Fikir Ve Sanat Eseri (Maddi Tazminat İstemli)

Mahkememizde görülmekte bulunan Fikir Ve Sanat Eseri (Maddi Tazminat İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,

Dava dilekçesi: Davacı vekilinin mahkememize ibraz ettiği dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin ... adlı televizyon kanalı ile ulusal düzeyde yayın yapan, yayın akışında sıklıkla Türkçe müzik eserleri içeren programlara yer veren ve bu
kapsamda da ... tarafından hakları koruma altında olan eserleri kullanan bir yayın kuruluşu olduğunu, davacı ... korumasındaki müzik eserlerini izinsiz şekilde umuma ileterek kanunu ihlal ettiğini, davalı şirketin ... ile 2012 yılı ve öncesi kullanımları kapsayan Sulh Protokolü imzaladığı ve bu protokol ile belirlenen lisans bedelini ödediğini, aynı şekilde davalı şirkete 2013-2014 yıllarına ilişkin Yayın İzin Sözleşmesi gönderildiği ancak davalı şirket tarafından imzalanmadığını, davalı şirketin izinsiz umuma iletin eyleminin 5846 sayılı Fikir ve sanat Eserleri Kanununun açıkça ihlali olduğunu Yayın kuruluşlarınca meslek birliği korumasında bulunan eserin umuma iletiminin yapılabilmesi için lisans alınmasının kanuni bir zorunluluk olduğunu, Lisanssız kullanımın hukuki açıdan FSEK 68 anlamında tazminat doğuracağı ve ceza hukuku açısından suç teşkil edeceğini, davacı meslek birliğinin fonogram veya yorumcu meslek birliği olmadığını, Eser
sahiplerini temsil eden bir meslek birliği olduğunu, üstelik Roma sözleşmesinin asgari bir koruma öngördüğü ve akit devletlerin daha kapsamlı haklar öngörmesi halinde bunların ve özel hükümler içeren anlaşmaların uygulanması gerektiğini, davacı tarafça sunulan CD’nin izinsiz kullanımın delili olduğunu, ayrıca meslek birliğinin kanunen tarife belirleme hakkına haiz olup davalı yayın kuruluşunun tarife bedellerine itirazının usule aykırı olduğu ve iş bu davanın konusu
Olmadığını, davalı şirketin yasal mevzuat uyarınca yazılı izin alması ve mali hak bedellerini ödemesi gerektiğini bildiği ve daha önceki yıllarda ... ile sözleşme imzalanmasına ve davacı meslek birliğine ödeme yapmış olmasına rağmen 2012
yılından bu yana izin almadan ve mali hak bedellerini ödemeden ... korumasındaki eserleri kullandığını, davalı şirkete ait ... adlı televizyon kanalının 31.12.2018 tarihli 22: 00 - 24: 00 saatleri arasındaki yayın kayıtlarını içeren CD’nin
RTÜK’ten temin edildiği ve belirtilen tarih ve saat aralığında davacı meslek birliği korumasında bulunan izinsiz ve hukuka aykırı olarak iletimi yapılan eserler tespit Edildiğini, buna göre davalıya ait ...adlı yayın kuruluşunun 31.12.2018 tarihinde 22: 00 -24: 00 saatleri arasında yapılan yayınında tespit edilen “...”, ...” ve “...” adlı eserlerin davacı ... korumasında olduğunu gösteren hak sahipliği ve yetki belgelerinin ekte sunulduğunu, FSEK m.76 uyarınca talebin işbu tespit edilen eserlerle sınırlı olmayıp davalı şirketin yayın faaliyetlerinde kullandığı ve ... korumasında bulunan tüm eserleri kapsadığını, FSEK 68 uyarınca belirlenecek tazminat bedelinin tüm ... repertuvarı açısından gerçekleştiğini, davalı şirketin ile davacı meslek birliği arasında 2012 yılından bu yana sözleşme İmzalanmadığını, davalı şirkete meslek birliğinin 2014 yılı resmi tarifesi üzerinden indirim uygulandığı ve Televizyon Yayıncıları Derneği ile yapılan görüşmeler sonucunda 2013 yılı tarifesine %8 oranında artış uygulanarak belirlenen lisans bedelini içeren 2013-2014 yılını kapsayan Lisans Sözleşmesi gönderildiği ancak bu sözleşmenin imzalanmadığını, sonraki yıllarda da tarife bedeline ÜFE ve TÜFE
oranları üzerinden artış yapılarak sözleşme bedellerinin hesaplandığı; Buna göre her yıl belirlenen artış oranları uygulanmak suretiyle, davalı şirketin sözleşme imzalamış olsaydı 2018 müzik yılı müzik kullanımı için ödeyeceği bedel 265.296,36 TL+KDV olarak belirlendiğini, ancak davalı şirket söz konusu eser kullanımlarının yasa gereği lisanslamaya tabii olduğunu bilmesine ve iyi niyetli davacı tarafından sözleşme yapmaya davet edilmesine rağmen izinsiz ve lisans
bedeli ödemeksizin kanun hilafına eser kullanımına devam ettiği; FSEK 68/1 maddesi uyarınca sözleşmesiz kullanımın önüne geçilmesi amaçlandığı, izinsiz kullanımda üç katı tutarında tazminat öngörüldüğünü, bu nedenle iş bu kanun
maddesi uyarınca davalı şirketin sözleşme imzalanmış olsaydı 2018 yılı için ödeyeceği mali hak bedelinin 3 katı tutarında tazminat talep etme zorunluluğu doğduğunu, açıklanan nedenlerle davalının yayın/umuma iletim suretiyle izinsiz kullanıldığı tüm ... korumasındaki eserler bakımından tecavüzün refi’ne, davalının yayın/umuma iletim suretiyle izinsiz kullandığı tüm ... eserler bakımından cezaya, geçmiş yıllara, fazlaya ve faize ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla, 2018 yılındaki tecavüz neticesinde doğan zararın tespiti ve bu zararın FSEK 68/1 uyarınca 3 katı fazlasıyla 2018 yılı başından itibaren hesaplanacak T.C.M.B. reeskont avans faizi ile birlikte tazmini talep edilmekle birlikte, şimdilik 1.000,00 TL x 3 = 3.000,00 TL tutarında mali hak bedelinin 2018 yılı başından itibaren hesaplanacak T.C.M.B reeskont avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini vekaleten talep ve dava etmiştir.

