İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 03.10.2023 tarih 2022/902 E. 2023/751 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
DAVA: Davacı vekili, 23/11/2020 tarihinde, müvekkiline ait ve idaresindeki ....plakalı araca sürücü .... idaresindeki ... plakalı aracın çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza tespit tutanağına göre .... plakalı araç sürücüsü ....'in tam kusurlu olduğunu, ekspertiz raporunda araçta meydana gelen değer kaybının 15.000,00 TL olduğunun tespit edildiğini, ekspertiz rapor ücreti olarak 269,87 TL ödendiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL değer kaybı tazminatı ile 269,87 TL ekspertiz ücretinin davalı .... A.Ş'den temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, davanın zaman aşımına uğradığını, kazaya karışan .... plaka sayılı aracın müvekkili şirket nezdinde ZMMS sigortası ile sigortalı olduğunu, müvekkili şirketin bu poliçedeki maddi zararlara ilişkin teminat limitinin ise kaza tarihi itibariyle araç başına 41.000,00 TL olduğunu, değer kaybı tazminatı tespit edilirken ZMMS Sigortası Genel Şartları'nda belirtilen hesaplama yöntemine göre zarar tespiti yapılması gerektiğini, davacıya ait aracın davaya konu kazadan daha öncesindeki kazada aynı bölgeden hasar aldığından değer kaybı tazminatının reddine karar verildiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 23.11.2020 günü davalı.... A.Ş. nezdinde ZMSS poliçesiyle sigortalı .... plakalı otomobil sürücüsü ....'in kazanın oluşumunda %100 kusurlu olduğu,.... plakalı otomobil sürücüsü davacı ...'ın kusursuz olduğu, davaya konu kazadan önce gerçekleşen 07.01.2013 tarihli kazada aynı bölgeden daha ağır hasar alması nedeniyle 23.11.2020 tarihli kaza nedeniyle davacıya ait .... plaka sayılı araçta değer kaybı oluşmayacağı, her ne kadar 05.06.2023 tarihli bilirkişi raporunda, aracın kaza öncesi rayici ile (50.000 TL) onarım sonrası rayici (45.000 TL) arasındaki farkı hesaplandığında değer kaybı 5.000,00 TL olarak belirlenmiş ise de, dava konusu trafik kazası ile meydana gelen zarar arasında illiyet bağı bulunduğu kanıtlanamadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davacı vekili, davacının aracında kaza öncesi ve sonrasına ilişkin değerlendirme yapılmadan değer kaybı tespitinin hukuka aykırı olduğunu, davacının aracında meydana gelen değer kaybı ile dava konusu kaza arasında illiyet bağı bulunmadığına ilişkin gerekçenin yerinde olmadığını, tazminat miktarının belirlenmesinde, zarar görenin gerçek zararının esas alınması zorunlu olup; buna göre zarar doğurucu eylemin, zarar görenin malvarlığında gerçekten ne miktarda bir azalmaya neden olmuş ise, zarar verenin tazminat borcunun da o miktarda olması gerektiğini, dava konusu trafik kazası meydana gelmeden önce ve geldikten sonrası arasında değer kaybı ortaya çıktığını, kaza neticesinde değişen parçalar ile dava konusu kaza neticesinde değişen parçalar arasında fark bulunduğunu, işbu hususlar gözetilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu belirtmiştir.
Dava, trafik kazası nedeniyle davacının aracında oluşan değer kaybı bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihli 2019/40 E. - 202/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiş olması nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK'nın ve 6098 sayılı TBK'nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 03.12.2020 tarih 2019/6271 E., 2020/8104 K. sayılı kararı).
Her ne kadar poliçe tarihi itibariyle 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren yeni genel şartlar yürürlükte olsa da, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararından sonra değer kaybı tazminatının yeni genel şartlara göre hesaplanması mümkün değildir. Yargıtay içtihatlarına göre değer kaybı, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp, onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup, araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki 2. el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki fark göz önüne alınmaktadır. (Yargıtay 17.HD'nin 07.03.2016 tarih 2015/15003 E., 2016/2856 K. sayılı kararı). Benimsenen bilirkişi raporunda Yargıtay içtihatlarına uygun şekilde yapılan değerlendirmede davacıya ait .... plakalı aracın, davaya konu kazadan önce gerçekleşen 07.01.2013 tarihli kazada da aynı bölgeden daha ağır hasar alması nedeniyle 23.11.2020 tarihli kaza nedeniyle davacıya ait .... plaka sayılı araçta değer kaybı oluşmayacağı tespit edildiğinden, davacıya ait araçta değer kaybı oluşmayacağı belirlenmiş olup, bu raporun esas alınması yerindedir. Davacı vekilinin değer kaybına yönelik istinaf sebebinin reddi gerekmiştir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00 TL'den peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile bakiye 462,15 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacının yaptığı giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 29/04/2026