İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkil, ithalatçısı/imalatçısı --------, satıcısı --------- olan -------- plakalı -------- marka, -------- model, sıfır kilometre aracı 30.10.2023 tarihinde satın aldığını, mezkur araç, 27.02.2024 tarihinde şanzıman kaynaklı arızalanmış ve derhal davalılara bildirim yapıldığını, -------- servisine aynı tarihte teslim edildiğini, mezkur araç 27.02.2024 tarihinden 30.04.2024 tarihine kadar 64 gün boyunca tamir edilmek üzere davalı --------- servisinde kalmıştır ve servis kayıtlarından anlaşıldığı üzere aracın şanzıman ve hidrolik parçaları değiştirildiğini, araç Müvekkil şirket tarafından servis sonrası teslim alındıktan 14 gün sonra 14.05.2024 tarihinde yeniden aynı arıza ile yolda kalmıştır. Müvekkil şirket, mezkür aracı sıfır olarak satın aldığını, söz konusu hatalar araçtan beklenen faydayı azalttığı gibi, müvekkilin araca olan güveninin azalmasına da yol açtığını, bu nedenle Müvekkil tarafından 17.05.2024 tarihinde --------- Noterliği'nin ---------- yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilerek; aracın ayıpsız misli ile değişimi ve mahrumiyet bedelinin ödenmesi talep edildiğini, davalılarca ihtarnameye karşı müspet bir cevap verilmemesi nedeniyle dava şartı arabuluculuk görüşmeleri yapılmış ve bu süreç de olumsuz neticelendiğini, mezkur araçta ortaya çıkan ayıptan satıcı sıfatı ile Muhatap “---------” ve imalatçı/ithalatçı sıfatı ile Muhatap “----------” Türk Borçlar Kanunu (“TBK”) 219 vd. hükümleri doğrultusunda müteselsilsen sorumlu olduğunu, araçtaki arıza garanti süresi içinde muhtelif tarihlerde meydana gelmiştir. Söz konusu arıza, araç kullanıcısının hiçbir kusuru sorumluluğu olmaksızın, tamamen üretim kaynaklı olup, araç seyir halindeyken meydana geldiğini, nitekim aracın servis kayıtları incelendiğinde bu durum anlaşıldığını, bu hasarların gizli ayıp niteliğinde olduğu izahtan vareste olduğunu, yukarıda izah olduğu biçimde, araçta meydana gelen arıza ayıp hükümlerine tabi olmakla, ayıp neticesinde müvekkil şirket, davalılarla iletişime geçerek araçta ortaya çıkan ayıbı derhal bildirmiştir. Müvekkilin seçimlik hak olarak kullandığı hakkı aracın ayıpsız misli ile değişimi, olmadığı takdirde; aracın karar tarihine en yakın tarihteki rayiç bedelinin ödenmesini, müvekkili şirketin arıza yapan aracını ticari faaliyetlerini yerine getirmek üzere satın aldığını ve ayıplı aracı kullanılamadığı süre boyunca mahrumiyet bedeli ödenmesi gerektiğini, araçtan mahrumiyet tazminatının hesaplanmasında hususi araç-ticari araç ayrımı önem arz ettiğini, zira hususi araç söz konusu olduğunda varsa ikame araç bedeli, yoksa aracın olmaması sebebiyle oluşan giderler dikkate alınırken; Mezkür araç gibi ticari araç olması durumunda bunlara ek olarak ticari kazanç kaybının da hesaba dâhil edilmesi gerektiğini, araç ikinci arıza tarihi olan 14.05.2024 tarihinde bu yana kullanılmadığını, aracın bilirkişi incelemesinde km'sinin incelenmesi ile aracın kullanılmadığı belirlenebileceğini, müvekkiline ait -------- plakalı araçta TBK m. 219 ve devamı maddeleri uyarınca Mevcut ayıp neticesinde aracın ayıpsız misli ile değişimi olmadığı takdirde karar tarihine en yakın tarihteki rayiç bedelinin ödenmesi ve “kazanç kaybı” zararlarına ilişkin tüm kalemlerin Sayın Mahkemenizce tayin edilecek bilirkişiler tarafından hesaplanarak davalılardan tahsiline karar verilmesini, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, haklı davanın kabulüne, müvekkili şirkete ait --------- plakalı aracın ayıpsız misli ile değişimi, olmadığı takdirde karar tarihindeki araç kasko bedelinin işleyecek ihtarnamenin tebliği tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, tespit edilecek araç bedelinin icra kabiliyetine uygun olarak kararda mutlaka belirtilmesine, Sayın Mahkemece aksi kanaat