İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket sigortalısının satıcısı olduğu ------cinsi emtia---- taşındığını ve taşımanın davalının düzenlemiş olduğu --- tarihli CMR belgesi tahtında gerçekleştirildiğini, Davalı fiili taşımayı gerçekleştirmesi yanında ayrıca dava dışı sigortalıya navlun faturası düzenlendiğini, Emtialar, davalı firmaya ait ------- plakalı tırlara yüklenerek taşındığını, Emtiayı taşıyan aracın,------- şehrinde mukim alıcının deposuna ulaşmasının akabinde, ürünlerin araçtan tahliye edilerek alıcı tarafından kontrol sonucunda, kiraz emtiasının bir kısmının soğuk hava zincirinin kırılması kaynaklı hasara uğradığının tespit edildiğini, Emtialar taşımanın gerçekleştirileceği dorselere sağlam şekilde yüklendiğini, kiraz emtialarına ilişkin ekli "Bitki Sağlığı Sertifikası" da alındığını, sigortalı tarafından taşıyana sağlam teslim edilmiş olan emtiaların, CMR belgesi üzerinde de belirtildiği şekilde +2 derecede taşınmamış olup, dorse ısısı taşıma sürecinde zaman zaman +10 derecelere çıktığını, taşıyan davalının emtiaların belirtildiği ısıda taşınmadığını, bu nedenle emtialara gelen hasardan sorumlu olacağını, müvekkilinin hasar nedeniyle sigortalısının uğradığı zarar ve ziyanı tazmin ettiğini ve 6102 Sayılı TTK 1472. Maddesine göre hukuken sigortalının haklarına halef olmuş ve "kanuni halef" sıfatını kazandığını, bununla birlikte temlikname ile de TBK m.132 gereğince de "akdi halef" sıfatına haiz olduğunu, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalı borçlunun itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, yapılan arabuluculuk görüşmelerinden de bir sonuç alınamadığını beyanla; davanın kabulü ile itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine %20.den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu icra takibinin davacı tarafından yetkisiz icra dairesinde başlatıldığını, davacı tarafından başlatılan icra takibinin ilamsız icra takibi olup bu takiplerin borçlu olduğu iddia edilen kişinin yerleşim yerindeki icra dairesinde başlatılması gerektiğini, bu yönüyle icra dairesinin yetkisine itiraz ettiklerini, yetkili icra dairesi müvekkilin şirketin adresinde bulunan------- İcra Dairesi olduğunu, rücu talepli icra takibinin zamanaşımı süresi dolduktan sonra başlatıldığından zamanaşımı yönünden davanın reddi gerektiğinden itiraz ettiklerini, müvekkili şirkete ait -------plakalı araç ile -----arası taşımacılık sözleşmesi çerçecesinde yük taşımacılık hizmeti sunulduğunu, taşıma sözleşmesinin diğer tarafının -------- olup davacı sigorta şirketi ise taşınan yükün ---- şirketi yönünden nakliye sigortacısı olduğunu, müvekkili şirkete ait araç tarafından yüklenen yükün taşınmasında varış noktasına kadar herhangi bir olumsuzluk yaşanmadığını, yaşansa dahi bu arızaya veya olumsuzluğa müdahale etme imkanlarının mevcut olduğunu, bu nedenle müvekkilin sorumluluk alanındaki süreçte herhangi bir bozulmadan bahsedilmesinin mümkün olmayacağını beyanla; davanın reddine, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatının reddine, icra takibinin yetkisiz icra dairesinde başlatılmış olmasından dolayı yetkili icra dairesi olan ------ İcra Dairesinde başlatılması gerektiğinden davanın reddine, Yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dava hukuki niteliği itibariyle, CMR Konvansiyonu kapsamında dava dışı sigortalıya ödenen hasar bedelinin rücuen tahisili için açılan -------- sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır.Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez.Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişi heyeti tarafından verilen raporda özetle; "Taraflar arasındaki ihtilaf noktalarının; davacı -------sigorta şirketinin, davalı şirketin frigorifik taşıma sürecinde +2 derecede taşınmaması nedeniyle hasar gören taze kiraz emtiası nedeniyle sigortalısına (dava dışı -----şirketi) ödediği 12.485 USD tazminat bedelini, rucüen davalı taşıyıcı şirketten tazmin etmesinin mümkün olup olmadığı, hasarın meydana gelmesinde davalı şirketin kusur durumu ve davalı şirketin sorumlu olduğu miktarın ve ne olduğu ile faiz hususlarında ortaya çıktığının anlaşıldığı; davanın esasına CMR Konvansiyonu hükümlerinin uygulanması gerektiğinin değerlendirildiği; Emtianın alıcılarına teslimatı öncesi meydana gelen soğuk zincirin kırılmasına bağlı hasar nedeniyle davacı -------- sigortalısının eksper raporuyla belirlenen hasar miktarını ödemiş olmakla, TTK m.1472 gereği sigortalısının kanuni halefi olarak işbu davayı açabileceğinin değerlendirildiği; Dava dosyasındaki CMR belgesinin davalı şirket tarafından düzenlenmesi ve söz konusu belgede taşıyıcı olarak yer almış olmasına göre akdi taşıyıcı olarak huzurdaki davaya muhatap olabileceğinin değerlendirildiği (TTK m.850); Emtianın alıcı tarafından hasarlı olduğu gerekçesiyle kabul edilmemesi, 28.06.2021 tarihinde survey raporu alınması ve davacı ---- şirketinin dava dışı sigortalısı tarafından emtianın teslime arz edilmesinden bir gün sonra-------- Noterliği aracılığı ile hasar ihtarnamesini, davalı şirket üzerine keşide etmesi karşısında, hasarın davalı şirketin taşıma sürecinde ortaya çıktığının değerlendirildiği (CMR m.29); Davalı şirketin taşıma sürecinde ortaya çıkan hasar nedeniyle sorumlu olduğu (CMR m.17); Hasarlı emtia oranının survey tarafından sondajlama yöntemiyle belirlenmesi ve buna göre emtiadaki değer kaybının da takdiren belirlenmesinin, davacının sigortalısı veya satış işleminde yararlandığı kişiler tarafından belge ibraz edilmemesi ve emtianın %22'sinin tam hasarlı (çöp) olarak ayıklanması karşısında bakiye %78 kalması gözetildiğinde %37,5 oranındaki değer kaybının yerinde olduğu; ayrıca muafiyet tenzili yapılmasından dolayı davalı şirketin, 17.025 USD gerçek zarar miktarına göre bu hesaplama tarzından zarar görmeyeceği kanaatiyle 12.485 USD poliçe hasarı ve davacının rücu miktarının kadri maruf olduğunun değerlendirildiği; CMR m.27 gereği Konvansiyon kapsamındaki taşımalarda faiz oranı 965 olup, yabancı para üzerinden yapılan taleplerde Yargıtay bu oranı doğrudan uygulandığı; 28.06.2021 tarihinde teslime arz edilen emtia bakımından 08.11.2021 tarihli ödeme emri gözetildiğinde dava konusu takibin CMR m.32'de düzenlenen bir yıllık zamanaşımı süresinden sonra başlatıldığı kanaatine varılabileceği; ancak 29.06.2021 tarihli noter ihtarnamesiyle davacının sigortalısının davalı şirkete hasar bildirimi ve ödeme talebini ihtar etmesine göre CMR m.32/2 gereği zamanaşımı süresinin durmuş olup olmadığının Mahkemenin takdirinde olduğu;" şeklinde rapor sunulmuştur.
Bilirkişi heyeti tarafından verilen ek raporda özetle; "Davalı vekili ve İhbar olunan sigortacı vekili dilekçesinde yapılan beyan ve itirazlar incelenmiş olunup kök rapordaki görüş ve kanaatlerimizi değiştirecek yeni bir bilgi ve belge bulunmadığı, Yukarıda Açıklanan hususlar doğrultusunda; Kök raporda değişiklik yapılmasına gerek olmadığı," şeklinde rapor sunulmuştur.
