Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Müvekkil ... sınıfı beton almak üzere davalı şirket ile 02.07.2021 tarihli "Hazır Beton Satış Sözleşmesi" imzalamıştır. Ancak davalı şirket müvekkile sadece 592 m3 beton teslim etmiş ve teslim ettiği beton miktarına göre fatura düzenlemiştir. Dolayısı ile müvekkil zarara uğramıştır. Taraflar arasında akdedilen sözleşmenin açıklama kısmında; 19.07.2021 tarihine kadar ödemenin tamamının yapılacağı kararlaştırılmıştır. Ekteki ödeme dekontlarından da anlaşılacağı üzere, müvekkil belirlenen tarihten bir hafta önce ödemenin tamamını yapmıştır.

Ne var ki davalı taraf işbu sözleşme gereği üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmemiş, müvekkil tarafından sözleşmeye konu edimlerin yerine getirilmesi amacıyla ... tarihinde ... 2. Noterliğinin ... yevmiye nolu ihtarnamesiyle ihtar çekilmişse de davalı taraftan edimleri gerçekleştirmek adına somut bir adım atılmamıştır.
Davaya konu alacağımız için ticari davalarda dava şartı arabuluculuk başvurusu ... büro dosya numarası ve ... arabuluculuk numarası ile yapılmış ancak yapılan görüşmelerde davalı şirket ile bir anlaşma sağlanamamıştır. Sözleşme gereği 2000 m3 C35 M sınıfı betonun bedeli ödendiği halde 1408 m3 C35 M sınıfı betonun davalı tarafından müvekkile teslim edilmemesi nedeniyle müvekkilin uğradığı zararın bilirkişi marifetiyle tespitinin yapılıp, sözleşme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte müvekkile ödenmesine karar verilmesi için işbu davayı açmak gerekmiştir. Taraflar arasında akdedilen satım sözleşmesine davalının aykırı hareket etmesi nedeniyle, ileride artırılmak kaydıyla müvekkilin maddi zarara uğradığı şimdilik 10.000,00 TL (HMK 107.md uyarınca) belirsiz alacağımızın sözleşme tarihinden itibaren hesaplanacak ticari faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini..." talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; " Davalı cevabında aynen ifadeyle; “Taraflar arasında ...tarihli, ... seri nolu "Hazır Beton Sözleşmesi" akdedilmiştir. Anılan sözleşme incelendiğinde; sözleşmesinin 3. maddesinde teslimi kararlaştırılan beton sınıflarının ve bu beton sınıflarına ait sözleşme tarihindeki beton fiyatlarının ne olacağının tanımlandığı, ancak her bir beton sınıfından kaç m3 beton satın alınacağının ve toplam ödeme tutarının ne olduğunun belirlenmediği açıkça görülecektir. Öte yandan sözleşmenin 5.5 numaralı maddesinde "|...)Belirtilen fiyatlar sözleşmenin imzalanmış olduğu tarihteki cari fiyatlar olup Satıcının hazır beton maliyetine giren hammadde, işçilik, akaryakıt vs. giderlerinde artış meydana gelmesi halinde, fiyat artışlarına paralel olarak düzenlenerek tespit edilen yeni hazır beton fiyatları, herhangi bir ihbara gerek kalmaksızın işbu sözleşme tarafları açısından geçerli olacaktır" düzenlemesinin mevcut olduğu görülecektir. Yine aynı sözleşmelerin 6.3 numaralı maddesinde "Alıcı adına faturalama hazır beton teslim tarihindeki geçerli cari fiyatlar üzerinden yapılacaktır" düzenlemesi bulunmaktadır. Maddenin devamındaki tarih kısmı boş bırakılmış, dolayısıyla herhangi bir fiyat ve tarih sabitlemesi yapılmamıştır. Gerçekten de beton ürününün, niteliği gereği bir yatırım aracına dönüştürülmesi asla mümkün değildir. İnşaat projesi için betona ihtiyaç duyan bir müşteri, müvekkil şirket ile