hâkimse; müvekkil şirkete ait --------- plakalı aracın ayıpsız misli ile değişimi, olmadığı takdirde dava tarihindeki araç kasko bedelinin ihtarnamenin tebliği tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilsen tahsiline, tespit edilecek araç bedelinin icra kabiliyetine uygun olarak kararda mutlaka belirtilmesine, Müvekkil şirkete ait aracın serviste kaldığı 64 gün ve ikinci arıza tarihi olan 14.05.2024 tarihinden karar tarihine dek geçecek günler de dikkate alınarak şirketin ticari faaliyetlerini yürütmek için kullanılamaması sebebiyle meydana gelen şimdilik 30.000 TL kazanç kaybının uzman bilirkişi marifetiyle hesaplanarak zarar tarihinden karar tarihine kadar işleyecek olan ticari avans faizi ile birlikte davalılardan Müştereken ve müteselsilsen tahsiline, Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı --------- vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu araç için 11.09.2023 tarihinde sipariş oluşturulmuş ve araca ilişkin bedel faturalandırılarak davacı şirkete ayıpsız ve kusursuz olarak teslim edildiğini, davacı, 27.02.2024 tarihinde “Araç seyir halinde iken sirkeleme yapıyor, şanzıman arızası veriyor” talebiyle aracını müvekkil şirket yetkili servisine getirmiş olup araca gerekli yedek parça siparişi verilerek 28.02.2024 tarihinde kapanış iş emri düzenlenmiş ve parça tedarik sürecinde aracın kullanılabileceği belirtilerek aracın servisten alınabileceği davacıya bildirildiğini, ilgili yedek parçanın tedarik süreci tamamlandıktan sonra 19.04.2024 tarihli iş emrinde görüleceği üzere araç tekrar teslim alınmış ve aracın bütün işlemleri gerçekleştirilerek 22.04.2024 tarihinde ayıpsız ve kusursuz bir şekilde müşteriye teslim edildiğini, kısacası, dava konusu araç davacıya her ne kadar ayıpsız teslim edilmiş olsa da sonrasında araçta iddia olunan arıza, davacının isteği ve talebi doğrultusunda ücretsiz bir şekilde onarılmış ve araç kusursuz ve ayıpsız bir şekilde davacı müşteriye teslim edildiğini, neticeten davacı, Türk Borçlar Kanunu madde 227'nin kendisine vermiş olduğu seçimlik haklardan ücretsiz onarım hakkını kullanarak kanundan doğan seçimlik haklarını tükettiğini, bu sebeple gelinen aşamada aracın misli ile değişim yahut bedel iadesine yönelik seçimlik hakların kullanımı mümkün olmadığını, dava konusu araçta mevcut olduğu iddia edilen ayıpların üretim hatası olduğu kabul edilmemekle birlikte davacının aracın yeniden aynı nedene bağlı olarak arızalandığı iddiaları soyut ve gerçek dışı olup sayın mahkemenizce dikkate alınmamasını, dava konusu araçta üretim hatası var olduğunu kabul etmemekle ve evvelce araçta meydana gelen arızanın da ücretsiz onarım seçimlik hakkının kullanılması akabinde giderildiği açık olmakla birlikte davacının dava konusu aracın tekrar aynı arıza nedeniyle yolda kaldığı iddiası mesnetsiz olup davacı işbu iddiasına ilişkin herhangi bir delil sunmadığını, davacı aracının yolda kaldığını iddia etmiş ancak iddia olunan tarihte aracını müvekkil şirket yetkili servisine getirmediği gibi herhangi bir yetkili servise götürdüğüne aracın çekildiğine ilişkin herhangi bir evrak da sunmadığını, ayrıca müvekkil şirket tarafından, diğer tüm yetkili servis kayıtlarına da erişilebilmekte olup dava konusu aracın herhangi bir yetkili servis kaydı da bulunmadığını, kaldı ki işbu dava açıldıktan sonra davacı, 13.12.2024 tarihinde yine şanzıman arızasının mevcut olduğuna yönelik beyan vererek dava konusu aracı müvekkil yetkili servisine bırakmış; araçta yapılan incelemeler neticesinde araçta şanzıman arızası olmadığı tespit edilmiş, araç kullanılmadığı için aküsünün zayıf olduğu ve bu arızanın da giderildiği, aracı periyodik bakımı geldiği halde yapılmasına onay verilmediği hususları da 17.12.2024 tarihli kapanış iş emrinde belirtildiğini, işbu hususlar dahi davacının araçta mevcut olduğunu