CMR Konvansiyonu'un 1. Maddesinde, sözleşmenin, sözleşmede belirtildiği gibi yükleme yeri ve teslim için belirlenen yerin en az biri akit ülke olan iki ayrı ülkede olması halinde, tarafların ikametgahı ve milliyetine bakılmaksızın ücret karşılığında yüklerin taşıt ile karadan taşınmasına ait her mukaveleye uygulanacağı düzenlenmiştir. Bu kapsamda davaya konu taşımanın CMR Konvansiyonu hükümlerine tabi olduğu hususunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır.CMR'nin 32/1. Maddesine göre, CMR Konvansiyonu gereğince yapılan taşımalardan doğacak davaların bir yıl içinde açılması gerekir. Ancak, bilerek kötü hareket veya mahkeme tarafından bilerek kötü hareket olarak kabul edilen kusurlarda, bu süre üç yıldır. CMR’nin 32/1. maddesinin (a) ve (b) bentlerinde zamanaşımı süresinin emtiadaki hasarın niteliğine göre ve en erken teslim tarihinden olmak üzere belirleneceği ifade edilmektedir. Öte yandan, CMR’nin 32/3. maddesi gereğince, zamanaşımının kesilmesi ve durması hususları ile ilgili olarak davanın açıldığı mahkemenin hukuku uygulanacak olup, bu durumda 6098 sayılı TBK’nun 153,154 ve 157. maddeleri hükümlerinin de bu çerçevede gözetilmesi gerekecektir. Yapılan yargılama, toplanan deliller, mahkememizce itibar edilen bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; dava dışı sigortalıya ait kiraz emtiasının davalı tarafından --------- taşınacağı,ve dava konusu taşımanın - karayolu ile yapılması taşımanın yapıldığı ülkeleri CMR'a taraf olmaları, taşımanın konusunun belge içeriklerine göre kiraz emtiası şeklinde, eşya taşımacılığı olması, taşıma organizasyonunun davalı tarafından gerçekleştirilmesi dikkate alındığında dava konusu uyuşmazlığa CMR konvansiyonu hükümleri uygulanacaktır. Davalı yan süresinde cevap dilekçesi sunmuş ve cevap dilekçesinde zamanaşımı defini ileri sürmüştür.Somut olayda taşınan emtianın 28.06.2021 tarihinde davalı şirket tarafından teslime arz edildiği, davaya konu icra takibinin --- olmasına göre takip CMR m.32’deki zamanaşımı süresi dolduktan sonra icra takibinin başlatıldığı görülmüştür. --------Yevmiye nolu İhtarnamesinin CMR 32/2 gereğince davalıya gönderildiği ve zamanaşımının ertelendiği iddiası mahkememizce incelenmiştir. İhtarnamenin davalıya tebliğine ilişkin mazbata ilgili noterlikten celp edilmiş ve ihtarnamenin dava dışı --------- tarihinde tebliğ edildiği görülmüştür. Davalı taraf tebligatın usulsüz olduğunu, ------ çalışan ya da yetkili olmadığı iddiası sebebiyle davalının çalışan listesi ----,----kayıtları da ---- celp edilmiş ve----- davalı şirketin yetkilisi ya çalışanı olmadığı anlaşılmıştır. Hal böyle olunca davacı tarafından zamanaşımını kesen ihtarnamenin davalı tarafa usulüne uygun olarak tebliğ edildiği husunun ispat edilemediği, takibin zamanaşımı süresi dolduktan sonra açıldığı kanaati ile davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
1-Davanın Zamanaşımı Nedeniyle REDDİNE,
2-Karar harcı 732,00 TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 5.802,98 TL harcın mahsubu ile artan 5.070,98 TL harcın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
7-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca----------- bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,
Dair; davacı vekili ile davalı vekili ile ihbar olunan vekilinin yüzüne gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ----Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 06/01/2026