Tazminat (Haksız İhtiyati Hacizden Kaynaklanan)

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız İhtiyati Hacizden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından 06/11/2018 tarihinde müvekkilinin deposuna ... 4.İcra Memuru tarafından ... 4 İcra Müdürlüğünün ... talimat sayılı dosyasından haciz işlemi yapılmak üzere gelindiğini, müvekkiline ait mallar üzerine haksız ve aşkın haciz işlemi uygulandığını, daha sonra bir kısım mallar bakımından haciz kaldırılmışsa da müvekkiline ait 77.900 Kg prinç, 180.300 Kg işlenmiş pirinç, 76.500 Kg yerli nohut, 17.000 Kg pirinç, 2.000 Kg bulgur, 3.000 Kg kırmızı mercimek, 9.000 Kg nohut, 2.500 Kg mut tipi bulgur, 1.900 Kg ithal kuru fasulye, 11.000 Kg kuru fasulye, 33.000 Kg kırmızı fasulye üzerine konulan hacizlerin devam ettiğini ve mallar muhafaza altına alınarak yapılan haciz işlemi ile müvekkilinin taşınır mallar üzerindeki tasarruf yetkisinin ortadan kalktığını, uygulanan haksız haciz işlemi nedeni ile müvekkili şirket tarafından 19/11/2018 tarihinde haczin kaldırılması için istihkak davası açtığını, bu davanın ... 1 İcra Hukuk Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyasında yargılama neticesinde 03.03.2022 tarihinde " davanın kabulüne, ... 1. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasında istinabe istemi üzerine ... 4. İcra Müdürlüğünün... istinabe sayılı dosyasında 06.11.2018 tarihli tutanak ile haczedilen dava konusu 77.900 kilo pirinç, 180.300 kilo işlenmiş pirinç, 76.500 kilo yerli nohut, 17.000 kilo pirinç, 2.000 kilo bulgur, 3.000 kilo kırmızı mercimek, 9.000 kilo nohut, 2.500 kilo mut tipi bulgur, 1.900 kilo ithal kuru fasulye, 11.000 kilo kuru fasulye, 33.000 kilo kırmızı fasulye üzerindeki hacizlerin kaldırılmasına, diğer mahcuzlar (taşkın hacze konu ve daha önce haczi kaldırılanlar) yönünden esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini " ve dava açıldığı tarihten şaklaşık 3,5 yıl sonra müvekkili lehine sonuçlandığını bu kararın davalı yönünden kesinleştiğini, ancak aradan geçen 3,5 yıllık süre içinde mallar bozulduğundan ve kullanılmaz hale geldiğinden müvekkili bakımından oluşan zararın tazmini için arabuluculuk süreci başladığını, ancak arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanılamadığını, müvekkilinin bir yandan malların bozularak kullanılmaz hale gelmesi nedeniyle diğer yandan da hacze konu malların muhafaza altına alınmış olması nedeniyle ticari faaliyetlerine dahil edemeyip satışa konu edemediğinden maddi zarara uğradığını, müvekkili tarafından malların kullanılmaz hale geldiğine ilişkin analiz raporları ... 1.Sulh Hukuk mahkemesinin ...d.iş sayılı dosyasından rapor aldığını, müvekkilinin uğradığı diğer bir zarar kaleminin ise muhafaza altına alınarak kendisine yediemin olarak bırakılan malların bozulmaması için haczin devamı sürecinde ilaçlama yapmak zorunda kaldığını, ayrıca mahcuz malların depo edilmesi için haciz süresi boyunca depolama maliyetine katlanmak zorunda kaldığını, dava konusu mahcuz malların bakliyat grubuna dahil olup uygulanan haciz sonucunda bozularak kullanılmaz hale geldiğini, müvekkilinin malların bozulması nedeniyle uğradığı zararın tazmini için malların dava tarihindeki güncel birim fiyat hesaplaması yapılmak suretiyle belirlenecek olan bedelin müvekkiline ödenmesi gerektiğini, müvekkilinin ayrıca malların ticari faaliyetine dahil edilememesi sebebiyle uğradığı kazanç kaybına dayalı maddi tazminat talebinde bulunduklarını, malların muhafazası sırasında katlanmak zorunda kaldıkları ilaçlama maliyeti nedeniyle maddi tazminat talepleri olduğunu, ayrıca müvekkilinin haksız haciz işlemi sebebiyle manevi zarara uğradığından manevi tazminat talebinde bulunduklarını beyan ederek müvekkiline ait olduğu tespit edilen ve davalı tarafından haksız yere haczedilen mallar yönünden fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak, malların bozulması ve kullanılmaz hale gelmesi nedeniyle ürünlerin bedeli için şimdilik 100,00 TL, Ürünlerin satışa konu edilememesi nedeniyle oluşan ticari kayıp nedeniyle şimdilik 100,00 TL, ilaçlama bedeli olarak şimdilik 100,00 TL depo kirası olarak şimdilik 100,00 TL ve oluşan itibar kaybı nedeniyle 250.000 TL manevi tazminatın haciz tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine karar verilerek yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerine yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 17/10/2025 tarihli ıslah dilekçesi ibraz ederek taleplerini, rapor ve ek rapor doğrultusunda arttırdıklarını beyan ederek