İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 13.07.2023 tarih 2023/38 E. - 2023/632 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.

Davalı davaya cevap vermemiştir.

Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, her ne kadar bilirkişi raporunun asıl alacak ve işlemiş faize yönelik tespitlerinin dosya kapsamına uygun olduğu, ileri sürülen itirazların yeniden rapor alınmasını gerektirir nitelikte bulunmadığı, bu haliyle davacının davalıdan 133.754,16 TL asıl alacak ile 155.994,21 TL işlemiş faiz talep edebileceği, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %18,16 oranında faiz uygulanabileceği, nitekim takip talebinde de bu yönde talepte bulunulduğundan aynı oranın uygulanması gerektiği anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne ve %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

Davacı vekili, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporuna yönelik itirazlarının değerlendirilmediğini, sözleşme hükümleri gereğince ihtara gerek kalmaksızın davalının temerrüde düşeceğini, bilirkişi raporuyla takipte talep edilen miktar arasındaki farkın kredinin 12.07.2015 tarihinden itibaren kalan anapara üzerinden gecikme oranı hesaplaması yerine, kalan taksit tutarlarının toplamı ve taksitlere tekabül eden gecikme oranı üzerinden hesaplama yapılarak ilave edilmesinden kaynaklandığı yönündeki değerlendirmesinin eksik ve hukuka aykırı olduğunu, Tüketici Kredi Sözleşmeler Yönetmeliği 20/5. Maddesinde “Kredilerde, kredi veren tarafından anapara ve faiz ayrı olarak izlenir. Geri ödemede gecikme olması durumunda sadece anapara üzerinden gecikme faizi uygulanır" hükmü uyarınca geri ödemede gecikme olması durumunda anapara üzerinden gecikme faizi uygulanması gerektiğini, ayrıca raporda sunulmadığı beyan edilen masraflara ilişkin evrakların müzekkere yazılarak dosya kapsamına kazandırılması talep edilmesine karşın bunun yapılmadığını, eksik inceleme ile oluşturulan bilirkişi raporunun hükme dayanak yapıldığını, müvekkili şirketin müflis olması sebebiyle arşivde bulunan evrakların temini güç olduğundan müzekkere ile celbi talep edildiğini ancak bunun yapılmadığını, sözleşme hükümleri gereğince davalının ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşmüş olacağından, bilirkişinin temerrüde düşme tarihi yönündeki tespit ve hesaplamalarının hatalı olduğunu, davalı şirketin TMSF bünyesinde olması nedeniyle harçtan muaf olmasına karşın, yerel mahkemece arabuluculuk ücreti yönünden kabul ve ret oranına göre harç tahsil müzekkeresi yazılmasının hatalı olduğunu belirtmiştir.

Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı kredi borcunun tahsili amacıyla girişilen icra takibine yapılan itirazın, İİK'nun 67. Maddesi gereğince iptali istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Somut olayda, davacı banka ile dava dışı ..... Şti. arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığı, sözleşmede davalı ....'ın kefil olarak gösterildiği, 818 sayılı BK döneminde düzenlenen kredi sözleşmesine göre kefalet sözleşmesinin geçerli olduğunun tespit edilmesi nededeniyle asıl kredi borçlusu şirket borcundan müteselsil kefil sıfatıyla davalının sorumlu olduğu yönündeki yönündeki yerel mahkeme kararında isabetsizlik bulunmadığı, diğer taraftan taraflar arasında düzenlenen kredinin ticari nitelikteki genel kredi sözleşmesi olup, aldırılan bilirkişi raporuyla hesaplanan faiz miktarı ile ödeme emrinde talep edilen faiz miktarı arasındaki farkın kredinin 12.07.2015 tarihinden itibaren kalan anapara üzerinden gecikme faizi hesaplaması yerine, kalan taksit tutarlarının toplamı ve taksitlere tekabül eden gecikme faizi üzerinden hesaplanmasından kaynaklandığının tespit edildiği, zira kredi taksitleri 12.07.2015 tarihinden itibaren ödenmediği, ancak davalıya bu hususta gönderilen herhangi bir ihtarname bulunmadığından, bilirkişi tarafından temerrüt tarihinin takip tarihi olarak değerlendirilmesinde ve mahkemece davanın kabul red oranına göre tarafların yargılama giderinden sorumlu tutulmasında isabetsizlik bulunmadığı, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazlarının yerinde olmadığı değerlendirilmiştir.
Açıklanan nedenlerle, toplanan tüm delillere, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları delilere göre, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmelerin dosya kapsamına uygun olmasına, raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmasına, mahkemece uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazlarının yerinde olmadığı değerlendirilerek, yerinde görülmeyen istinaf itirazlarının HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince reddolunan miktar yönünden kesin olmak üzere reddine karar verilmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Davacı taraf harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 29.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.