İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
Davacı vekili tarafından mahkememize ibraz edilmiş olan dava dilekçesinde özetle; Davacının ... plakalı aracın çarpması sonucu yaralandığını, şimdilik 10.000,00 TL estetik ameliyat tazminatını ve estetik görüşünün bozulmasına bağlı olarak davacının duyduğu acı ve üzüntü ile yüzdeki izden dolayı toplum içinde duyacağı psikolojik yıkıntı giderilmesi için 30.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'den alınarak kaza tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...Ş. Vekili tarafından mahkememize ibraz edilmiş olan cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davaya konu alacağın zamanaşımına uğradığını, başvurunun kesin hüküm nedeniyle reddi gerektiğini, başvuranın aynı uyuşmazlık ile ilgili .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nde ... esas numaralı dosyasının 2020/445 sayılı kararında manevi tazminat istemine dair hüküm kurulduğunu, bu talebe ilişkin kararı ilgili mahkemedeki hakim vermiş olup kararın kesinleştiğini, dolayısıyla aynı kazaya ilişkin yeni bir manevi tazminat talebinin kesin hüküm nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, başvuru dilekçesinde bahsi geçen 30/12/2016 tarihli kazaya karıştığı belirtilen, ... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde 13/12/2016-2017 tarihleri arasında geçerli olmak üzere ...-...-... numaralı genişletilmiş kasko mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, poliçe teminat limitinin şahıs başına 310.000,00 TL; kaza başına maddi bedeni ve manevi tazminat teminat limitinin 100.000,00 TL olduğunu, hiçbir şekilde davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte manevi tazminat takdiri yargıtay uygulamaları esas alınarak yapılması gerektiğini, davayı hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketin sigortalısının kusuru oranında sorumluluğu mevcut olup uyuşmazlık konusu olayda müşterek müteselsil sorumluluk söz konusu olmadığını, tazminat hesaplamasının aktüer sıfatına sahip bilirkişiler tarafından zmms genel şartlarına çerçevesinde yapılması gerektiğini, estetik tedavi giderleri tazminatının poliçe kapsamında olmadığını, üçüncü kişinin tedavisine başlanmasından sürekli sakatlık raporu alınıncaya kadar ortaya çıkan estetik giderleri ve tedaviyle ilgili diğer giderler sağlık gideri teminatı kapsamında olduğunu ve sgk tarafından karşılanması gerektiğini, müterafik kusur araştırması yapılması gerektiğini, somut olayda müvekkili şirkete yapılan müracaatın usulüne uygun gerçekleştirilmediği için müvekkili şirketin temerrüde düşmemiş olması sebebiyle başvuranın faiz isteme hakkının doğmadığını, davacının ceza yargılaması sırasında şikayetlerinden vazgeçmeleri ya da uzlaşma bildirimlerinin şikayetçi tarafından dosyaya sunulması gerektiğini, davacının yargılama giderleri ve vekalet ücreti taleplerinin reddi gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı asiller ... ve ... vekili tarafından mahkememize ibraz edilmiş olan cevap dilekçesinde özetle; davaya konu kazaya davacının karşıdan karşıya kontrolsüz şekilde geçmeye çalışması sırasından müvekkili tarafından kullanılan aracın önüne aniden atlaması sonucunda meydana geldiğini, kazanın meydana gelmesinde, tamamen davacı kusurlu olduğunu, kaza 30.12.2016 tarihinde gerçekleşmiş olduğu gözetildiğinde, taleplerin zamanaşımına uğramış olduğunu, maddi ve manevi tazminat talepleri ile ilgili kesin hüküm bulunduğundan bu taleplerin reddi gerektiğini, davacı tarafından asılsız ve mesnetsiz şekilde müvekkili davalının adeta olay yerinden kaçmış gibi gösterilmeye çalışılması kabul edilemez olduğunu, davacı yanın maddi ve manevi tazminat talepleri hakkında kesinleşmiş hüküm bulunduğundan usulden reddini, davacı yanın maddi tazminat talebi hakkında belirsiz alacak davası açmasının hukuka aykırı olması sebebiyle usulden reddini, davacı yanın tazminat taleplerinin kazanın oluşumunda müvekkillerinin kusuru olmadığından esastan reddini, aksi takdirde kanunen gerektirici şartlara istinaden tazminat taleplerinin kusuru bulunmayan müvekkiller açısından tenkisine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce yapılan kontrolde; işbu dava 10/01/2023 tarihinde açılmakla mahkememizin ... Esasına kaydı yapılmış olup HMK m.150 hükmü uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, davacı tarafın istinaf yasa yoluna başvurması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9.Hukuk Dairesi'nin 2024/276 Esas, 2024/1246 Karar Sayılı, 11/07/2024 Tarihli "... Ancak, Uyap sisteminde davayı açan vekil Av....'in ölüm kaydının bulunduğu ve ölümle vekalet ilişkisi sona ereceğinden, mahkemece davacıya durumun ve duruşma gününün bildirilmesi ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır." şeklindeki gerekçeli ilamıyla kaldırılmakla mahkememizin işbu esasına kaydı yapılarak yargılamaya kalındığı yerden devam olunmuştur.
