Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

Mahkememizde görülmekte olan tazminat (ticari satımdan kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalı şirkette 05.07.2022 tarihli 82.831,00.-TL fatura ile "----" tarafından üretilmiş "------" model seramik satın alığını, bu seramiklerin müvekkili şirketin taşeronları tarafından ----- Apartmanında kullanıldığını, dairelerin teslimi yapıldıktan sonra daire sahiplerinin döşenen seramik ürünlerle ilgili şikayetlerinin bulunduğunu, renk ve doku farkının bulunduğunu ve bazılarında üretim hatalarının mevcut olduğunun anlaşıldığını, bu durum üzerine davalı firma ile irtibata geçilerek durumun anlatıldığını, 62.299,29.-TL nin tazmininin talep edildiğini, olumlu sonuç alınamadığını, davalı firmanın 6098 sayılı yasanın 219. Md. Uyarınca sorumlu olduğunu, bu zararı tazmin etmesi gerektiğini, 223/2 deki yükümlülüğün müvekkili şirket tarafından yerine getirildiğini belirterek ayıplı mal satımı nedeni ile müvekkilinin uğradığı zararın tespit ve tazminini talep ve dava etmiştir.

ISLAH/BEDEL ARTTIRIM:
Davacı vekili 02/10/2025 tarihli dilekçesi ile dava değerini 24.288,26 TL'ye artırmış, ıslah harcını yatırmış, ıslah dilekçesi davalıya tebliğ edilmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarını destekleyecek sübut delillerinin bulunmadığını, yapılan satışta malzemelerin bizzat davacı taraf yetkililerince görülüp seçildiğini, buna binaen satış işleminin gerçekleştiğini, malzemelerin kendilerine tesliminden kullanım zamanına kadar ayıplı mal hususunda bir dönüş almadıklarını, söz konusu ayıplı ifanın gerçekleştiğini kabul etmediklerini, bu ihtimalde ise iş bu davada davacı tarafın alıcı olmasına rağmen seramikleri kullandığını, inşaatını tamamladığını, bu süre zarfında herhangi bir bildirimde bulunulmadığını, davacının kötü niyetli bir maddi menfaat sağlamaya çalışmakta olduğunu, gerekli özeni göstermemesinden dolayı sorumlu olduğunu, taşınmaz maliklerine karşı kendini haklı çıkarma çabasında olduğunu, davacının mesnetsiz ve kötü niyetle açılan davasının reddine yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Hukuki Nitelendirme, Delillerin Değerlendirilmesi ve Netice
Dava, taraflar arasında fatura karşılığı alım satımı yapılan seramiklerin ayıplı olduğu iddiası ile açılan maddi tazminat talebine ilişkindir.
Uyuşmazlığın, taraflar arasındaki sözleşmeye istinaden davalı firmadan satın alınıp dava dışı ------ döşenen seramiklerin ayıplı olup olmadığı, ayıbın mahiyeti, ayıp söz konusu ise bunun davalı firma tarafından tazmin şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında, davacı şirketin ayıp nedeniyle seçimlik hakka sahip olup olmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
6102 sayılı Yasanın "Ticari satış ve mal değişimi" başlıklı 23 üncü maddesinin ilk fıkrasına göre, bu maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de Türk Borçlar Kanununun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanır.
Anılı maddenin ilk fıkrasının (b) bendine göre, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.
6098 sayılı Yasanın "Gözden geçirme ve satıcıya bildirme" üst başlıklı 223 üncü maddesine göre ise, alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır.Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır (f.2).
Mahkememizden verilen 06/06/2023 tarih ve---- Esas ---- sayılı kararı ----- Bölge Adliye Mahkemesi ------. Hukuk Dairesi 09/05/2024 tarih ve ------ esas ve ----- karar sayılı ilamıyla;
