ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Maddi Tazminat
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
Asıl Dosya Yönünden;
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı dava dilekçesinde özetle; 19/06/2013 tarihinde müvekkillerinden ...'ın idaresindeki ve davalı şirkete zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı bulunan ... plakalı hususi otomobili ile seyir halinde iken direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucunda tek taraflı trafik kazası meydana geldiğini, araçta yolcu olarak bulunan eşi ...'ın ağır derecede yaralandığını, sağ el bileğinin kırıldığını, kalçasında ciddi yaralanma meydana geldiğini, bu kaza sırasında müvekkillerinin bebeği ...'ın vefat ettiğini, Karaman Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Sor. sayılı dosyasından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini beyan ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ...'ın yaralanması nedeniyle şimdilik 2.000,00 TL maddi tazminatın ve ...'ın vefatı nedeniyle anne ve babası olan müvekkilleri için şimdilik ayrı ayrı 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı sigorta şirketinden poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte alınarak müvekkillerine verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; meydana gelen trafik kazası sonucu ...'ın malül kaldığından ve ...'ın vefat etmesinden bahisle tazminat davası açıldığını, davacının tazminat talebinden doğan sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davacıların talep sahibi olup olmadıkları hususunun araştırılması gerektiğini, vefat eden ...'in babası ...'ın müvekkili şirketin sigortalısı ve sigortalı aracın maliki olduğunu, bu nedenle trafik poliçesinden talep hakkının bulunmadığını, davalı ...'ın maluliyeti bakımından Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi'nden ve ayrıca sakatlık tazminatı yönünden aktüerya uzmanından rapor aldırılması gerektiğini, müvekkili şirketin temerrüde düşmediği gibi dava açılmasına da sebebiyet vermediğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar Sayılı Dosyası Yönünden;
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında ıslah dilekçesi verdikten sonra alınan ... tarihli aktüerya bilirkişi raporuyla davacı ...'ın geçici ve sürekli iş göremezlik ile destekten yoksun kalma alacağının ıslah dilekçesinde talep ettiklerinden daha fazla olduğunun tespit edildiğini, bu nedenle bakiye alacakları için birleştirme talepli ek dava açtıklarını beyan ederek; davacı ... için geçici ve sürekli iş göremezliği nedeniyle bakiye 9.065,24 TL ve destekten yoksun kalması nedeniyle bakiye 33.634,07 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk derece mahkemesince 21/04/2017 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile; "...ZMMS Yönetmeliği'nin A. 1 maddesi gereğince “sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.” Somut olayda davacı ..., kazaya karışan ve desteğin içinde yolcu olduğu aracın sürücüsü, işleteni ve adına ZMMS poliçe düzenlenen kişi olduğu, yargılama sırasında alınan kusur raporuna göre davacı sürücü babanın %100 oranında kusurlu olduğu, davacı baba, sigortalı aracın işleteni olduğundan, davalı sigorta şirketi karşısında 3. kişi olarak kabul edilemeyeceği, bu durumda, davacı ... kendi ZMMS'si olan davalı sigorta şirketinden destekten yoksun kalma tazminatı talep edemeyeceği, trafik kazası sonucu davacının desteği ...' ın vefat ettiği, davacının desteği olan ...'in, kaza tarihinde 5 aylık olduğu, trafik kazası sonucu ölen küçük çocuk ölmeseydi ana ve babaya bakmasının muhtemel olduğu, uygulamada çocuğun 18 yaşına gelmesi ile birlikte gelir elde edeceği ana ve babasına destek olacağı varsayıldığı, ancak ileriki yaşlarda çocuğun büyüyerek evleneceği ve en az iki çocuğunun olacağı gelirinin bir kısmını ana ve babasına da ayıracağının varsayıldığı, bu şartlarda çocuğun gelir elde etmesi ile birlikte evleninceye kadar gelirinin yarısını kendisine ayıracağı yarısını da ana ve babası ile paylaşacağı varsayılması hayatın olağan akışına uygun düşeceği, ancak çocuğun yaşasa idi ileri ki yıllarda evleneceği, evlenmesi ile birlikte pay esasına göre 2 pay desteğe ayrılacağı, 2 pay eşe, birer pay ana ve babaya verileceği. destek ileriki