BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ile müvekkili arasında, Ajans Hizmet Sözleşmesi yapıldığını, iş bu sözleşme kapsamında, davalı tarafından yapılan konkur daveti üzerine müvekkili tarafından hazırlanan iletişim projesinin davalı tarafından beğenildiğini, sözleşme tarihine kadar iletilen sunumlar, belgeler, dokümantasyon, kreatif içerikler ve diğer içerikler ile konkura yönelik almış olduğu hizmetlere istinaden, davalı'nın 100.000,00 TL + KDV ödeyeceği yönünde tarafların mutabık kaldığını, işbu sözleşme ve iş kapsamında davalı'nın müvekkiline 100.000,00 TL+KDV konkur ücret ödemesi gerektiğini, davalı ile müvekkili arasında davalının faaliyetleri, markaları ve kurumsal profilinin tanıtımı amacıyla taraflarca kararlaştırılan iş ve işlemleri yürütmek ve bunun karşılığında 3.000.000,00 TL+KDV ödenmesi hususunda tarafların anlaşmaya vardıklarını, taraflar arasında ana esaslar üzerinde mutabakata varıldığını, sözleşme taslaklarının mail ortamında onaylandığını, ancak imza edilmediğini, ancak tarafların iradesinin ekli metin üzerinde birleşmiş olduğunu, müvekkilinin anılan sözleşme kapsamında yükümlendiği işleri gereği gibi üzerine düşen bütün yükümlülüklere uygun olarak tam ve zamanında yaptığını, bu süreçte, sözleşme kapsamında, reklam kampanyasının temel alınacağı kreatif fikirler derlendiğini, sosyal medya ve digital platformlar ile outdoorlara ilişkin çalışmalar yapıldığını, hazırlanan içerikler ve kreatif fikirlerin davalı ile paylaşıldığını, müvekkili tarafından planlanan ve davalı tarafından onaylanan reklam filminin prodüksiyonu için görüşmeler yapıldığını, ve çekim sürecinin ve bütçesinin netleştirildiğini, reklam filminin yönetmeni ve oyuncularının davalıya tavsiye edildiğini, müvekkilim davalıyla mutabık kalınan tüm hizmetleri sunduğunu, son aşamada davalının haksız eylemi neticesinde prodüksiyon şirketi tarafından gerçekleştirilecek reklam filmi çekiminin yapılamadığını, müvekkilinin ücretin tamamına hak kazandığını, ayrıca haksız fesihten ötürü zarar gördüğünü, sözleşme haksız olarak feshedilmiş olsa bile müvekkilinin hak kazandığı alacaklarının ödenmesi gerektiğini, bu sebeplerle, sözleşmenin haksız olarak feshedildiğinin tespiti ile müvekkilinin alacağının tahsili ve maddi zararlarının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket tarafından düzenlenen konkur/yarışmada davacı Ajansın 14.06.2024 tarihinde bir sunum hazırladığını ve bu sunumun Müvekkili tarafından beğenilerek sunumda yer alan reklam filminin yapılması amacıyla müvekkili şirketin davacı ajans ile çalışmak istediğini, davacı ajansın da sunumu ve sunumdaki reklam filmi seçilmiş olduğundan 100.000 TL’lik konkur bedeline film projesinin gerçekleşme şartına bağlı olarak hak kazandığını, bu süreçte davacı ajans’ın sunumunda yer alan ...’nın ... şarkısının müziğine uygun sözler hazırlandığı ve çalışmaların yapıldığını, müvekkili şirkete çekime 2,5 gün kala başka bir şarkı olan ... grubunun “...” şarkısının telif haklarına ilişkin müzik lisans sözleşmesinin gönderilmesi üzerine şirket konuyu netleştirmek için 13 Ağustos günü ... ile yapılan toplantıya katıldığını ve kendisine sunumda gösterilen ...’nın .... müziği ile bir reklam filmi yapamayacağını, ajansın bu durumu uzun süredir bildiği halde müvekkili şirkete söylemediğini öğrendiğini, müvekkili şirketin 14 Ağustos akşamı ajans ile de ayrı bir görüşme yaptığında o güne kadar kandırılmış olduğunun net bir şekilde anladığını, ayrıca davacının da haksız olduğunu bildiğinden dava konusu alacağına ilişkin faturasını kesip müvekkili şirkete göndermediğini, bu nedenle de ortada tahakkuk etmiş bir alacağın söz konusu olmadığını, muaccel hale gelmeyen, tacir olarak tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olmayan bir ödemenin dava ile talep edilmesi için gereken mali ön şartların da oluşmadığını, davacı tarafın ağır kusurlu olduğunu ve sözleşme akdedilmemiş olduğundan ajans hizmet bedeline hak kazanmadığını, davacı tarafın zarara uğradığını kabul etmemekle birlikte davacının imzalanmamış Ajans Hizmet Sözleşmesi uyarınca 3.000.000 TL zarar talebini neye dayandırdığını ve bu zararını ispat etmesi gerektiğini, öncelikle, dava konusuyla ilgili çekilen ihtarda 3.000.000.000 TL zarar beyan edildiğinden, davacının zararını tespit etmiş olduğu anlaşıldığından davanın belirsiz alacak talebi yönünden reddini, davacının 100.000 TL’lik konkur alacağı talebinin ise muaccel olmadığından reddini, haksız ve hukuka aykırı olarak, kötüniyetle açılan bu davanın kötüniyetle açılmasının, hukuki dayanaktan yoksun olması nedeniyle esastan reddini, davacının HMK 329.madde kapsamında disiplin cezasına çarptırılmasına ve müvekkilin avukatına ödediği ücreti ödemeye mahkum edilmesini istemiştir.
İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası, İzmir ... Noterliği, Beyoğlu .... Noterliği yazı cevabı, faturalar, ticari defterler ve belgeler, muavin defter kayıtları, bilirkişi incelemesi, tüm dosya kapsamında toplanan deliller.
Dava, taraflar arasında akdedilen ajans hizmet sözleşmesinin haksız feshi iddiası ile feshinin tespiti, davacının uğradığı iddia edilen 100.000,00 TL zararın, KDV konkur ücretinin tahsili, davacının maddi zarara uğradığı iddiasıyla 100.000,00 TL'nin tahsili istemine ilişkindir.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Bilirkişi 06.09.2025 tarihli raporunda; Bu davanın, bir reklam ajansı davacı ile davalı şirket arasında imzalanmamış ancak mail yazışmaları ve iş süreçleriyle fiilen hayata geçirilen bir reklam hizmetleri ilişkisi kapsamında ortaya çıkan haksız fesih, sözleşmeye dayalı alacak ve eser/hizmet bedelinin ödenmemesi uyuşmazlığından kaynaklı olduğunu, aynı zamanda, taraflar arasındaki müzakere sürecinde güven ve bilgilendirme yükümlülüğünün ihlali olup olmadığının da değerlendirme konusu olduğunu, ayrıca izinsiz eser kullanımının (eser hakkı ve telif hakları yönüyle) da davanın önemli bir boyutunu oluşturmakta olduğunu, davalı şirketin, davacı ajansın reklam filminde kullanılacak müziğin “....” değil, “...” olarak değiştirildiğini, kendilerine hiçbir zaman açıkça bildirmediğini, bu değişikliğin ne sözlü ne de yazılı şekilde paylaşılmadığını, E-posta yazışmalarında “...” ismine verilen yanıtlarda bile düzeltme yapılmadığını ve ajansın bu durumu kasten gizleyerek “oldubittiye” getirmeye çalıştığını iddia etmekte olduğunu, ajansın şeffaflık ve bilgilendirme yükümlülüğünü ihlal ederek sözleşmenin esaslı unsurlarından biri olan müzik seçimini tek taraflı olarak değiştirdiği ve bu değişikliği zamanında bildirmediği yönünde bir kötüniyetli davranış iddiasının mevcut olduğunu, reklamcılık sektörünün tespit ve teamülleri ve dosyada sunulan belge ve yazışmalar dikkate alındığında, ajansın (....) kampanya sürecini büyük oranda sektörün olağan uygulamalarına uygun şekilde yürüttüğünün anlaşıldığını, ajans, reklam veren ....’dan “....” temasıyla aldığı brief doğrultusunda çeşitli kreatif senaryolar üretmiş olduğunu, bunların profesyonel booklet sunumlarla paylaştığını ve onay mekanizması çerçevesinde reklam verenin görüşleri doğrultusunda revizyonlara gittiğini, prodüksiyon sürecinde de yine sektör teamüllerine uygun şekilde, ajans koordinasyonunda ve reklam verenin denetimiyle yürütülmüş olduğunu, yönetmen, oyuncular, müzik ve diğer teknik unsurlar organize edildiğini, bütçe düzenlemelerinde de sektörde yaygın olan %50 avans ve %50 bakiye sisteminin benimsendiğini, ayrıca iptal halinde doğabilecek yapım giderleri ve telif ödemelerinin sözleşmesel olarak öngörüldüğünü, müzik kullanımı açısından ajansın başlangıçta “...” eserini planlaması ve ardından “....” melodisine geçiş yaparak hak sahipleriyle yazışmaların yürütülmesi, ajansın süreci yönetmeye yönelik bir çaba içinde olduğunu ve teamüllere uygun hareket ettiğini göstermekte olduğunu, ancak yüksek bilinirliğe sahip eserler söz konusu olduğunda, reklam verenin daha erken ve yazılı biçimde bilgilendirilmesi, onay süreçlerinin resmi yollarla tamamlanmasının beklendiği bu noktada ajansın, müzik değişikliğinin sözlü ya da resmi yazışmalarla netleştirmemesi ve .... üzerinden yürütülen onay süreçlerine aşırı güvenmesi sektörel