KARAR NO:
HAKİM:
KATİP:
DAVACI:
VEKİLİ:
DAVALI:
VEKİLİ:

İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ... remörk dönerleri hidrolik liftleri ve ağaç ürünleri imalat pazarlama sanayi ve ticaret limited şirketi adıyla, tarım makinaları ve tarım makinası ekipmanları sektöründe imalat ile iştigal etmekte, bu kapsamda, ülke genelinde ve yurt dışında, muhtelif firma ve şahıslara ürettiği bu malzemelerin satışını yaptıklarını, bu nedenle davacının, ticari faaliyetleri kapsamında, davacının üretilen bu malları alabilecek benzer bir sektörde faaliyetlerini sürdüren davalı şirkete, icra takip dosyasına konu olan faturada belirtilen malları satarak, alıcı, borçlu - davalı şirkete, fatura tarihi ile aynı günde, 23/02/2024 tarihinde teslimini de yaptığını, davalı taraf, ticari faaliyet kapsamında davacıya borçlandığını, bu borca istinaden icra takibinin dayanağı e-fatura kesilerek kendisine sistem üzerinden iletildiğini, 8 günlük itiraz süresinin dolduğunu ve itiraz olmadığını, borcun ödenmemesi üzerine Konya . İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalı borçlunun takibe süresinde itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu belirterek davalı borçlu şirketin yapmış olduğu haksız itirazın iptali ile takibin devamına, takip konusu alacağın % 20’sinden az olmamak üzere borçlunun icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında eser sözleşmesi bulunmadığını, 30 adet 75cm Z tipi +80 cm U tifi çift bilya döner 14 yapımı hususunda anlaşıldığını, bu hususta herhangi bir ihtilaf bulunmadığını, nitekim sözleşme ilişkisine itiraz edilmediğini, ancak davacı tarafından yapılan iş ayıplı olup ürünler ayıplı teslim edildiğini teslim edilen ürünlerde boya yapılmadığını, grasörlük ve nipel takılmadığını, grasör delikleri eksik delindiğini, yine gerekli delikle delinmediğini, halbuki davacı firma tarafından hazırlanan 06/02/2024 tarihli sipariş formunda görüleceği üzere ürünlerin delikli-boyalı, tayvan marka grasör kaynaklı, nipel dahil olarak hazırlanacağı net biçimde belirtildiğini, teslim edilen ürünlerin kullanılmasının mümkün olmadığını, eserin ayıplı olduğunu, kendiliğinden yüklenicinin ayıba karşı tekeffül sorumluluğunun ortaya çıkacağını, eser ücreti istenmesine rağmen ödeme yapılmaması ya da yüklenicinin açtığı bedel tahsili davasına itiraz edilmesi, iş sahibi tarafından ayıp ihbarı yapıldığı şeklinde değerlendirildiğini, ayrıca daha önce de davacı tarafa ihbar da bulunulduğunu belirterek, şartları oluşmayan davanın reddine, %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Dilekçeler aşaması tamamlanmış, taraflara duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilerek duruşma açılmıştır.
Mahkememizce Konya . İcra Müdürlüğü'ne, Konya Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne yazılar yazılarak gerekli bilgi ve belgeler getirtilerek dosyamız arasına alınmıştır. SMMM bilirkişiden rapor alınarak, taraflara raporun tebliğinin temini sağlanmıştır.