Cevap dilekçesi: davalı vekilinin mahkememize ibraz ettiği cevap dilekçesinde özetle; Anayasanın 90. maddesi hükmü gereğince “Roma Antlaşması”nın 12. maddesinin kanun hükmünde olduğunu, davacılar tarafından dava dilekçesinde belirtilen tarihlerde davalı yayıncı kuruluş tarafından yapılan müzik yayınlarının birçoğunun canlı performans olduğunu, kalanların ise ticari dolaşıma açılmış fonogram ve tespitlerden oluştuğunu, bu fonogram ve tespitler açısından ise sadece uygun bir bedel ödenmesi öngörüldüğünü, bunun dışında herhangi bir izin verme veya yasaklama hakkından bahsedilmediğini, bu hükmün FSEK hükümlerine üstün olduğu ve ulusal mevzuat açısından da geçerli olduğunu, bu durumda ticari dolaşıma çıkartılmış fonogram ve tespitler açısından izin verme veya yasaklama hakkı olmadığını, bu sayede yayınların önlenmesi veya izinsiz yayından bahsedilemeyeceğini, davacının dilekçesinde belirttiği 31.12.2018 tarihli RTÜK yayın kaydı ile belirlendiği söylenen müzik eseri yayınlarının müzik eğlence içerikli programlar olduğunu, bu program yayınları ile ilgili olarak davalı yayıncı kuruluş ile yapımcı ve icracı eser sahibi sanatçılar ile sözleşme yapıldığı ve zaten bir bedel ödendiğini, FSEK 43. madde hükmüne göre bunun mümkün olduğu ve bu açıdan bakıldığında davalı yayıncı kuruluş kullandığı müzik eserleri için zaten eser sahiplerine bedel ödediğini, izinsiz yayın yapıldığının ispatının gerektiğini, tespit yapılan tarih ve saat dışındaki yayınlarda davacı meslek birliğine ait repertuarın izinsiz kullanıldığına ilişkin iddiayı kabul etmediklerini, davacı meslek birliğince sadece dava dilekçesinde belirtilen sınırlı sayıdaki müzik
eserinin yayınına istinaden kendi belirledikleri 2018 yılı tarifesi üzerinden ve korumaları altındaki tüm eser sahiplerine ait bütün eserlerin kullanım bedelinin talep edilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, FSEK m.76/son hükmünden
yararlanabilmeleri için iddialarının doğruluğunu kanıtlamaya yeterli kuvvetli delil sunması ve ondan sonrada mahkemece davalı tarafa kullanılan müzik eserlerinin listesinin sunulması için süre vermesi gerektiğini, davacı meslek birliğince toptancı zihniyet ile yayınlandığı tespit edilen sınırlı sayıdaki eser için tüm yıl tarife bedelinin talep edilmesinin hukuka aykırı ve yersiz Olduğunu, davacı meslek birliği tarafından tek taraflı olarak belirlenmiş tarifelerin son derece fahiş ve kabulü mümkün olmadığını, söz konusu tarifelerin FSEK m.42 vd. maddelerinde belirlenen usule uygun olmadığını, diğer taraftan davacı meslek birlikleri söz konusu tarifeleri tek taraflı ve fahiş olarak belirlediklerini ve davalı tarafça kabulünün mümkün olmadığını, söz konusu tarifelerde belirlenen asgari tutarların davalı yayıncı kuruluşun bir yıllık toplam brüt gelirinin %25’ine isabet Ettiğini, daha önce davacı ile sözleşmeler yapılmasına rağmen daha sonra devam