açıdan eleştirilebilir nitelikte olduğunu, bununla birlikte genel olarak ajansın sözleşmeden doğan yükümlülüklerini teamüllere uygun şekilde yerine getirdiğini, reklam verenin ise sürecin son aşamasında tek taraflı olarak çekimden vazgeçip sözleşmeyi feshetmesinin hem ticaret hukuku hem de reklam sektörü teamülleri açısından usulsüz olduğunun değerlendirildiğini, özellikle TTK m.18/3 gereği, tacirler arasında sözleşme fesihlerinin resmi yollarla yapılması gerektiğinden, sadece e-posta yoluyla fesih bildirimi yapılmasının hukuken geçerli bir fesih olarak kabul edilemeyeceğini, bu nedenle fesih işleminin hem usule hem de sektörel teamüllere aykırı olduğunu ve ajansın uğradığı zararlar yönünden reklam verenin sorumluluğu doğduğu kanaatinin oluştuğunu,
Detayı rapor içerisinde izah edilen nedenlerle, dosyaya mübrez belge ve bilgi ile Sınırlı olarak yapılan tespit, inceleme ve değerlendirmeler neticesinde;
a)Dava konusu uyuşmazlık kapsamında davacı şirket tarafından incelemeye ibraz olunan 2024 yılı ticari defterlerinin TTK hükümlerine uygun tutulduklarını, davacı şirkete ait 2024 yılı ticari defterlerinin lehine delil kabiliyetinin Sayın Mahkemenin takdirinde olduğunu,
b)Davacının ticari Defterlerine göre; dava tarihi 28.12.2024 tarihi itibariyle davacının davalıdan 0,00 TL Alacağı olduğunu,
c)Dava konusu uyuşmazlık kapsamında davalı şirket tarafından incelemeye ibraz olunan 2024 yılı ticari defterlerinin TTK hükümlerine uygun tutulduklarının anlaşıldığını, davalı şirkete ait 2024 yılı ticari defterlerinin lehine delil kabiliyetinin sayın mahkeme takdirinde olduğunu,
d)Davalının ticari defterlerine göre; dava tarihi 28.12.2024 tarihi itibariyle davalının davacıya 0,00 TL borcu olduğunun görüldüğünü,
e)Davacının davalı adına 2024 yılında düzenlediği rapor içerisinde Tablo 1 de detayı sunulu, 02.08.2024 tarih, .... nolu, 5.815.867,32 TL tutarlı fatura ve davalının davacı adına banka kanalıyla yapmış olduğunu 06.08.2024 tarih, 5.815.867,32 TL tutarlı banka kanalıyla para transferinin, davacının ve davalının 2024 yılı ticari defterlerinde kayıtlı olduğunu, davacı ve davalının dosya kapsamında incelenen 2024 yılı ticari defterlerine göre, davacı ve davalının ticari defterlerinde faturalar ve ödemeler bazında fark olmadığının görüldüğünü,
f)Reklamcılık bakımından da tespitler ile birlikte değerlendirildiğinde, davacı/ajansın müzikte değişiklik yapmasının, sözleşmenin yazılı onay şartına aykırı olarak değerlendirilebileceği, öte yandan davalı taraf bu prosedürü işletmeden, çekimden bir gün önce e-posta ile sözleşmenin feshedileceğini bildirerek yükümlülüklerini yerine getirmediğini, ayrıca taraflar arasındaki sözleşmenin imzalı olmadığı ve imzadan sonra sözleşmenin geçerli olacağının da yazılı olduğu göz önüne alındığında, feshin haklı olup olmadığının takdirinin Sayın Mahkemeye ait olduğunu, bildirmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen “Eser sözleşmesi” yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Her iki tarafa karşılıklı borç yükleyen bir tür iş görme sözleşmesi olan eser sözleşmesinde “eser” ve “bedel” olmak üzere iki temel unsur vardır. Bu sözleşmelerde yüklenici, iş sahibine karşı yüklendiği özen borcu nedeniyle eseri yasa ve sözleşme hükümlerine, fen, teknik ve sanat kurallarına uygun olarak yapıp zamanında tamamlayarak teslim etmeyi, iş sahibi de bu çalışma karşılığında ivaz ödemeyi üstlenmektedir.