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, trafik kazasından kaynaklı davacının yaralanması sebebiyle estetik ameliyat masrafı ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir.
Somut olayda; 30.12.2016 tarihinde davalılardan ...'ye ait, diğer davalı ...'nun sevk ve idaresindeki, davalı ... şirketi nezdinde sigortalanmış olan ... Plakalı aracın karışmış olduğu kaza neticesinde davacıda meydana gelen sabit iz niteliğindeki yaralanmadan kaynaklı olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL estetik ameliyat masrafının sigorta poliçesindeki sorumluluk limiti ile sınırlı olarak davalı ... şirketinden ve davalılar ... ve ...'dan kaza tarihi olan 30.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine; 30.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ... yönünden kaza tarihi olan 30.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili istemiyle işbu davanın açılmış olduğu görülmüştür.
Davalı ... vekilinin kesin hüküm itirazı bakımından yapılan incelemede;
6100 Sayılı HMK'nın "Dava şartlarının incelenmesi" başlığını taşıyan 115. Maddesinin 1. Fıkrası "(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." uyarınca yargılamanın her aşamasında dava şartlarının bulunup bulunmadığının re'sen incelenmesi gerektiğinden aynı kanunun "Dava şartları" başlığını taşıyan 114. Maddesi uyarınca " (1) Dava şartları şunlardır: ...
i) Aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması.
(2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır."
Kesin hüküm HMK’nın 303. maddesinde düzenlenmiştir. Şekli ve maddi olarak ikiye ayrılır. Verilen bir hükme karşı Kanun yolları kapalı ise veya Kanun yolları açık olsa bile süresinde gidilmemişse veya tüm Kanun yolları tükenmişse hüküm şeklen kesinlik kazanmıştır.
Maddi anlamda kesin hükümde ise, dava sebebinin (maddi vakıaların), taraflarının ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir.
Önemle vurgulanmadır ki, maddi anlamda kesinlik, yalnız hüküm fıkrası için söz konusudur. Hüküm fıkrası, davada (veya karşı davada) istenen hususlar (talep sonucu) hakkında mahkemece verilen kararı (hükmü) gösterir. Hükmün gerekçesinin kesin hüküm gücü bulunmamaktadır. Bununla beraber, gerekçe maddi anlamda kesinlikten tamamen soyutlanmış da değildir.
Maddi anlamda kesinlik, yalnız hüküm fıkrasına ilişkin olduğundan hükümde tarafların talep sonuçları (veya talep sonuçlarının bazı kalemleri) hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemişse, hakkında karar verilmemiş olan hususlar bakımından maddi anlamda kesin hüküm söz konusu olmaz.
İspat bakımından değerlendirmek gerekir ise, HMK'nın 204. maddesinin birinci fıkrasına göre ilamlar kesin delil sayılmaktadır.
Birinci davada verilmiş olan hüküm, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak, aynı konuya ilişkin olarak açılan ikinci davada, kesin hükme bağlanmış olan husus yönünden kesin delil teşkil eder (HMK m.303/1,2).