yıllarda evlenmesi ile birlikte bir süre sonra ilk çocuğu ve yine bir süre sonra ikinci çocuğu olacağı varsayılır. Bu nedenle çocukların olacağı süreler içinde desteğe 2 pay, eşe 2 pay, çocuklara birer pay ayrılacak ve ana ve babaya da birer pay verileceği, bu durumda ana ve babanın payları 1/8 olacağı, davacı annenin destekten yoksun kalma tazminat alacağının yetiştirme gideri düşülmeksizin 41.950,47 TL olduğu kabul edilerek, asıl dosyada ıslah dilekçesi ile talep edilen miktar gözetilerek, asıl dosyada 37.765,43 TL destekten yoksun kalma tazminatının poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydı ile dava tarihi olan 17/01/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısım için açılan birleşen dosyadaki talep yönünden ise bakiye 4.185,04 TL destekten yoksun kalma tazminatının poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydı ile birleşen dosya dava tarihi olan 05/08/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ve davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, davacının, 19/06/2013 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucunda iyileşme ve mevcut haliyle olağan yaşamına dönebilmesi için ihtiyaç duyduğu sürenin 50 gün olduğu, daimi iş göremezlik oranının %6,2 olduğu, buna göre düzenlenen ve hükme esas alınan ... havale tarihli son bilirkişi raporunda, davacının geçici iş göremezlik nedeniyle 1.301,43 TL ve daimi iş göremezlik nedeniyle 33.889,49 TL olmak üzere toplam 35.190,92 zararının olduğu olduğunun anlaşıldığı, buna göre, davacının yaralanmasından kaynaklı tazminat alacağının 35.190,92 TL olduğu kabul edilerek, asıl dosyada ıslah dilekçesi ile talep edilen miktar gözetilerek, asıl dosyada 23.815,80 TL tazminatın poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydı ile dava tarihi olan 17/01/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısım için açılan birleşen dosyadaki talep yönünden ise taleple bağlı kalınarak bakiye 9.065,24 TL maddi tazminatın poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydı ile birleşen dosya dava tarihi olan 05/08/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ve davacının fazlaya ilişkin talebinin saklı tutulmasına" karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesinin 21/04/2017 tarihli kararına karşı asıl ve birleşen dava davalısı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine;
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 18/07/2017 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile; "Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas numaralı dosyasında dilekçeler teatisi aşaması tamamlandıktan, taraflara ön inceleme duruşma günü bildirildikten ve ancak ön inceleme duruşması yapılmadan birleştirme kararı verilmiştir. Mahkemece de birleşen dosya yönünden ön inceleme duruşması icra kılınmamış, ayrıca bir tahkikat yürütülmemiş, doğrudan sözlü muhakeme günü tayin edilerek dava sonuçlandırılmıştır. Oysa ki birleşen dava asıl davadan bağımsızdır. Yargılama kurallarının birleşen ve ancak müstakiliyetlerini de koruyan davalar için de uygulanması gerekir. Bu cümleden olmak üzere HMK'nın 140 ıncı maddesinde düzenlenen ön inceleme duruşması birleşen dava yönünde de icra kılınmalıdır. Yine anılan maddenin 5 inci fıkrası uyarınca taraflara birleşen dava yönünde de henüz sunmamış oldukları belgeleri sunmaları, başka yerden getirtilecek belgeler için açıklama yapmaları imkanı tanınmalıdır. Taraflar birleşen dava yönünden de ayrıca kanıt sunarlarsa HMK'nın 143 ve izleyen maddeleri uyarınca icra kılınacak tahkikatla bu kanıtlar da toplanmalı ve değerlendirilmelidir. Ancak, bu biçimde yapılan tahkikattan sonra sözlü yargılama evresine geçilmelidir. Kuşkusuzdur ki taraflar ön inceleme duruşmasının ve tahkikatın birlikte yürütülmesini isterlerse ya da sadece asıl davadaki tahkikat neticeleriyle iktifa edilerek birleşen davanın sonuçlandırılmasını arzularlarsa, ayrı bir tahkikat yapılmadan ya da delil ikamesi için süre verilmeden her iki dava da sonuçlandırılabilir. Lakin bunun için evvel emirde ön inceleme duruşmasının icrası, taraflara birleşen dava yönünden de ayrıca delil bildirip bildirmeyeceklerinin, ayrıca bir tahkikat yapılmasını isteyip istemediklerinin sorulması gerekir. Hukuk yargılamasının