Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 11.10.2023 tarih 2022/650 E. - 2023/660 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.

DAVA: Davacı vekili, müvekkili ile davalı ... ile arasında bir alacak verecek ilişkisi olmamasına rağmen taşınmaz alınması sürecinde müvekkiline teminat olarak imzalatılan senetlerin ... tarafından müvekkiline zarar vermek niyetiyle icra takibine konu edilmesinin müvekkilinin mağduriyetine sebep olacağını bildirerek, müvekkilinin 01/05/2020 tanzim, 01/05/2021 vade tarihli 250.000,00 TL bedelli ve 12/06/2020 tanzim 12/06/2021 vade tarihli ve 250.000,00 TL bedelli senetlerden dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu; tedbir kararına itiraz ettiklerini, davacının müvekkiline dava ve icra takibi konusu senetler nedeniyle borçlu olduğunu, davacının müvekkilinin geçmişteki alacakları nedeniyle borçlu olduğundan kendi yazı ve imzası ile 2 adet senedi ayrı ayrı tarihlerde imzalayıp teslim ettiğini, müvekkilinin annesi ile davacının arasındaki ilişkinin müvekkilini ilgilendirmediğini, senetlerin borç ihtiva etmekte olup teminat senedi olmadıklarını, senetlerin teminat senedi olduğuna ilişkin üzerinde herhangi bir şerh ya da beyan bulunmadığını, buna ilişkin herhangi bir protokol yapılmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.

Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu bonoların TTK'nun 776 vd madde hükümlerinde düzenlenmiş olmasına, TTK'nun 4/1-a ve 5. madde hükümleri uyarınca anılan kanundan kaynaklanan uyuşmazlıklara bakma görevinin mahkemeye ait olmasına göre, davalı vekili tarafından ileri sürülen görev itirazının yerinde olmadığı, işin niteliğine ve tarafların durumlarına göre, senede bağlanmaması teamül olarak yerleşmiş bulunan hukuki işlemler ile eşler arasındaki işlemler senetle ispat zorunluluğunun istisnalarından ise de, daha önceden senede bağlanmış hukuki işlemden doğan uyuşmazlıklarda bu istisnai hükmün (HMK m. 203/1-a,b) uygulanamayacağı, bu çerçevede, dava ve takip konusu 01/05/2020 tanzim, 01/05/2021 vade tarihli 250.000,00 TL bedelli ve 12/06/2020 tanzim 12/06/2021 vade tarihli 250.000,00 TL bedelli bonoları davacı tarafın keşideci sıfatı ile imzalamasına, senet bedellerinin nakden alındığının kayıtsız şartsız ikrar edilmesine göre, bu durumun aksini (bonoların davalının annesi ile davacı arasında olduğu iddia edilen hukuki ilişki kapsamında teminat karşılığı verildiğinin) davacı tarafça aynı güçte bir belge ya da kesin delil ile ispatlamamasına ve yemin deliline dayanılmamış olması nedeniyle davanın reddine, kararın mahiyeti ve kapsamı dikkate alınarak, tesis edilen 24/11/2022 gün 2022/650 E.sayılı "Karşıyaka 2. İcra Müdürlüğünün 2022/6388 E sayılı dosyasında davacı tarafından yatırılacak paranın davalı-alacaklıya ödenmesinin tedbiren durdurulmasına" yönelik ara kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

Davacı vekili, davalı tarafa borçlu bulunmadıklarını tespiti için tanık dinletmelerinin şart olduğunu, davalı ... ile müvekkili arasında imam nikahı kıyılması nedeniyle HMK'nın 203. maddesine göre eşler arasındaki işlemlerin senetle ispat yasağının istisnalarından olduğunu, Yargıtay'ın istikrar kazanmış kararlarına göre, bir davada, senetle ispatı gereken bir hukuki işlemin, tanıkla ispat edilebilmesi için; o bölgede halin gereklerine ve tarafların durumlarına göre o işlemin senede bağlanmamasının devamlılık gösteren bir adet haline gelip gelmediğinin ve bunun teamül haline gelip gelmediğinin tespiti ile işin yerine getirildiği yörede senet alınmaması doğrultusunda bir gelenek bulunduğunun bilirkişi aracılığıyla saptanarak tanık dinletilmesine müsaade edilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde yemin deliline dayanılmış olmasına rağmen mahkemece yemin delilinin hatırlatılmadığını, buna göre ise iddiasını yazılı belgeyle kanıtlayamadığında davacıya davacıya yemin delili hatırlatılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Davalı vekili, ibraz ettikleri cevaba karşı cevap dilekçesinin sonuç ve talep kısmında alacağın geç tahsili nedeniyle davacı aleyhine %20'den az olmamak kaydı ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesi talepleri yönünden herhangi bir karar verilmediğini, İİK'nun 72/3 maddesi gereğince davanın alacaklı lehine neticelenmesi halinde ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunan alacaklı lehine%20 oranında tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirtmiştir.