Somut olay bakımından dosyamız arasına celp edilmiş olan kesinleşen .... ATM'nin ... Esas sayılı dosyasında davacıya verilen kesin süre içerisinde söz konusu dosyadaki maddi tazminat taleplerini "davacının çalışma yaşına kadar uğrayacağı gelir kaybı tazminatına mahsuben şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminat ve 20.000,00 TL manevi tazminat" olarak ayrıştırmış olduğu, işbu davaya konu edilen estetik ameliyatı masraflarının ve yüzündeki sabit iz- estetik görüntüden kaynaklı manevi tazminatın dava konusu yapılmadığı ve bu kapsamda bir yargılama yapılmadığı görülmekle kesin hükme ilişkin usuli itirazlarının reddine karar vermek gerekmiş olup esasa ilişkin incelemeye geçilmiştir.
Davalının zamanaşımına yönelik itirazı bakımından yapılan incelemede;
Trafik kazalarından doğan tazminat davalarına ilişkin zamanaşımı süresi 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 109. maddesinde özel olarak düzenlenmiş olup maddenin birinci fıkrasına göre "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar". Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise "Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir" şeklindeki düzenlemeye yer veren kanun koyucu tarafından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 72. Maddesine koşut bir hüküm öngörülmüştür.
TBK'nın 72. Maddesinin "(1) Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır." şeklindeki düzenlemesi ve anılan diğer düzenlemeler birlikte incelendiğinde somut olay bakımından meydana gelen kaza tarihi olan 30.12.2016 tarihi ile işbu davanın açıldığı 10/01/2023 tarihi arasında haksız fiilin aynı zamanda suç teşkil etmesi sebebiyle uzamış ceza zamanaşımının henüz dolmadığı anlaşılmakla davalının zamanaşımı itirazının reddine karar verilmekle yargılamaya devam olunmuştur.
Esas Bakımından yapılan incelemede;
Haksız Fiillerden doğan borç ilişkileri Türk Borçlar Kanununun 49. Ve devamı hükümlerinde düzenlenmiş olup 49. Maddenin "(1)Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
(2)Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür." şeklindeki düzenlemesi ve aynı kanunun Zararın ve kusurun ispatı başlıklı 50. Maddesinin "(1) Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.
(2)Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler." şeklindeki düzenlemesi uyarınca bir haksız fiil sonucunda zarar görenin tazminat isteminde bulunabilmesi için ortada haksız fiilin bulunması, failin kusur olması, talepte bulunan şahısta zararın meydana gelmiş olması ve zarar ile fiil arasında illiyet bağının olması gerekmektedir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir.
Motorlu Kara Taşıt Araçları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının 1. maddesine göre ise, sigortacı, zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçe limitinin dışında (üstünde) kalan miktardan başlayıp, ihtiyari mali sorumluluk sigortası teminat limitine kadar sorumludur.
Yargılama esnasında celp edilen tedavi evrakları, ceza dosyası, 3. ATM dosyası ve sunulan tüm deliler bir bütün olarak incelenmek suretiyle dosyanın 1 plastik cerrahı ve 1 trafik kazaları alanında uzman makine mühendisi bilirkişisine tevdine karar verilmiş olup bilirkişiler tarafından hazırlanılarak mahkememize ibraz edilmiş olan kök ve ek raporda özetle;
30.12.2016 günü, saat 07: 45 sıralarında sürücü ..., yönetimindeki ... plakalı minibüs ile İstanbul ili, ... ilçesinde ... caddesini takiben ... istikametine doğru seyir halinde iken, kaza mahalli olan kavşaktan geçiş yaptığı esnada, seyrine göre sol taraftan kaplamaya giriş yapıp karşıdan karşıya geçiş yapan yaya ...'a çarpması sonucu yaralamalı bir trafik kazası meydana gelmiştir.
... plakalı minibüs sürücüsü ... yönetimindeki araçla seyri esnasında, yola gereken dikkati vermemiş, olay mahalli kavşağa tedbir alabilecek bir şekilde yaklaşmamış, seyrine göre sol taraftan kaplamaya girip yolun büyük bir bölümünü kat eden ve karşıdan karşıya geçişini tamamlamakta olan ve ilk geçiş hakkını kavşak mahallinden geçiş yapan yaya ...'a vermemiş ve meydana gelen kazada %100 oranında kusurlu olduğu görüşüne varılmıştır.