Dava; itirazın iptali davasına ilişkindir.
İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre itirazın iptali davasında; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.09.2019 tarihli ve ... E., ... K.; 25.11.2020 tarihli ve ... E., ... K. sayılı ilamları)
Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; davanın kabulü hâlinde takibin devamı hükmünü de içerecektir.
Bu kapsamda itirazın iptali davası; icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. (Yargıtay HGK'nın 22/11/2022 gün ve ... E ... K sayılı ilamı)
6100 sayılı HMK'nın 222/2. maddesine göre; Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
6100 sayılı HMK'nın 222/3. maddesine göre; İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.
Mahkememizce Konya . İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasının incelenmesinde; alacaklısının ... Tic. Ltd. Şti., borçlusunun ... Tic. Ltd. Şti. olduğu, borcun 972.000 TL bedelli faturadan kaynaklandığı, toplam 575.102,90 TL üzerinden takip başlatıldığı görülmüştür.
Mahkememizce taraflar arasındaki alacak borç ilişkisine istinaden; SMMM bilirkişiden 02/05/2025 tarihli rapor alınmış, raporda sonuç olarak; davacı ... Remörk Şirketi, uyuşmazlık konusu fatura dönemleri için ticari defterlerini yasal süresi içerisinde onayladığı, ticari defterlerine yapılan kayıtların muhasebe tekniği açısından birbirini doğrular nitelikte olduğu tespit edildiğini, davacı ... Remörk Şirketin ticari defterlerine yaptığı kayıtlara göre, takip ve dava tarihi itibariyle davalı şirketten 572.000,00 TL açık hesap alacaklı olduğu gözlemlendiğini, davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen, 23.02.2024 tarihli ve ... seri/sıra numaralı, KDV dâhil 972.000,00 TL tutarındaki faturanın; mal ve hizmetin türü ile miktarı bakımından, 06.02.2024 tarihli sipariş formu ile uyumlu olduğunun gözlemlendiğini belirtmiştir.
Davacı tanığı ... ''ben davacı şirketin muhasebe işlemlerine bakıyordum, takibe konu faturanın bir kısmı ödenip bir kısmı ödenmedi, tahsilatta sıkıntı çekildiği için ödenmedi, malların ayıplı olduğuna ilişkin iddia hakkında bir bilgim yoktur, mallar davacı tarafından davalıya teslim edildi''
Davacı tanığı ... '' Ben davacı şirkette sevkiyat şoförü olarak çalışıyorum dava konusu faturaya ilişkin malları ben teslim ettim, şirket yetkililerinden üç kişi vardı onlar teslim aldılar, irsaliye düzenlenmedi, teslim edildiğine ilişkin bir belge yoktur, ancak teslimden hemen sonra komşu iş yerinden forklift çağırdılar, ürünleri götürdüm hepsine baktılar, teslim alırken herhangi bir itirazları yoktu, malların ayıplı olduğuna ilişkin iddia konusunda bir bilgim yoktur, borcun ödenip ödenmediğini de bilmiyorum''
Davacı tanığı ... '' ben 6 ay süre ile davalı şirkette danışma ve genel müdür olarak çalıştım, hatırladığım kadarı ile 2023 yılının Eylül ayından 2024 yılınan Mart ayına kadar çalıştım, dava konusu mallara ilişkin ilk sözleşmeyi ben düzenlemiştim, verilen sipariş seri üretimin d ışında özel bir üretimdi, biz bu ürünün teknik çizimini de kendi teknik ressamımıza yaptırdık, bunun üzerine davacı şirket bir protatif yaptı, numune gönderdi, numunede herhangi bir teknik fark yoktu, sadece ambalajlamada bir sıkıntı olduğu için boyada bir problem oldu bunu da davacı şirkete söyledim, o da bu problemi boya ve ambalaj problemini çözerek ürünü bize tekrar gönderdi, yapmış olduğumuz incelemede herhangi bir teknik sıkıntıya rastlamadık, ürünü teslim aldık, akabinde de ben işten ayrıldım, ben daha sonradan teknik ressam ile görüştüğümden davalı şirketin davacı şirketten farklı farklı taleplerinin olduğunu duydum bu talepler sözleşme dışında olan taleplerdir, sözleşmedeki ıslak imza da davalı şirkete aitti, daha sonraki gelen malzeme ile ilgili ayıba ilişkin benim bilgim yoktur, ücretin de %20-30'unun ödendiğini biliyorum geri kalan ödemenin yapılıp yapılmadığını bilmiyorum, biz numune olarak gönderilen üründe bir problem olmadığını geri kalan ürünlerin de üretilerek gönderilmesini davacı şirketten talep ettik, benim olduğum dönemde ödemenin bir kısmı önden yapılacaktı, geri kalan da malın tamamı teslim edildiğinde yapılacaktı, bu süreçte ben zaten şirketten ayrıldım'' şeklinde beyan da bulunmuştur.