iddia ettiği hiçbir arızanın hâlihazırda mevcut olmadığını, aracın kendisine kusursuz ve ayıpsız bir biçimde teslim edildiğini ispatlamakta olduğunu, aksi kabul anlamına gelmemekle birlikte, Sayın Mahkeme aksi kanaatte ise, dava konusu araçta aynı sebebe dayanan bir arızanın oluşup oluşmadığının uzman bir bilirkişi eliyle tespitinin gerektiğini, tüm bunlarla birlikte önemine binaen belirtmemiz gerekir ki, müvekkil şirket tarafından dava konusu aracın kusursuz bir biçimde müşteriye teslim edildiği açık olup araç Müşteriye teslim edildikten sonraki süreçte ortaya çıkan ve kullanıcı hatasından kaynaklanabilecek işbu arızalar bakımından müvekkil şirketin sorumlu tutulmasının kendileri tarafından kabul edilemeyeceğini, davacı dava dilekçesinde, öncelikle aracın ayıpsız misli ile değişimini bunun mümkün olmaması durumunda araç kasko bedelinin müvekkil şirketten ticari avans faiziyle alınmasını talep ettiğini, oysa seçimlik hakların terditli olarak kullanılması mümkün olmadığını, aksi kabul anlamına gelmemekle birlikte, Sayın Mahkemeniz tarafından davanın kabulü kararı verilmesi halinde söz konusu ayıbın niteliği ve araç kullanımına olan etkisi göz önüne alındığında aracın ayıpsız misli ile değişiminin müvekkil şirket bakımından orantısız güçlük yaratacağını, dosya kapsamında tanzim edilecek bilirkişi raporu ile de araçta tahsis ve kullanım amacı bakımından, davacının araçtan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran bir eksiklik olmadığı; misli ile değişim halinde hak ve menfaatler dengesinin aşırı ölçüde bozulacağının ispatlanacağını, müvekkili şirketin aracın ayıpsız misli ile değişimini gerçekleştirmesi işbu dava bakımından hakkaniyete aykırı ve hukuka uygunluktan uzak bir talebin yerine getirilmesine sebep olacağını, araçtaki ayıp iddiasını kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacının misliyle değiştirme talebini ileri sürebilmesi için, davacı tarafından araç üzerinde bir takyidatın bulunmadığına dair bir temiz kâğıdının sunulması gerektiğini, zira araç üzerinde herhangi bir takyidat bulunması halinde, davacı taraf hem misli ile değişim seçimlik hakkını hem de bedel iadesi seçimlik hakkını ileri süremeyeceğini, bu sebeple davacı tarafından öncelikle araç temiz kâğıdının dosyaya sunulmasına karar verilmesini, yukarıda açıklandığı üzere davacının aracı 28.02.2024 tarihinde gerekli yedek parça siparişi verildikten sonra, yedek parçanın tedarik sürecinde aracını kullanabileceği ve aracı teslim alabileceği bilgisi kendisine verildiğini, yedek parça müvekkil şirket yetkili servisine ulaştığında ise araç tekrar teslim alınarak işlemleri yapılmış ve nihayetinde 22.04.2024 tarihinde davacı şirket yetkilisine teslim edildiğini, neticeten dava konusu aracın müvekkil şirket yetkili servisinde kaldığı süre kanuni onarım süresi içerisinde olup iddia ettiği gibi aracın Müvekkil şirket ve/veya ayıplı olması nedeniyle kullanılamaması gibi bir durum söz konusu değildir. Nitekim davacı bu hususta da herhangi bir delil sunamadığını, tüm bu hususlar doğrultusunda davacıya araç mahrumiyet bedeli ve/veya ticari kazanç kaybı ödemesinden müvekkil şirketin sorumlu tutulması mümkün olmadığını, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın öncelikle usulden reddine, sayın mahkemenin aksi kanaatte olması halinde davanın esastan reddine, Yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılması talep etmiştir.Davalı --------- vekili cevap dilekçesinde özetle;Öncelikle belirmek gerekir ki, dava konusu araçta Müvekkil Şirkete atfedilebilecek herhangi bir ayıp/problem bulunmadığını, şöyle ki; davacı yan, dava konusu aracı trafiğe çıkış tarihinden itibaren bir süredir kullanılmakta ve fayda sağlamadığını, öte yandan, dava konusu aracın ticari koşullar altında kullanıldığını, dava konusu araçtan halen faydalanmaya