İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın İptali (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre
yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında yapılan yargılama sonucunda dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ /
DAVA/TALEP;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı, davalı şirketin ortaklarından olup davalı şirketin diğer ortaklarına ve dış münasebetlerinden kaynaklanan borçlarını davalı şirketten alacaklı olmak kaydıyla, şahsen ödeyerek kapatmış ve süre gelen aşamalarda şirkete belirli miktarlarda borç paralar verdiğini, bu dairede yukarıda bilginize sunulan hususlardan kaynaklı olarak, gerek resmi belge ve vesikalar ile gerekse davalının tutmakla zorunlu olduğu ticari defterlerinde kayıt altına alınmış olan bu alacaklarımızın tahsili adına, davalı aleyhine ---- Sayılı dosyası üzerinden takip başlatılmış olup, tasfiye memurluğunca iş bu takibe haksız ve hukuki mesnetten yoksun olarak ----- tarihinde itiraz edilerek takip durdurulduğunu, süre gelen aşamalarda iş bu davaya esas dava şartı olarak, ------ sayılı dosyası üzerinden arabulucu müzakereleri gerçekleştirilmiş olsa da, süreçten olumlu sonuç alınamayarak iş bu davanın ikame edilmesi zarureti hasıl olduğunu, izah olunan ve res'en tarafınızdan gözetilecek hususlar dairesinde davamızın Kabulüne karar verilerek, ----Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesine ve davalının haksız inkar tazminatına mahkum edilerek yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP: Davalı tasfiye memuru cevap dilekçesinde özetle ; Davacı tarafından yukarıda yazılı esasına kayıtlı dosya ile--------sayılı dosyası ile başlatılan takibe yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talepli işbu dava ikame edildiğini, herhangi bir kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacı tarafın takibe konu ettiği alacağın gerçekte var olup olmadığı taraflara ait muhasebe evrakları ve ticari defterler, sair ödeme belgeleri incelendiğinde ve mahkemece gerekli tahkikat yapıldığında anlaşılacaktır. Ayrıca belirtilmelidir ki tasfiye halindeki davalının halihazırda ödeme gücü bulunmadığını, davalının tasfiye işlemlerinin yürütülmesi ve tamamlanması amacıyla ----Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından tasfiye memuru olarak atanmış olduğunu, iddia edildiği şekilde davacının tasfiye halindeki davalıdan alacağının kabul edildiği ihtimalde dahi icra inkar tazminatına hükmedilmemesi gerektiğini, nitekim konu icra dosyasına yapılan ------tarihli itirazda da açıkça belirtildiği üzere, itiraz tarihi itibariyle dosyaya halihazırda atanmış olmam ve takibe konu edilen alacağın gerçekten var olup olmadığını tespite yarar herhangi bir evrakın tarafıma teslim edilen dosya kapsamında mevcut olmamasından ötürü itiraz edildiğini, bir başka deyişle o an itibariyle mevcut dosyada davacı ile davalı arasındaki alacak-borç ilişkisini tespite yarar herhangi bir belge ya da kayıt bulunmadığını, takdir edileceği üzere tasfiye süreci için atanılan ve öncesinde bir bilgisi ya da dahilim olmayan bir hususa ilişkin borç ikrarında bulunmam söz konusu olmadığını, takibin başlatıldığı ve takibe itiraz edilen tarih itibariyle eldeki mevcut verilerle değerlendirme yapılarak herhangi bir borç-alacak ilişkisi tespit edilememiş ve takibe itiraz edilmesi gerekliliği ortaya çıktığını, açıklanan ve mahkemece re'sen dikkate alınacak hususlar neticesinde haksız davanın reddine ve davadaki sıfatımız, takibe itiraz gerekçeleri ve hukuki sorumluluğu değerlendirildiğinde şartları oluşmamış olması sebebiyle icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, ----- Kaydı, Ticari Defter ve Belgeler, ----- Esas sayılı dosyası, Tarafların --- Kayıtları ve------Formları, Borç Döküm evrakları, Banka Dekontları, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI: Dava, 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince davacının ortağı olduğu davalı şirkete ödünç olarak verdiğini ileri sürdüğü alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir. -------- 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322. maddeleri gereğince basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve Tebligat Kanunu usullerine uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen incelenip gözetilmesi gereken başta arabuluculuk dava şartı olmak üzere HMK'nin 114 ve 115.maddeleri gereğince dava şartları, taraf sıfatı, harç ve hak düşürücü süre incelenmek ve değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve daha önce zorunlu arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığı anlaşılmakla bu kez takdiren sulh teşvikine ilişkin vaki davete rağmen duruşmaya katılan davacı vekilinin ve tasfiye memurunun sulh yoluyla çözüme gitmek istemediklerine yönelik beyanları üzerine tahkikata geçilerek, deliller toplanmış, tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek, son duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin ve tasfiye memurunun usule ve esasa ilişkin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.