Yapılan muayenesinde: Sol kulak üzerinde 3x4 cm kasıktan alınmış greftli alan olduğu, bu alanın sert bir yapıda olduğu ve dokunmakla ağrıdığı, kulak kepçesinin kökü ve antiheliksin üst kısmını içeren 1/5 üst kulak bölümünün olmadığı, bu hali ile belirli bir mesafeden dikkat sarfetmeden görüldüğü ve sabit iz niteliğinde olduğu, sağ kulağın uzun eksinin 6cm, sol kulağın 5.5cm uzunlukta olduğu, arada 0.5 (yarım) cm fark olduğu anlaşılmıştır.
Davacının sağ kulak ile sol kulak arasında yarım cm fark olduğu, kulak elemanlarının büyük bir kısmının olduğu, estetik açından büyük bir kayıp olmadığı, dolayısıyla kulak onarımına gerek olmadığı anlaşılmıştır. Kulak üzerinde saç çıkmayan alan için ise 2 seanslı doku genişletici ile onarım yapılarak daha az belirgin bir görünüm sağlanabilir. Ayrıca kişinin soğuk havalarda bu alanın ağrı-sızı gibi şikayetlerinin giderilmesine de yardımcı olacaktır.
Hastada yapılacak olan ameliyatların ücreti; yapılması gereken işlem için Sağlık Uygulama Tebliği Ek-8 de belirlenmiş birim puanın, Türk Tabipler Birliğinin dava tarihi 2024 yılında İstanbul için belirlediği katsayı ile çarpılması sonucu hesaplanır. TTB İstanbul’a 2024 yılı için 65 katsayısını belirlemiştir. Burada davacıya yapılması gereken ameliyatlar; Sağlık Uygulama Tebliği Ek-8 de, 600.530 kodunda yer alan 500 birim puanlık “Doku genişletici uygulamaları birinci seans” ve 600.540 kodunda yer alan 500 birim puanlık ‘Doku genişletici uygulamaları ikinci seans’ dır. Ameliyat ihtiyacı olacağı göz önüne alındığında;
Bu durumda yapılması gereken ameliyatların ücreti: 65 x 500 = 32.500 TL
Doku genişletici ücreti (2024 yılı ... M serisi): 14.300 TL
TOPLAM: 81.300 TL
Yukarıda hesaplanan fiyat, hekim ücreti olup yatış, ameliyathane kullanımı, tetkik, malzeme, vb gibi hastane masraflar dahil değildir. Yapılan piyasa araştırmaları sonucu her bir ameliyat için özel hastane ücretinin ortalama 50.000 TL olmak üzere toplam 100.000 TL olduğu öğrenilmiştir.
O halde toplam masraf 81.300 + 100.000 = 181.300 TL olacaktır.
Kanaatine varıldığı mahkememize bildirilmiştir.
İşbu alınan hüküm kurmaya elverişli raporlara karşı sunulan itirazların reddine karar verilmiş olup davacı vekili tarafından ibraz edilmiş olan bedel arttırım dilekçesinde özetle; 181.300 TL’nin davalılardan, kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili talebinde bulunmuş olduğu görülmüştür.
Tedavi yalnızca tam sıhhate kavuşma için değil kısmen de olsa yapılacak tıbbi müdahale ile iyileşme sağlanmasının mümkün olduğu hallerde zorunlu ise insanın bedensel ve ruhsal sağlığı için gereklidir. TBK'54 maddesinde belirtilen zarar kapsamında yer alan ve ileride yapılması gerekli estetik ameliyat giderlerinin de tazmini söz konusu olup somut olay bakımından bu kapsamda alınan rapor uyarınca davacının davalılardan 181.300,00 TL estetik tedavi giderini talep edebileceği kanaatine varılmıştır.
Mahkememizin işbu dosyası ile emsal mahiyette olan Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2019/4875 Esas, 2020/720 Karar Sayılı, 04/02/2020 Tarihli "... 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 99/1 maddesi ile Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortasının Genel Şartlarının B-2 maddelerinde sigortacının zarar giderim yükümlülüğü, zararın ihbarı ve gerekli belgelerin sigortacıya bildirildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortasının poliçe limiti dahilinde tazminatı ödemekle yükümlü olup, bu sürenin sonunda ödeme yapılmadığı takdirde temerrüt gerçekleşeceği öngörülmüştür. Sigortacının kısmi ödeme yapması halinde ise, söz konusu ödeme tarihi temerrüt tarihi olarak esas alınacaktır." şeklindeki gerekçeli ilamı da göz önünde bulundurulduğunda davadan önce davalı tarafça herhangi bir ödeme yapılmamış olması sebebi ile davacının davalı ... şirketine ZMMS kapsamında başvuru tarihi olan 20/10/2017 +8 iş günlük sürenin son gününün 01/11/2017 tarihine tekabül ettiği, bu hali ile davalının 02/11/2017 tarihinde temerrüde düşmüş olduğu kabul edilmekle bu tarihten itibaren yasal faiz işletilmesine karar vermek gerekmiş, davalı asiller yönünden ise kaza tarihinden itibaren faizin başlatılması gerektiği kabul edilmiştir.
