İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

DAVACI: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı/borçlu arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan alacağın davalı tarafından
ödenmemesi nedeniyle davalı aleyhine --- nezdinde
---Esas sayılı dosyası ile takibe geçildiği ve davalı tarafından süresinde itiraz edildiği, müvekkili ile davalı arasındaki ticari ilişki 2018 Temmuz ayında kurulduğu ve işbu ticaretin konusu müvekkili tarafından davalıya dava dilekçesi ekinde sunulan faturalarda belirtilmiş olan malların teslimi
olduğu, müvekkili firma, taraflar arasındaki anlaşma uyarınca 2018 Temmuz ayında davalıya faturalarda belirtilmiş olan ürünleri anlaşma uyarınca eksiksiz bir şekilde teslim ettiği, davalı tarafça teslim edilen ürünlere dair bir ayıp, kusur veya eksiklik bildirimi yapılmamakla birlikte dava konusu icra takibinin dayanağı olan faturalara da herhangi bir itirazda bulunulmamış olduğu, davalı borçlu, müvekkili şirketten satın almış olduğu fatura içeriği malların bedelini borçlanmış ancak mezkur borcu ödemediği, başlatılan icra takibine, davalı tarafından haksız olarak itiraz edildiği, borçlu itirazında, alacaklı müvekkili firmaya herhangi bir borcu olmadığını belirtmiş ve alacağın tamamı ile tüm ferilerine itiraz ettiği, itirazın gerçeklikten uzak ve tamamen kötü niyetli bir itiraz olduğu beyan edilmekle, fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; davanın kabulüne, davalının menkul-gayrimenkul ve 3.kişilerde bulunan hak ve alacakları ile ilgili olarak ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir kararı verilmesine, itirazın iptaline ve takibin kaldığı yerden devamına, alacağının likit olduğu da dikkate alınarak takip alacağının %20’sinden az olmamak üzere
borçlunun icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderlerinin karşı tarafa

yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı taraf cevap dilekçesinde özetle, alacaklı görünen tarafa herhangi bir borcu
bulunmadığı, bu nedenle takibe ve borca itiraz ederek takibin durdurulmasını talep ettiği, davacı
şirketi---- defalarca aradığı, ancak kesinlikle ulaşım
sağlayamadığı beyanla, itirazlarının kabulünü ve takibin iptalini talep ettiği görülmüştür.

Dava, ----Esas sayılı dosyasına yapılan itiraz nedeni ile açılan itirazın iptali davası olduğu, faturalardan kaynaklı alacaklı olup olmadığı ve alacak miktarı noktalarında toplanmıştır.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.
b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır.Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.
c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu, ------------ sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde buludğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından itiraz dilekçesinde borca itiraz edildiği ve takibin durduğu anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi tarafından sunulan ----- tarihli raporda özetle; dosya kapsamı ve davacı şirketin usul ve yasaya uygun tutulduğu tespit olunan ticari defter ve kayıtları ile dayanak belgeleri üzerinde yapılan incelemeler sonucunda; Davacı Şirketle Davalı Firma arasında, --- yılından başlayarak, --- yılında da sürdürüldüğü görülen ticari ilişki kapsamında, davacı Şirketçe Davalı Firma adına, satışı yapılan muhtelif marka ve adet sigara satışları kapsamında, muhtelif tarih ve tutarlarda faturaları düzenleyerek, usul ve yasaya uygun tutulmuş ticari
defterlerinde ticari defterlerinde davalı firma adına borç kaydetmiş olduğu, davacı şirketçe davalı adına düzenlenen faturalar, içeriği mallarla birlikte-------şeklinde kaşe + imza tatbik edilmek suretiyle davalı yanca teslim alındığı görülmüş olduğu, dosya kapsamı incelendiğinde davalı yanca işbu faturalara yönelik olarak yasal itiraz süresi içinde yapılmış yasal nitelikli bir itiraza rastlanılmadığı gibi iddia da edilmediği görülmekle, nihai takdiri sayın mahkemeye ait olmak üzere davacı şirketçe davalı adına düzenlenen satış faturalarının münderecatları itibarıyla kesinleşmiş ve bedellerine hak kazanılmış olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı, davacı şirketin incelenen ve raporda listelenen Ticari Defter Kayıtlarından tespit edildiği üzere, Davalı Firmanın, Davacı Şirketçe adına düzenlenen ve Münderecatı itibarıyla kesinleşmiş olduğu kanaatinde
olunduğu, faturalardan kaynaklanan Borçlarına ilişkin olarak, Muhtelif tarih ve Tutarlarda olmak
üzere, Kredi Kartı Pos Çekimleri ve Nakit Ödemeleri gerçekleştirdiği ve gerçekleştirilen bu kısmi
ödemelerin Davacı Şirket Ticari Defterlerinde Davalı Şirketin Faturalardan kaynaklanan Borçlarından
Mahsup edilmek suretiyle Ticari Defterlere kaydedilmiş oldukları, Açık Hesap İlişkisi içerisinde yapılan bu kayıtlar neticesinde, Davacı Şirketin Usul ve yasaya uygun tutulduğu tespit olunan ve yukarıda listelenen Yasal Ticari Defter kayıtları muvacehesinde, Davacı Şirketin Davalı Şirketten, Faturalara dayalı Açık C/H’ tan kaynaklanan 2.559,43 TL ASIL ALACAK BAKİYESİ’ nin mevcut bulunduğu ve bu alacak bakiyesinin Şüpheli Alacaklar Hesabına virman edilerek ve değişikliğe uğramadan ----- yılına devir edildiği tespit edilmiştir.
Bunun yanında; Davalı Şirket Sayın Mahkemece tayin edilen Gün ve Saatte, İbraz edilmesi gereken
Ticari Defter ve Kayıtları ile ilgili ekstre ve dayanak belgelerini, herhangi bir mazaret bildiriminde
bulunmaksızın Bilirkişi İncelemesine sunmayarak Davacı Şirket Ticari Defter Kayıtlarında yer alan
2.559,43 TL Borç Mevcudiyetinin aksini kanıtlayamadıkları, Bu durumda, Davacı Şirketin Usul ve Yasaya uygun tutulmuş Delil Niteliğine haiz Ticari Defterlerinde mevcut 2.559,43 TL Borcunun aksini Ticari Defterlerini ve/veya Hukuki Nitelikli Ödeme Belgelerini ibraz etmeyerek kanıtlayamayan Davalı Şirket karşısında, 7251 Sayılı Kanun’la Değişik HMK.’ nın 222 Maddesi gereği Yasal Niteliğe ve Delil Olabilme gücüne haiz Ticari Defterlerini ibraz eden Davacı Şirket Ticari Defter ve Kayıtlarının aleyhine delil sayılıp, sayılamayacağı hususunda takdir Mahkemeye ait olup, Davacı Şirketin Ticari Defter Kayıtları itibarıyla, Davalı Şirketten 2.559,43 TL asıl alacak bakiyesinin mevcut bulunduğu, talebin 2.559,35 tl olduğu mütala edilmiştir.Somut olayda davalı tarafın, usulüne uygun tebligata rağmen ticari defterlerini incelenmek üzere sunmadığı, davacı tarafın ticari defterlerini incelenmek üzere sunduğu ve davacı tarafın defterlerine göre davalıdan 2.559,35 TL alacaklı olduğu, HMK 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi ---------yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. ------- Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmünün düzenlediği, hüküm doğrultusunda davalı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi durumunda davacı yanın ticari defterlerinin lehine delil olacağı değerlendirilmiştir.
Dosya kapsamında davalıyı temerrüde düşürücü bir ihtar bulunmamaktadır. Takip öncesi temerrüt faizi talep edilebilmesi için davalının TBK. 117---maddesi uyarınca temerrüt ihtarnamesi ile temerrüde düşürülmesi ya da borcun ödeneceği günün tarafların anlaşmasıyla kesin olarak belirlenmesi (TBK. m. 117/2) şarttır. Davacı tarafın talebiyle bağlı kalınarak bilirkişi raporu da hükme esas alınarak 2.559,43 TL asıl alacak üzerinden davanın kabulüne temerrüt ihtarı bulunmadığından işlemiş faiz talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.

Davanın KISMEN KABULÜ İLE,

1-Davalının ------ Sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının kısmen iptali ile, takibin 2.559,43 TL asıl alacak üzerinden devamına, İşlemiş faiz talebinin reddine,

2-Alacak likit olduğundan takipteki asıl alacak miktarının %20'si oranında hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,

3-Karar harcı 732,00 TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,

4-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvurma harcı, 427,60 TL peşin harç olmak üzere toplam 855,20‬ TL harcın davalı taraflardan alınarak davacıya verilmesine,

5-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere gideri 1.045.00 TL ve bilirkişi ücreti 6.000,00 TL olmak üzere toplam 7.045,00 TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 6.747,41 TL sinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına,

6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

7-Davanın kabul edilen kısmı için davacı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 2.559,43 TL nispi vekalet ücretinin davalı taraftan alınarak davacıya verilmesine,

8-Davalı kendisini vekille temsil ettirmediğinden, davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

9-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ------- bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin haklılık oranına göre 3.447,93 TL'nin davalı taraflardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile, 152,07 TL'nin ise davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

10-Davacı tarafça dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran davacı tarafa iadesine,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde miktar yönünden kesin olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 08/01/2026