"... seramik satışına ilişkin sözleşmenin davacı ve davalı arasında kurulduğu çekişme konusu olmayıp, sözleşmelerin nispiliği ilkesi gereği, borç ilişkisinin sadece tarafları arasında hüküm ve sonuç doğuracağı, sözleşmeden doğan talep haklarının yalnızca sözleşmenin tarafları tarafından ve birbirlerine karşı ileri sürülebilecekleri, davacının alıcı, davalının satıcı olduğu dava konusu satış sözleşmesi bakımından, TBK'nun 219 ve devamı maddelerinde düzenlenen satıcının ayıba karşı tekeffül sorumluluğundan doğan talep haklarının davacı satıcı tarafından ileri sürülebileceği, davacının aktif husumetinin bulunduğu nazara alınmaksızın; yanılgılı değerlendirme ile dava konusu seramiklerin dava dışı daire maliklerinin dairelerinde kullanıldıklarından bu seramiklerdeki ayıplarla ilgili dava açma hakkının daire maliklerine ait olduğu gerekçesi ile davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi yerinde olmamış, davacı yanın bu yöndeki istinaf sebebi haklı bulunmuştur. " denilerek kaldırılmıştır.
Tensip ile birlikte;
-İlgili vergi dairelerine müzekkere yazılarak 2022 yılına ait davacı tarafın BS, davalı tarafın BA kayıtlarının gönderilmesinin istenilmesine,
-Her iki taraf vekiline, ayıplı olduğu belirtilen ürünlerin halen dairelerde kullanılıp kullanılmadığı, muhafaza edilip edilmediği hususlarında beyanda bulunması ve tanık deliline dayanılmış olduğu anlaşıldığından tanık listelerini sunmaları ve ikiden fazla olmamak kaydıyla belirleyecekleri tanıklarının tebliğe esas adreslerini bildirmeleri ve tanıklarını hangi hususlarda dinletmek istedikleri hususunda yazılı açıklamada bulunmaları için bir ay süre verilmesine, karar verilmiştir.
Dinlenen tanıklardan ------,
"... Benim taraflar ile herhangi bir husumetim yoktur, ben bu ürünün uygulandığı dairelerden birinde kat malikiyim, ben arsa malikiydim, masrafları karşılanmak suretiyle ürün, müteahhit tarafından alınıp uygulandı, ama kat malikleri olarak bizim istediğimiz ürün alınıyordu, 2022 yılı Eylül- Ekim gibi uygulama yapıldı, temizlik yapmaya başladıktan sonra fark ettik ancak aradan ne kadar süre geçtiğini tam olarak hatırlayamıyorum, şuan bu eksiklikler giderilmemiştir, hala kullanıyoruz, tamir tadilat gibi herhangi bir işlem yapılmadı, seramikleri halen kullanıyoruz, benim dairemde uygulanan ürün parlak renkli ve beyaz olması gerekirken krem ve kirli beyaz renk uygulaması yapıldı, koridor ve mutfak zemininde 3 farklı renk uygulandı ancak diğer dairelerde daha farklı uygulamalar yapılmıştır, toplam 6 daire vardır, 4 daire için mat taş seçilmişti, benim dairem de dahil olmak üzere iki daire için parlak renkte taş seçilmişti, mat olan dairelerde taşların düz olması gerekirken bazı yerlerde pürüz vardır, diğer dairlerde de bunun gibi eksiklikler var" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Aynı celsede dinlenen bir diğer davacı tanığı ------ ise,
"... taraflar ile herhangi bir husumetim bulunmamaktadır, ürünün uygulandığı apartmanda 3 numaralı daire benimdir, kat malikiyim, 25 Kasım 2022 tarihinde daireme geçtim, uygulama yapıldıktan sonra kapılar takıldı, hemen sonra temizlik yapınca ilgili ürünlerdeki eksiklikleri ve ayıpları fark ettik, benim dairemde zeminde farklı taşlar uygulanmış, bizim mağazada beğendiğimiz ile uygulanan ürünün farklı olduğunu anladık, benim dairemde uygulanan ürünlerde renk farklılığı var, ürünleri kat malikleri olarak biz beğendik ve mağazasından aldık ancak uygulamayı müteahhit firma yapmıştır, ben eksiklikleri söylemek üzere ----- seramiğe gittim, ----- isimli bir çalışan benimle ilgilendi, bu kişi bize ürünü satan kişi idi, daha sonra----- isimli bir çalışan gelip evde baktı kendisi de bize hak verdi ancak daha sonra ilgilenmediler, ben eksikliğin giderilmesi için mağazaya evimi taşımadan evvel gittim, taşınmadan eksiklik giderilsin demiştik, dolayısıyla eksikliği ve ayıbı fark ettikten hemen sonra giderilmesini talep ettik" şeklinde beyanda bulunmuştur.