malların bozulması ve kullanılamaz hale gelmesi nedeniyle ürünlerin bedeli için talep ettikleri 100,00 TL yi 8.050.640,00 TL arttırarak 8.050.740,00 TL malların bozulması ve kullanılmaz hale gelmesi nedeniyle ürün bedeline ilişkin maddi tazminat talep ettiklerini, ürünlerin satışa konu edilememesi nedeniyle oluşan ticari kayıp nedeniyle talep ettikleri 100,00 TL yi 766.330,45 TL arttırarak toplam 766.430,45 TL ürünlerin satışa konu edilememesi nedeniyle oluşan ticari kayba ilişkin maddi tazminat talep ettiklerini, ilaçlama bedeli olarak talep ettikleri 100,00 TL yi 3.843.077,63 TL arttırarak toplam 3.843.177,63 TL ilaçlama bedeline ilişkin maddi tazminat talebinde bulunduklarını, depo kirası olarak talep ettikleri 100,00 TL yi 5.791.22,57 TL arttırarak toplam 5.791.322,57 TL depo kirasına ilişkin maddi tazminat talep ettiklerini ve oluşan itibar kaybı nedeniyle 250.000,00 tl manevi tazminatın haciz tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili davaya Cevabında:
Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; davacının ileri sürdüğü iddia ve taleplerinin yasal dayanaktan yoksun olup reddi gerektiğini, davacının tazminat ve ücret talep haklarının zaman aşımına uğradığını, bu nedenle zaman aşımı itirazında bulunduklarını, mahcuzların miktarı, çeşidinin belli olduğunu, piyasa fiyatı da belli olup mahcuzların değeri hususunda davacının bizzat piyasadaki belirleyici durumunda olduğunu bu nedenle dava açılırken yatırması gereken harcı eksik yatırdığını, harcın tamamlattırılmasını talep ettiklerini, davacının istihkak davasında nede huzurdaki davada yediemin olarak atanan Hayati Yılmız'ın şirketi temsile yetkili olmadığı veya yedieminliğini kabul etmedikleri yönünde beyanda bulunmadığını, dava dilekçesinde de mahcuzların davacıya yediemin olarak bırakıldığını kabul ettiğini, yedieminin icra daireleri tarafından muhafazasına karar verilen mallar ile adli merciler tarafından teslim edilen diğer malların korunmasında gerekli özeni göstermesi ve gereken tedbiri alması gerektiğini, ayrıca davacının istihkak davasında tedbir tedbir talep etmiş olmasına rağmen mahkemece taktir edilen şekillerden birine göre teminatı icra dosyasına depo etmediğini, kendi talebi ile verilen tedbir kararını uygulayarak mahcuzların üzerinde malik sıfatıyla zilyet olmak ve serbest tasarruf etmek imkanı varken bunu yapmadığını, davacının istihkak davasının aleyhine sonuçlanması halinde haczedilen gıda ürünlerini çeşit ve miktar olarak her zaman stoğundaki ürünlerden temin ederek ürünlerden temin ederek icra dairesine teslim edebilecek imkana sahip olduğunu, haciz tarihinden istihkak davasının sonuçlandığı tarihe kadar mahcuzlar üzerinde her zaman tasarruf hakkına da imkanına da sahip durumda olduğunu, davacının bunu yapmayarak malların bozulmasına seyirci kaldığını, biran için aksi düşünülse dahi mahcuzlar yedinde bırakılan davacının mahcuzların bozulmasından kaynaklı zararın doğmasına, doğmuşsa büyümesine engel olmak için gerekli hukuki argümana, yetkiye ve imkana sahipken bunlardan hiçbirini yapmayarak mahcuzların bozulmasına, kendi kusuru ile neden olduğunu, ayrıca manevi tazminata hükmedilebilmesi için davacının uğradığını ileri sürdüğü itibar kaybını somutlaştırması gerektiğini, haciz nedeniyle davacının piyasa veya hisse değerimi düştüğünü, yada işlerinde veya kazancında veya müşteri sayısında azalma mı meydana geldiğini, tüketiciler nezdinde tercih edilirliğimi düştüğü yönünde somut bir olguya dayanmadığını bu nedenle davacı açısından manevi bir zarar oluşmasının hukuken mümkün olmadığını, davacı şirketin ne mahcuzlar kendisine yediemin olarak bırakılırken ne de sonraki aşamalarda ücret talebinde bulunmadığını bu aşamada ücret talep hakkının bulunmadığını, mahcuzların bozulduğunu kabul etmemekle birlikte, bir an için aksi düşünülse dahi davacı tarafından mahcuzların bozulduğunu ileri sürmekte diğer taraftan mahcuzların bozulmaması için tedbir aldığını belirterek bunun bedelinin ödenmesini istediğini, davacı yeterli ve gerekli tedbirleri almış olsaydı mahcuzların bozulmasının söz konusu olmayacağını, davacının talebi dikkate alındığında ya mahcuzlar bozulmadı yada bozulmanın önüne geçmek için tedbir alınmada ya da alınan tedbirler gerekli ve yeterli olmadığını, yediemin konumundaki davacının mahcuzların bozulduğu hususunda icra dairesine bilgi vermekle yükümlü olduğu halde böyle bir bildirimde bulunmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilerek yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasını talep etmiştir.