bir hazır-beton sözleşmesi akdeder ve sözleşmenin imzalandığı tarih itibarıyla makul bir süre içerisinde beton alımını başlatır. Ticari teamüllere uygun olarak olması gereken budur. Zira beton üretim sürecinde betonun hammaddesini oluşturan çimento, agrega (kum, çakıl, mıcır, kırmataş), su gibi malzemeler önceden yüksek miktarlarda stoklanmamakta, ancak müşterilerden alınan sipariş adedi ve ölçeğiyle orantılı olacak şekilde o tarihlerdeki hammadde fiyatlarına göre müvekkil şirket tarafından yeterli miktarlarda temin edilmektedir. Hal böyleyken; sözleşme akdedildikten sonra davacı taraf neredeyse 1 yıla yakın bir süre boyunca hiçbir beton alımı gerçekleştirmemiş, inşaat için gerekli izinlerin alınamadığı, inşaatın temelinin atılamadığı gibi çeşitli gerekçe ve bahanelerle müvekkil şirketi aylarca oyalama yoluna gitmiştir. Günümüzün hiper-enflasyonist ortamı ve hammadde fiyatlarında kısa vadelerde yaşanan yüksek miktarlı artışlar bir bütün halinde değerlendirildiğinde sözleşmenin akdedildiği tarihten itibaren neredeyse | yıla yakın bir süre boyunca davacı tarafça çeşitli bahanelerle müvekkil şirketin oyalanması ve hiçbir beton alımının gerçekleştirilmemesi sözleşmeyle bağlılık ilkesine açıkça ters düşmektedir. Olması gereken ve olması beklenen, sözleşmenin akdedilmesinin akabinde en kısa süre içerisinde beton siparişinin alınması ve sevkiyatın gerçekleştirilmeye başlanmasıdır. "Ben sözleşmemi şimdiden yapayım, siparişimi istediğim zaman veririm" gibi bir anlayışla sözleşmeyi akdettikten sonraki 1 yıla yakın süre boyunca hiçbir sipariş vermeyip 1 yıl sonra | yıl önceki fiyatlardan beton talep etmek sözleşmeyle, ticari teamüllerle, piyasa gerçekleriyle, dürüstlük kuralıyla ve ekonomik ilkelerle asla bağdaşmamaktadır. Hammadde fiyatlarının katbekat arttığı günümüzde her müşterinin buna benzer bir davranışı sergilemesi halinde durumun müvekkil şirketin iflasıyla sonuçlanacağı kuşkusuzdur. Bunun önüne geçmek adına hammadde fiyatlarındaki artışlarla paralel olarak beton fiyatları da üncellenmekte ve bu durum müşterilere bildirilmektedir. Bu bağlamda davacı tarafa, sipariş üzerine beton sevkiyatlarının yapıldığı tarihler itibariyle, o tarihlerdeki piyasa koşullarına ve hammadde fiyatlarındaki artışlara paralel ve uygun şekilde önceden tespit edilen beton fiyatları uygulanmıştır. Diğer bütün müşterilere de bu miktarlar uygulanmış, herhangi bir ayrım gözetilmemiştir. Yapılan bu işlem yukarıda alıntılanan sözleşme maddeleri gereğince yasal ve hukuka uygundur. Dolayısıyla somut olayda davacı tarafça müvekkil şirkete yapılan avans ödemelerine karşılık olarak güncel enflasyon durumu, piyasa koşulları, ekonomik ilkeler ve hammadde fiyatlarındaki artışların bir bütün halinde gözetilmesi suretiyle sevkiyat tarihindeki koşullara uygun şekilde yapılan fiyatlandırmalar üzerinden beton teslimatı yapılmıştır. Bu süreçte müvekkil şirketçe yapılan tüm işlemler hukuka, sözleşmeye, ticari teamüllere ve ik ilkelere uygun olduğundan davacı tarafın "2000m3 C35 M sınıfı betonun bedeli halde 1408m3 C35 M sınıfı betonun kendilerine teslim edilmediği" şeklindeki iddiası bütünüyle soyut nitelikte olup açık ve somut delil ve dayanaktan yoksundur. Belirtilen nedenlerle davacı tarafın haksız ve mesnetsiz davasının reddini talep etme zorunluluğu hasıl olmuştur..." savunmuştur.