en önemli aşamasını oluşturan ve HMK'nın 140 ıncı maddesinde düzenlenen ön inceleme duruşması ile aynı kanunun 143 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tahkikat duruşmasına ilişkin kurallar kamu düzenine ilişkindir. Kamu düzeni kavramı herhangi bir yasada tanımlanmamıştır. Ancak öğretideki görüşlere göre eğer bir kural kati bir biçimde bir nizam oluşturuyorsa ve kapsadığı işlemlerin o nizama göre yürütülmesini emrediyorsa o kural kamu düzenine ilişkindir. HMK'nın 355. maddesine göre bölge adliye mahkemesi incelediği dosyada kamu düzenine aykırılık görürse istinaf dilekçesinde ileri sürülmese de bu aykırılığı re'sen gözetir. Kamu düzenine ve hukuk yargılamasının temel evreleri olan ön inceleme ve tahkikata ilişkin kurallara uyulmaması HMK'nın 353/1-a,4 madde ve bendindeki diğer dava şartlarına aykırılık niteliğinde olduğu, Davacı ... geçici iş göremezlik tazminatı ile birlikte aynı zamanda sağ gözündeki görme azlığı sebebiyle sürekli iş göremezlik tazminatı istemiştir. TBK'nın 51 inci maddesine göre, hakim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler. Aynı Kanunun 54 üncü maddesine göre çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar da bedensel zararlardandır. Dolayısıyla mahkemece ilkin çalışma gücünün azalmasının haksız eylem ile illiyet bağının saptanması gerekir. Bu, mahkemece re'sen yapılması gereken işlemlerdendir.
Hükme esas alınan Akdeniz Üniverstesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 29/05/2015 günlü raporunda davacı için sağ gözdeki görme azlığı sebebiyle meslekte kazanma gücü kaybı oranı saptanmıştır. Oysa ki aynı raporda sağ gözdeki görme azlığının kazaya bağlı olabileceği, ancak kaza öncesi muayene bulguları olmadığı için kesin yorum yapılamadığı açıklamasına da yer verilmiştir. Görülmektedir ki görme azlığının kazadan ileri gelip gelmediği konusunda kesin bir sonuca varılmamıştır. Davalı vekilinin maluliyet ile kaza arasında illiyet bağı olup olmadığının 2659 Sayılı Kanunun 16 ıncı maddesine göre İstanbul Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan alınacak raporla saptanması istemi de mahkemece kabul görmemiştir. Hemen belirtilmelidir ki davalı vekilinin hükme esas alınan maluliyet raporuna itiraz etmemiş olması onun görme azlığının kazadan ileri geldiği sonucunu kabul ettiği şeklinde yorumlanamaz. Çünkü davalı vekilinin itiraz hakkını kullanabilmesi için öncelikle bu konuda bir belirleme yapılması gerekir. Halbuki anılan raporda bu konuda kesin bir sonuca ulaşılamayacağına yer verilmiştir. Açıklanmayan bir görüş için davalı vekilinden itiraz etmesi de beklenemez. Zaten az yukarıda yer verildiği üzere zarar ile eylem arasındaki illiyet bağı mahkemece re'sen araştırılmalıdır. Dolayısıyla illiyet bağı yönünden adli tıp kurumunca inceleme yapılması şeklindeki kanıt hiç toplanmamıştır. Ayrıca şu husus da ifade edilmelidir ki, bu konudaki incelemenin Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi aracılığıyla yapılması yolundaki istek cevap dilekçesinde de ileri sürülmüştür. Asıl dava yönünden bu sebeple HMK'nın 353/1-a,6 madde ve bendi uyarınca kararın kaldırılması ve kaza ile maluliyet arasındaki illiyet bağı konusunda İstanbul Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi aracılığıyla inceleme yaptırılması için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesi gerektiği" gerekçesiyle HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kararın kaldırılarak ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bunun üzerine ilk derece mahkemesince dosya ... Esasına kaydedilerek yeniden yargılama yapılmış, yapılan yargılama sonunda; "...Trafik kazası sonucu davacının desteği ... vefat etmiştir. Davacının desteği olan ..., kaza tarihinde 5 aylıktır. Trafik kazası sonucu ölen küçük çocuk ölmeseydi ana ve babaya bakması muhtemeldir. Mahkememizce, davacı ... için düzenlenen destekten yoksun kalma tazminatı yönünden Aktüerya Bilirkişisi ...'tan talimat mahkemesi aracılığıyla Yargıtay kararına uygun rapor alınmıştır. Bilirkişinin düzenlediği 17/01/2017 havale tarihli (son rapor) bilirkişi raporu, yine mahkememizce aldırılan son bilirkişi raporu nazara alındığında asıl davada talep edilen destekten yoksun kalma tazminatının tümden kabulü gerekmiştir.