devam edildiğini, dava konusu aracın sorunsuz bir şekilde kullanılabileceği dikkate alındığında, davacı yanın iddia ve taleplerinin hakkaniyete aykırı olduğunu, öte yandan, kabul anlamına gelmemek kaydıyla bir an için araçta bir problem olduğu kabul edilse dahi davacı yan, kendisinin de ikrar ettiği üzere, yetkili servislerde yapılan işlemlere rıza göstermiş, diğer bir deyişle iddia olunan problem onarımla giderilmiş olup, davacı taraf 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 227. maddesinde sayılan ücretsiz onarım hakkını kullandığını, bunun üzerine davacı yan, dava konusu aracı halen sorunsuz olarak kullanmaya devam ettiğini, bu halde araç Yetkili Servisin müşteri memnuniyeti kapsamında ücretsiz olarak davacının bilgisi ve rızası dâhilinde gerçekleştirdiği onarım işlemi ile birlikte davacı tarafın ücretsiz onarım hakkını kullanmış olması karşısında, huzurdaki davanın reddini, zira dava konusu araçta hali hazırda herhangi bir problem bulunmadığını, davacı yan, parça tedarik işleminin sağlanması akabinde dava konusu aracı servise onarılması için teslim etmiş ve onarım onayı vermesi akabinde araç kendisine teslim için hazır edildiğinde de, yetkili servise giderek aracını teslim aldığını, davacı yana, dava konusu aracı 28.02.2024 tarihinde gerekli yedek parça siparişi verildikten sonra, yedek parçanın tedarik sürecinde aracını kullanabileceği ve aracı teslim alabileceği bilgisi kendisine verilmiştir. Yedek parça tedarik sürecince dava konusu araç kullanımına devam edilmiş olup, tedarik edilen yedek parça uyarınca araç tekrar servise teslim edilmiş ve onarım işlemleri neticesinde 22.04.2024 tarihinde davacı yana teslim edildiğini, dava konusu aracın iddia edildiği gibi kullanılamaması durumu söz konusu olmamakla birlikte, her halükarda ikame araç tahsis etme yükümlülüğünün de 10 iş gününden sonra geçerli olduğunu, davacı yan, kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydıyla, araç davacı yanın talebiyle kendi kusuru neticesinde meydana gelen arıza nedeniyle onarıma ihtiyaç duyar hale gelmiş ve davacı yan her ne kadar aracın kullanılamaması nedeniyle kazanç sağlayabileceğini belgeleyememiş, bir başka deyişle araç mahrumiyeti nedeniyle kazanç kaybı iddiasına ve masraflarına ilişkin delil de sunamadığını, nitekim dava konusu araçların işletme maliyeti de (yakıt, şoför masrafı, bakım giderleri vb.) bulunmakta olup, Sayın Mahkemenizce iş bu hususun her halükarda dikkate alınmasını arz ve talep ederiz. Kaldı ki bunlarla birlikte, dava konusu araç Müvekkil Şirkete atfedilebilecek bir kusur nedeniyle servise girmiş ve kullanılamaz hale gelmediğini, öte yandan dava konusunun otomobil olması nedeniyle, teknik üniversitelerin otomotiv ana bilim dalı öğretim üyelerinden bilirkişi heyeti oluşturulmasını ve Müvekkil Şirket'in de katılımı ile birlikte keşif yapılmak suretiyle iddia edilen hususların incelenmesini, araçtaki ayıp iddiasını kabul ettikleri anlamına gelmemekle beraber, davacının misli ile değişim veyahut bedel iadesi taleplerini ileri sürebilmesi için, davacı tarafından araç üzerinde bir takyidatın bulunmadığına dair bir temiz kâğıdının sunulması gerektiğini, zira araç üzerinde herhangi bir takyidat bulunması halinde, davacı taraf bu talebini ileri süremeyeceğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, Sayın Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi halinde, araçtaki değer kaybının hesaplanıp Müvekkil Şirket'e ödenmesine karar verilmesi gerektiğini, zira dava konusu araç, bir süredir trafiktedir ve kullanıma engel bir durum mevcut olmadığından, halen davacı yanın kullanımında olduğunu, bir süredir kullanılan ve fayda sağlanan aracın, herhangi bir kazaya uğrayıp uğramadığı da bilinmediğini, davanın reddi ile vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesi” talep etmiştir.
