İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;

Davacı vekilinin dava dilekçesi özetle; davacı ile davalılar arasında 22/04/2014 tarihinde Taşeronluk/Alt İşveren sözleşmesi imzalandığını, davacının edimini ifa ettiğini ve bunun souncunda kestiği fatura ve hak edişleri talep etmesine rağmen davalı tarafça ödenmediğini, alacağın tahsili amacıyla .... İcra Dairesi'nin 2017/... Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, davalıların haksız ve mesnetsiz olarak yaptığı itirazlar ile takibin durduğunu ve tüm bu nedenlerle davalı şirketler tarafından yapılan itirazların iptaline, takibin devamına, davalıların alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilinin cevap dilekçesi özetle; davacı şirket ile imzalanan sözleşme gereği davacı tarafın belirtilen edinimleri yerine getirmediğini, davacıya .... Noterliği’nden 23/12/2015 tarihinde ... yevmiye numaralı ihtarname ile davacı tarafa akdedilen sözleşmede belirtilen edimlerin gereği gibi ifa edilmediği, proje ve şartnamelere aykırılıklar bulunduğu sözleşmenin 21.maddesinde kararlaştırılan iş programına uyulmadığı ve bu sebeple iş bitiş tarihi olan 30/06/2015 tarihinin geçirildiği bu durumda madde 14.de belirtilen “…Alt işveren taahhüt etmiş olduğu işi zamanında bitirmez ise, 10.000 TL ve gecikilen her gün için 300 TL ödeyeceğini taahhüt etmiştir…” hükmü gereği cezai şart uygulanacağı ihtarında bulunulduğunu, davacı tarafça sözleşme maddelerinde belirtilen belgeler ile sözleşme madde 18.de belirtilen belgelerin tamamı müvekkil firmaya sunulmadığını ve davacının da taraf olduğu iş kazası dolayısıyla açılan derdest tazminat davası dosyası mevcut olup, bu yargılama sona erdiğinde ve kesin kabul yapıldığında ancak altişveren kesin hesabı belirlenebileceğinden iddia edilen borcun henüz muaccel olmadığını, icra dosyasına yaptıkları itirazlarında haklı olduklarını, davacının kötü niyetli olarak iş bu davayı açtığını ve tüm bu nedenlerle davanın reddine, davacı tarafın %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
-11/06/2018 tarihli raporu özetle; Davacı ticari defterlerine göre, davacının davalıdan 31/12/2017 tarihi itibariyle 98.715,84 TL alacak bakiyesinin olduğu kanaatiyle rapor tanzim etmiştir.
-29/01/2019 tarihli raporu özetle; davalının takip tarihinde muhasebe kayıtlarında 89.620,09 TL tutarda davacıya borçlu olduğu, bu tutarın %10'luk teminat kesintisi sınırları içinde kaldığı kanaatiyle rapor tanzim etmiştir.
-30/05/2019 tarihli heyet raporu özetle; Davalıların her ne kadar ''davacının sözlşemeden kaynaklanan borçlarını gereği gibi ifa etmediğini'' iddia etmişlerse de davacının borçlarının gereği gibi ifa etmemesinden kaynaklanan herhangi bir zarar alacaklarını ya da cezai şart alacaklarını hesaplayıp bu alacak tutarının davacının takipte tahsilini talep ettiği hak ediş alacağı ile takas edilmesini talep etmedikleri, idare ile davalı arasında zamanında ve sorunsuz bir şekilde geçici ve kesin kabuller yapıldığı için kesin hesabının çıkarılıp davacıya takip konusu alacağın ödemesinin, SGK borcu yoktur yazısının sunulması halinde yapılması gerektiği, sözleşmede bu ödemenin yapılmasına engel teşkil eden bir hüküm bulunmadığını, davalılar her ne kadar ''davacının işçilerinden birinin iş kazası geçirmiş ve maddi/manevi tazminat dava açmış olması nedeniyle davacının takip konusu alacağını ödememe hakları olduğunu'' iddia etmişlerse de bu iddiaları da yerinde görülmediği, sözleşmenin 11 nolu maddesi hükmüne göre eğer bu dava sonucunda davalı/işveren işçiye tazminat ödemek zorunda kalırsa ödeyeceği bu tazminat miktarının rücuen tahsilini davacıdan talep etme hakkına sahip olduğu, bu nedenle söz konusu tazminat davası, davalılara davacının takip konusu alacağını ödememe hakkı vermeyeceği, davacının takip konusu alacağının muaccel olduğu ve davalıların bu alacağı ödememelerini haklı gösterecek bir hukuki gerekçenin bulunmadığı, davacının davalılardan takip tarihi itibariyle 89.620,09 TL alacağı bulunduğu kanaatiyle rapor tanzim etmişlerdir.
-10/11/2025 tarihli heyet raporu özetle; ... ... Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasının kararından davalılar ile dava dışı işçi arasında imzalanan protokolde davalıların sigorta şirketi tarafından dava dışı işçiye 62.974,33 TL ödeme yapıldığı tespit edildiğini, 29.01.2019 tarihli bilirkişi raporunda davacının davalılardan 89.620,09 TL alacaklı olduğu tespit edildiğini, davalılar tarafından dava dışı işçiye sigorta şirketi aracılığıyla yapılan ödemenin davacının alacağından mahsup edilip edilemeyeceği yönündeki hukuki değerlendirme mahkemeye ait olup, mahsup edilmesine karar vermesi durumunda davacının alacağının 26.645,76 TL olacağı hesap edildiği görüş ve kanaati bildirilmiştir.