Davacının Manevi Tazminat Talepleri Bakımından;
Anayasanın 5 12,17,20 ve 26 maddelerinde kişilik değerlerinin önemini esas alarak bunları ihlal edenlere karşı kişinin korunmasını garanti altına almıştır. Kanun koyucu manevi tazminat davası açılacak halleri MK 240/11,25,85 ve devamı maddeleri ile TBK 56 ve 58 maddelerinde düzenlenmiştir. TBK 56 md.si maddesi ise özel nitelikte bir hüküm olup Fiziki (maddi) kişilik değerlerinin yani yaşama hakkı ile vücut bütünlüğünün ihlalinden doğan hallerde manevi zararların tazminini düzenlemiş, anılan maddenin 2.fıkrasında,ağır bedensel zarar veya ölüm halinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebileceği hüküm altına alınmıştır.
TBK'nın " Manevi Tazminat" başlığını taşıyan 56. Maddesine göre " (1) Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir.
(2) Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir."
Haksız bir eylem yüzünden çekilen ruhsal eylem ve üzüntüler, o tarihte duyulan ve duyulacağının varlığı kabul edilen olgulardır. TBK'nın 56. Maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasına da amaç edinmemiştir. Tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olacak kadar olmalıdır. 22/6/1966 günlü 7/7 sayılı İBK'nın gerekçesinde takdir olunacak tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Mahkememizin işbu dosyası ile benzer mahiyette bulunan İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 2022/78 Esas, 2024/1375 Karar Sayılı, 11.07.2024 Tarihli "... dosyadaki mevcut tedavi belgelerine göre kaza nedeniyle davacının yaralandığı sabit olup manevi tazminatın niteliği gereğince ayrıca maluliyet oranın tespit edilmesine gerek olmamasına," şeklindeki gerekçeli ilamı da göz önünde bulundurularak yeniden maluliyet raporu alınmasına gerek olmadığı kanaatine varılmış, bu kapsamda dosyada celp edilmiş olan .... ATM dosyası, ceza dosyası kapsamı ve işbu dosya bir bütün olarak incelendiğinde; davacının bu davaya konu etmiş olduğu manevi tazminat isteminin gelinen aşama itibariyle yüzündeki sabit izden kaynaklanmakta olduğu hususu da göz önünde bulundurulduğunda manevi tazminat talebinin mükerrerlik teşkil etmediği kanaatine varılarak talep edilen 30,000,00 TL manevi tazminat isteminin davacının zenginleşmesine sebebiyet vermeyecek ölçüde olduğundan talebin kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere;
1-Davacının davasının KABULÜ ile; 30.12.2016 tarihinde meydana gelen trafik kazasından kaynaklı olarak;
-181.300,00 TL estetik tedavi giderinin davalılar ... ve ... yönünden kaza tarihi olan 30.12.2016 tarihinden, davalı ...Ş. yönünden ise temerrüt tarihi olan 02/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
-30.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'den kaza tarihi olan 30.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
2-Alınması gerekli olan 14.433,90 TL karar ilam harcından dava açılırken başlangıçta peşin olarak alınan 179,90 TL, ıslah harcı olarak yatırılan 2.925,38 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 11.328,62 TL harcın (davalı ...Ş. bu bedelin 9.279,23 TL'sinden sorumlu olması kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından sarf edilen dava açılış gideri: 3.310,78 TL (başvurma, vekalet harcı ve peşin harç, ıslah harcı) davetiye, posta gideri: 963,75 TL, bilirkişi ücreti: 10.500,00 TL olmak üzere toplam: 14.774,53 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı maddi tazminat talepleri bakımından kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı manevi tazminat talepleri bakımından kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
6-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 3.120,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına,
7-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 30/12/2025