edilmemesinin asıl sebebinin bu fahiş bedeller olduğu belirtmiş davanın reddini talep etmiştir.
Cevaba cevap dilekçesi: Davacı vekili tarafından sunulan cevaba cevap dilekçesinde özetle; Davalı yayın kuruluşu, 2012 ve öncesi için lisans bedeli ödemiş olmakla, ... repertuvarında yer alan eserleri kullanabilmek için sözleşme imzalaması gerektiğini bilmekte, ancak bilerek ve isteyerek şekilde kanunu ihlal etmeye, izinsiz kullanıma devam ettiğini, davalı yayın kuruluşu FSEK 43. maddesinde düzenlendiği üzere, radyo-televizyon kuruluşları yayında kullanacakları eserlere ilişkin olarak meslek birlikleri ile sözleşme yapmak zorunda olduğunu, öncelikle müvekkilinin fonogram veya yorumcu meslek birliği olmadığını, eser sahiplerini temsil eden meslek birliği olduğunu belirtmek istediklerini, üstelik Roma Sözleşmesi asgari bir koruma öngörmekle beraber akit devletler daha kapsamlı haklar öngörüyor ise bunların ve özel hükümler içeren anlaşmaların uygulanması gerektiğini belirttiğini, uluslararası hukukun mantığı mümkün olduğunca çok devletin bir araya getirebilmek amacıyla öngörülen asgari şartların kabulün sağlama olduğunu, ülkelerin iç hukukunda yer alan daha üstün korumayı geçersiz kılmak olmadığını, davalı yayın kuruluşunun müvekkili meslek birliğinin korumasında olan müzik repertuvarını izinsiz yayınlayarak, müvekkilinin meslek birliği üyesi olan eser sahiplerini zarara uğrattığını ve haksız kazanç elde ettiğini, müvekkili meslek birliği eser bazında sözleşme yapmadığını, tüm repertuvarına ilişkin olarak lisans sözleşmesi yaptığını, dolayısıyla eser bazında bir bedel hesabı teknik olarak mümkün olmamakla birlikte, davalı vekilinin talebi gibi bir uygulama, kanunun öngördüğü caydırıcılıktan çok lisanssız kullanımın ödüllendirilmesi niteliğinde olacağından kanunun amacıyla çeliştiğini, müvekkilinin kanunen tarife belirleme hakkını haiz olduğu, davalı yayın kuruluşunun tarife bedellerine itirazı usule aykırı olduğu gibi, iş bu davanın konusu da olmadığını, açıklanan nedenlerle davalının haksız ve kötü niyetli itirazlarının reddi ile davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İkinci cevap dilekçesi: Davalı vekili tarafından sunulan ikinci cevap dilekçesinde özetle; davacı meslek birliğinin yayıncıların kendileri ile tüm repertuvar üzerinden sözleşme yapmaları konusunda zorunluluk bulunduğunu ileri sürdüğünü, bu iddianın yersiz ve geçersiz olduğunu, zira davacı meslek birliğine üye eser sahiplerinin meslek birliğine yetki vermiş olmaları, eser sahiplerinin kendi haklarını kullanmalarına engel olmadığını, dolayısıyla eser sahipleri kendileri de eserin kullanımı açısından sözleşme yapabileceğini, RTÜK'dan alınmış olan CD içeriğinde yer alan tespitlere dayanarak tüm repertuvar üzerinden FSEK 68 e göre tazminat talep edilebileceği ve eser bazında bir bedel hesabının mümkün olmayacağı ileri sürüldüğünü, ancak Yargıtay uygulamaları bunun aksini gösterdiğini, ayrıca cevap dilekçelerinde de açıkladıkları üzere FSEK 76/2 hükmü gereğince tüm repertuvarın kullanıldığına ilişkin kuvvetli delil sunulmasının şart olduğunu, dolayısıyla dosya içerisinde yer alan RTÜK CD sinde yer alan bir-iki eser kullanımına dayanılarak FSEK 76/2 hükmünün uygulanmasına imkan olmadığını, davacı tarafın cevaba cevap dilekçesinde yer alan tarife belirleme hakkının meslek birliğinin elinde olduğu görüşü ise FSEK md.42 ve devamı hükümlerine aykırı olup kabul edilemeyceğini, davacı Meslek birliğinin yıllardır tarifeleri müzakere dahi etmeden kendine göre belirleyerek uygulama çabasında olduğunu, bunun kabul edilebilir bir tarafı olmadığını, açıklanan nedenlerle davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