Huzurdaki dava, davaya konu aracın ayıplı olup olmadığı, ayıpsız misliyle değiştirilmesi, olmadığı takdirde dava tarihindeki değerinin tahsili, kazanç kaybının tazmini davasıdır. Ticari davalarda zorunlu arabuluculuk son tutanağı dosyaya sunulmuştur.Mahkememizce işbu dosyada, Makine Mühendisi bilirkişi ve Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı bilirkişilerin raporu dosya arasına alınmıştır. Bilirkişi tarafından tanzim edilen bilirkişi raporunda özetle; 2-) DOSYA İÇERİSİNDEKİ BELGELER: SBM Belgeleri Sayın mahkemece dosyaya temin edilen bila tarih, 178033 sayılı yazıya göre; -------- plakalı aracın ---------- Şti'ne ait olarak olay tarihi itibarı ile --------- şirketine ZMM, ------- şirketine KASKO sigortalı olduğu, geçmişte bir hasar kaydının bulunmadığı anlaşılmıştır. Araç Satın Alma Faturası --------- Model, -------- marka, --------- tipte dizel yakıtlı, otomatik şanzımanlı otomobilin ithalatçısı/imalatçısı ---------, satıcısı ---------- olarak sıfır kilometrede, 30.10.2023 tarih, ----------- nolu fatura ile 1.109.543,27 TL bedel karşılığında davacı şirket tarafından satın alındığı belirlenmiştir. Servis Belgeleri
Dava konusu ---------- plakalı aracın satın alınma sonrası; - 27.02.2024 tarihli KABUL İŞ EMRİ formuna göre, 3476 km de, “ARAÇ SEYİR HALİNDE İKEN SİRKELEME YAPIYOR, ŞANZUMAN ARIZASI VERİYOR” şikayetiyle, İKAME ARAÇ talep etmiyorum beyanıyla servise başvurduğu, teslim eden kısmının imzalı olduğu, - 28.02.2024 tarihli KAPANIŞ İŞ EMRİ formuna göre, 3476 km de, “OVK HİDROLİK BLOĞU SELENOİDİ SİPARİŞ EDİLDİ” açıklamasıyla aracın teslim edildiği, teslim alan kısmının imzalı olduğu, - 19.04.2024 tarihli KABUL İŞ EMRİ formuna göre, 3480 km de, “PARÇA SİPARİŞİ GELDİ” beyanıyla servise başvurduğu, teslim eden kısmının imzalı olduğu, - 22.04.2024 tarihli KAPANIŞ İŞ EMRİ formuna göre, 3480 km de, “ARACIN ŞANZUMAN SELENOİD VALFİ DEĞİŞTİ, OTOMATİK ŞANZUMAN GÜNCELLEMESİ KONTROL EDİLDİ, ALIŞTIRMA YAPILDI, ARIZA KODLARI SİLİNDİ” açıklamasıyla aracın teslim edildiği, teslim alan kısmının imzalı olduğu, - 13.12.2024 tarihli KABUL İŞ EMRİ formuna göre, 4214 km de, “MÜŞTERİ BEYANINA GÖRE ARACI GÜVENLİĞE TESLİM ETMİŞLER, GÜVENLİKTEN TESLİM ALINDI, ŞANZUMAN İKAZI VERİYOR, SERVİS İKAZI YANIYOR” şikâyetiyle İKAME ARAÇ talep etmiyorum beyanıyla servise başvurduğu, teslim eden kısmının isimsiz ve imzasız olduğu, - 17.12.2024 tarihli KAPANIŞ İŞ EMRİ formuna göre, 4214 km de, “ARAÇ CİHAZA BAĞLANDI, ŞANZUMAN İLE İLGİLİ BİR ARIZA KAYDI GÖRÜLMEDİ, ARACIN AKÜÜ ZAYIF OLDUĞUNDAN DOLAYI ARAÇ ARIZA VERMİŞTİR, ARIZA KAYDI SİLİNDİ, AKÜ ŞARJ EDİLDİ SORUN GÖRÜLMEDİ, ARACIN FULL SERVİS PAKET ANLAŞMASI OLDUĞU HALDE MÜŞTERİYE HATIRLATMA YAPILDI, BAKIM ZAMANI GELMİŞ YAPILMASI GEREKTİĞİ ONAY VERİLMEDİ, ---------TARAFINDAN” açıklamasıyla aracın isimsiz ve imzasız teslim edildiği, anlaşılmıştır. 3-) TEKNİK DEĞERLENDİRME Tarafımca, 11.06.2025 tarihinde taraf vekilleri ile birlikte, davalı --------.Ş. ne ait -------- Mahallesi, --------- Caddesi, No:-------, -------- adresinde bulunan --------- ünvanlı servise gidilerek, yapılan incelemede aracın çalışır halde, şanzuman ve diğer aksamlarda sorun olmadığı, gösterge ekranında arıza uyarısının bulunduğu, km değerinin 4232 km de olduğu, belirlenmiş olup yapılan sürüş deneyine, her iki taraf vekili, servis görevlisi ile birlikte gidilmiş, araçla yokuş yukarı/aşağı ve dur/kalk eylemleriyle deneme yapılmış, araç kullanılmış ve sorun görülmemiş (ortaya çıkmama/müdahale veya soğuk şanzıman nedenli olabilir) olup incelemeye ait görüntüler aşağıda verilmiştir. Bilahare aracın akü şarj durumu kontrol edilmiş ve motoruna test cihazı bağlantısı yapılmış olup görüntüleri aşağıda verilmiştir. Yukarıda görüldüğü üzere aracın Otomatik veya elektronik kumandalı mekanik vites kutusu modülünde U3009: Kontrol Modülü Şasi B arıza uyarısı verdiği anlaşılmıştır. Bu arıza uyarısı aracın ilk arıza esnasında parça değişimi yapılan selenoid vana ile ilgili (kontrol modülü) olup (geçmiş arıza kaydı silinmiş) mevcut durumda da aynı sorunun ortaya çıktığı/devam ettiği belirgindir. (ARIZA SİLMEK AYRI BİR HATA OLUP TERCİH NEDENİ DE ANLAŞILAMAMIŞTIR.) Şanzıman kontrol modülü (TCM), otomatik şanzımana