05/02/2025 tarihli bilirkişi raporu, 30/05/2025 tarihli bilirkişi ek raporu, 02/09/2025 tarihli bilirkişi 2.ek raporu, taraflar arasında akdedilen 02.07.2021 tarihli Hazır Beton Satış Sözleşmesi,2000 m3 C35 M sınıfı beton alımı için ödenen ödeme dekontları, ... 2. Noterliğinin ... tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamesi ve tebliğ şerhi,Cari hesap tablosu, Ticari defter ve kayıtlar ve tüm dosya kapsamı.

Dava, alım satım sözleşmesi kapsamında uğranılan maddi zararın tazmini istemine ilişkindir.
Her ne kadar davacı tarafça iş bu dava belirsiz alacak davası olarak nitelendirilmişse de; davacı tarafça, sözleşme kapsamındaki birim fiyat ve dava dışı firmadan satın alınan betonlar için yapılan ödeme doğrultusunda zarar miktarının hesaplanması mümkün olduğundan davanın belirsiz alacak davası değil, kısmı dava olduğu anlaşılmıştır.
Bilirkişi heyetinden alınan 05/02/2025 tarihli raporunda özetle; "Davanın taraflarınca dava dosyasına net olarak okunabilen Hazır Beton Satış Sözleşmesinin sunulması gerekeceği, davanın taraflarınca davacının almış olduğu 592 m3 betonun tamamına ait irsaliyelerin dava dosyasına sunulması gerekeceği, davacı tarafından başka firmalardan alındığı belirtilen 1408 m3 betona ait tüm irsaliyelerin ve bu betonların ne bedelle alındığını gösterir (başka firmalara ait) tüm faturaların dava dosyasına sunulması gerekeceği, davacının gerçekten 6.3. maddesinde bahsi geçen “peşin ödeme * sabitleme” hakkını tam olarak hangi tarihlerde ve ne şekilde kullandığı yahut kullanıp kullanmadığı hususunun net olmadığı; davalının “avans” iddiası ile alıcının “peşin tam bedel” savunmasının bu hüküm çerçevesinde değerlendirilmesi ve taraflarca yapılacak ek belge ile yazışma sunumu dikkate alınarak kesin kanaate varılabileceği... " rapor edilmiştir.
Bilirkişi heyetinden alınan 30/05/2025 tarihli ek raporunda özetle: " Kök rapor tarihinden sonra dosyaya sunulan belgelerin incelendiği, ancak sözleşmenin ve maddelerine ilişkin kök rapordaki değerlendirmelerin muhafaza edildiği, sözleşmenin 6.3. maddesindeki sabit fiyat uygulamasına ilişkin parantez içi kısmın boş bırakılması nedeniyle sabitleme rejiminin hangi tarihler arasında geçerli olduğunun anlaşılamadığı, ek raporun teknik kısmında belirtildiği üzere, betonun niteliği gereği stoklanamayan bir malzeme olup, teslim tarihleriyle sıkı şekilde bağlı olduğu, bu sebeple sabit fiyat uygulamasının da yalnızca somut ve belirli bir teslim süresi ile birlikte anlam kazanabileceği..." rapor edilmiştir.
Bilirkişi heyetinden alınan 03/09/2025 tarihli 2.ek raporunda özetle: " Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, betonun fiyatlandırılacağı tarih noktasında çıktığı, taraflar arasındaki sözleşmede belirli bir miktarda beton teslimi taahhüt edildiğinden, sözleşme uyarınca bu betonun tamamının davacıya teslimi gerekeceği, davalının sözleşmedeki karakteristik edim borçlusu olarak beton piyasasındaki fiyatların değişimini öngörmesi gerektiği ve buna göre ya sözleşmeye gerekli kayıtları koymasının ya da toplam bir metreküp üzerinden sözleşme bedeli belirlememesinin kendisinden bekleneceği, aksi halde riske kendi faaliyet alanında basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü olan davalının katlanacağı, dava dosyasında yapılan ödemenin avans niteliğinde olduğuna ya da beton fiyatlarının fiili teslim veya sipariş tarihinde belirleneceğine dair bir sözleşme/ kayıt görülemediğinden davacının, sözleşmede belirtilen miktarda betonun karşılığı olarak belirtilen bedelin, sözleşme bedelinin tamamını oluşturduğunu anlamakta haklı olduğu kanaatine ulaşıldığı, davacı sözleşmede belirtilen miktarda beton bedelinin tümünü ödemiş olduğuna göre, kendisine teslim edilmeyen bakiye beton miktarını (betonun verilmesinde artık fayda kalmamışsa bunun bedelini) davalıdan isteme hakkına sahip olduğunun kabulü gerektiği, davacı alıcının davalı satıcı şirket ile imzalamış olduğu 02.07.2021 tarihli Hazır Beton Satış Sözleşmesinde 2.000 m3 beton için yüklenmiş olduğu ödemelerin tamamını sözleşmede belirtilen vadeden önceki bir tarihte ödemiş olmasına rağmen, sözleşmede birim fiyatı 305 TL/m3 olarak belirtilen 2.000 m3 betonun 1.408 m3 ünün kendisine verilmemesi üzerine, bu miktardaki betonu dava dışı şirketten 1.250 TL/m3 birim fiyattan almak zorunda kalmış olduğu ve de davalı satıcı tarafın 02.07.2021 tarihli Hazır Beton Satış Sözleşmesinde yer alan yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeni ile davacı alıcının uğramış olduğu zararın: (kök raporda sehven yapılan hesaplama hatası burada düzeltilerek) 1.408 m3 x 1.250 TL/m3 = 1.760.000 TL (KDV hariç) kadar hesaplanabileceği..."rapor edilmiştir.
Davacı vekilince sunulan 15/10/2025 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; " bilirkişi heyeti tarafından dosyaya sunulan 02/09/2025 tarihli ek raporda müvekkilimizin zararı KDV hariç 1.760.000,00 TL olarak hesaplanmıştır.Bilirkişi ek raporunda da belirtildiği üzere müvekkilimizin KDV hariç zararının 1.760.000,00 TL olduğu, % 20 KDV 'nin de 352.000,00 TL olduğu, KDV dahil müvekkilimizin toplam zararının 2.112.000,00 TL olduğundan dolayı, dava dilekçemizde talep ettiğimiz 10.000,00 TL olan maddi zarar alacağımızı ıslah ederek 1.760.000,00 TL asıl alacak 352.000,00 TL KDV olmak üzere toplam 2.112.000,00 TL'nin sözleşme tarihi olan 02/07/2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkilimize ödenmesi için talepte bulunma zorunluluğu hasıl olmuştur. 10.000 TL tazminat talepli olarak açılan davamızı ıslah ederek 1.760.000,00 TL müvekkilimizin KDV hariç zararı ile yüzde 20 KDV 'si olan 352.000,00 TL KDV olmak üzere toplam 2.112.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacı olan müvekkilimize ödenmesine..." talep etmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında 02.07.2021 tarihinde "Hazır Beton Satış Sözleşmesi" imzalandığı ve davalı yanın sözleşme kapsamında hazır beton temin etme edimini, davacı yanın ise satın alınan betonların ücretini ödeme edimini üstlendikleri, davacı tarafça bir kısım hazır betonun teslim edilmemesi ve teslim edilmeyen ürünlerin dava dışı firmadan satın alınması nedeniyle meydana geldiği belirtilen zararın tazmini amacıyla iş bu davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır. Sözleşme de davalı yanın 2.000 m3 betonu teslim etmesi hususunun kararlaştırıldığı, davacı yanca sözleşmede belirlenen satış bedelinin tamamının davalı yana ödendiği hususlarında ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, betonun fiyatlandırılacağı tarihin hangi tarih olduğu hususuna ilişkindir. Taraflar arasındaki sözleşmede 2000 m3 miktarda beton teslimi taahhüt edildiğinden, sözleşme uyarınca bu betonun tamamının davacıya teslimi gereklidir. Dosya kapsamından ve sözleşme içeriğinden davacı yanca yapılan ödemenin avans niteliğinde olduğunun ya da beton fiyatlarının fiili teslim veya sipariş tarihinde belirleneceğine dair bir hüküm bulunmamaktadır. Basiretli tacir olan davalı yanın karakteristik edim borçlusu olarak beton piyasasındaki fiyatların değişimini öngörerek sözleşmede toplam metreküp üzerinden sözleşme bedelini belirlediği, dolayısıyla davacı yanca yapılan ödemenin toplam beton miktarının tamamına ilişkin olduğu, bu nedenle davacı yanın kendisine teslim edilmeyen bakiye beton miktarına ilişkin zararının tamamını davalı yandan talep edilebileceği, sözleşmede kararlaştırılan 2.000 m3 betondan 1.408 m3'lük kısmının davacı yana teslim edilmediği ve davacı yanın bu miktardaki betonu dava dışı şirketten satın almak zorunda kaldığı; mahkememizce hükme esas alınan ve denetlenebilir 03/09/2025 tarihli bilirkişi heyeti ek raporuna göre davacının dava dışı firmadan ürün satın alması nedeniyle uğramış olduğu zararın 1.760.000 TL olduğu, ayrıca davalı yanın gerçek zarar kapsamında 352.000,00 TL katma değer vergisini de (3065 sayılı KDV Kanunu uyarınca) zarar görene ödemek zorunda olduğu, davacı yanca gönderilen ihtarnamede betonların tesliminin talep edildiği ancak iş bu davanın konusu olan zarar tazminine ilişkin ihtarname gönderilmediği, dolayısıyla davalı yanın davadan önce temerrüte düşürülmediği anlaşılmakla toplam 2.112.000,00 TL'nin 10.000,00 TL'lik kısmının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte 2.102.000,00 TL lik kısmının ise ıslah tarihinden (15/10/2025) itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davanın KABULÜ İle 2.112.000,00 TL'nin 10.000,00 TL'lik kısmının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte 2.102.000,00 TL lik kısmının ise ıslah tarihinden (15/10/2025) itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

2-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 144.270,72 TL harçtan peşin-ıslah olarak alınan 36.269,85 TL'nin mahsup edilerek bakiye 108.000,87 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

4-Davacı tarafından yatırılan 36.269,85 TL peşin-ıslah harç, 269,85 TL başvuru harcı gideri toplamı olan 36.539,70 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

5-Davacı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince dava değeri olan 2.112.000,00 TL üzerinden hesaplanan 313.680,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

6-Davacı tarafından yapılan 38,40 TL vekalet harcı gideri, 169,00 TL tebligat, posta gideri ile 33.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 33.207,40 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

7-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair; taraf vekillerinin ve davacı asilin yüzüne karşı verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.24/12/2025