Öncelikle davaya esas ----- Esas sayılı dosyası ------ sistemi üzerinden dosyamıza eklenmiş ve bir örneği çıkarılıp dosyaya konularak incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu görülmüştür. Ayrıca tarafların nüfus ve ticaret sicil kayıtları çıkartılarak/getirtilerek dosyaya kazandırılmıştır. Tarafların bağlı bulunduğu vergi dairelerinden vergi mükelef kayıtları ile uyuşmazlığın doğduğu ----formları da istenmiş ve dosyaya gelmiştir.Davacının limited şirket ortağı olduğu, davalının ise 6102 sayılı TTK'nin 16/1 maddesi gereğince ticari şirket olduğu ve eldeki uyuşmazlığın da ortak ile şirket arasındaki ticari ve hukuki ilişkiden kaynaklandığından davanın mutlak ticari dava kapsamında kaldığı anlaşılmıştır. Buna göre mahkememizin görevli olduğu, davalı şirketin tasfiye sürecinde olduğu ve tasfiye memuru atandığından tasfiye memuruna davetiye tebliğ edilerek taraf teşkilinin sağlandığı ve yargılamanın bu şekilde sürdürülüp tamamlandığı ifade edilmelidir. Bilindiği üzere 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; -----Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. --------Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın----- yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. -----Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.--------Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu kuraldan hareketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; davacı vekili tarafından -------Esas sayılı dosyası üzerinden davalı-borçlu hakkında şirket adına yapılan ödemelerin tahsili için icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin tebliğine bağlı olarak davalı borçlunun yasal (7) günlük süresi içerisinde icra takibine/borca tüm faiz ve ferileri ile birlikte itiraz edildiği, takibin 2004 sayılı İİK'nin 66.madde hükmü uyarınca kendiliğinden durduğu, işbu itirazın iptali davasının da, icra dosyasında itiraz dilekçesinin tebliğine rastlanmadığından her halde (1) yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır. Bilindiği üzere itirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan bilgi ve belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Ne var ki somut olayda davalı şirketin tasfiye halinde olduğu ve tasfiye memuru tarafından işe vaziyet edilmesi üzerine şirketin ticari defter ve belgelerinin incelenmesi gerektiğinden borca itiraz edilmek zorunda kalındığı, tasfiye memurunun duruşmada imzalı beyanı ile daha sonra şirketin ticari kayıtları üzerinde yaptığı incelemeye göre borcun bulunduğunu gördüğünü ve kabul ettiğini beyan ettiği anlaşılmıştır. Bilindiği üzere 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 386 ncı maddesine göre; "Tüketim ödüncü sözleşmesi, ödünç verenin, bir miktar parayı ya da tüketilebilen bir şeyi ödünç alana devretmeyi, ödünç alanın da aynı nitelik ve miktarda şeyi geri vermeyi üstlendiği sözleşmedir". Aynı Kanunun 392 nci maddesi ise; ''Ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir gün ya da bildirim süresi veya borcun geri istendiği anda muaccel olacağı kararlaştırılmamışsa ödünç alan, ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü değildir.'' hükmünü ihtiva etmektedir. Buna göre, ödünç veren tarafından ödünç alana “borç olarak” verilen paranın, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 392. maddesi gereğince, ödüncün geri verilmesi konusunda belirli bir ödeme günü, ihbar süresi belirlenmemiş veya istenildiği zaman muaccel olacağı kararlaştırılmamış ise ödünce konu paranın ilk istemden başlayarak altı hafta içinde geri verilmesi gerekir. Somut olayda taraflar arasında, paranın geri ödenmesi gereken tarihinin belirlendiğine, bildirim süresi öngörüldüğüne veya paranın istenildiği zaman muaccel olacağına dair bir sözleşme olmadığı gibi tarafların bu yönde bir açıklamaları da yoktur. Bu durumda; davacının istediği zaman ödünç verdiği paranın iadesini isteyebileceği ancak davalı borçlunun bu istemin kendisine iletilmesinden altı hafta geçtikten sonra temerrüte düşeceği anlaşılmaktadır.