönelik dava tarihinden evvel limit kapsamında 50.000,00 TL ödenmekle bu yönden davacı zararının karşılandığı, kaldı ki bu hususun davacının da kabulünde olduğu dolayısı ile davacı yanın hasara ilişkin netice talebi açısından bu miktarın görmezden gelinmemesi gerekirken mahkemece davadan evvel karşılanan hasar miktarı göz önüne alınmaksızın ıslah miktarı doğrultusunda hasar talebinin değerlendirilmesi yerinde görülmemiş ne var ki bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden davacı aracının gerçek hasar miktarı olarak tespit edilen 105.000,00 TL'den önceden ödenen söz konusu 50.000,00 TL'nin düşülmesi ile davacının karşılanmamış hasarının 55.000,00 TL olduğunun kabulü ile talep konusu bakiye hasar istemi yönünden davanın kısmen kabulüne, talep konusu değer kaybı bedeli yönünden ise aracın pert olarak kabul edilmesi nedeniyle ayrıca değer kaybı oluşmayacağından reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Bu durumda, davacı yan yönünden; istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına göre Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı yan yönünden ise; yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmamakla birlikte Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.

Her ne kadar yukarıda belirtilen gerekçe ile davalı yan istinaf talebi kabul edilerek aşağıdaki şekilde yeniden dairemizce bir karar kurulmuş ise de önceki verilen karara yönelik davacı istinafının sadece faize yönelik olduğu gibi neticede istinaf talebi reddedildiğinden yeniden yapılacak değerlendirmede davacı yararına önceki verilen karardaki vekalet ücret miktarı aynen korunmuştur.

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 28/09/2023 tarihli, 2022/956 esas ve 2023/677 karar sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,

3-İstinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak kaldırılan kararın yerine geçmek üzere yeniden hüküm tesisi ile;
Davanın KISMEN KABULÜ ile;
Bakiye 55.000,00 TL hasar bedelinin 07/10/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak (250.000,00 TL limit ile sınırlı olmak kaydıyla) davacıya verilmesine,
Değer kaybı talebinin reddine,

Karar tarihi itibariyle alınması gereken 3.757,05 TL harçtan başlangıçta peşin olarak alınan 80,70 TL ve ıslah ile alınan 1.791,43 TL'nin mahsubu ile bakiye 1.884,92 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harç ile ıslah harcı olan 1.791,43 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davacı tarafça yapılan 80,70 TL başvurma harcı, 84,00 TL tebligat gideri, 67,00 TL e-tebligat gideri, 3,00 TL KEP masrafı, 1.000,00 TL ekspertiz ücreti, 2.400,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.634,70 TL yargılama giderinin davanın kısmen kabulü nazara alınarak 1.890,05 TL'lik kısmının davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, bakiye masrafın davacı üzerinde bırakılmasına,
7155 sayılı yasanın 19/12/2018 tarihinde yürürlüğe giren 23.maddesiyle eklenen 6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereğince taraflar arasında yapılan arabuluculuk faaliyeti sonunda, ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere Hazine tarafından karşılanan 3.120,00 TL arabulucu ücretinin; 1.622,40 TL'sinin davalıdan, 1.497,60 TL'sinin ise davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,

Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan bulunması halinde karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,

4-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00 TL'den peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

5-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,

6-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,

7-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan 738,00 TL başvurma harcından oluşan istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 29.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.