sahip araçlarda bulunan, en önemli bileşenlerden bi Aracınızın hareketi söz konusu olduğunda, TCM aktif bir rol oynar. Siz aracınızı sürerken, iyi bir sürüş deneyimi yaşamanız için vites değiştirme zamanını ve konumunu hesaplamaktan sorumludur. TCM, aracınızın şanzımanıyla ilgili herhangi bir sorun veya arıza tespit ederse, aracınızın ana bilgisayarına --------- arıza kodlarını gönderir ve kaputun altında bir şeylerin yanlış gittiği konusunda sizi uyarır. Bu kodlar, de motor arıza ışığının yanmasına neden olarak Herhangi bir arızalı bileşene ve daha da kötüsü şanzıman sorununa sahip bir arabayı sürmek asla güvenli değildir. Vitesleri etkileyen şanzıman arızaları, aracınızın herhangi bir viteste takılı kalabileceği veya gerektiğinde vites değiştiremeyeceği anlamına gelir. Bu senaryoların her ikisi de tehlikelidir ve potansiyel olarak sizin ve yolcularınızın can güvenliğini riske atabilir. Yetkili servis tarafından, aracın arızası ile ilgili herhangi bir rapor düzenlemedikleri görülmüş olup kısa süre hem de 3000-4000 km de aynı arıza ile ilgili araç yetkili servise giriş yaparak şikâyetlerini belirtmiştir. Yetkili servis sorunu çözemediği gibi arızanın neden kaynaklandığını belirten bir rapor üretici firmaya sunmadıkları dosya kapsamındaki belgelerden anlaşılıyor. Yetkili servis, arızanın kullanmaya etkisinin olup/olmadığını da açıklamamıştır. Normal trafiğe çıkan araç seyir halinde iken, arıza ile karşılaşması halinde trafiği etkiler ve tehlike arz eder, yetkili servis bu sorunu teknik olarak çözememiş, çözemiyor. Bu nedenle Fabrikadan teknik destek istemeliydi. Üretici firma arızanın sebebini öğrenmeli ve başka araçtan bu sorun yaşanmamalıdır. Muhtemelen arıza şanzuman üzerindeki sensörler ile debriyaj görevi yapan sensörler beyinde gelen komutu, devir ile hızı vitese aktaran sensörler zaman zaman algılama yapmıyorlar. ---------- doğru bilgi gitmediği için vites TCU “Transmisyon Kontrol ünitesi” talimat almayabilir. Doğru bilgi alınca yanı algılandığı zaman doğru çıkış var vitesler normal otomatik hız ve motor devrine göre vitesler yükselir. Test sürüşünde devire göre vitesler normal yükseldi. Her hangi bir arıza görülmedi. Ancak üretici firma tarafından arıza giderilmeli, yoksa trafikte sol şerit üzerinde arızanın anında çıkması, sürücü ve yolcular için tehlike olduğu kadar trafikteki diğer araçlar içinde trafik güvenliği tehlikeye girer.4-) SÖZLEŞME YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME Borçlar Kanunumuzda, satış sözleşmesinden kaynaklanan ayıp, kullanım bakımından değerini ve beklenen faydaları önemli ölçüde azaltan veya satıcı tarafından bildirilen nitelikleri taşımayan mallardaki, maddi, hukuki, ya da ekonomik ayıplar olarak tanımlanmıştır." Bu sebeple bir malın ayıplı olabilmesi için, vaat edilen özellikleri taşımaması ya da herhangi bir vaat bulunmasa dahi kendisinden beklenen vasıflara haiz olmaması gerekmektedir. Satış sözleşmesinden kaynaklanan ayıba karşı tekeffül hükümeri Borçlar Kanunumuzda düzenlenmiş olup; ayrıca ticari satış sözleşmelerinin muayene ihbar yükümlülükleri için Ticaret Kanunumuzda özel düzenlemeler getirilmiştir. Bu düzenlemelere göre alıcının ayıba karşı tekeffül hükümlerinden doğan haklarını kullanabilmesi için, satıcı tarafından ayıplı bir malın teslim edilmiş olması, alıcının tarafından da muayene ve ihbar yükümlülüklerine riayet edilmesi gerekmektedir. Ticaret Kanunumuza göre, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde, açıkça belli değilse sekiz gün içinde incelenmesi ve satıcıya ihbar etmesi gerekmektedir. Ticaret Kanunumuzun getirdiği bu hüküm aslında açık ayıplar içindir. Sonradan ortaya çıkan gizli ayıplar için ise yine Borçlar Kanunumuzun 223. Maddesi tatbik edilmekte ve ayıbın ortaya çıktıktan hemen sonra bildirilmesi gerekmektedir. Mevzuatımız açısından ihbarın geçerliliği de belli bir şekil şartına tabi değildir, fakat ayıp ihbarının satıcıya ulaştığının tespit edilememesi durumunda, ticari satımlardan kaynaklanan ayıp ihbarlarının TTK m. 18/Il! hükmünde öngörülen yollardan biriyle yapılması geçerlilik olmasa bile ispat şekli olarak kabul edilmiştir? Bu bakımdan uygulamada, araç satımlarında müteaddit kere servise