Birleşen dava yönünden yapılan değerlendirmede davacı yan ilk derece mahkemesi kararını istinaf etmemiş olup, onun yönünden hükmedilen tazminat azami olarak kesinleşmiştir. Nasıl ki asgari ücret düzenlemesi her yıl güncellendiğinde daha önce verilip kesinleşen tazminat kararları güncellemeye rağmen taraflar bakımından kesin hüküm teşkil edecek ise, davacının da istinaf etmediği kararda belirlenen tutarı aşar mahiyette ıslah talebi usuli müktesep hak engeline takılacaktır. Davacı yanın ıslah dilekçesi ekinde sunduğu yargıtay kararları yürürlükte bulunan asgari ücrete rağmen işçinin fiili ücretinin asgari ücretin altında olması nedeniyle bu asgari tutarın altındaki ücrete göre yapılan hesaplamanın kamu düzenine aykırılığa ilişkin olup, somut olayda asgari ücret verilerinden faydalanılmakla eldeki dosyada uygulanabilirliği bulunmamaktadır." gerekçesiyle "asıl dava yönünden; ...'ın açtığı davada davacının destekten yoksun kalma talebinin reddine, ...'ın açtığı davada davanın kısmen kabul kısmen reddine; 1.204,87 TL geçici iş göremezlik tazminatının 17/01/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 37.765,43 TL destekten yoksun kalma tazminatının poliçe limitiyle sınırlı olmak kaydıyla 17/01/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, birleşen dava yönünden; davacı ...'ın kalıca maluliyet nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine, 4.185,04 TL destekten yoksun kalma tazminatının poliçe limitiyle sınırlı kalmak kaydıyla 05/08/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir.
