İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Sigorta (Özel Sigorta Kaynaklı)
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre
yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Sigorta (Özel Sigortası Kaynaklı) davasında yapılan tahkikat neticesinde yapılan yargılama sonucunda dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı sigorta şirketine ----- ihtiyari mali mesuliyet kaskosu ile sigortalı ---- plakalı aracın ---- tarihinde müvekkile ait---- plakalı araca çarparak kazaya sebebiyet verdiği, ----- plakalı araç sürücü bu kazanın gerçekleşmesinde % 100 kusurlu olduğunu, kazaya ilişkin olarak davalı aracın ---- aleyhine -----nezdinde yapılan başvurular sonucunda bilirkişi tarafından toplam 75.000 TL değer kaybı hesaplandığını,----- limitleri dahilinde 5.000,00 TL değer kaybı ile 14.999,95 TL hasar farkı bedelinin ödendiğini, bu ödemelerle ------ tüketildiğini, bu nedenle bakiye zarar bakımından ---- poliçesi sorumlusu davalı sigorta şirketine başvuru zorunluluğunun doğduğunu, davacıya ait ------ aracın kaza tarihinde yüksek piyasa değerine ve düşük kilometreye sahip olduğunu, meydana gelen değer kaybının --------- ödemesi sonrasında bakiye 70.000,00 TL olduğunu, ihtiyari mali mesuliyet sigortasının zorunlu trafik sigortası limitlerini aşan gerçek zarar kısmını poliçe limitleri dahilinde teminat altına aldığını, bu hususun gerek sigorta genel şartları gerekse ----- içtihatları ile sabit olduğunu, davalı sigorta şirketine ---- tarihinde başvuru yapılmasına rağmen herhangi bir ödeme gerçekleştirilmediğini, dava şartı arabuluculuk sürecinin ------ sayılı dosyasında anlaşamama ile sonuçlandığını, bu nedenlerle----tarafından ödenen 5.000,00 TL mahsup edilmek suretiyle bakiye değer kaybı zararının davalı sigorta şirketinden tahsili amacıyla HMK 109 kapsamında kısmi alacak davası açıldığını belirtmiş olup, şimdilik, 100,00 TL değer kaybı tazminatının poliçe limitleri dahilinde davalı sigorta şirketinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davacının ---- tarihinde meydana geldiğini iddia ettiği kaza nedeniyle --- plakalı araçta oluştuğunu ileri sürdüğü değer kaybı için, ----- plakalı araca ait kasko poliçesine dayanarak müvekkili sigorta şirketinden şimdilik 100,00 TL talep ettiğini, ancak dava dilekçesi ekinde bulunması gereken delillerin sunulmadığını, HMK 121 uyarınca deliller tebliğ edilmeden esasa girilemeyeceğini, ayrıca 2918 sayılı KTK 97 maddesi gereği sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmadığını, özellikle ---- limitlerinin doldurulduğunun ispatlanmadığını, bu nedenle dava şartı noksanlığı bulunduğunu, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla ------ kapsamında talepte bulunulamayacağını, kasko poliçesinde değer kaybı teminatı bulunmadığı gibi üçüncü kişilere ait araçlarda meydana gelen değer kaybından kasko sigortacısının sorumlu tutulamayacağını, bu hususun yerleşik ----- da sabit olduğunu, müvekkili şirket tarafından davacıya daha önce ---- hasar ödemesi yapıldığını, her hâlükârda değer kaybı hesabının -----yürürlük tarihli düzenlemeye göre yapılması gerektiğini, aracın geçmiş hasar kayıtlarının ---- celbinin zorunlu olduğunu, kusur durumunun tartışmalı olduğu ve kaza tespit tutanağının bağlayıcı nitelikte olmadığını, davacı araç sürücüsünün kavşağa yaklaşırken hızını ayarlamaması nedeniyle kazanın meydana gelmesinde asli ve tam kusurlu olduğunu, bu nedenle kusurun uzman bilirkişilerce ve gerekirse ---- edilmesi gerektiğini, talebin haksız fiile dayalı olması sebebiyle avans faizi istenemeyeceği ve ancak yasal faize hükmedilebileceğini, müvekkil sigorta şirketinin geçerli bir başvuru bulunmadığından temerrüde düşmediğini