Hukukumuzda egemen ilke “şekil serbestisi” olup, kural olarak eser sözleşmesi herhangi bir geçerlilik şartına tabi değildir. Yasada aksi öngörülmedikçe, sözlü veya yazılı yahut resmî biçimde yapılabilir. Bununla birlikte bazı sözleşmelerin geçerli olabilmesi için yasada belirlenen şekle uygun olarak yapılması zorunludur. TMK'nın 6. ve HMK'nın 190. maddelerine göre kural olarak yapılan işlerin miktarını ve bedelini ispatlamak yükleniciye, yapılan ödemeleri ispat etmek ise iş sahibine aittir.
TBK'nın 481. Maddesine göre; Eserin bedeli önceden belirlenmemiş veya yaklaşık olarak belirlenmişse bedel, yapıldığı yer ve zamanda eserin değerine ve yüklenicinin giderine bakılarak bedel belirlenir.
Somut olay irdelendiğinde;
Tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında dosyaya sunulan reklam sözleşmenin imzalanmadığı anlaşılmakta ise de, taraflar arasında, davalı şirketin “...” temalı kreatif çalışması için, bütçe dökümleri, telif yazışmaları ve ... görüşmelerinin bulunduğu, dosyada davalı şirketin markasının gençlere yönelik bir kampanya için “...” temasıyla brief verdiği, ajansın brief doğrultusunda farklı kreatif alternatifler geliştirdiği ve sunum dosyalarını reklam verene ilettiği, yine yazışmalarda müzik seçimi, şarkı sözleri, görsel dünya ve bütçe detaylarının reklam verene sunulduğu ve onay beklendiği, .... Film'in prodüksiyon sorumlusu olduğu, prodüksiyon aşamasında yönetmen, oyuncular, mekanlar, teknik ekip ve müzik prodüksiyonu organize edildiği, davalı şirket tarafından bir kısım ödemenin yapıldığı görüldüğünden taraflara arasında sözleşmenin kurulduğu sonucuna varılmıştır.
Öte yandan; her ne kadar bilirkişi raporu ile sabit olduğu üzere, davacı ajans tarafından, kampanya sürecinin büyük oranda sektörün olağan uygulamalarına uygun şekilde yürütülmüş ise de; ajansın, konkura davet edildiğinde yaptığı proje ve devamında bu çalışma üzerinden yapılan çalışmaların tamamının “...” adlı eser üzerinden yapıldığı, davacının sözleşmeyi uygun şekilde ifa etmekle yükümlü bulunduğu, bu kapsamda, yapılacak değişikliklerin ilgili mercilerden izin ve muvafakatnamelerini almak ve bu süreçleri davalıya önceden bildirmesi gerektiği halde, bu yükümlülüklerinin yerine getirilmeden, reklam filminde kullanılan müzik eserinin değiştirilerek “...” adlı parçanın kullanılmasının, sözleşmeye aykırılık teşkil ettiğinden davalı tarafından tek taraflı fesih hakkı olduğu sonucuna varılarak, bu itibarla davacının dava konusu ettiği taleplere hak kazanamayacağı anlaşılmış olup, yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gerekli 615,40 TL harçtan davacı tarafça yatırılan 3.415,50 TL harcın mahsubuyla bakiye 2.800,10 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-AAÜT gereğince hesap edilen 45.000,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine
5-Arabuluculuk ücreti olan 3.600,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
6-Davalı tarafından yatırılan kullanılmayan gider avanslarının karar kesinleştiğinde istem halinde davalıya iadesine,
7-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 29/12/2025