İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı arasında bir takım sözleşmeler imzalandığını, müvekkili şirketin inşaatta kullanılan kalıpların beton öncesine hazır hale gelmesi için gerekli işlemleri ifa ettiğini, bu işlemler sonucunda davalıya 18/12/2023 tarihinde 16.650,00 TL bedelinde fatura kestiğini, kesinlen faturaya ve hizmete davalının itiraz etmediğini, muaccel olan borcun ödenmemesinden dolayı davalı aleyhine .... İcra Müdürlüğü 2024/... Esas sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, davalının icra takibine itiraz ettiğini bu yüzden takibin durduğunu, davalının mal kaçırma ihtimalinde olduğunu, bu yüzden ihtiyati tedbir taleplerinin olduğunu, arabuluculuğa başvurulduğunu fakat anlaşmaya varılamadığını belirterek, davanın kabulünü, icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamını, davalının menkul ve gayrimenkul mallarıyla 3. Şahıslardaki hak ve alacaklarına ihtiyati tedbir kararı verilmesini, şimdilik 10.000,00 TL munzam zararın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı tarafından dosyaya cevap dilekçesinin sunulmadığı görüldü.

Davacı vekilinin dava dilekçesinde talep ettiği ihtiyati tedbir talebinin mahkememiz dosyasının 03/09/2024 tarihli ara kararı ile reddine karar verildiği görüldü.
Mahkememiz dosyasının 11/12/2024 tarihli celsesinin 5 numaralı ara kararı uyarınca dosyanın bilirkişiye tevdine karar verilmiş olup, 27/01/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle;" Tarafların ticari defterleri, beyanların ve dosyaya sunulan tüm bilgi belgeler bütün halinde incelenerek; davacının icra takip tarihi itibari ile davalıdan alacaklı olup olmadığı, takibe konu faturanın tarafların defterlerinde kayıtlı olup olmadığı ve tarafların BA-BS formlarında bildirilip bildirilmediği, davacı tarafça bu fatura karşılığında davalıya hizmet verilip verilmediği, ayrıca davacının munzam zararı hususlarında yönünde verilen görevlendirme çerçevesi neticesinde;
Davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen 18.12.2023 Tarih, ... numaralı, ... Şantiyesi kalp demir işçiliği içerikli, takip konusu faturanın; kalıpçı yevmiyesi olduğu ve davalı şirket adına ... tarafından onaylandığı, faturanın tevkifatlı e- ticari fatura olduğu ve Gelir İdaresi Başkanlığı e-fatura portalı üzerinden davalı şirkete tebliğ ve teslim edildiği,
Taraflara ait karşılaştırmalı Ba-Bs Formlarına göre, 2023 Yılında davacı şirketin, davalı şirkete; 39 belge karşılığı KDV hariç 4.079.015,00.-TL mal/hizmet faturası düzenlendiği, aynı yıl davalı şirketten 5 belge karşılığı KDV hariç 167.837,00.-TL fatura aldığı, formların birbiri ile uyumlu olduğu,
Davacı şirket 2023 Yılında Ticari defterlerini, TTK 64/3 hükümlerine uygun bir şekilde e-defter uygulaması ile tuttuğu, dönem beratlarını zamanında sisteme yüklediği, envanter defteri noter açılış tasdikinin zamanında yaptırdığı, defterlerin usulüne uygun tutulduğu ve birbirini doğruladığı bu nedenlerle; davacı şirket ait 2023 Yılı ticari defterlerin HMK 222/2 hükümlerine göre delil teşkil ettiği,
Davacı şirket ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtlarına göre; davacı şirketin, davalı şirketten ödeme emri tarihinde 2.342.353,57 TL cari hesap alacağının olduğu, ancak takibin 18.12.2023 tarih, ... numaralı, 18.648,00.-TL tutarlı fatura alacağından dolayı kısmi başlatıldığı,