Bilirkişi raporu, ticari defter ve kayıtlar, icra dosyası, taraf açıklamaları ve tüm dosya kapsamı,

Dava, haksız haciz nedenine dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
06.11.2018 tarihinde davacı tarafın “...” adresinde bulunan deposuna, davalı ...vekili ve ... 4. İcra Müdürlüğü memuru tarafından ... 4. İcra Müdürlüğü’nün ... Talimat sayılı dosyasından haciz işlemi yapılmıştır. Yapılan hacizde davacıya ait 779.000 kg pirinç, 1803.000 kg işlenmiş pirinç, 765.000 kg yerli nohut, 170.000 kg pirinç, 20.000 kg bulgur, 30.000 kg kırmızı mercimek, 90.000 kg nohut, 25.000 kg mut tipi bulgur, 19.000 kg ithal kuru fasulye, 110.000 kg kuru fasulye, 330.000 kg kırmızı fasulye haczedilerek muhafaza altına alınmıştır.
Davalı şirket yetkilisi haciz tutanağını yediemin olarak imzalarken şirket ünvanı ve yetkilisi olduğunu belirterek imzalamıştır.
Uygulanan haciz işlemi nedeniyle davacı şirket tarafından 19.11.2018 tarihinde haczin kaldırılması için istihkak davası açılmıştır. İstihkak davasını gören ... 1. İcra Hukuk Mahkemesi ... E., ... K. sayılı kararı ile; davanın kabulüne, ... 1. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasında istinabe istemi üzerine ... 4. İcra Müdürlüğünün... istinabe sayılı dosyasında 06.11.2018 tarihli tutanak ile haczedilen dava konusu 77.900 kilo pirinç, 180.300 kilo işlenmiş pirinç, 76.500 kilo yerli nohut, 17.000 kilo pirinç, 2.000 kilo bulgur, 3.000 kilo kırmızı mercimek, 9.000 kilo nohut, 2.500 kilo mut tipi bulgur, 1.900 kilo ithal kuru fasulye, 11.000 kilo kuru fasulye, 33.000 kilo kırmızı fasulye üzerindeki hacizlerin kaldırılmasına, diğer mahcuzlar (taşkın hacze konu ve daha önce haczi kaldırılanlar) yönünden esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir.
Haksız fiil niteliğinde olduğundan haksız haciz nedeniyle maddi tazminata hükmedilebilmesi için kusurlu ve hukuka aykırı bir haciz işlemi sonucunda zarar doğması, zarar ile haciz işlemi arasında da illiyet bağı bulunması gereklidir. Davacı mallarının haksız yere haczedildiği kesinleşen ... 1. İcra Hukuk Mahkemesi ...E.... K. Sayılı kararı ile sabittir. Bu nedenle davacının uğradığı zararı talep etme hakkı bulunmaktadır.
... 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin ...D.İş dosyasından alınan 08.01.2019 tarihli delil tespitine ilişkin bilirkişi raporunda; 33 ton kırmızı fasulyenin muhafaza edildiği çuvalların tek tek açılarak incelendiği, fiziksel muayene ve gözle yapılan incelemelerde kırmızı fasulyelerin bozulduğunun gözlemlendiği, çuvalların farklı yerlerinden alınan kırmızı fasulye numunelerinin ... Gıda Kontrol Laboratuvar Müdürlüğü’ne teslim edildiği, “...”, “...”, “...” analizlerinin yaptırıldığı, analiz sonucunda “...” ve “... ” analizlerinin uygun bulunmadığının raporlandığı, buna göre incelemelerin ve analiz raporu sonucunda dava konusu 33 ton kırmızı fasulyenin tamamının insan ve hayvan tüketimine uygun olmadığı, bozulan 33 ton kırmızı fasulyenin satış fiyatları esas alınarak hesaplama yapıldığı, bozulan kırmızı fasulyenin değerinin: 33.000 kg x9,20= 303.600,00 TL. (Üç yüz üç bin altı yüz Türk Lirası) olduğu kanaatine varılmıştır.
... 4.Sulh Hukuk Mahkemesinin ... D.İş dosyasından alınan 16.12.2020 tarihli bilirkişi raporunda; 5996 Sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu ile Türk Gıda Kodeksi kapsamında yapılan teknik inceleme ve değerlendirmede; 11 kalem hububat ürünlerinin gerek etiket bilgileri, gerekse de izlenebilirlik dokümanlarında yapılan incelemede bütün ürünlerin son tüketim tarihlerinin bittiği, aynı zamanda ürünlerde gözle görülür küflenme, bozulma ve kokuşma olduğunun görüldüğü, ürünlerin gıda değerini kaybetmiş olmasından dolayı laboratuvarda analiz değerlendirilmesinin yapılamadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