belirtmiş olup, davanın usulden reddine, aksi kanaat halinde davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, Nüfus Kaydı, ---- Tescil Kayıtları, Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağı, ----- Hakem Kararı, ----- Kayıtları, Kaza ve Kazalı Araç Fotoğrafları, Başvuru Evrakları, ----------Poliçesi ve Hasar Dosyası, Ekspertiz/ Uzman Raporu, Banka Dekontları, Bilirkişi Raporu, Dosyadaki Diğer Bilgi ve Belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ VE VAKIALARA GÖRE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI:
Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle davacının maliki/işleteni olduğu hususi otomobilinde meydana gelen hasara bağlı olarak oluşan değer kaybı zararının ; 6102 Sayılı TTK'nin 1401 vd. ile 1483. maddeleri gereğince düzenlenen ---------- poliçesi teminatı kapsamında 2918 sayılı KTK'nin 85/son, 91 ve 86/1, 88/1 maddeleri gereğince ZMMS limiti tükendiği için ----maddesine göre sıralı sorumluluk ilkesi gereğince davalı sigorta şirketi tarafından tazmin edilmesi istemine ilişkin olarak HMK'nin 109 maddesi kapsamında açılmış kısmi tazminat davasıdır. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi yollamasıyla davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada tensip zaptı hazırlanarak taraf/taraf vekillerine usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen incelemeye tabi ZMMS/İMMS poliçesi yönünden KTK'nin 97 ve 99 maddeleri gereği sigorta şirketine başvuru ile HMK'nin 114. maddesinde sayılan genel ve özel nitelikteki dava şartları, yargı harçları ve taraf sıfatı gibi hususların incelenmesi ve değerlendirilmesi suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve işbu dava yönünden ihtiyari nitelikte olduğu anlaşılan arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığından bu kez sulh teşviki yapılmasına rağmen duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin beyanına göre tarafların sulh yoluyla çözümü de tercih etmediklerinin anlaşılması üzerine zamanaşımı defi de aşılarak tahkikata başlanmış ve aşamalarda delillerin toplanması, incelenmesi ve değerlendirilmesi tamamlanarak tahkikat bitirilmiş ve son duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin usule ve esasa ilişkin son sözleri de dinlenip zapta yazılmak suretiyle yargılama bitirilmiş ve aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır. Somut olaya geçmeden önce dava konusu olayın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne etki edecek yasal düzenlemelere ve Yargıtay uygulamalarına kısaca değinmekte yarar vardır. Sigorta sözleşmesi 6102 sayılı TTK'nin 1401. Maddesinde düzenlenmiştir. 6102 sayılı TTK'nin1409.maddesinde sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, 1459. maddede, sigortacının sigortalının uğradığı zararı tazmin edeceği, 1461. maddede ise sigortacının sorumluluğunun sigorta bedeli ile sınırlı olduğu hususlarına yer verilmiştir. Bilindiği üzere haksız fiil ise öğretide; Hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6 ve 6100 Sayılı HMK'nin 190. maddelerinie göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı, haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır. 6098 Sayılı TBK'nin 50.maddesine göre de zarar gören,zararını ve zarar verenini kusurunu ispat yükü altındadır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”, aynı yasa'nın 85/1. maddesinde, “ bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı” aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiştir. Yine aynı yasanın 88/1 maddesi gereği de bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur. Kaza tarihinde yürürlükte olan Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir.