Kaldırma sonrası mahkememiz ilk celse ara kararı ile 05/07/2022 tarihli fatura konusu ürünlerin ayıplı olup olmadıkları, ayıplı ise gizli ayıp mı yoksa açık ayıp mı olup olmadığı ayıbın giderilip giderilmeyeceği, giderilebilir bir ayıp ise bunun davanın açıldığı tarih itibariyle işçilik dahil ortalama maliyeti, ayrıca yine aynı tarih itibariyle ayıpsız bir ürün maliyeti; tarafların ticari defter ve kayıtlarında anılı faturanın yer alıp almadığı, BA-BS bildirimi yapılıp yapılmadığıhususlarında rapor tanzim edilmek üzere mimar bilirkişi marifetiyle keşif icra edilmesine karar verilmiş keşif sonrasında tanzim olunan 03/04/2025 tarihli bilirkişi raporunda;
"Davaya konu olan 05.07.2022 tarihli ------ seri nolu 82.831,45 TL tutarlı faturanın, davacı tarafın ve davalı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu görülmüştür.
-Davaya konu edilen seramiklerin ayıplı olduğu (açık ayıp) hesaplamada seçenekli iki şıkkın değerlendirildiği, buna göre;
İşçilik, malzeme ve nakliye hariç ayıplı seramik bedeli dava tarihi itibariyle KDV dahil 10.264,74 TL (yada) İşçilik, malzeme ve nakliye dahil ayıplı seramik bedeli dava tarihi itibariyle KDV dahil 24.288,26 TL olarak hesap ve takdir edilmiştir" şeklinde belirlemelere yer verilmiştir.
Tüm dosya kapsamı, alınan teknik rapor ve taraf tanık beyanları ile tarafların sundukları sair kayıtlar birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasındaki sözleşme gereği uygulaması yapılan seramik zemin malzemelerindeki ayıbın ancak uygulaması (döşemesi) yapıldıktan sonra gün ışığında görüldüğünde ayıplı olup olmadığının anlaşılabileceği, bu şekliyle paket halinde satılan ürünlerin davacı tarafça teslim alındıktan sonra (uygulama yapılmadığı müddetçe) tetkik edilip yasal ayıp ihbarı süresi içinde bildirimin yapılamayacağı, ürünlerin uygulamasının davacı taraf çalışanları tarafından yapıldığı savunmasına ise bunların yapıldığı dönem inşaat artığı (toz, kurum vb) olması nedeniyle ayıbın net bir şekilde anlaşılamayacağı nedenleriyle itibar edilemeyeceği, uygulama yapıldıktan sonra davacının müşterileri olan (kat malikleri) tanıkların bildirimleri doğrultusunda ayıp ihbar ve bildiriminin davalı yana yapıldığı, ürünlerin raporda belirtildiği şekliyle ton farkının bulunduğu, uygulamadan sonra bu durumun açıkça anlaşılabildiği, ürünlerin parlaklıklarının dahi farklılık arz ettiği, davacının seçilik hakkını 6098 sayılı Yasa'nın 227/f.1 de yer alan seçeneklerden birine hasredebileceği gibi aynı maddenin 2 nci fıkrası gereği genel hükümlere bağlı olarak ödenen ayıplı ürünlerin bedellerinin iadesi ve işçilik maliyetini talep edebileceği, teknik tespite göre bunun (malzeme, işçilik, nakliye) KDV dahil 24288,26 Türk Lirası olduğu, davacının bedel artırım dilekçesi ile dava konusu tutarı artırdığı anlaşılmakla davanın kabulü ile, 24.288,26 Türk Lirası'nın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1.-Davanın kabulü ile, 24.288,26 TL nın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

2-HARÇLAR
Alınması gerekli 1.659,13 TL harcın davacı tarafından dava açılışı sırasında yatırılan 179,90 TL peşin harç ve 615,40 ıslah harcından mahsubu ile eksik bakiye 863,83 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,

3-VEKALET ÜCRETİ
Avukatlık asgari ücret tarifesine göre davacı vekili için takdir olunan 24.288,26 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4-ARABULUCULUK ÜCRETİ
Davadan önce gidilen arabuluculukta devletçe karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, bu nedenle bu miktar yönünden de harç gibi tahsil müzekkeresi hazırlanmasına,

5-YARGILAMA GİDERLERİ

a-Davacı tarafından harç olarak yatırılan 4.005,5 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

b-Davacı tarafından sarf edilen 7.000,00 TL Bilirkişi ücreti ve 637,50 TL Posta ücreti olmak üzere toplam yargılama gideri olan 7.637,50 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

c-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğden itibaren iki (2) hafta içerisinde ------ Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu.