İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili beyanına göre, müvekkili-----sahibi olduğu ----- Plakalı ---- model ----şasi No’lu Hususi aracı 22.04.2024 tarihinde noter satış sözleşmesi ile araç alım satım işletmesinde satmak için satın aldığını, aracı satın aldıktan kısa bir süre sonra (aynı gün içinde) araçta ------ sunduğu ekspertiz raporunda(Ek-2) belirtilmeyen motor aksamında arıza olduğu yaptığı inceleme ile anlaşıldığını, aracın teslim alındığı tarih olan 24.04.2024 tarihinde ----- yetkililerine bildirmesine rağmen görüşme sağlanan şirket yetkilisi tarafından gizli ayıbın kabul edilmeyeceği belirtildiğini, noter aracılığı ile yapılan ihtara da olumlu bir dönüş sağlanmadığını, karşı yan ----- Noterliğince tarafımıza gönderdiği cevaplarında motor içi sesli çalışma mevcut ve kam mili arızası mevcut ibarelerinin yer aldığını beyan ettiğini, ancak araç alındıktan 20 km yol gidildikten sonra meydana gelen motorda üfleme ve yağ yakma arızalarının karşı yanın belirttiği kam mili arızası ve sesli çalışma ile uzaktan yakından alakası olmadığını, müvekkilin araç alım satımı ile evini geçindirmeye çalışmakta olduğunu, mevcut arızanın niteliği ile ilgili 24.04.2024 tarihinde----- firmasına aracın kontrollerini yapılmasını sağladığında araç motorunda üfleme olduğu yağ yakma olduğu tespit edildiğini, müvekkili belirtildiği üzere araç alım satımı yaptığı için ve zararını delillendirmek için--- Sulh Hukuk Mahkemesi Hakimliğine delil tespiti için 06.05.2024 tarihinde başvurduğunu, neticesinde Esas No: ----- dosyasında Sayın Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından keşif yapıldığını ve Sayın Makine Mühendisi Bilirkişi ---- tarafından bilirkişi raporu tanzim edildiğini, Sayın Bilirkişi ilgili raporun sonuç ve kanaat bölümünde ilgili hasarın gizli ayıp kapsamında olduğunu belirttiğini, uzman bilirkişiler tarafından tam ve kesin olarak belirlendiği anda arttırılmak ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; müvekkilinin gizli ayıp nedeniyle uğradığı maddi zararın tazminine karşılık araç onarım bedeli için şimdilik 100,00 TL'nin (belirsiz alacak davası) araç satım tarihinden itibaren işletilecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, uzman bilirkişiler tarafından tam ve kesin olarak belirlendiği anda arttırılmak ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; müvekkilinin araç onarım süresi boyunca araç mahrumiyet bedeli için şimdilik 100,00 TL'nin (belirsiz alacak davası) araç satım tarihinden itibaren işletilecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; belirsiz alacak davası açılabilmesi için davacının dava tarihinde alacağın miktarını veya değerini tam ve kesin olarak belirleyememesi ya da bu belirlemenin imkansız olması gerektiğini, kesinlikle kabul anlamına gelmemek üzere; davacı tarafından yokluğunda yaptırılan delil tespiti üzerine düzenlenen raporda aracın onarılması için 72.960,00 TL gerektiği belirtildiğini ve ayrıca tarafına gönderilen ihtarname ile de 80.000,00 TL araç onarım bedelinin ödenmesi talep edildiğini, bu nedenle belirsiz alacak davası olarak açılan işbu davanın usulden reddi gerektiğini, dava konusu araç; dava dışı üçüncü kişi olan ---- tarafından müvekkili şirkete 18.04.2024 tarihinde satıldığını, davanın şirketi aleyhine sonuçlanması ihtimalinde şirketten talep edilecek bedeller, satıcı ----- rücu edileceğini beyanla öncelikle işbu dava belirsiz alacak davası olarak açılamayacağından davanın usulden reddine, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde davacının en azından 80.000,00 TL üzerinden harç ikmaline, davanın dava dışı üçüncü kişi olan ----- ihbar edilmesine, nihayetinde davacının haksız ve mesnetsiz davasının reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, dava konusu araçtaki ayıp sebebiyle uğranılan zararın tahsili talebine ilişkindir.
Davacı, davalıdan 22/04/2024 tarihinde dava konusu aracın satın alındığını, araçta arıza meydana geldiğini, yapılan tespitlerde aracın gizli ayıplı olduğunun tespit edildiğini, durumun davalıya bildirilmiş olmasına rağmen davalı tarafça zararının giderilmediğini, araçta meydana gelen arıza sebebiyle oluşan onarım bedelinin ve onarım sırasında aracı kullanamamış olması nedeniyle uğradığı zararın davalıdan tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan usul hükümleri doğrultusunda basit yargılama usulüne tabi olarak oluşturulan tensibe istinaden yargılamaya başlanmış yöntemine uygun ön inceleme duruşması açılarak öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, hukuki ihtilaf noktaları belirlenmek suretiyle tahkikat aşamasında deliller toplanmış, dava konusu noter kayıtları celp edilmiş, dava konusu aracın muayene kayıtları celp edilmiş, ---. Sulh Hukuk Mahkemesinin ---- sayılı dosyası UYAP üzerinden celp edilerek dosya içerisine alınıp incelenmiş, ----- Vergi Dairesinden davacının vergi kayıtları celp edilmiş, ----- Esnaf ve Sanatkarlar Odası'ndan davacının esnaf kaydı bilgileri celp edilmiş, ------ Ticaret Odasından davacının gerçek kişi ticari işletme kaydı bilgileri celp edilmiş, 16.08.2025 tarihli bilirkişi heyeti raporu ve 27.11.2025 tarihli bilirkişi ek raporu alınmış ve dava sonuçlandırılmıştır.Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 16.08.2025 tarihli raporunda özetle, "...Teknik Değerlendirmeye Göre; Alıcının araçtan beklentilerini karşılamadığı nedeniyle araçta gözle tespit edilemeyen, sonradan ortaya çıkan gizli ayıplı olduğu, Davacı alıcı ---- aracın daha önceki kötü kullanım nedeniyle hasarın meydana gelmesinde herhangi bir kusurunun olmadığı, olayın davacının kullanımından kaynaklanmadığı, davalı satıcı ------durumu bilmese bile ayıptan sorumlu olduğu, Aracın davaya konu: Toplam hasar bedelinin70.500 TL olduğu, Araç mahrumiyet kaybının 15.288 TL olduğu, Toplu Değerlendirmeye Göre; Taraflar arasında satış sözleşmesinin olduğu, aracın gizli ayıplı olduğunun teknik incelemede tespit edildiği, Sözleşme tarihinin 22.4.2024 olduğu, noter kanalıyla 25.4.2024 tarihinde ayıp bildirimi yapılmış olduğu, tarihler nazara alındığında gizli ayıba ilişkin bildirimin derhal yapılıp yapılmadığının takdirinin Sayın Mahkemede olduğu, Sayın Mahkemece ayıp bildiriminin süresinde yapıldığı kanaatine varılacak olursa davacının teknik değerlendirmede tespit edilen zararlarını talep edebileceği..." yönünde görüşlerini bildirmiştir.Bilirkişi tarafından düzenlenen 27.11.2025 tarihli ek raporunda özetle, "...Kusur yönünden bir değişikliğe gerek duyulmadığı, kök raporun aynen geçerli olduğu, Araç mahrumiyet bedeli yönünden: Araç onarım süresince araç mahrumiyet bedelinin 15.288 TL olduğu, Takdiri Sn Mahkemeye ait olmak üzere: Keşif sürecine kadar aracın kullanılmamasından kaynaklı araç mahrumiyet bedelinin 31.752 TL olduğu,..." yönünde görüşlerini bildirmiştir.Davacı vekilinin 08.01.2026 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 85.788,00 TL'ye arttırdığını, buna ilişkin harcı ikmal ettiği görülmüştür. Taraflar arasında araç satış sözleşmesi olduğu hususunu ihtilafsız olup taraflar arasındaki ihtilaf; dava konusu aracın gizli ayıplı olup olmadığı, ayıbın satış öncesinde davalı tarafça davacıya bildirilip bildirilmediği, araçtaki ayıbın davalı tarafından yaptırılan ekspertiz raporu ile tespit edilen arızalar dışındaki bir arıza olup olmadığı, davalının araçtaki arıza sebebiyle oluşan zarardan davacıya karşı sorumlu olup olmadığının tespiti noktasında toplanmaktadır.Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi).Eldeki davada davacı, dava konusu aracın gizli ayıplı olduğu iddia edildiğinden, davacının ayıp iddiasını ve ayıp sebebiyle uğradığı zararı ispat etmesi gerekmekte olup ispat yükü davacı taraftadır. Uyuşmazlığın çözümü için mahkememizce dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, dosyadaki deliller ve belgeler incelenmiş, alınan teknik bilirkişi raporu dikkate alındığında aracın kaynaklı gizli ayıplı olduğu tespit edilmiştir. Tüm dosya kapsamı, taraf iddia ve savunmaları, alınan bilirkişi raporları ve bütün deliller birlikte değerlendirildiğinde; dosya kapsamında celp edilen kayıtlar dikkate alındığında tarafların tacir olduğu tespit edilmiştir. Bu itibarla eldeki uyuşmazlığa TKHK değil, TBK ve TTK hükümleri uygulanacaktır. Dosya kapsamında alınan bilirkişi kök ve ek raporunda dava konusu araçtaki arızanın gizli ayıp niteliğinde olduğu tespit edilmiş, davalı tarafından yapılan ekspertiz raporlarındaki tespitlerin (kök rapor sf: 11) ise davalının sorumluluğunu değiştirmeyeceği belirtilmiştir. Belirtmek gerekir ki, hakim uyuşmazlığın çözümü için elzem olan durumlarda alanında uzman bilirkişiye başvurup, bilirkişi raporu alabilir. Ancak alınan bilirkişi raporunun hakimi bağlayıcı bir yönü bulunmamakta olup hukuki nitelendirme ve değerlendirilme hakime aittir. Her ne kadar dosya kapsamında alınan bilirkişi kök ve ek raporunda davalının oluşan zarar sebebiyle sorumlu olduğu beyan edilmekte ise de; yukarıda belirtildiği üzere celp edilen müzekkere kayıtları gereğince davacı ve davalı taraf tacir olup araç alım-satımı ile uğraşmaktadır. Dolayısıyla araçlar ve araçlardaki arızalar sebebiyle normal bir tacire göre bile daha fazla bilgiye sahiptir. Davalı tarafça araç satışından önce alınan ve davacıya bildirilen ekspertiz raporunda dava konusu aracın motor bölümünde birden fazla yağ kaçağı ve arızanın olduğu tespiti yapılmış ve bu hususlar davacıya bildirilmiştir. TTK 18/2 maddesi gereğince davacı taraf basiretli bir tacir olarak hareket etmesi gerekmekte olup davalı tarafça araçta tespit edilen aynı arızalara yönelik davacı tarafça zarar ve ayıp iddiasında bulunması mümkün değildir. Her ne kadar bilirkişi raporunda aksi yönde tespit yapılmış ise de; yukarıda belirtildiği üzere davacı taraf tüketici konumunda olmayıp tacir olduğundan uyuşmazlıkta TKHK değil TBK ve TTK uygulanacak olup değerlendirmemizin aksi yöndeki bilirkişi raporundaki tespitler hükme esas alınmamış, davanın reddine karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1-Davanın reddine,
2-Alınması gerekli karar harcı 732,00 TL'nin davacı tarafça peşin olarak yatırılan 427,60 TL ve ıslah harcı olarak yatılıran 1.461,63 TL harç olmak üzere toplam 1.889,23 TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 1.157,23 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halide davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-TTK 5/A maddesi ve 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A fıkrası ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca 3.600,00 TL arabuluculuk ücreti davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
6-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 13 maddesindeki esaslara göre belirlenen 45.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333.maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde ---- Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.