-... CBS'nin ... soruşturma sayılı dosyası celp edilmiştir.
Bilirkişi Raporu: 08/03/2021 tarihli bilirkişi raporunda " 2014 yılı tespit edilen 189.000,00 TL lisans bedelinin ÜFE-TÜFE ortalaması alınarak 2018 yılı için lisans bedelinin 265.664,98 TL+KDV olarak hesaplandığı, Davalı tarafın davacının sahip olduğu hakları ihlal ettiğinin sabit olması karşısında 265.664,98 x 3= 796.994,94 TL tutarında tazminata hükmedilmesi gerektiği, FSEK 68/1 Kapsamında hesap edilen tazminat tutarı 796.994,94 TL hesaplanmış olmakla birlikte davacının talebini fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 3.000,00 TL ile sınırlandırmış olduğundan faiz hesabında tazminat tutarının 3.000,00 TL olarak dikkate alındığı, 01.01.2018 Tarihinden dava tarihi olan 15.04.2019 tarihine kadar olan hesaplanan faiz tutarının 608,24 TL olduğu, " kanaatini bildirmiştir.

Dava değeri artırım dilekçesi: Davacı vekili 13/10/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile, maddi tazminat taleplerini arttırarak 796.994,94 TL maddi tazminata karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkememiz 28/04/2022 karar tarihli ...Esas- ...Karar sayılı kararı ile "Davacının davasının KABULÜ ile 796.994,94 TL'nin 01/01/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine," karar verilmiştir.

İstinaf ilamı: İstanbul BAM 44. Hukuk Daire'sinin 15/02/2024 Tarih, ...Esas- ... Karar sayılı ilamı ile "adı geçen hak sahiplerinin davacı meslek birliklerine yetki devri yaptıkları tüm eserleri izinsiz olarak kullanıldığının varsayılması ve böylesi durumda, müzik sektörünün genel işleyişi de dikkate alınarak, her bir hak sahibi yönünden 1 yıl süre ile lisans sözleşmesi yapılacak olsaydı hangi miktar ücret talep edebileceği tespit edilerek FSEK 68. maddesi uyarınca tazminatın belirlenmesinin istenmesi, şayet buna ilişkin emsal sözleşmeler varsa bunların kullanılması, emsal sözleşme bulunmaması halinde ise yapımcının eser sahibinin yorumcunun tanınmışlıkları ve ürünlerin nitelikleri dikkate alınarak gerektiğinde TBK’nın 50. maddesi çerçevesinde değerlendirme yapılması..." gerekli olmakla eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde görülmemiş, kararın bu yönden kaldırılması gerekmiştir." dair karar verildiği anlaşılmıştır.

