Ankara Batı 1 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/1419 Esas - 2026/24
Ankara Batı
1 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
K. YAZIM TARİHİ: 29/01/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Dava vekili dilekçesinde özetle; Davalı şirket, muhtelif zamanlarda birçok kez müvekkil şirketten ürün/mal satın aldığını, yapılan alışverişler sebebiyle de müvekkil şirket edimlerini yerine getirerek davalı şirketin muhtelif zamanlarda talep ettiği ürünleri faturası ile birlikte teslim ettiğini, Müvekkil şirket ile davalı şirket arasındaki ürün/mal alışverişleri sebebiyle davalı şirket tarafından yapılması gereken ödemelerin gecikmesinden dolayı hem davalı şirketten hem de davalı ....'den 1.000.000,00 TL (Birmilyon-TL) miktarlı ve 03.01.2023 vade tarihli teminat bonosu alındığını, ancak ne davalı şirket tarafından ne de davalı şirketin yetkilisi diğer davalı .... tarafından bakiye borç ve işlemiş faizi ödenmediğini, bakiye asıl alacak ve işlemiş faizinin ödenmesi konusunda davalı şirket ve diğer davalı .... ile yapılan görüşmelerden de sonuç alınamadığını, hem davalı şirket hem de diğer davalı .... aleyhine, Ankara .... Genel İcra Dairesi ... E. sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, davalıların itirazı üzerine takibin durduğunu beyan ederek itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili dilekçesinde özetle; Davacı tarafça her iki müvekkili aleyhine Ankara .... Genel İcra Dairesi ... Esas Sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış olup taraflarınca yapılan itirazlar neticesinde her iki müvekkil yönünden de takibin durdurulmuş olduğunu, işbu haksız ve hukuki dayanaktan yoksun icra takibinin konusu cari hesap ve teminat olarak verilen bir senede dayandırılmakta olduğunu, söz konusu takip dayanağı cari hesabın yalnızca müvekkili şirket yönünden tutulmuş olan bir cari hesap olduğunu, dolayısı ile müvekkillerden ..... yönünden böyle bir talepte bulunulması usul ve yasaya aykırı olduğunu, işbu sebeple öncelikli olarak davanın .... adına ile iptaline karar verilmesi gerekmekte olduğunu, ayrıca takibin bir diğer konusunun ise; teminat olarak verilmiş olan bir teminat senedi olduğunu, işbu senede konu edimlerin öncelikli olarak davacı yan tarafından yerine getirilmemiş olduğunu, müvekkil şirket ile davacı yan arasında yapılan ticarete konu malların müvekkile teslim edilmemiş olduğunu, dolayısı ile müvekkilinin davacı yana herhangi bir borcu bulunmamakta olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, şayet arada bir ticari ilişki var ise dahi buna ilişkin olarak davacı tarafça açıklama yapılmalı ve takibe dayanak evrak müvekkillerine tebliğ edilip bilgi verilmesi gerektiğini, aksi takdirde hiçbir hukuki dayanağı olmayan alacak istemine yönelik olarak müvekkilinin de her basiretli tacir gibi olumsuz yanıt vermek zorunda olduğunu, zira bu durumda davacı tarafın alacaklı olduğu dahi belli olmadığını, davacı yanın hizmeti ifa ettiğini kanıtlamadığı sürece müvekkili şirket adına fatura düzenlemesinin ve ticari defterlerine göre bu cari hesap ve faturalar nedeniyle alacaklı gözükmesinin müvekkili şirketi bağlayıcı bir yanı bulunmadığını, davacı yanın likit alacağa haksız olarak itiraz edildiğinden bahisle icra inkâr tazminatına yönelik taleplerinin kabulü mümkün olmadığını, her şeyden evvel alacağın varlığı yargılamaya muhtaç olup, davacı yan ifa etmediği bir hizmetin karşılığını haksız ve hukuka aykırı şekilde talep etmekte olduğunu, alacağın tespiti için ayrıca yargılama yapılmasına gerek olmadığı hallerde diğer şartlarda mevcutsa alacağın likit sayılacağını, davacı yanın likit alacağa haksız olarak itiraz edildiğinden bahisle icra inkar tazminatına yönelik taleplerinin kabulünün mümkün olmadığını, her şeyden evvel alacağın varlığı yargılamaya muhtaç olup, davacı yan ifa etmediği bir hizmetin karşılığını haksız ve hukuka aykırı şekilde talep etmekte olduğunu, alacağın tespiti için ayrıca yargılama yapılmasına gerek olmadığı hallerde diğer şartlarda mevcutsa alacağın likit sayılacağını, davacı yan tarafından davaya konu icra takibinde; 752.552,97 TL üzerinden icra takibi başlatılmış olup; söz konusu takibe ek olarak 129.021,42 TL geçmiş gün faizi istenilmiş olduğunu, bilindiği üzere ilamsız icra takiplerinde geçmiş gün faizinin istenilmesi yalnızca ihtarname ile muaccel hale getirme şartına bağlanmış olduğunu, dolayısı ile söz konusu asıl alacağa ilişkin geçmiş gün faizinin istenilmesi haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, işbu sebeple davanın bu yönü ile de reddi gerekmekte olduğunu, ayrıca taraflarınca daha önce de beyan edilmiş olduğu üzere davacı taraf açıkça kötü niyetli hareket etmekte olup davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin gerekmekte olduğunu, neticeten müvekkillerinin davacı tarafa herhangi bir borcu olmayıp kaldı ki kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı tarafça da herhangi bir alacak iddiası ispat edilememiş ve icra takibinde de dayanılmamış olduğunu, dolayısıyla icra takibinin devamı niteliğinde olan işbu davada da davacının yeni belgeye dayanması hukuken mümkün olmadığını ve taraflarınca da kabul edilemez olduğunu, ayrıca davacı tarafça yasa ve usule aykırı olarak başlatılmış olan icra takibi de haksız olup ilgili Yargıtay kararlarından da açıkça anlaşılacağı üzere itirazlarının hukuken yerinde olmadığını, haklı itirazımın kabulü ile davacının haksız davasının reddi ve kötü niyetli davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, ifade ederek; davacı tarafça haklılığı ispat edilemeyen ve müvekkillerini mağdur etmek amacıyla haksız ve mesnetsiz olarak açılmış olan davanın reddini talep etmiştir.
Ankara ... Genel İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyası, Ankara .... İcra Hukuk Mahkemesinin .... esas sayılı dosyası, vergi kayıtları, BA-BS formları, tarafların ticari defter ve kayıtları, bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı.
Bilirkişi 20/10/2025 tarihli raporu ile özetle; Dava dosyası üzerinde yapılan inceleme ve ayrıntıları belirtilen gerekçeler ışığında; Davacı.... Şti.'nin 14.10.2023 tarihinde Ankara .... Genel Dairesi'nin .... E. sayılı dosyası ile davalı .... . Şti. aleyhinde başlatmış olduğu ilamsız icra takibinin takip tarihi itibariyle davalı şirketten 577.152,31 TL alacaklı olduğu, bununla birlikte davacı şirketin icra takibinden önce alacağının tahsili hususunda davalıya yazılı ya da sözlü ihtarı bulunmadığı için, takip tarihinden önce davacının davalıyı temerrüde düşüremediği, bu nedenle icra takibinde davacı tarafından talep edilen işlemiş faiz talebinin yersiz olduğu bildirilmiştir.