------Binaenaleyh, davacı şirketin davasını yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde TMK'nin 6 ile HMK'nin 190 maddeleri gereğince ispatladığı sonuç ve kanaatiyle; davanın niteliği gereği icra takip dosyasına göre 6098 sayılı TBK'nin 117/1 maddesi gereğince temerrütün her halde icra takibiyle oluştuğu ve TTK'nin 3,12,16/1 ve 19/1 maddeleri gereğince tarafların tacir sıfatı taşıdığı, davaya konu alacağın ise ticari iş niteliğinde olduğundan TBK,387/1 ve 387/2 maddeleri de gözetildiğinde tacirin ticari işlerde temerrüt faizi oranını düzenleyen 3095 sayılı Kanun'un 2/2. madde hükmü uyarınca davacı alacaklının avans oranında faiz isteme hakkına haiz olduğu düşünülmekle alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasının gerektiği tespit edilerek takip tarihindeki yürürlükte bulunan avans faiz oranı da denetlenmek suretiyle davacının davasının kısmen kabulü ile davalı-borçlunun -------- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının ---- asıl alacak yönünden iptali ile icra takibinin işbu asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık 15,75 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle------- asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin ----talebin reddine karar verilmiştir. --------Davacı tarafın icra inkar tazminatı isteğine ilişkin yapılan değerlendirmede ise; --------- kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nin 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Bu açıklamalar çerçevesinde tazminatın yaptırım amacı da gözetildiğinde somut olayda davalı şirketin tasfiye halinde olduğu, şirketin tasfiye memurunun borcun varlığını ve miktarını o sırada tahkik ve tespit edebilecek durumda olmadığı için borca itiraz etmek zorunda kaldığı, davanın sadece asıl alacak üzerinden kabulüne karar verildiği ve sonuçta olaya özgü koşular ve dürüstlük kuralı nezdinde İcra İflas Kanunu'nun 67/2.maddesi gereğince tazminat koşullarının oluşmadığı sonuç ve kanaatiyle vaki talebin reddine karar verilmiştir. 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden sorumluluk ise, aynı yasanın 326/2 maddesi gereğince tarafların haklılık durumu esas alınarak yani kabul ve ret oranına göre belirlenmiştir. Yine bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi ------- bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de az yukarıdaki esaslar çerçevesinde karşılıklı olarak taraflardan alınarak Hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
1-)Davanın KISMEN KABUL; KISMEN REDDİNE,
2-)2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçlunun ------ Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının 79.030,48 TL asıl alacak yönünden iptali ile icra takibinin işbu asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık 15,75 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle 79.030,48 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin ( 29.985,78 TL) talebin reddine,
3-)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince icra inkar tazminatı talebinin reddine,
4-)Harçlar Kanunu gereğince kabul edilen miktar üzerinden alınması gereken 5.398,57 TL karar ve ilam harcının, peşin alınan 1.316,66 TL harçtan mahsubuyla kalan 4.081,91 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
5-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca ------ bütçesinden ödenen kabul edilen miktar (%72) üzerinden hesaplanan 2.592,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
6-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca -------- bütçesinden ödenen ret edilen miktar (%28) üzerinden hesaplanan 1.008,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
7-)Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvurma harcı, 1.316,66 TL peşin harç olmak üzere toplam 2.258,94 TL harçtan oluşan yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-)Davacı tarafından yapılan 497,00 TL posta ücreti yargılama giderinden davanın kabul (%72) ve ret (%28) oranına göre 357,84 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerine bırakılmasına,
9-)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 45.000,00 TL nispi/maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
10-)Davalı tarafından yapılmış yargılama gideri bulunmadığından işbu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
11-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, (Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına,)
Dair; davacı vekilinin ve davalı şirket tasfiye memurunun yüzlerine karşı, ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1,342,343,344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle------------ Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 08/01/2026