İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ
İSTİNAF KARARI
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait 2019/124183 başvuru numaralı, “...” ibareli, ... nezdinde 10/12/2019 tarihinde tescillenmiş olan markanın aynısının veya benzerinin davalı tarafça kullanıldığının tespit edildiğini, 6769 sayılı SMK gereğince davalı tarafından mal veya hizmetlerde kullanımımın tespiti, durdurulması, ortadan kaldırılması, müvekkile ait bu markaya tecavüz teşkil eden markanın basılı olduğu tüm ürünlerin davalı iş yerinden toplatılması ve haksız kullanımdan kaynaklanan 1.000 TL maddi ve 50.000 TL manevi zararını tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesi vermemiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davalı yana ait iş yerinde işletme tabelasında ... ... ..." ... logosu ve Beauty ibareleri yer alan tabela bulunduğu, işletme tabelasında yer alan marka ile davacıya ait dava konusu markanın gerek kelime gerek görsel gerekse de logo konusunda tamamıyla farklı olduğu, işletme içeresinde davacı marka ile benzerlik taşıyacak mahiyette herhangi bir kullanımın da bulunmadığının tespit edildiği, davalıya ait iş yerinde davacı markası ile benzerlik yönünde karşılaştırma yapılabilecek mahiyette sadece bilirkişi raporunda 2 numaralı fotoğrafta yer alan ... ibareli reklam panosu, 5.madde de yar alan ... ibareli makine ile davacı yanca sunulan sosyal medya görsellerindeki ..., ... ve ... ... ibaresinin yer aldığı ürün fotoğrafları olup, haricinde davacı marka ile benzerlik noktasında değerlendirmeye alınabilecek mahiyette hiç bir kullanımın söz konusu olmadığı, bu kullanımların davacı markası olan ... markası ile karşılaştırma yapıldığında, ... "şekillendir beni" olarak çevrilirken davalının kullanımı tespit edilen ... ... ise "... şekli" olarak anlamlandırılmadığı, markaların görselleri birbirinden farklı konumlandırılmış olup, şekilsel olarak benzerlik içermediği, ayrıca bir bütün olarak da orta düzey tüketicinin ayırt edebileceği bir yapıya sahip olup, benzerlik bulunmamakla birlikte, ... ibaresinin yüksek ayırt ediciliğe sahip olmaması, çekişme konusu markalarda olan yan unsurların da bulunması sebebiyle markalar arası ilişkilendirme dahil karıştırılma ihtimali bulunmadığı, bir an için davalının kullanımında olan yukarıda bahsi geçen çekişme konusu markaların davacı markası ile benzer olduğu kabul edilse dahi çekişme konusu markanın 10.sınıf kapsamında olduğu, davacı markasının ise sınıf anlamında benzerlik ihtiva etmeyen 41 ve 44.sınıf hizmet kapsamında olduğu, davacı markası ile davalı tarafından kullanılan çekişmeli markaların gerek marka, gerekse de sınıf benzerliğinin bulunmadığı gerekçesiyle, reddine dair karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, yargılama sırasındaki beyanlarını tekrar ederek; dava dosyasında alınmış olan bilirkişi raporunda yanlış ve eksik değerlendirmelerde bulunulduğunu, dava dilekçesinde belirtmiş oldukları talepleri incelenmeden hatalı bir rapor tanzim edildiğini, mahkeme tarafından ek bir rapor alınmadan ve gerekli deliller toplanmadan, hatalı ve eksik raporun hükme esas alındığını, bilirkişi tarafından yapılan incelemede dava konusu edilmeyen davalının "... ... ..." markası ile Müvekkilimizin "..." markası karşılaştırılmıştır. Bunun yanında yalnızca "..." ile "..." markalarının karşılaştırılmasının yapıldığını, davalı tarafından kullanılan "..." ve "... ..." ibarelerinin dikkate alınmadığını, ihtilaf konusu markaların yer aldığı sınıflar bakımından "..." ibaresinin tanımlayıcı bir özelligi olmadığı gibi, ilgili ibarenin zayıf marka olduğundan da bahsedilemeyeceğini, müvekkil şirketin, hiçbir maddi ve manevi özveriden kaçınmayarak yoğun bir şekilde kullanarak tanıttığı "...” markasının müvekkil şirket ile tamamen özdeşleş, davalının haksız bir şekilde yarar sağladığı, marka hakkına tecavüz fiilini işlediğini, ... markasın müvekkil şirket ile tanınmış bir marka statüsü kazandığını, ekte uzman görüşü sunduklarını, davalı tarafın "... ...", "..." ve "..." ibarelerini kullanarak müvekkilin marka haklarına tecavüz ettiği ve ... uygulamasının yanıltıcı bir şekilde kullanıldığı açık olduğunu, davalı ve müvekkili şirkete ait markaların isimleri, kapsadıkları hizmetin karışıklığa neden olacak ölçüde ve aynı derecede benzer olması, her iki markanın da aynı sektörde ve aynı faaliyet kolunda hizmet sunması sebebiyle iltibas oluştuğunu, bilirkişi raporunda markasal kullanımın farklı unsurlar içerdiği ve "..." unsurunun markasal kullanıma konu ürün ve hizmet bakımından zayıf marka muhteviyatında olduğu şeklindeki değerlendirmenin kabul edilemez olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Dava, markaya tecavüzün tespiti, durdurulması, ortadan kaldırılması ile maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, 2019 124183 no'lu “...+Şekil” markasının davacı adına 41.ve 44.sınıfta tescilli olduğu, davalının işyerinde yapılan incelemede, davacının “...+Şekil” markasının kullanımına rastlanılmadığı, sadece davalının işletmesinde 1 adet ... marka cihazının bulunduğunun tespit edildiği, söz konusu cihaz üzerindeki ... markası ile davacı markası benzer olmadığı gibi, cihazın sınıflandırmada da 10.sınıfta bulunduğunun tespit edildiği, dolayısıyla davacının “...+Şekil” markası ile davacının iş yerinde bulunan cihaz üzerindeki ... şeklindeki markasal kullanım arasında, hem markasal hem de sınıfsal benzerlik bulunmadığının anlaşıldığı, dava dilekçesinde davacı markasının tanınmış marka olduğuna dair bir iddia ve delil bulunmadığı, istinaf dilekçesi ekinde sunulan ve davada karar verildikten sonra alınan uzman görüşünün HMK'nın 357/1.maddesi uyarınca istinaf aşamasında dinlenemeyeceği, raporun denetime elverişli olduğu, benzerlik incelemesi için yeni bir heyetten rapor alınmasını gerektirir bir durum bulunmadığı, ilk derece mahkemesince yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken 615,40 TL harcın, peşin alınan toplam 1.282,80 TL (427,60 + 855,20) harçtan mahsubu ile artan 667,40 TL harcın talep halinde ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından sehven yatırıldığı anlaşılan 2.338,80 TL istinaf yoluna başvurma harcının talep halinde ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,
4-Dvacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.25/12/2025