Karara karşı, asıl ve birleşen dosya davacısı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Asıl ve birleşen dosya davacısı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; birleşen dava yönünden davalı taraf lehine doğmuş usuli kazanılmış hak bulunmadığını, yargılama sırasında alınan bütün raporlara taraflarınca itiraz edilmiş olmakla birlikte işbu davalarda tazmini talep edilen maddi zararın belirsiz nitelikte olduğunu, farazi hesaplamalarla tespit edilmeye çalışıldığını, bu nedenle de bakiye ömür süresinin bilinen işlemiş dönem zararının ve işleyecek dönem zararının hesaplanmasında baz alınan asgari ücretin raporun düzenlendiği tarihe göre değişiklik göstereceği ve asıl olanın da gerçek maddi zarara en yakın olan tutarın belirlenmesi olduğu hususları nazar alındığında, mahkemenin ... Esas ... Karar sayılı kararına karşı istinaf yoluna başvurulmamış olması nedeniyle bilirkişi ek raporunun davacı müvekkili yönünden kesinleşmiş olduğunun söylenemeyeceğini, aktüerya bilirkişisi raporunun ne zaman alınmış olursa olsun, hesaplanmaya çalışılan maddi zararın, haksız fiile uğrayan mağdurun haksız fiile uğramış olduğu andaki maddi zararı olduğunu, bu nedenle, 17/01/2017 tarihinde düzenlenmiş olan bilirkişi ek raporuna istinaden değil, daha sonra düzenlenmiş olması nedeniyle gerçek maddi zarara çok daha yakın olan 08/03/2022 tarihli rapora istinaden hüküm kurulması gerektiğini beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Asıl ve birleşen dava, trafik kazasına bağlı destekten yoksun kalma nedeniyle maddi tazminat ile birlikte maluliyete dayalı maddi tazminat istemlerine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf edenin sıfatı ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Usulî kazanılmış hak kurumu, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
1086 sayılı HUMK'un yürürlükte olduğu dönemde çıkarılan 09.05.1960 tarih, ... Esas, ... karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında; Yargıtay bozma kararına uyulmakla orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına usulî kazanılmış hak, aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda yerel mahkeme için de zorunluluk doğacağı, usulî kazanılmış hakka ilişkin açık kanun hükmü olmasa da temyiz sonucu verilecek bozma kararının hakka ve usule uygun karar verilmesini sağlamaktan ibaret olan amacı ve muhakeme usulünün hakka varma ve hakkı bulma maksadıyla kabul edilmiş olması yanında hukuki alanda istikrar amacıyla kabul edilmiş bulunması bakımından usulî kazanılmış hak müessesesinin usul hukukunun dayandığı ana esaslardan olup kamu düzeniyle de ilgili olduğu belirtilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda da usulî kazanılmış hakka ilişkin açık bir düzenleme bulunmamakta ise de bu ilkenin uygulanma gerekliliği HMK hükümleri karşısında da varlığını sürdürmektedir. Yargıtay'ın bozma kararına uyan mahkeme, bozma kararı uyarınca ve bozma kapsamına uygun şekilde işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır.
Yargısal ve bilimsel içtihatlarda “usulî kazanılmış hak” ya da “usulî müktesep hak” olarak adlandırılan bu ilke Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 10.02.1998 tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı ilâmında “Mahkemenin bozma kararına uymasıyla meydana gelen bozma gereğince işlem yapma ve hüküm verme durumu, taraflardan birisinin lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durumdur ve buna usulî kazanılmış hak denilmektedir...” şeklinde tanımlanmaktadır. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2023/13119 Esas 2025/2759 Karar sayılı ilamı)
HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, ilk derece mahkemesinin 21/04/2017 tarihli kararına karşı davalı sigorta şirketinin istinaf istemi üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi'nin ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile birleşen dava bakımından dava şartlarına aykırı olarak ön inceleme duruşmasının usulüne uygun yapılmaması nedeniyle 353/1-a-4 maddesi uyarınca ortadan kaldırılmasına, yine davacı Natalia'nın maluliyete ilişkin tazminat istemi bakımından ise maluliyete ilişkin hazırlanan raporların karara esas alınamayacağından bahisle davalı sigorta şirketinin istinaf isteminin HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kabulüne yönelik kararı sonrasında ilk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde asıl ve birleşen dava bakımından kaldırma kararında belirtilen eksikliklerin yerine getirilmiş olmasına, yine kaldırma kararı sonrasında davalı aleyhine olacak şekilde asgari ücret tutarında meydana gelen katsayı artışı kapsamında hazırlanan ... tarihli bilirkişi raporundaki değerlendirmenin ilk derece mahkemesinin 21/04/2017 tarihli kararının davacılar tarafından istinaf edilmemiş olması nedeniyle ilk derece mahkemesince davalı yararına oluşan usuli kazanılmış hak da dikkate alınarak karar verilmiş olması nedeniyle kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; asıl ve birleşen dosya davacısı ... vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1-Asıl ve birleşen dosya davacısı ... vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Asıl dosya yönünden 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacı ...'dan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,
3-Birleşen dosya yönünden 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacı ...'dan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,
4-Davacı ...'ın istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
6-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından taraflar leh ve aleyhine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
7-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle 6100 sayılı HMK’nın 361/1 maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 30/12/2025
...