Yukarıda açıklanan yasal düzenlemelerden anlaşılacağı üzere, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Bu sebepledir ki, sigorta şirketinin sorumluluğu, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunması halinde sözkonusu olup poliçe limitiyle sınırlıdır. Zira, kanunun emredici hükmü gereği yaptırılan zorunlu trafik sigortalarında sigortacı, işletene düşen hukuki sorumluluğu teminat altına aldığına göre, ancak işletenin sorumlu olduğu oranda zarardan sorumlu olacaktır. İşletene hukuken yükletilemeyen zarardan, onun sorumluluğunu teminat altına alan sigortacının sorumlu tutulması da mümkün değildir. Zira sigorta şirketinin sorumluluğu 2918 Sayılı KTK'nin 86/1. maddesi gereğince işletenin eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusuru oranında poliçe limitiyle sınırlıdır. Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir.Motorlu Kara Taşıt Araçları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının 1. maddesine göre ise, sigortacı, zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçe limitinin dışında (üstünde) kalan miktardan başlayıp, ihtiyari mali sorumluluk sigortası teminat limitine kadar sorumludur. Bahse konu düzenlemelerden anlaşılacağı üzere işletenin sorumluluğunu zorunlu mali mesuliyet trafik sigortası hadlerinin üzerinde kalan kısmının poliçede yazılı hadlere kadar teminat altına alan sigorta türüdür. Zorunlu mali trafik sigortacısı ve ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı bakımından sıralı bir sorumluluk benimsenmiştir.------.Bahse konu düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, yasa koyucu trafik sigortacısı ve ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı bakımından müştereken ve müteselsilen bir sorumluluk değil, sıralı bir sorumluluk öngörmüştür. -----Bu nedenle, aracın ihtiyari mali mesuliyet sigortacısının, olay tarihi itibariyle aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısının limitini aşan kısımdan ve temin ettiği ----- dahilinde sınırlı olarak sorumlu olacağı açıktır.
Değer kaybı ise, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp, onarılmasından sonraki değeri hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup, değer kaybının hesabında aracın modeli, markası, özellikleri, yapılan onarım işlemleri, kilometresi, olay tarihindeki yaşı, tarafların iddia ve savunmaları ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek kaza öncesi hasarsız ikinci el piyasa rayiç değeriyle kaza meydana geldikten ve tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri arasındaki farka göre değer kaybı zararının hesaplanması ilke olarak kabul edilmiştir.----Yukarıdaki yapılan genel açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliler ve yapılan yargılama ışığında somut olaya baktığımızda; --- köyü yolu üzerinde davacının maliki olduğu sevk ve idaresindeki ---- plaka sayılı hususi otomobil ile davalı sigorta şirketine kaza tarihine kapsar şekilde----- başlangıç ve bitiş tarihli ---- poliçeli, dava dışı bir şirket adına kayıtlı yine dava dışı ---- sevk ve idaresindeki --------- plaka sayılı hususi araçların karıştığı maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir. 2918 sayılı KTK'nin 83.maddesin gereğince kazaya ilişkin olarak ------ tarafından düzenlenen Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağının bir örneği dosyaya mübrezdir. Bu tutanağa göre kazada davacıya herhangi bir kusur izafe edilmediği görülmüştür. Davacı vekili tarafından, 2918 Sayılı KTK'nin 97.maddesi gereğince davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığı anlaşılmış olup, davalı sigorta şirketi tarafından oluşturulan hasar dosyası ve poliçe örneği de celp edilmiştir. Somut olayda uyuşmazlığın temelinin haksız fiil niteliğindeki meydana gelen haksız fiil niteliğindeki maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle doğrudan kusur ve hasara bağlı olarak oluşan değer kaybı bedeli üzerinde yoğunlaştığı, kusur oranının tespiti ile hasara göre oluşan değer kaybının belirlenmesi ve varsa yapılan ödemenin gerçek zararı karşılayıp karşılamadığının tespiti halinde uyuşmazlığın çözüleceği aşikardır. Bu kapsamda taraf vekillerince gösterilen deliller toplanmış ve işin niteliği gereği resen getirtilmesi gereken bilgi, belge ve deliler de dosyaya kazandırılmıştır. Buna müteakip dava konusu uyuşmazlığın çözümü özel ve teknik bilgi gerektirdiğinden 6100 Sayılı HMK'nin 266 vd. maddeleri gereğince dosya üzerinden kusur ve değer kaybı yönünden delil niteliğinde bulunan resmi nitelikteki maddi hasarlı trafik kazası tespit tutanağı, poliçeye ve hasar dosyasına göre kazanın gerçekleşme biçimi ile dosya kapsamı nazarında öncelikle kazaya karışan sürücülerin kusur durum ve oranı ile varsa oluşan hasara göre aracın markası, modeli, km ve sair özellikleri dikkate alınarak değer kaybına ilişkin olarak rapor düzenlenmesi için dosya mahkememizin yargı çevresine göre ---- resen seçilen makine mühendisi bir bilirkişiye verilmesine karar verilerek dosya kendisine tevdi ve teslim edilmiştir. Bilirkişi Makine Mühendisi Nail Masum tarafından düzenlenen ------ tarihli raporda özetle; davalıya sigortalı araç sürücüsünün 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 52/1-b maddesi gereğince Sürücüler:
b) Hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak zorundadırlar, kuralını ve aynı kanunun Trafik kazalarında sürücü kusurlarının tespiti ve asli kusur sayılan haller: başlıklı Madde 84 – Araç sürücüleri trafik kazalarında “g) Şeride tecavüz etme,” Hallerinde asli kusurlu sayılırlar, maddesindeki kuralları ihlal ettiği ve kazaya sebebiyet verdiğinden dolayı asli derecede ve tam olarak kusurlu olduğu, davacı araç sürücünün kusurunun bulunmadığı, davacının aracının hasar bedelinin----, değer kaybı bedelinin ----, toplam zarar bedelinin ------ Davacıya ödenen toplam zarar bedelinin ise Trafik sigortacısı şirket tarafından ödenen ----- sigortacısı------- tarafından ödenen 72.606,61 TL'ye göre davacıya toplam ödenen zarar bedelinin 192.606,61 TL olduğu, bu durumda davacı zararını karşılamış olup bakiye alacak miktarı kalmadığı yönünde tespit, hesap ve kanaatine ilişkin rapor verilmiştir. Mahkememizce işbu kusur raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiştir. Özellikle davacı vekili tarafından bilirkişi raporuna itiraz edilse de yerinde görülmeyerek itirazlar reddedilmiştir. Bunun üzerine davacı vekili tarafından dava miktar yönünden kısmen ıslah edilerek değer kaybı talep arttırılmış ve harç tamamlanmıştır. Mahkememizce yapılan inceleme ve değerlendirmede öncelikle bilirkişi raporundaki kusur durumu ve dağılımının kaza tespit tutanağını teyit ettiği, kusur dağılımının her halde olaya ve delillere uygun olduğu kabul ve takdir edilmiştir. Zira gerek dava dışı---- sigortacının gerekse davalı---- sigortacının öncesinde yapmış oldukları ödemeleri de gözetildiğinde kazada kusurun % 100 oranında sigortalı araç sürücüsünde olduğununu esasen tartışmasız olduğu değerlendirilmiştir. ------ Davacı taraf ----- poliçesi kapsamında bakiye zararın tazmini için davalıya yönelmiştir. Ne var ki benimsenen bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere esasen davacının hasar ve değer kaybı zararından daha fazlası ---- poliçeleri kapsamında dava dışı trafik sigortacısı şirket ve bakiye zararın da-----sigortacısı olan davalı şirket tarafından ödenmiş olduğu açıkça tespit edilmiştir. Buna göre davalının yaptığı ödemenin ne ad altında olursa olsun sonuçta davacının hasar ve değer kaybından oluşan toplam gerçek zararlarını külliyen tazmin ettiği, bir başka anlatımla deyim yerindeyse bardağın dolduğu anlaşılmaktadır. Davacı vekilinin önceki ödemelerin tamamının------- hasar onarımına ( 112.709,23 TL hasar onarım bedeli tespit edilmiştir) ilişkin olduğunu öne sürerek değer kaybının (60.000,00 TL) ayrı bir ifadeye ve ödemeye tabi olduğundan bahisle vaki ıslahlı davasının sebepsiz zenginleşmeye matuf hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğundan yerinde görülmemiştir. Binaenaleyh, davacı veklinin davasını yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde TBK,49,50/1,51,52, KTK,90,91/1, 85/1-son, 86/1,97,100, ------ gereğince TMK'nin 2,6 ve HMK'nin 29,190. maddeleri esaslarına göre ispat edemediği sonuç ve kanaatiyle davanın esastan reddine karar verilmiştir. ----Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden ise aynı yasanın 326/1 maddesi gereğince aleyhinde hüküm verilen davacı taraf sorumlu tutulmuştur. Yine bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. Maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen dava şartı arabuluculuk ücretinin de davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
1-)Davanın REDDİNE,
2-)Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının başlangıçta alınan 427,60 TL harç ile ıslah harcı olarak yatırılan 938,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 105,00 TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,
4-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. maddeleri ile AÜT uyarınca -----bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına,
5-)Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/4 maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan avansın yatırana iadesine, (Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına,)
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1,342,343,344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle; ------------Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.26/12/2025