gidilmesine rağmen nihai olarak araçtaki ayıbın giderilmemesi durumunda, ayrıca bir ihbar yapılmadan ayıbın süresi içerisinde satıcıya bildirildiği kabul edilmektedir. Borçlar Kanunu'nun 227. Maddesi uyarınca, ayıba karşı tekeffül hükümlerinden yararlanmak isteyen alıcı, satıcıya karşı sözleşmeden dönme, satış bedelinin indirilmesi, ücretsiz onarım ve satılan malın bir benzeri ile değiştirilmesini talep edebileceği gibi, bu seçimlik haklardan ayrı olarak, uğradığı zararın tazminini de talep edebilir. Borçlar Kanunumuzun 229. Maddesindeki seçimlik hakların kullanımında, satılan maldaki ayıptan dolayı sorumluluk sebebiyle sözleşmeden dönülmesi halinde, alıcı satıcıya başvurabilmekte olup; ilgili düzenlemede ithalatçı, tedarikçi ve üreticinin sorumluluğuna dair bir hüküm bulunmamaktadır. 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında da, üretici ve ithalatçının, ayıplı bir ürün sebebiyle, sözleşmeden dönülerek bedel iadesi veya bedel indirimi seçimlik haklarından sorumlu olmayacağı kabul edilmiştir. 4077 Sayılı Kanundan farklı olarak, 6502 Sayılı Kanunda, ithalatçı, tedarikçi ve üreticinin, bu seçimlik haklardan ve kusursuz sorumluluk hallerinden kurtarılmasının sebebi, bu hususun Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanununda düzenlenmek istenmesidir. 12.03.2021 Tarihinde yürürlüğe giren, Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanununa bakıldığında, gerçekten imalatçının, tedarikçi ve dağıtıcının belli şartlarda, ayıp da dahil olmak üzere, üretilen ürünün verdiği zararlardan, zarar görenle aralarında sözleşme olmasa dahi sorumlu tutulduğu görülmektedir. Bu kanunun yürürlük tarihinden önceki ara dönemde ise üretici ve tedarikçinin ayıptan sorumluluğu Borçlar Kanunu'nun genel hükümlerine binaen haksız fiil hükümleri açısından belirlenmektedir.” Bu bakımdan uygulamada Tüketici Kanunumuzda alıcının üretici veya tedarikçiye karşı da kullanabileceği seçimlik haklarını, tacirler arasında tüketici mevzuatı hükümleri tatbik inden, bir garanti hükmü olmadıkça, ticari satım sözleşmeleri bakımından, üretici ve tedarikçiye karşı, kullanılamayacağı, şartları varsa zararların 05.03.2021 tarihine kadar haksız fil bu tarihten sonra ise, Üretici Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanununa göre talep edilebileceği kabul edilmektedir. Bu açıklamalar ışığında niza konusu olaya bakıldığında, araç 30.10.2023 tarihinde satın alındıktan sonra, bir çok kez şanzıman arızası verdiği, yapılan teknik incelemede bu arızanın tamamen giderilemediğinin tespit edildiği, araç bir çok kez servise götürüldüğünden ihbarın süresi içinde yapılmış sayılacağı, mevcut durumda, davacı alıcının davalı satıcıya karşı, gizli ayıp sebebiyle misliyle değişim talebinde bulunabileceği, aracın satın alındığı tarih nazara alındığında, davalı tedarikçinin de, Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu gereğince ilgili zarardan sorumlu olacağı düşünülmektedir. 5-) SONUÇ: Yukarıda açıklandığı üzere; Arızakullanımdan kaynaklı olmayıp, muhtemelen üretim kaynaklı olduğu, Anızaservis sonrası tam olarak giderilmemiş, toplam 4000 km de arızalar ortaya çıkmış, arıza giderilmediği takdirde aracın yenisi ile değiştirilmesi, gerekli olup mevcut arıza nedeniyle ayıplı bir ürün sınıfına girdi Arıza giderilmesinde yetkili servis yetersiz kaldığı, Teknik olarak araca fazla müdahalede bulunmadıkları anlaşıldığı, Ayıplı ürün olarak düşünülmekte ve ayıplı ürünü imal edebilen firma sorumlu olup, ürünü yenisi ile değiştirmeleri gerektiği, Araca ait servis kabul formunda, davacı tarafça “ikame araç talebi” reddedilmiş olup araç yoksunluğu ortaya çıktığının tespit edilemedi Araç 30.10.2023 tarihinde satın alındıktan sonra, bir çok kez şanzıman arızası verdi yapılan teknik incelemede bu arızanın tamamen giderilemediğinin tespit edildiği, araç bir çok kez servise götürüldüğünden ihbarın süresi içinde yapılmış sayılacağı, Mevcut durumda, davacı alıcının davalı satıcıya karşı, gizli ayıp sebebiyle misliyle değişim talebinde bulunabileceği, Aracın satın alındığı tarih nazara alındığında, davalı tedarikçinin de, Ürün Güvenliği veTeknik Düzenlemeler Kanunu gereğince ilgili zarardan sorumlu olacağı bildirilmiştir.