İstinaf sonrası yapılan işlemler:
Bilirkişi Raporu: 10/02/2025 tarihli bilirkişi raporunda "Davacı meslek birliği tarafından 01.11.2024 tarihli dilekçe ekinde sunulan bu eserlerin eser sahiplerinden alınmış olduğu belirtilen yetki belgeleri ve eser sahipliğine ilişkin kayıtlar incelendiğinde davaya konu ... isimli müzike serinin söz ve bestesinin..., ...isimli müzik eserinin söz yazarının ... bestecisinin ... olduğu, ... isimli müzik eserinin söz ve bestecisinin ... olduğu, bu eser sahiplerine ilişkin sunulan yetki belgeleri incelendiğinde yetki belgelerinin verildiği tarihin 2023 tarihi olduğu, davaya konu kullanımın gerçekleştiği 2018 yılına ait yetki belgesinin ise dosyada bulunmadığı, Davacının 2018 yılındaki kullanımı kapsar yetki belgesini sunması hususundaki Takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu, BAM kararı doğrultusunda hesaplamanın yapılabilmesi için davaya konu eserlerin eser sahipleri olan ..., ..., ... ve ...’ın 2018 yılında davacı meslek birliğinin repertuarında bulunan eserlerinin hangileri olduğunun yine 2018 yılında davacı meslek birliğinin temsile yetkili olduğu, repertuarında bulunan tüm eserlerin adedinin bildirilmesinin gerektiği, " kanaatini bildirmiştir.
28/09/2025 tarihli bilirkişi raporunda "Davacı vekilinin Kök rapora itiraz dilekçesinde 2023 yılı öncesi yetki belgelerinin ...Esas sayılı dava dosyasın ilişkin 15.04.2019 tarihli dava dilekçesi EK 3 deki beyanı üzerine dava dilekçesi ekleri incelenmiş,Dava dilekçesi EK 3 de, ... imzalı 28.05.2017 tarihli yetki belgesi,... imzalı 17.06.2014 tarihli yetki belgesi,... imzalı 02.03.2015 tarihli yetki belgesinin mevcut olduğu, BAM kararı doğrultusunda davaya konu eserlerin eser sahipleri olan ..., ... ve ...’ın 2018 yılında davacı meslek birliğinin repertuarında bulunan eserleri listesi içinde yer aldığı görülmüştür.
BAM kararı doğrultusunda hesaplamanın yapılabilmesi için davaya konu eserlerin eser sahipleri olan ..., ..., ... ve ...’ın 2018 yılında davacı meslek birliğinin repertuarında bulunan eserlerinin hangileri olduğunun yine 2018 yılında davacı meslek birliğinin temsile yetkili olduğu, repertuarında bulunan tüm eserlerin adedinin bildirilmesinin gerektiği, Ancak dosyaya bu yönde herhangi bir evrak sunulmadığı görülmemiş olup, bu kapsamda bir hesaplama yapılamadığı,
Taraf lar arasında 01.01.2013-31.12.2014 tarihleri arasındaki süreyi kapsayan sözleşme dikkate alınarak yapılan hesaplamada ise, 2014 yılı için lisans bedelinin 189.000,00 TL olması dikkate alınarak, TUİK taraf ından bir önceki yıl için belirlenen ÜFE+TÜFE/2(12 aylık ortalamalara göre)oranından artış uygulanmak sureti ile 2018 yılı için 265.296,35 TL lisans bedeli hesaplanmış,Davacı taraf ından FSEK 68/1 kapsamında 2018 yılı için hesaplanan 265.296,35 TL lisans bedeli için üç katı tutarında 795.889,05 TL tazminata
hükmedilebileceği, FSEK 68/1 kapsamında hesaplanan tazminat tutarına 01.01.2019 tarihinden dava tarihi 15.04.2019 tarihine kadar davacı talebi T.C. Merkez Bankası reeskont avans faizi esas alınarak 44.835,08 TL işlemiş faiz hesaplandığı tespit ve değerlendirmeleri içeren iş bu raporu, " kanaatini bildirmiştir.

Dava ve uyuşmazlık: Taraflar arasındaki dava davalıya ait TV kanalında davacının yetkisi altında olan eserlerin kullanılmasının bir izne dayanmaması nedeniyle davacının uğramış olduğu zararın FSEK 68. Madde gereğince davalıdan tahsilini gerekip gerekmediğine ilişkindir. Davacı taraf davacının koruması altında olan "..." "..." ve "..." isimli eserlerin davalıya ait TV kanalında yapılan yayın sırasında kullanıldığını, bu kullanımın herhangi bir hakka dayanmadığını belirterek davanın kabulünü savunmuştur. Davalı ise davanın reddini savunmuştur.

Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak dikkate alındığında eldeki dava davacı meslek birliğinin üyesi olan davadışı sanatçılardan almış olduğu eser mali hak sahipliğine bu kapsamda belirlenen tarife ücretine dayalı FSEK 68 kapsamında tazminat istemine ilişkindir.
Davalıya ait TV kanalında yayınlanan ve icra edilen şarkıların eser niteliğinde olduğu tarafların kabulünde olup ayrıca alınan bilirkişi raporlarında da bu husus değerlendirilmiştir.
Eser sahipliğinin değerlendirilmesi bakımından yapılan incelemede;Yargıtay kararlarında FSEK kapsamındaki uyuşmazlıklarda, "eser sahipliği" ya da hak sahipliği sıfatının da re'sen gözetilmesi gereğine işaret edilmektedir. Dolayısıyla huzurdaki davada da, uyuşmazlık konusu fikri ürünlere ilişkin eser sahipliği ya da hak sahipliği sıfatının re’sen irdelenmesi gerekmektedir. Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nda eser sahipliği veya hak sahipliği ile ilgili çeşitli karinelere yer verilmiştir.
FSEK m. 11 hükmüne göre; "Yayımlanmış eser nüshalarında veya bir güzel sanat eserinin aslında, o eserin sahibi olarak adını veya bunun yerine tanınmış müstear adını kullanan kimse, aksi sabit oluncaya kadar o eserin sahibi sayılır. Umumi yerlerde veya radyo-televizyon aracılığı ile verilen konferans ve temsillerde, mutat şekilde eser sahibi olarak tanıtılan kimse o eserin sahibi sayılır, meğer ki, birinci fıkradaki karine yoluyla diğer bir kimse eser sahibi sayılsın."
Musiki eserlerinde eser sahipliği ile ilgili olarak şu hususlara değinmekte de fayda vardır. Bir musiki eserin güftesi veya bestesi aynı kişiye ait olabileceği gibi, eserin güftesinin veya bestesinin farklı kişilere ait olması da mümkündür. Güftesi ve bestesi farklı kişilere ait olan musiki eserlerinin de FSEK m.9 anlamında "ortak eser" durumu söz konusudur. Yani beste ve güfte kendi başına eser olma vasfını korumaktadır. Zira, güfte bağımsız bir ilim ve edebiyat eseri iken, beste bağımsız bir müzik eseridir ve sahipleri bunlar üzerinde münferiden tasarrufta bulunabilirler.
Somut uyuşmazlık açısından davaya konu edilen eserlerin eser sahipleri ..., ...ver... tarafından davacı meslek birliğine yetki verildiği bu nedenle davacı ... ın ...olarak temsil ettiği, Tüzüğü incelendiğinde Tüzük m.2 ve m.11 hükümleri kapsamında eser sahibi gerçek kişilerin yetki belgesi ile devrettiği hakların idaresi ve takibini, telif ve tazminat bedellerinin tahsilini ve hak sahiplerine dağıtımı konusunda yetkili olduğu sonuç olarak mali hak sahibi olarak tarife bedellerini talep noktasında mali hak sahibi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Her ne kadar davalı yargılama safahatinde davacının iddia ettiği tazminat taleplerinin zamanaşımına uğradığını iddia etmiş ide de davanın belirsiz alacak olarak açıldığı dava tarihi itibarı ile haksız fiile dayalı zamanaşımının dolmadığı anlaşılmakla davalının zamanaşımı savunmalarına itibar edilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.
FSEK m.68/I hükmüne göre; "Eseri, icrayı, fonogramı veya yapımları hak sahiplerinden bu Kanuna uygun yazılı izni almadan, işleyen, çoğaltan, çoğaltılmış nüshaları yayan, temsil eden veya her türlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletenlerden, izni alınmamış hak sahipleri sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya bu Kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını isteyebilir".
FSEK m.68'deki kapsamında bu taleplerin ileri sürülebilmesi için, mütecavizin kusurunun olması ya da zararın gerçekleşmiş bulunması şart değildir. Yine Yargıtay'a göre; "...eser sahibinin mali hakları korunurken sadece bu tecavüzün haksız fiil olduğu varsayımından hareket edilmeyecektir. Somut olayın özelliğine göre varsayımsal sözleşme bedeli tayin edilirken eser sahibinin bilimsel/sanatsal yeteneği, üretim kapasitesi gibi sübjektif nitelikleri, eserin beğeni ölçüsü, sayfa sayısı, estetik görünümü, nitelik ve niceliği, ihlal edilen mali hakkın türü, coğrafi kapsamı, ihlal süresi, ihlalin yapıldığı vasıta, bunun geniş halk kitlesine ulaşımı gibi objektif kriterler dikkate alınarak eser sahibi izinsiz yayın yapanla sözleşme yapması halinde, bu sözleşme uyarınca isteyebileceği bedel, bunun faizi 68. madde uyarınca açılacak davada dikkate alınacaktır…". Ayrıca rayiç bedelin tespitine ilişkin taraflar arasında daha önceden yapılmış bir sözleşme, teklif var ise, başka bir deyişle rayiç bedel somuta indirgenmiş ise, rayiç bedelin tespiti taraflar arasındaki sözleşme, teklif vs. ile tespit edilecektir.
Davacı davalının ... adlı televizyon kanalı ile ulusal düzeyde yayın yapan, yayın akışında sıklıkla Türkçe müzik eserleri içeren programlarda meslek birliği repartuarında yer alan eserleri izinsiz olarak yayınlarında kullandığını iddia etmiş emsal nitelikte “...” adlı eserin “...” adlı eserin ve “...” adlı eserlerin kullanımına ilişkin kayıtları dosyaya sunmuştur. Radyo-televizyon kuruluşları bir başkasının yarattığı eseri, ancak eser sahibinden izin alarak ya da buna ilişkin lisans alarak yayınlayabilecektir.
