İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda:
Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Müvekkil ile davalı firma arasında 29.08.2023 tarihinde imzalanan hizmet sözleşmesi uyarınca Müvekkil firma tarafından davalı firmanın da taşeron olduğu. “...” isimli üretim tesisinde “1 adet Isıl İşlem ...” konusunda anlaştıkları. Sözleşmenin 7. Maddesinde yapılacak işin ödeme şeklinin, “imzalanacak iş akdinin teminatı olarak sipariş ile birlikte 9680 peşin ve nakden ödemenin 09.09.2023 tarihinde fırın çalışır vaziyette iş teslimi olduğu, fatura ibrazı * KDV ile kalan bakiyenin nakden 30-45 gün içinde ödeneceği şeklinde anlaşma yapıldığı. Sözleşmenin 1. Maddesinde yapılacak işin bedelinin 11.450 Euro * KDV olarak kararlaştırıldığı. Taraflar arasında işe başlangıç tarihinin 05.09.2023 tarihi olarak kararlaştırıldığı. Müvekkilin söz konusu işe sözleşmede belirtilen tarihte başladığı. Bu iş için 5 tane eleman görevlendirdiği ve elemanlarının hepsinin sigorta girişlerinin yapıldığı ve iş güvenliğine teslim edildiği. Bu elemanların hepsinin İstanbul'dan müvekkil tarafından götürüldüğü. 5 elemanın haricinde müvekkilin kendisinin de bizzat çalıştığı. 09.09.2023 tarihinde sözleşme bedelinin %80 inin müvekkil firmaya davalı firma tarafından ödeneceği. Ancak 15.09.2023 tarihinde davalı firma tarafından dilekçe ekinde de sundukları görüntüden de anlaşılacağı üzere 300.000 TL tutarlı 18.09.2023 ileri ödeme tarihli bir dekont gönderildiği. Müvekkilinde hesabına para geleceğini düşündüğü, ancak bu tarihte müvekkil hesabına hiçbir para geçişi olmadığı. Davalı firma tarafından müvekkili yanıltmaya yönelik bir olay gerçekleştiği. Müvekkilin kendisine para geçişinin neden olmadığını sorduğunda davalı firma yetkilisi Nilay Turgut tarafından “Biz parayı iptal ettik bundan sonra sizinle çalışmak istemiyoruz işi iptal ettik” diyerek telefonu müvekkilin üzerine kapattığı. Müvekkil tarafından işin aslının öğrenilmeye çalışıldığı ve müvekkilin halihazırda sözleşme konusu sahada çalışan elemanları ile görüştüğü ve elemanların müvekkile “Biz davalı firmanın yetkilisi ile aramızda anlaştık biz çalışmaya devam edeceğiz” diyerek görüşmeyi sonlandırmış oldukları. Bunun üzerine de müvekkilin söz konusu iş ile ilgili anlaştığı işçilerinin sigortalarını 19.09.2023 tarihinde kestiği. Müvekkilin işin başladığı 05.09.2023 tarihinden ödemenin yapılmayacağını anladığı 18.09.2023 tarihine kadar çalıştığı. Bu çalışma ile işin en az yaklaşık %70 ini bitirdiği. Buna ilişkin ürünlerin dilekçe ekinde sunulduğu ancak müvekkile hiçbir ödeme yapılmadığı. Müvekkilin karşılaştığı tutum karşısında davalı firma tarafından müvekkilin işçileri ile anlaşmasının arkadan iş çevirmesinin kabul edilemeyeceği. Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin bir hizmet sözleşmesi olduğu. Malzemelerin davalı firma tarafından tedarik edildiği işçiliğinde müvekkil firma tarafından yapıldığı bir sözleşmede sırf işçilik ücretini daha az ödemek için davalı firma tarafından böyle bir işe kalkıştığı, müvekkil firmanın işin %70 ini bitirmiş olmasına rağmen hiçbir ödeme alamadığı. Müvekkilin hiçbir ödeme almamasına rağmen işçilerin ücretlerini kendi cebinden ödediği, sigorta ödemelerini yaptığı ve bütün yol paralarını karşıladığı. İşin süresinin sözleşmede 20 gün olarak kararlaştırıldığı, başlangıç tarihi 05.09.2023 iken bitiş tarihinin 25.09.2023 olduğu. Müvekkilin 14 gün aktif olarak çalıştığı, son 6 gün kala sözleşmenin davalı firma hiçbir ödeme yapılmadan haksız ve hukuka aykırı olarak fesih edildiği. Müvekkilin davalı ile arasında sözleşme yaptığından kendisine gelen başka işleri de iptal etmek zorunda kaldığı. Ancak davalıdan hiçbir ödeme alamadığı gibi kendisine gelen işleri de reddettiğinden büyük zarara uğradığı. Sözleşmenin davalı tarafından haksız ve hukuka aykırı fesih edildiğinden sözleşme bedelinin