İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 20.06.2023 tarih 2020/424 E. - 2023/556 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
DAVA: Davacı vekili, 09/06/2018 tarihinde davacının sevk ve idaresindeki ..... plakalı motosikletle sürücü ... sevk ve idaresindeki, davalı sigorta şirketi nezdinde ZMMS poliçesiyle sigortalı ... plakalı aracın müvekkiline çarpması sonucu yaralandığını, ancak müvekkilinin yaralanması nedeniyle hastaneye kaldırılması sebebiyle kaza tespit tutanağı tutulamadığını belirterek, HMK'nun 107 md. gereği fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50,00 TL geçici iş görememezlik tazminatı ile 50,00 TL maluliyet tazminatının, başvuru tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini istemiştir.
Davacı vekili, ıslah dilekçesi ile geçici iş göremezlik için 2.404,68 TL'nin, sürekli iş göremezlik için 19.824,46 TL'nin başvuru tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte taraflarına ödenmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davalı sigorta şirketine yapılan başvuruların eksik olduğunu, müvekkili sigorta şirketi nezdinde .... plakalı araç için düzenlenen ZMMS poliçesinin kaza tarihi itibari (09.06.2018) ile ölüm ve sakatlanma teminat limiti 360.000,00 TL olduğunu, geçici iş göremezlik tazminatı bakımından müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, kusur oranlarının tespiti için hem Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi’nden hem de Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti’nden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmasını talep ettiklerini, davacı yanın maluliyeti kontrol süresi geçtikten sonra Adli Tıp Kurumu tarafından hesaplanması gerektiğini, müvekkili şirketin temerrüde düşmediğini, öncelikle dava şartı yokluğundan davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu trafik kazası sonrasında kaza tespit tutanağı düzenlenmediği, keşif neticesinde dosyaya sunulan 12/07/2021 tarihli bilirkişi raporunda kazanın oluşunda davalının sigortalısı araç sürücüsü dava dışı ....'un tam kusurlu olduğu, somut olayda kaza tarihi 09/06/2018 olup davacının maluliyetine ilişkin değerlendirmelerin Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığınca düzenlenen 03/02/2022 tarihli raporda davacının sürekli iş gücü kaybı oranının %1 olduğu ve 1,5 ay süreyle geçici iş gücü kaybına uğradığı, maluliyetin gerçekleştiği vücut kısmı yönüyle kask veya koruyucu tertibat kullanmasının yaralanmaya bir etkisinin bulunmadığı yönünde görüş bildirildiği, dosyaya celp edilen vergi kayıtlarında asgari ücret düzeyinin üzerinde gelir elde edildiğinin tespit edilemediği gözetilerek davacının asgari ücret düzeyinde gelir elde ettiği varsayılarak davacının 2.404,68 TL geçici iş göremezlik zararı ve 22.126,94 TL sürekli iş gücü kaybı zararı bulunduğu, mahsup gerektiren bir SGK ödemesi bulunmadığı gözetilerek, davacı tarafça tespit edilen miktarların altında bir değer olan 2.404,68 TL geçici iş gücü kaybı zararı ve 19.824,46 TL sürekli iş gücü kaybı üzerinden davanın kabulüne karar verildiği, davacının yaralandığı ayak parmağı bölgesinin koruyucu tertibat kullanımıyla korunmasının mümkün olmadığı, davalı sigorta şirketinin kaza tarihi itibariyle poliçeden kaynaklanan sorumluluğu maluliyet nedeniyle oluşan tazminatlar için 360.000,00 TL olup geçici ve sürekli iş gücü kaybından kaynaklanan maddi tazminatların poliçe teminatının altında kaldığı,ılı başvurusu sonrası davalı sigorta şirketinin 11/03/2020 tarihinde temerrüde düştüğü gözetilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davalı vekili, TRH 2010 tablosu ve %1.8 teknik faiz uygulanması gerektiğini, Anayasa Madde 153'e göre iptal kararlarının geriye yürümeyeceğini, zararın 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları uyarınca tespit edilmesi gerektiğini, davacının maluliyetinin ATK Üçüncü İhtisas Kurulu tarafından 20.02.2019 tarihli 30692 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri ve tedavi gideri sosyal güvenlik kurumu sorumluluğunda olup, geçici iş göremezlik tazminatı bakımından müvekkili şirketin sorumluluğu bulunmadığını, davacının kesin geçici iş göremezlik süresinin tespiti için davacının tedavi ve takibini yapan sağlık kuruluşu tarafından düzenlenmiş istirahat veya çalışabilir raporunun ilgili kurumdan celbi gerektiğini, Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, müvekkil şirkete yapılan başvuru ile birlikte sunulmadığından zarar görenin faiz talep hakkının bulunmadığını, davacı tarafından davadan önce usulüne uygun bir başvuru bulunmadığından temerrüt oluşmadığını belirtmiştir.