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun ... tarih ve ... sayılı Kanun'un 15. Maddesiyle değişik “İşaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkı” başlıklı 25. maddesinde “Bir eserin aslını veya çoğaltılmış nüshalarını, radyo-televizyon, uydu ve kablo gibi telli veya telsiz yayın yapan kuruluşlar vasıtasıyla veya dijital iletim de dahil olmak üzere işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla yayınlanması ve yayınlanan eserlerin bu kuruluşların yayınlarından alınarak başka yayın kuruluşları tarafından yeniden yayınlanması suretiyle umuma iletilmesi hakkı münhasıran eser sahibine aittir.
Eser sahibi, eserinin aslı ya da çoğaltılmış nüshalarının telli veya telsiz araçlarla satışı veya diğer biçimlerde umuma dağıtılmasına veya sunulmasına ve gerçek kişilerin seçtikleri yer ve zamanda eserine erişimini sağlamak suretiyle umuma iletimine izin vermek veya yasaklamak hakkına da sahiptir.... kuruluşlarıyla yapılan sözleşmelerde; ilgili kuruluşların yayın alanı ve şekli ile dinleyici/izleyici kitlesinin taraflarca bilinmediğinin kabulü mümkün değildir. Dolayısı ile normal şartlarda sözleşme koşulları ve bedelinin de belirtilen ölçütlere göre saptanması gerektiği nazara alındığında, şifresiz ve abonelik esasına bağlı olmadan yapılan ulusal ve/veya bölgesel yayınların kapsama alanındaki herkesi ve her yeri dinleyici/izleyici hedef kitlesi olarak belirlediğinde şüphe bulunmamaktadır.”.
Radyo-televizyon kuruluşunun, bir başkasının yarattığı eseri veya bir başkasına ait fonogramı yayınlaması durumlarında radyo-televizyon kuruluşunun söz konusu fikri ürünü yayınlayabilmesi için izin alması zorunludur. Bu noktada radyo-televizyon kuruluşunun hangi izni, kimden alacağı hususlarının açıklığa kavuşturulması önem arz etmektedir.
Bu bağlamda FSEK m.43 gereği Radyo-televizyon kuruluşları, uydu ve kablolu yayın kuruluşları ile mevcut veya ileride bulunacak teknik imkânlardan yararlanarak yayın ve/veya iletim yapacak kuruluşlar, yayınlarında yararlanacakları opera, bale, tiyatro ve benzeri sahneye konmuş eserlerle ilgili olarak hak sahiplerinden önceden izin almak zorundadırlar.
Bu kuruluşlar sahneye konmuş eserler dışında kalan eser, icra, fonogram ve yapımlar için ilgili alan meslek birlikleri ile FSEK 52 nci maddeye uygun sözleşme yaparak izin almak, söz konusu yayın ve/veya iletimlere ilişkin ödemeleri bu birliklere yapmak ve kullandıkları eser, icra, fonogram ve yapımlara ilişkin listeleri bu birliklere bildirmek zorundadırlar.
Görüldüğü üzere, diğer bağlantılı hak sahiplerinden farklı olarak radyo-televizyon kuruluşlarının kendilerine tanınan haklara sahip olabilmek için almaları gereken izin, bağlantılı haklarının düzenlendiği FSEK m. 80/I/C’de değil; FSEK m. 43’te yer almaktadır. FSEK m. 43/I’e göre, yayın için sahneye konmuş eserlerle ilgili olarak hak sahiplerinden önceden izin alınması gerekmektedir. FSEK m. 43/II’ye göre ise, sahneye konmuş eserler dışında kalan eser, icra, fonogram ve yapımlar için, ilgili alan meslek birlikleri ile 52. maddeye uygun sözleşme yapılarak izin alınacak ve söz konusu yayın ve/veya yeniden yayına ilişkin ödemeler bu birliklere yapılacaktır.
Aynı husus Eser, İcra, Yapım Ve Yayınların Kullanılması Ve/Veya İletilmesine İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik m.6 hükmünde “Radyo-televizyon kuruluşları, uydu ve kablolu yayın kuruluşları ile mevcut veya ileride bulunacak teknik imkânlardan yararlanarak yayın ve/veya iletim yapacak kuruluşlar, yayınlarında yararlanacakları opera, bale, tiyatro ve benzeri sahneye konmuş eserlerle ilgili olarak hak sahiplerinden önceden izin almak zorundadır.
Bu kuruluşlar sahneye konmuş eserler dışında kalan eser, icra, fonogram ve yapımlar için ilgili olan meslek birlikleri ile Kanunun 52 nci maddesine uygun sözleşme yaparak izin almak, söz konusu yayın ve/veya iletimlere ilişkin ödemeleri bu birliklere yapmak ve kullandıkları eser, icra, fonogram ve yapımlara ilişkin listeleri bu birliklere bildirmek zorundadır.” biçiminde açıklanmıştır.
Dolayısıyla yayın kuruluşları, yayınlarında yararlanacakları sahneye konmuş eserlerle ilgili olarak eser sahipleri ile icracı sanatçılardan, icranın orkestra veya koro tarafından gerçekleştirilmesi halinde, orkestra, koro şeflerden, izin almak zorundadırlar. Dolayısıyla hem eser sahiplerinden hem de icracı sanatçılardan alınacak bu izin, hak ihlalini bertaraf etmek açısından gereklidir. Bu doğrultudaki Komşu Haklar Yönetmeliği m.7/e bendi gereği icracı sanatçıların izni öngörülmüştür. Buna göre: “Ticari amaçla kamuya sunulan bir tespitten yapılmayan veya bir radyo ve televizyon yayını icraların, radyo ve televizyon kuruluşları tarafından yayınlanması için yazılı izni gereklidir. ”
Davacı ...’ın Tüzüğü incelendiğinde Tüzük m.2 ve m.11 hükümleri incelendiğinde eser sahibi gerçek kişilerin yetki belgesi ile devrettiği hakların idaresi ve takibini, telif ve tazminat bedellerinin tahsilini ve hak sahiplerine dağıtımını sağladığı anlaşılmaktadır.

Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak dikkate alındığında davacının dosya kapsamında yer alan yetki belgeleri de irdelendiğinde davalının davacı ile lisans sözleşmesi imzalamaksızın repertuarda yer alan eserleri ... isimli kanalında yayınladığı noktasında bir çekişme bulunmadığı, davalı davaya konu dönem itibarı ile tüm kayıtların ve eserlerin tek tek alınması gerektiği tarife üzerinden hesaplamaya yapılamayacağına yönelik itirazda bulunmuş ise de esasen tarife uygulamalarının yayıncı kuruluşlar lehine getirilmiş götürü bir bedel üzerinden tüm eserleri kullanma izni sağladığı dikkate alındığında -tek tek eser ve kullanım tespiti yapmanın mümkün olmadığı, bir an için yapıldığı dikkate alındığında her bir kullanımın tarife ücretini de aşacak miktarlara ulaşacağı izaha muhtaç olmamakla- davalının esasen uygulanma ihtimali olmayan, uygulansa dahi kendi aleyhine sonuç doğuracağı izahtan vareste olan itirazlarına itibar olunmayacağı, yine tarife ücretlerinin fahiş olduğu iddiları yönünden tarifelere açılmış herhangi bir davanın olmadığı bu hususun mevcut yargılamanın konusu olmadığı, davalının 2012 yılı öncesi dönem ilişkin sulh protokolü 2013-2014 yılına ilişkin lisans sözleşmesi dikkate alındığında davaya konu kullanımların lisanssız kullanılamayacağını bildiği, basiretli tacir olarak bilmesi gerektiği, bu noktada davacının hak sahipliği ve kullanımlara yönelik savunmalarının dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağı kötü niyetli yargılamayı uzatmaya matuf savunmalar olduğu bu hususun istinaf sonrası alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği, istinaf sonrası alınan bilirkişi raporunun hükme esas alınması gerektiği, istinaf ilamında da belirtilen yargıtay 11. Hukuk dairesinin ... Esas ... Karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi varsayımsal olarak tüm eserlerin kullanılması kabul edilerek 68. Maddeye göre tazminata hükmedilmesi gerektiği kanaatine varılmış, davacı meslek birliğinin bir dönem davalının da taraf olduğu emsal lisans sözleşmesindeki lisans bedelleri yine sözleşmede belirlenen ve sözleşmeye taraf olanlara uygulanan artış oranları üzerinden yapılan hesaplama sonucunda davacının 2018 yılı itibarı ile 265.296,36 TL lisans bedeli talep edebileceği, davalının lisans almaksızın kullanımda bulunduğu dikkate alındığında FSEK 68 uygulamasıyla davacının talep etmiş olduğu toplamda 795.899,05 TL tazminat talebinin haklı ve yerinde olduğu sonucuna ulaşılmakla davanın kabulü ile davaya konu dönem sonu olan 01/01/2019 tarihi faiz başlangıç tarihi olarak belirlenmek suretiyle aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.

Açıklanan sebeplerle;

1-Davacının davasının KABULÜ ile 795.899,05 TL'nin 01/01/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,

2-Alınması gereken 54.367,91 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 51,24 TL peşin harcın düşümü ile kalan 54.316,67 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,

3-Davacı tarafından yapılan 51,24 TL peşin harç+ 44,40 TL başvuru harcı+ 15.000,00 TL bilirkişi ücreti+ 305,00 TL posta/ müzekkere giderleri olmak üzere toplam 15.400,64 TL yargılama giderlerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T.'ye göre hesaplanan 125.384,86 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 13/01/2026