tamamı olan 11.450 Euro * KDV bedelinin ödenme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte müvekkile ödenmesine karar verilmesi gerektiği. Sözleşmenin haksız ve hukuka aykırı feshinden kaynaklı müvekkilin oluşan menfi ve müspet zararlarının karşılanması amacıyla işbu davayı açma zarureti hasıl olduğu. Yukarıda arz ve izah edilen açıklamalar ve re'sen nazara alınacak hususlar çerçevesinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla Davalarının kabulü ile taraflar arasında imzalanan sözleşmenin davalı tarafından haksız ve hukuka aykırı fesih edildiğinden müvekkilin sözleşme bedelinin tamamına hak kazandığı, yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde ortaya çıkacak net rakam sonrasında bedeli arttırmak hakları ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000 EURO bedelin sözleşmede belirtilen ödenme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan alınarak müvekkile ödenmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini ” arz ve talep ettikleri görülmüştür.
Davalıya tebligat çıkarıldığı ancak davalının cevap dilekçesi sunmamış olduğu görülmüştür.
Mahkememizde görülmekte olan işbu dava; davacı tarafından davalı ile aralarında izolasyon ve yenileme sözleşmesi yaptığını, davacı tarafından sözleşmenin gereklerinin yerine getirilmiş olmasına rağmen davalının ödeme yapmadığı iddiasıyla kısmi dava olarak alacağın tahsili isteminden ibaret olduğu anlaşıldı.
Emsal mahiyette İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin ... Esas ... Karar sayılı ilamında özetle; "Mahkemece dava tarihindeki Merkez Bankası USD efektif satış kuru dikkate alınarak hesaplanan TL dava değeri üzerinden davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin karar tarihindeki kurun esas alınması gerektiğine ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir." şeklinde karar verilmiştir.
Mahkememiz ara kararı gereği alanında uzman bilirkişilerden rapor aldırıldığı ve bilirkişilerin mahkememize sunmuş oldukları raporda özetle: "Davacı .... Ltd. Şti. tarafından incelemeye sunulan 2023-2024 yıllarına ait defterlerin usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu, Davalı yan incelemeye gelmemiş ve sonrasında da defter ve belge sunmadığı, Davacı yanın incelenen Ticari defterlerinde Davalı taraf ile ilgili herhangi bir muhasebe kaydının bulunmadığı ve cari hesap bakiyesinin bulunmadığı, Davalı işverenin yapmış olduğu eylemlerin hukuk tarafından korunmayacağı açıktır. Davalı işveren basiretli tacir gibi davranmamıştır. Özetle Sözleşmedeki ödeme tarihlerine ve bedellerine kayıtsız kalmış ve Temerrüde düşmüştür. Davacı yüklenicinin İşe başladığı tarih ile İşçilerinin sigortalarını sonlandırdığı tarih arasında işi fiilen yürüttüğü bu sürenin 14 gün olduğu bu süre zarfında yapılan iş miktarının KDV dahil bedelinin Davacı yükleniciye ödenmesi gerekeceği değerlendirilmektir, Yapılan iş miktarı: 05.09.2023 ila İşçilerin sigorta işlemlerinin sonlandırıldığı tarih olan 19.09.2023 tarihleri arası I4gün olduğu, Bu durumda yapılan iş bedelinin KDV hariç: (11.450,00 Euro / 20 gün) x 14 gün 8.015,00 Euro luk iş yapıldığı değerlendirilmektedir. Yapılan iş oranı: 8.015,00 Euro / 11.450,00 Euro — 0,70 lik kısmının bitirildiği hesap edilmektedir. Davacı yüklenicinin alacağı: 8.015,00 Euro x 0,20 — 1.603,00 Euro KDV'dir Davacı yüklenicinin KDV dahil Toplam alacağının: 8.015,00 Euro * 1.603,00 Euro - 9.618,00 Euro, Olacağının hesap edildiği, Somut olayda davacının işi yaptığı kısmın tüm işe oranlanarak fiziki oran bulunup sözleşme bedeline uygulanarak sözleşme kapsamındaki işlerin bedelinin hesaplanması gerektiğinin düşünüldüğü ve ilgili hesaplamanın teknik başlık altında yapıldığı, Öte davalı tarafından, davacının işin tamamlanmasının engellenmesi yahut uygun ortamın sağlanmaması, aynı zamanda alacaklı temerrüdüne sebebiyet verdiği, dolayısıyla