11.12.2024 Tarihli Duruşma tutanağının 4. Bendinde: Taraflara 1 AYLIK KESİN SÜRE içerisinde TTK'nın 64-88-83/son maddeleri ve HMK'nın 216-222-220/son maddeleri gereğince uyuşmazlığa konu döneme ait ticari defter ve belgelerinin eksiksiz bir şekilde mahkemenize ibraz edilmesi veya bulunduğu yerlerin açıklanması, aksi halde bunları ibrazdan kaçınmış sayılacağının ve mazeretsiz ibraz edilmemesi halinde bir daha ibraz edemeyeceğiniz ve davadaki hasmının ticari defter ve belgelerinin incelenmesi sonucu bunların usul ve yasaya uygun tutulmuş olması halinde hasmının ticari defter ve belgelerinin sonucuna göre işlem yapılacağı hususu ile ayrıca davadaki hasmının ticari defter ve belgelerinin usulsüz olması, incelenmemesi, incelettirilmemesi, incelenememesi, ibraz edilmemesi, usulüne uygun olmasına rağmen kendisi lehine delil teşkil etmemesi hallerinde mahkemenin duruma göre ibraz etmekten kaçındığı ticari defter ve belgelerinin içerikleri konusundaki hasmının beyanlarını doğru olarak kabul edebileceği ve belirtilen sürenin kesin süre olduğunun ihtarının yapıldığı, davalı vekilinin duruşmada hazır bulunduğu halde, verilen kesin süre içerisinde davalı şirketin ticari defter ve belgelerini mahkemeye sunulmadığı gibi yerinde inceleme talebinde de bulunulmadığı,
Davacı şirket tarafından davalı şirket adında düzenlenen ve takip konusu yapılan 18.12.2023 tarih, 18.648.00.-TL tutarlı fatura bedeline; gram altın, EUR, USD, TÜFE endeksi, Asgari ücret, Memur Maaş katsayısı üzerinden yapılan değerlemelere göre ortalama ; (23.925,56-18.648,00) 5.277,56.-TL munzam zarar hesaplandığı,
Tüm bu nedenlerle;
Davacı şirketin 24.05.2024 takip tarihinde, davalı şirketten talep ettiği” 18.648,00.-TL fatura alacağı, 5.277,56.-TL munzam zarar ile icra inkar tazminatı hükmünün Yüce Mahkemenize ait olduğu, sonucuna ulaşılmıştır." şeklinde görüş ve kanaatinde bulunulduğu görüldü.
Mahkememiz dosyasının 19/12/2025 tarihli celsesini 2 numaralı ara kararı uyarınca Davacı vekiline dava dilekçesinde yer alan munzam zarar talebine ilişkin olarak yapılmış bir arabuluculuk bulunup bulunmadığı hususunda beyanını ve varsa son tutanağının dosyaya sunmak üzere 1 hafta kesin süre verildiği, verilen süre içerisinde davacı vekilince beyan dilekçesi veya arabuluculuk son tutanağının sunulmadığı görüldü.

Dava; fatura alacağının tahsili için davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan takibe yapılan itirazın iptali ve davacının munzam zarar talebinin yerinde olup olmadığı hususlarına ilişkindir.
İtirazın iptali davalarında alacaklının, İİK m.67 uyarınca borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazının, kendisine tebliği tarihinden itibaren bir sene içerisinde genel mahkemelere yapacağı başvuru üzerine genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup sürenin başlaması için borçlunun itirazının alacaklıya tebliği zorunludur. Huzurdaki davanın süresinde açıldığı görülmüştür.
Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, ilgili müzekkere cevapları celbedilmiş, taraflara defter ve belgelerini sunmaları için süre ve imkan tanınmış, akabinde süresinde defter ve belgelerini ibraz eden davacı defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, BA-BS formlarının celbi için vergi dairesine müzekkere yazılmıştır.
Bilirkişi tarafından hazırlanan 27/01/2025 tarihli bilirkişi raporu ile; " Davacı şirketin 24.05.2024 takip tarihinde, davalı şirketten talep ettiği” 18.648,00.-TL fatura alacağı, 5.277,56.-TL munzam zarar ile icra inkar tazminatı hükmünün Yüce Mahkemenize ait olduğu, sonucuna ulaşılmıştır." şeklinde değerlendirme yapıldığı görülmüştür.
Bilirkişi raporunun dosyaya sunulmasına müteakip davalı rapora itiraz dilekçesi içeriğinde davalının defterlerinin incelenmesi talebinde bulunmuş bunun üzerine mahkememiz 4 no.lu celse 2 no.lu ara karar uyarınca davalının defterlerinin incelenmesine ilişkin ara karar tesis edilmiş ancak davalı kesin süre ihtaratında bildirilen masrafı yatırmadığından defterleri incelenememiştir.
Davacının itirazın iptali istemi yönünden tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirmede; davacının fatura alacağının tahsili için davalı aleyhine takip başattığı, davalı tarafça takibe itiraz edilmesi üzerine huzurdaki itirazın iptali davasının açıldığı, dosya kapsamında tarafların defterlerinin incelenmesi yönünde kurulan ara karar akabinde hazırlanan bilirkişi raporu değerlendirildiğinde rapor içeriğinden; davacı tarafından davalı aleyhine düzenlenen faturanın e fatura portalı üzerinden davalıya tebliğ ve teslim edildiğinin tespit edildiği, tarafların vergi dairesi formlarının birbiri ile uyumlu olduğunun görüldüğü, davacının takibe konu edilen miktardan daha fazla tutarda alacağı olmasına rağmen takibin kısmi olarak başlatıldığının tespit edildiği,, TTK 21/2 maddesi hükümleri doğrultusunda davalının 8 gün içerisinde davacının talebine konu fatura ile ilgili herhangi bir itirazın bulunmamasının davalının davacı tarafından düzenlenen fatura içeriğini kabul etmiş olduğu anlamına geleceği, aksi durumun davalı tarafça ispatlanması gerekeceği, davacının defterinde bulunan ve davalının ba formunda bildirilen faturalar yönünden davacının davalıya hizmet verdiğinin davalı tarafından ilgili vergi dairesine sunulan (BA) formlarında da teyit edildiği, bu durumda aksi yönde savunmada bulunan davalının ancak iade faturası ya da düzeltme beyannamesiyle savunmasını ispat edebileceği açıklanan nedenlerle davacının takip konusu faturadan kaynaklı olarak alacaklı olduğu kanaatine varıldığı, davalı tarafça da aksi yönde bir delil ibraz edilemediği dikkate alınmakla davacının itirazın iptali isteminin kabulüne, alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen alacak üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına da hükmedilmesine karar vermek gerekmiştir.
Davacının munzam zarar talebi yönünden yapılan değerlendirmede; 6102 sayılı TTK nın 5/A maddesi uyarınca "(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır.
TBK'nin 105. maddesi, "Kaynağı ne olursa olsun, temerrüt faizi yürütülebilir nitelikte olmak koşuluyla bütün para borçlarında uygulanma olanağına sahiptir. Borcun kaynağı haksız fiil, sözleşme, nedensiz zenginleşme, vekaletsiz iş görme veya kanun olabilir. Munzam zarar borcunun hukuki sebebi, asıl alacağın temerrüte uğraması ile oluşan hukuka aykırılıktır. O nedenle, borçlunun munzam zararı tazmin yükümlülüğü, asıl borç ve temerrüt faizi yükümlülüğünden tamamen farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan asıl borcun ifasına kadar zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borçtur. (13.HD, 16.05.2002,2001/10695, 2002/5690).."
Yukarıda yazıldığı üzere, munzam zarar istemi asıl borcun bir feri olmayıp bağımsız yeni bir borç kabul edildiğinden asıl borç için yapılan arabulucu başvurusunda, bu borcun müzakere edilmediği anlaşılmaktadır. Tarafların müzakere ettiği husus, itirazın iptali davasına yöneliktir.
Açıklanan nedenlerle; davacı tarafça açılan davada itirazın iptali istemi ile birlikte, munzam zarar talebinde bulunulduğu, munzam zararın asıl alacağın ferisi olmadığı açıklanan nedenlerle davacının munzam zarar talebinin arabuluculuk dava şartı sağlanmadığından bu talep yönünden talebin usulden reddine karar vermek gerektiği anlaşılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (Emsal mahiyetteki İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi 2024/962 E., 2024/882 K. Sayılı kararı)

1-)Davanın KISMEN KABULÜ ile, davalının .... İcra Müdürlüğünün 2024/... Esas sayılı takip dosyasında takibe itirazının iptali ile takibin takip talebindeki koşullarla DEVAMINA,
2-)Davalının haksız itirazları nedeniyle asıl alacak tutarı olan 18.648,00 TL'nin %20'si oranında olan 3.729,60 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
3-)Davacının munzam zarar talebinin USULDEN REDDİNE,
4-) Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 1.273,84 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 846,24 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına.
5-)Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-)Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca 18.648,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
7-)Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Asgari Ücret tarifesi 7/2. Maddesi uyarınca 1.600,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
8-)Davacı tarafça yapılan 162,00 TL müzekkere ve tebligat gideri, 5.500,00 TL bilirkişi ücreti ile 488,40 TL ilk masraf (427,60 TL başvurma harcı + 60,80 TL vekalet harcı) olmak üzere toplam 6.150,40 TL yargılama giderinin, davanın kabul red oranına göre hesaplanan 4.003,51 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
9-)Davacı tarafça yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde kendilerine iadesine,
10-)Suçüstü Ödeneğinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin (yalnızca itirazın iptali talebi yönünden arabuluculuğa başvurulmuş olup itirazın iptali istemi yönünden talebin kabulüne karar verildiğinden kabul red oranında paylaşım yapılmamış olup arabuluculuk ücretinin davalıdan alınmasına karar verilmiştir) davalıdan alınarak hazineye irad kaydına.
Dair, davacı vekilinin (e duruşma ile) yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 31/12/2025