6098 sayılı TBK 52 maddesi gereği, zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmışsa hakim, tazminatı indirebilecek veya tamamen kaldırabilecektir. Zarar görenin kendi menfaatlerini korumak için makul bir insanda beklenen davranışta bulunmayarak, zararın meydana gelmesinde veya artmasında etkili olmasına müterafik (bölüşük) kusur olarak adlandırılır. Zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde 6098 sayılı TBK 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, öğreti ve Yargıtay uygulamalarıyla da benimsenmiştir. Müterafik kusura ilişkin savunma, bir defi olmadığından mahkemece bu yönde bir savunma olmasa dahi resen araştırılması ve tartışılması gerekmektedir (Yargıtay 4 HD ... E-... K).
... 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ...Ε., ...K. sayılı dosyası ile yapılan yargılama sonucunda 03.03.2022 tarihli kararı ile haczedilen mallar üzerindeki hacizlerin kaldırılmasına karar verilmiştir. Haciz konulması ve aşkın haczin kaldırılması arasında geçen sürede bozulmalar oluştuğu tespit dosyalarında alınan bilirkişi raporlarından anlaşılmaktadır.
Davacının iş yerinde bulunup haksız haczedildiği sabit olan malların muhafazadan kaynaklı herhangi bir zararı olmayıp raf ömrünü doldurması nedeniyle kullanılamaz hale gelmesinden dolayı davacının uğradığı zararını talep etme hakkı bulunmaktadır. Bu durumda eylemin haksız haciz iddiasına dayanması nedeniyle zararın haksız fiil tarihinde doğduğu kabul edilerek zarar bu tarih itibariyle belirlenmiştir. Kök raporda haciz tarihine göre yapılan hesaplamada toplam zarar 7.404.620,37 TL olarak hesaplanmıştır. Davacı yediemin olarak malın raf ömrü hakkında yeterli bilgi ve tecrübeye sahip olup ürünlerin bozulma riskinden dolayı satışını istemesi gerekirken satışını talep etmeyerek zararın artmasına sebep olmuştur. Satışın istenmemiş olması nedeniyle davacı % 50 oranında kusurlu kabul edilmiştir. Toplam 7.404.620,37 TL zararın %50 müterafik kusur ile 3.702,310,18 TL'nin 06/11/2018 tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine hükmedilmiştir.
Haksız haciz nedeniyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için haczin haksız olmasının yanında ayrıca davalının kötüniyetinin ve ağır kusurunun varlığı da gereklidir. Dosya içeriğine göre davalının kötüniyeti ve ağır kusuru ispatlanamadığından manevi zarar talebinin reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;
1-%50 müterafik kusur ile 3.702,310,18 TL'nin 06/11/2018 tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,

2-Manevi tazminat isteminin reddine,

3- Alınması gereken 252.904,81 TL nispi karar harcından peşin + Islah harcı toplamı 319.377,79 TL harcın mahsubu ile fazla alınan 66.472,98 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,

4-Arabuluculuk ücreti olan toplam 3.120,00 TL nin; 624,00 TL sinin davalıdan, 2.496,00 TL sinin davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,

5-Maddi tazminat davasında davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 521.254,12 TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,

6-Maddi tazminat davasında davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince reddolunan kısım üzerinden AAÜT 13/3 maddesi uyarınca davalı lehine hükmedilecek ücret davacı lehine hükmedilen ücreti geçemeyeceğinden 521.254,12 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine,

7-Davacının manevi tazminat davası reddolunduğundan davalı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine,

8-Davacı tarafından yatırılan peşin harç + ıslah harcı olmak üzere toplam 252.904,81 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

9-Davacı tarafından yapılan 269,85 TL başvuru harcı, 38,40 TL vekalet harcı, 46.000,00 TL bilirkişi ücreti, 490,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 46.798,25 TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre 9.359,65 TL nin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine bakiyesinin davacı üzerine bırakılmasına,

10-Davacı tarafından yatırılan kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karara karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/12/2025