bu noktada özleşmenin ifasına kusuru ile engel olan davalının davacının zararlarını da karşılaması gerektiği, Davacının dava dilekçesinde sözleşmenin haksız ve hukuka aykırı feshinden kaynaklı müvekkilin oluşan menfi ve müspet zararlarının karşılanması amacıyla işbu davayı açma zarureti hasıl olduğunu iddia ettiği; ancak davacının, hem müspet hem de menfi zarar talebinde bulunmasının mümkün olmadığı, Davacının yaptığı iş karşılığı olan KDV dahil 9.618,00 Euro alacağın tahsilini talep edebilmesinin mümkün olduğunun ifade edildiği, dolayısıyla bu noktada davacının takdiri Muhterem Mahkemeye ait olmak üzere bakiye hakediş bedeli olan 3.435,00 Euro'dan (11.450,00 Euro — 8.015,00 Euro) kaynaklı kar mahrumiyetini kesinti yöntemi nazara alınarak bakiye hak edişini (kârını) kar mahrumiyeti kapsamında talep edebileceğinin ifade edilebileceği, Heyetimizce bu noktada yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde ise bu kar mahrumiyetinin 244,80 Euro tutarında olduğu; Ancak taleple bağlılık ilkesi gereği davacının hesaplanan bu bedellerin 1.000,00 Euro'luk kısmının tahsilinin talep edilebileceği, Tarafların inkar tazminatı ve diğer benzeri taleplerinin Sayın Mahkemenizin takdiri içinde kaldığı" şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir.
Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; taraflar arasında işin yapılmasına ilişkin 29/08/2023 tarihinde 11.450,00 Euro+KDV bedelli sözleşme akdedildiği, sözleşme bedelinin %80'inin 09/09/2023 tarihinde, kalan kısmının ise iş teslim edildikten sonra 30-45 gün içerisinde ödenmesinin kararlaştırıldığı, davacı tarafından sunulan fotoğraflar ve diğer belgelerden davacının işe başladığı ancak davalı tarafından sözleşmenin feshedilmesi nedeniyle işin tamamlanmadığı anlaşılmıştır. Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda teknik bilirkişi tarafından davalının feshinin haksız olduğu, taraflarca işin süresinin 20 gün olarak belirlendiği, davacı tarafça 14 günlük çalışmanın yapıldığı, yapılan çalışma nedeniyle işin %70'inin tamamlandığı, tamamlanan işe karşılık davacının alması gereken miktarın KDV dahil 9.618,00 Euro olduğu tespit edilmiştir. Bu bağlamda davacı tarafından sözleşmeye uygun şekilde işin ifasına başlandığı ve işin %70'inin tamamlandığının ispat edilmesi karşısında davalı tarafından ödemenin gerçekleştirildiğinin ispat edilememiş olması ve taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre davalının 09/09/2023 tarihinde sözleşme bedelinin %80'ini ödemeyi taahhüt etmiş olmasına rağmen ödemenin gerçekleşmemiş olması ve davacının hak ediş bedelinin ise sözleşme bedelinin %70'ine tekabül etmesi nedeniyle temerrüdün 09/09/2023 tarihinde gerçekleşmiş olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne, dava tarihindeki dava değeri üzerinden davacı vekili lehine vekalet ücretine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
Davanın KABULÜNE,
1-9.618,00 Euro'nun 09/09/2023 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca EURO cinsinden mevduat alacaklarına işletilen en yüksek faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
2-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 22.970,23 TL harçtan peşin ve tamamlama harcı olarak alınan toplam 7.907,72 TL'nin mahsup edilerek bakiye 15.062,51 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
3-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 7.907,72 TL peşin ve tamamlama harcı, 427,60 TL başvuru harcı gideri toplamı olan 8.335,32 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden, yürürlükte olan A.A.Ü.T. gereğince dava değeri olan 336.264,51 TL üzerinden hesaplanan 53.802,32 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 2.027,00 TL tebligat, posta gideri ile 22.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 24.527,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 13/01/2026