Dava, İİK'nun 72. Maddesi gereğince takip konusu bonoların bedelsizliği iddiasına dayalı menfi tespit istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Somut olayda, davacı tarafça dava konusu bonoların, davalının annesiyle davacı arasında bulunduğu iddia edilen hukuki ilişki kapsamında teminat karşılığı verildiğinden bu nedenle bedelsiz olduğu iddiasıyla eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Yerleşik Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere; bir senedin teminat senedi vasfını taşıyabilmesi için; ya senet metninde açık olarak teminatın hangi hususta verildiği belirtilmeli, ya da ayrı bir sözleşmeyle söz konusu teminat senedine atıf yapılarak senedin teminat senedi olduğunun belirlenebilir olması sağlanmalıdır. Senet üzerine yazılacak olan "teminattır" ibaresi tek başına senede teminat senedi olma hüviyetini kazandırmaz. "teminat senedidir," "devredilemez", "ciro edilemez", ibareleri tek başına geçersiz olup, hiç yazılmamış kabul edilir. Aynı yönde (Yargıtay 12.Hukuk Dairesi’nin 2014/11410 E. 2014/13843 K. sayılı ilamı). Bir senedin teminat senedi olduğunu ileri süren taraf bunu yazılı bir belge ile ispatlamalıdır. Somut olayda takip konusu bonoların teminat senedi olarak düzenlendiği hususunda davacı tarafça dosyaya herhangi bir yazılı belge sunulamadığı, öte yandan işin niteliğine ve tarafların durumlarına göre, senede bağlanmaması teamül olarak yerleşmiş bulunan hukuki işlemler ile eşler arasındaki işlemler senetle ispat zorunluluğunun istisnalarından ise de, daha önceden senede bağlanmış hukuki işlemden doğan uyuşmazlıklarda HMK'nun 203/1-a,b maddelerindeki bu istisnai hükmün uygulanamayacağı, bu itibarla davacı tarafın tanık dinletme talebinin yerinde olmadığı ve bu nedenle senetlerin teminat senedi olduğunun yazılı ve kesin delillerle ispatlanamadığı, davalı tarafın bu yönde bir kabulünün de bulunmadığı, bu durumda HMK'nun 200. Maddesine göre senede karşı senetle ispat yükümlülüğü altında bulunan davacı tarafça senedin teminat amacıyla verildiği hususunun kanıtlanamadığı yönündeki mahkeme kararında herhangi bir isabetsizlik veya usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Öte yandan, somut olayda ispat külfeti davacıda olup, bir vakıayı ispat yükü kendisine düşen taraf, o vakıayı başka kesin delillerle ispat edemezse, diğer tarafa yemin teklifinde bulunabilir. Yemin, iddianın ispatı yönünden son başvurulacak kesin bir ispat vasıtasıdır. Hakim, davacının iddiasını, yazılı delillerle ispat edemediği kanaatine vardığı takdirde, davacı tarafa, dava dilekçesinde dayandığı yemin delilini de resen hatırlatmalıdır. Aksi halde, davacının tüm delilleri toplanıp, değerlendirilmemiş olur. Davacı tarafça dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanılmasına karşın, mahkemece HMK'nun 225 ve devamı maddeleri gereğince davacıya yemin deliline başvurup başvurmayacağının hatırlatılmadığı, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının yerinde olduğu değerlendirilmiştir.
Kabule göre de, davanın yazılı yargılama usulüne tabi olup, davalı vekilince cevaba cevap dilekçesinde İİK'nun 72/3 maddesi gereğince alacağına geç kavuştuğundan bahisle %20 oranında tazminat talebinde bulunduğu, mahkemece bu hususta olumlu veya olumsuz herhangi bir karar verilmediği, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının yerinde olmadığı değerlendirilmiştir.
Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenenlerle;

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,

2-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 11.10.2023 tarih 2022/650 E. - 2023/660 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,

3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,

5-İstinaf yoluna başvuranlar tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının istek halinde kendilerine iadesine,

6-Karar tebliği ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 29.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.