Dava, trafik kazası nedeniyle sürekli ve geçici iş görmezlik tazminatının ZMMS poliçesi kapsamında davalı sigorta şirketinden tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Davacı tarafından, 09.06.2018 tarihinde ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile davacının sevk ve idaresinde olan .... plakalı motosikletin çarpışması sonucu davacının yaralanması sebebiyle malul kaldığı iddiası ile geçici iş göremezlik tazminatı, sürekli iş göremezlik tazminatı talepli olarak eldeki dava ikame edilmiştir. Yerel Mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda 19.824,46 TL sürekli iş gücü kaybına dayalı ve 2.404,68 TL geçici iş gücü kaybına dayalı maddi tazminat olmak üzere toplam 22.229,14 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, tazminat miktarına temerrüt tarihi olan11/03/2020 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmiştir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile oluşan davacının maddi zararından davalı sigorta şirketi ile işleten sıfatına haiz araç maliki ve sürücünün, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu amirdir.(Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 tarih ve 2011/17-142 E. - 2011/411 K., 17. HD' nın 20/05/2013 tarih ve 2012/8984 E. - 2013/7276 K.)
Davalıların sorumluluğunun belirlenebilmesi için olayın oluşumunda tarafların mevcut kusur durumun tespiti önem arzeder. Bu kapsamda, mahallinde yapılan keşif sonucu dosyaya kazandırılan açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli bir kusur bilirkişi raporu ile olaya ilişkin belirlenen maddi olgular çerçevesinde ve olayın oluş şekline uygun düşecek biçimde, tarafların kusur oranlarının mahkemece tespit edilmesinde isabetsizlik bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporlar 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008-01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013-01/06/2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Somut olayda kaza tarihi 09/06/2018 tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca davacının maluliyet oranının belirlenmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
Esasen, haksız eylem nedeniyle meydana gelen zararda ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüt oluşmuş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. Davalı sigorta şirketi yönünden ise 2918 sayılı KTK'nun 99/1. maddesi ile ZMSS Genel Şartları'nın B.2. maddesi gereğince, rizikonun ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde, sigortacının tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüdün gerçekleştiği ve davalının temerrüt faizinden sorumlu olduğunun kabulü gerekecektir. Islah edilen miktar yönünden de temerrüt tarihinden itibaren faiz yürütülmelidir.(Yargıtay 4. HD'nın 30.06.2022 tarih ve 2022/1725 E. - 2022/9741 K) Yerel mahkemece, anılan ilkeler uyarınca tespit edilen temerrüt tarihinden itibaren davalı sigorta şirketinin yasal faizle sorumlu tutulmasında isabetsizlik bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Diğer taraftan, davalı sigorta şirketi poliçe limiti ile sorumludur. Davalı nezdinde düzenlenen zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesinde kaza tarihi itibariyle teminat limitinin belirlenmesi gerektiği, poliçenin düzenlenme tarihinden sonra, yani kaza tarihi itibarıyla limitin yükseltilmesi halinde yazılı teminat tutarları da her hangi bir işleme gerek kalmaksızın yeni limit üzeriden geçerli olacağı, hükmün infazında tereddüte neden olmaması amacıyla poliçe limitini aşmayacak şekilde poliçe limiti belirtmek suretiyle davalıların sorumluluğu cihetine gidilmesi; her bir davacı yönünden kabul edilen dava değerinin poliçe limitini aşması halinde yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden sigorta şirketinin sorumluluğunun kabul edilen dava değerinin limite oranı dahilinde belirlenmesi, poliçe limitinin altında kalması halinde ise oran yapılmaması gerekmektedir.
Hak sahiplerinin bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinde güncel verilere ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olduğundan tazminat hesaplamasında TRH 2010 yaşam yönteminin kullanılması gerekir. (Yargıtay 4. HD'nın 03.01.2022 tarih ve 2021/9412 E - 2022/3622 K., 17. HD'nin 23.03.2021 tarih ve 2020/6173 E. - 2021/3121 K.) Aynı şekilde, yeni genel şartlar zamanında düzenlenen poliçelerde yeni genel şartlardaki hesaplama tekniği uygulanamayacağı için tazminat hesabında eski uygulamalardaki gibi progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi icap etmektedir. (Yargıtay 17. HD'nin 24.02.2021 tarih ve 2019/3292 E.- 20121/1848 K) Mahkemece, tazminat miktarının TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemine göre belirlenmesinde isabetsizlik bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 1.519,83 TL'den peşin alınan 379,61 TL'nin mahsubu ile bakiye 1.140,22 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 29.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.