Dava, taraflar arasındaki ticari satım ilişkisinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davalı .... yönünden yapılan ilamsız icra takibinde İcra takibine dayanak fatura incelendiğinde, faturanın davalı şirket tarafından düzenlendiği görülmektedir. Davalının, davacı ve diğer davalı şirket arasındaki alacak borç ilişkisinin tarafı olmadığı davalı şirket yetkilisi olarak şahsi sorumluluğuna gidilemeyeceği bu sebeplerle yapılan takipte Davalı .... yönünden pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı anlaşılmakla 2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesi hükmü gereği açılan itirazın iptali davasının da takibe sıkı sıkıya bağlı olduğu gözetilerek davanın usulüne uygun başlatılmış takip bulunmasına ilişkin özel dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
Davalı Şirket yönünden yapılan değerlendirmede; Asıl Uyuşmazlık, icra takibine dayanak borcun dayanağı olarak fatura ve senedin gösterildiği fakat tarafların dava ve cevap dilekçesiyle senedin teminat amacıyla verildiğini kabul ettikleri gözetilerek davacının fatura alacağından kaynaklı dava tarihi itibarıyla alacağının bulunup bulunmadığı, davacının dava konusu icra takibi ile talep edilen alacaktan sorumlu olup olmadığı hususundan kaynaklanmaktadır.
Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır (Yargıtay 15. HD'nin 13/06/2017 tarih ve 2/16/2310 E.2017/2537 K sayılı ilamı).Yargıtay içtihatları gereğince fatura alıcısının bu fatura nedeniyle BA formu düzenleyerek vergi dairesine bildirmesi faturaya konu mal ve hizmeti aldığına karine teşkil eder (Yargıtay 19. HD, 31.10.2018,2627/5349; 18.06.2020,709/1122). Dosya kapsamındaki 2023 yılı BA-BS formları incelendiğinde, davacının BS ve davalının BA formu ile beyan ettiği davacı faturalarının birbiri ile örtüştüğü BA-BS formları ile mal alış satış yapıldığının ispatlandığı, bu kapsamda davacı şirket tarafından düzenlenen faturaların davalı tarafından vergi dairesine beyan edilmiş olması nedeniyle kayıtlarına işlendiğinin anlaşıldığı,kayıtlarına işlediği fatura iadesine ilişkin delil de sunulmadığı .Bu kapsamda davacının ticari defter ve kayıtları, mevcut deliller ve bilirkişi raporu ile birlikte yapılan değerlendirme hükme esas alınarak Yapılan bilirkişi incelemesi ile davacının ticari defter kayıtlarına göre davalı şirketten 577.152,31 TL alacaklı olduğu kabul edilerek Davalı şirket yönünden Ankara ....Genel İcra Dairesinin ... esas sayılı takibe davalının itirazının 577.152,31 TL üzerinden iptali ile takibin devamına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE,
1-Davalı .... yönünden davanın özel dava şartı yokluğundan davanın REDDİNE,
2-Davalı şirket yönünden Ankara ....Genel İcra Dairesinin .... esas sayılı takibe davalının itirazının 577.152,31 TL üzerinden iptali ile takibin devamına,
Fazlaya dair istemin reddine,
3-577.152,31 TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine,
4-Alınması gereken 39.425,27 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 10.647,28 TL harcın mahsubu ile bakiye 28.777,99 TL karar ve ilam harcının davalı .....Şti'den alınarak hazineye irat kaydına,
Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 3.166,67 TL'nin davanın kabul-red oranına göre belirlenen 2.073,15 TL'sinin davalı .....Şti'den, 1.093,52 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Davacı tarafından yatırılan 10.647,28 TL peşin harç, 427,60 TL başvuru harcı, 60,80 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 11.135,68 TL harcın davalı .....Şti'den tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından sarf edilen 1.310,00 TL tebligat ve posta gideri ile 5.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 6.310,00 TL yargılama giderinden davanın kabul oranına göre hesap edilen 4.131,03 TL'nin davalı .....Şti'den alınarak davacıya ödenmesine, artan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
6-Davacının kendisini vekil ile temsil ettirdiği görülmekle karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince davanın kabul oranına göre takdir ve hesap edilen 92.344,37 TL vekalet ücretinin davalı .....Şti'den alınarak davacıya ödenmesine,
7-Davalı ......Şti'nin kendisini vekil ile temsil ettirdiği görülmekle karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince davanın red oranına göre takdir ve hesap edilen 48.708,33 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya ödenmesine,
8-Davalı ....'in kendisini vekil ile temsil ettirdiği görülmekle karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince takdir ve hesap edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya ödenmesine,
9-Kararın talep halinde taraflara tebliğine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 08/01/2026