Tüm dosya kapsamı üzerinden yapılan değerlendirmede; davalı ile davacı arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacının takibe konu faturadaki malların davalıya tesliminin yapıldığını ve davalı tarafından ayıp ihbarının yapılmadığını beyan etmiş, davalı ise taraflar arasında eser sözleşmesi bulunduğu, yapılan işin ayıplı olduğunu savunmuştur.
Eksik iş, sözleşme ve eklerine göre yapılması kararlaştırıldığı halde tam yapılmayan iştir. Ayıplı eser, sözleşmede kararlaştırılan vasıfları veya olmasından vazgeçilmez bazı vasıfları taşımayan eserdir. Diğer anlatımla ayıp, bir malda ya da eserde sözleşme ya da yasa hükümlerine göre normal olarak bulunması gereken niteliklerin bulunması ya da bulunmaması gereken bozuklukların bulunmasıdır. Ancak, kasten sakladığı bozukluklarla, usulüne uygun yapılan gözden geçirmede fark edilemeyecek ayıplar için yüklenicinin sorumluluğu devam eder. Eğer, meydana getirilen eserin, teslim alındığı sırada usulüne uygun yapılan gözden geçirme ile var olan bozukluğu görülmemişse, ortada gizli bir ayıbın olduğu kabul edilir. Açık ayıplar, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz bizzat yapılan veya uzmanına yaptırılan gözden geçirme sonucu saptanınca, uygun sürede (TBK m.474); gizli ayıplar da ortaya çıkar çıkmaz, gecikmeksizin yükleniciye bildirilmelidir (TBK m. 477). Ayıp bildirimi süresinde yapılmadığı takdirde iş sahibi bu ayıbı örtülü olarak kabul etmiş sayılır. Eksik işler bedeli ise ihbar koşuluna ve ihbar süresine bağlı olmaksızın teslim tarihinden itibaren kural olarak beş yıllık zamanaşımı süresinde (TBK m. 147/son) talep edilebilir. Eğer eser iş sahibinin beklediği amacı karşılamıyorsa kural olarak ayıplı yapıldığı kabul edilir. Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması zorunlu olmayıp süresinde ayıp ihbarının yapıldığı her türlü delille ve tanık beyanıyla dahi kanıtlanabilir. (YHGK'nın 02.02.1979 gün ... E. ... K. sayılı ve Dairemizin 16.01.2013 tarih ve ... E., ... K. sayılı ilamında bu ilke ve esaslar ayrıntıları ile açıklanmıştır.)
Öte yandan, YHGK'nın 13.05.2009 tarih ve ... E., ... K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere, ayıp ihbarı kural olarak şekle tabi bulunmayıp içeriği itibariyle ayıptan karşı tarafın haberdar olmasını sağlamaya elverişli her türlü ihbarın, ayıp ihbarı olarak kabulü mümkün olup, tespit dilekçesinin ya da raporunun tebliği işleminin de ayıp ihbarı niteliğinde olduğunun kabulü gerekir.
Davalı vekilini tanık listesini sunmak ve hangi hususlarda tanık dinleteceğini ilişkin beyanda bulunmak üzere Mahkememizce süre verilmiş, ancak davalı vekilince verilen süre içerisinde tanık deliline ilişkin herhangi bir beyanda bulunulmamıştır. Davalı vekili ayıp ihbarı yapıldığına ilişkin iddiasını yazılı yada tanık delili ile ispat edememiştir.
Konya . İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasının incelenmesinde; alacaklısının ... Tic. Ltd. Şti., borçlusunun ... Tic. Ltd. Şti. olduğu, borcun 972.000 TL bedelli faturadan kaynaklandığı, toplam 575.102,90 TL üzerinden takip başlatıldığı, dosya arasında mevcut 02/05/2025 tarihli bilirkişi raporları, davacı tanık beyanları, davalının Mahkememizce hatırlatılmasına rağmen yemin deliline ilişkin beyanda bulunmaması dikkate alındığında, davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Tarafların feri nitelikteki tazminat istemleri yönünden yapılan değerlendirmede; takibe itirazın haksız olması ve alacağın likit olması nedeniyle hükmedilen alacağın % 20'si oranında davacı lehine tazminata hükmetmek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

Yukarıda açıklanan gerekçelerle ;

1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE; Konya . İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasındaki takibe yapılan itirazın iptaline ile 572.00,00 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi üzerinden TAKİBİN DEVAMINA, fazlaya dair talebin reddine,

2-İtirazın iptaline karar verilen asıl alacak 572.000,00 TL üzerinden davacı lehine %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya VERİLMESİNE,

3-Karar tarihi itibariyle (ve dava değerinin 572.000 TL olduğunun kabulü ile) alınması gereken 39.073,32 TL nispi karar ve ilam harcından, Konya . İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasından alınan 2.875,51 TL ile mahkememiz dosyasından alınan 6.945,81 TL peşin alınan harcın mahsubu ile kalan 29.252 TL eksik harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,

4-Davacı tarafından yapılan Konya . İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasından alınan 2.875,51 TL ile mahkememiz dosyasından alınan 6.945,81 TL peşin harçlar olmak üzere toplam 9.821,32 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

5-Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvuru harcı gideri, 689 TL tebligat ve posta gideri, 4.000 TL bilirkişi ücreti gideri olmak üzere toplam 5.116,60 TL yargılama giderinin kabul olunan miktara oranla hesaplanan 5.115,68 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,

6-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca (kabul edilen dava değerinin 572.000 TL olduğunun kabulü ile) davacı vekili için 91.520 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

7-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca (reddedilen dava değerinin 102,90 TL olduğunun kabulü ile) davalı vekili için 102,90 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

8-Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 3.600 TL yargılama giderinin, 3.599,35 TL'sinin davalıdan, 0,65 kuruşunun davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,

9-Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısmının 6100 s. HMK.nun 333. maddesine göre karar kesinleştiğinde re'sen davacı tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen kararın, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek dilekçe ile Konya Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/12/2025