Mahkememiz tarafından dosyada bulunan bilgi ve belgeler incelenmiş olup; Davanın, davaya konu aracın ayıplı olup olmadığı, ayıpsız misliyle değiştirilmesi, olmadığı takdirde dava tarihindeki değerinin tahsili, kazanç kaybının tazmini istemine ilişkin olduğu, davaya konu araçtaki Arızanın kullanımdan kaynaklı olmadığı, anıza servis sonrası tam olarak giderilmemiş, toplam 4000 km de arızalar ortaya çıkmış, arıza giderilmediği takdirde aracın yenisi ile değiştirilmesi gerekli olup mevcut arıza nedeniyle ayıplı bir ürün sınıfına girdiği, Arıza giderilmesinde yetkili servis yetersiz kaldığı, Teknik olarak araca fazla müdahalede bulunmadıklarının anlaşıldığı, davaya konu aracın ayıplı ürün olarak düşünülmekte ve ayıplı ürünü imal edebilen firma sorumlu olup, ürünü yenisi ile değiştirmeleri gerektiği, Araca ait servis kabul formunda, davacı tarafça “ikame araç talebi” reddedilmiş olup araç yoksunluğunun ortaya çıktığının tespit edilemediği, Araç 30.10.2023 tarihinde satın alındıktan sonra, bir çok kez şanzıman arızası verdiği, yapılan teknik incelemede bu arızanın tamamen giderilemediğinin tespit edildiği, araç bir çok kez servise götürüldüğünden ihbarın süresi içinde yapılmış sayılacağı, Mevcut durumda, davacı alıcının davalı satıcıya karşı, gizli ayıp sebebiyle misliyle değişim talebinde bulunabileceği, Aracın satın alındığı tarih nazara alındığında, davalı tedarikçinin de, Ürün Güvenliği ve
Teknik Düzenlemeler Kanunu gereğince sorumlu olduğu anlaşılmakla, usul ve yasaya uygun bilirkişi raporu hükme esas alınarak aşağıdaki şekilde aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesi talebinin kabulüne, kazanç kaybı isteminin reddine karar verilmiştir.
Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
-Davanın KISMEN KABUL, KISMEN REDDİNE,
1-Davanın kabulü ile, --------- plakalı, --------- şasi numaralı, ------- Marka, --------- aracın ayıpsız misliyle değiştirilmesine,
2-Kazanç kaybı isteminin reddine,
3-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) Maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 Maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca -------- bütçesinden ödenecek 3.800,00 TL arabuluculuk ücretinden davanın kabul ve red oranına göre 3.699,95 TL'nin davalılardan, 100,05 TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,
4-Davacı tarafça yapılan 18.277,50 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre 17.796,32 TL'sinin davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine,
5-Kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesini müteakip HMK Madde 333/1 uyarınca yatıran tarafa iadesine,
6-Karar ve ilâm harcı olan 75.792,90 TL harçtan alınan 19.460,56 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 56.332,34 TL harcın davalılardan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,
7-Davacı vekille temsil olunmakla karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 172.431,49 TL vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine,
8-Davacı tarafça yatırılan 19.460,56 TL peşin harç giderinin davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine,
9-Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 13/3. maddedeki esaslara göre belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara eşit şekilde verilmesine,
Dair, davacı vekilinin, davalı --------- vekilinin ve davalı ---------- vekilinin (E-duruşma) yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ---------- Bölge Adliye Mahkemesi’ne İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usûlen anlatıldı.09/01/2026