Dava, davacının eser sözleşmesi gereği faturalardan kaynaklanan alacağının davalılardan tahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
Mahkememizden verilen 25/06/2019 tarih ve ...sayılı karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi'nin 2022/2073 Esas, 2023/1501 Karar sayılı kararı ile "...davalı tarafın ... ... mahkemesinin ... esas sayılı dosyanın bekletici mesele yapılması hususundaki talebi reddedilmiştir. Oysa, taraflar arasındaki sözleşme gereğince iş mahkemesi tarafından verilecek tazminat kararından davacı ve davalının sorumlu olacakları açıktır. Bu durumda, mahkemece, iş mahkemesinde görülmekte olan davanın sonucunun beklenmesi gerekirken, buna ilişkin talebin reddi ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur." gerekçesiyle mahkememizin anılan kararının kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmakla, İstinaf ilamı doğrultusunda yapılan yargılamada;
Davacı şirket ile davalı adi ortaklık arasında 02.01.2015 tarihli Pvc Doğrama ve Cam Sözleşmesi kapsamında Trabzon Tabakhane-8 Tip alt işveren sözleşmesi imzalanmıştır. Davacı, sözleşme gereğince edimlerini yerine getirdiklerini, düzenlenen iş bedeline ilişkin faturanın ödenmemesi sebebiyle girişilen icra takibine itiraz üzerine durması sebebiyle itirazın iptali ve takibin devamı ile %20 icra inkar tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı; davacının edimini yerine getirmediğini, ihtarname gönderdiklerini ancak edimin yerine getirilmediğini, sözleşmenin 10 ve 12 maddeleri gereğince %20 teminat kesintisinin yapılabileceğini, sözleşmenin 23. maddesi gereğince kati teminat ve iadesi maddesinin düzenlendiğini ancak şartların oluşmadığını, işin geçici ve kesin kabul işlemlerinin yapılmadığını, iş alanında meydana gelen iş kazası sebebiyle ... ... mahkemesinde tazminat davasının devam ettiğini, mahkeme kararı itibariyle çıkacak tazminattan davacının sorumlu olduğunu bu sebeple mahkeme sonucunun bekletici mesele yapılmasını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Somut olayda; dava dosyasına sunulan deliller ve bilirkişi raporuna göre, asıl yüklenici davalı şirket ile dava dışı asıl işveren idare arasında imzalanan 02.05.2014 tarihli asıl sözleşme kapsamında davalı adi ortaklık tarafından edimlerin tamamlanarak geçici ve kesin kabul işlemleri yapılmıştır. Davacı tarafın edimini tamamlamak suretiyle teslim ettiği işler de davalı adi ortaklık tarafından dava dışı idareye teslim edilmiştir. Bu durumda, davacının işleri tamamlamak suretiyle edimini yerine getirmiş olduğu tespit edilmiştir.
İş yerinde meydana gelen iş kazası sebebiyle dava dışı işçi tarafından ... ... Mahkemesinin ... (bozma sonrası yeni esas ...) esas sayılı dosyasında tazminat davası açılmış olup; davalı taraf, imzalanan sözleşmenin 10. maddesi gereğince, davacı şirketin iş güvenliğinden sorumlu olduğunu buna ilişkin zararların teminat kesintisi ile karşılanacağını savunmuştur.
... ... Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında; taraflarca dosyaya sulh protokolü sunulmuş olup, "davacı işçi protokol gereği 62.974,33 TL ödeme yapılması konusunda tarafların sulh oldukları belirlenen ödemenin davacının hesabına yatırıldığı, davacının tespit edilen maddi zararından sulh protokolü doğrultusunda davacıya yapılan ödemenin tenzil edilmesi ile davacının bakiye maddi tazminat alacağı bulunmadığı" tespit edilerek davanın reddine karar verilmiş olup, anılan kararın ... Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesinin 2024/25 Esas, 2024/170 Karar sayılı ve 11/10/2024 tarihli ilamıyla davacının istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verildiğinden, 11/10/2024 tarihinde kesinleştiği tespit edilmiştir.
... ... Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasından, davalılar ile dava dışı işçi arasında imzalanan protokol dolayısıyla davalıların sigorta şirketi tarafından dava dışı işçiye 62.974,33 TL ödeme yapıldığı anlaşılmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, yapılan bu ödemenin sözleşmenin 10 vd. maddeleri uyarınca teminat kesintisi kapsamında davacının hakedişinden kesilip kesilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Sözleşmenin Personel başlıklı 10. maddesinde; “Alt işverenin, iş ve personelin sevk ve idaresinde yeterli görülmemesi, iş ve personel açısından kusurlu hareket etmesi, disiplin kurallarına, iş ve işyeri kurallarına uymaması halinde teminat ve alacağının %20'si işverene gelir kaydedilir” denmektedir. Ancak burada tariflenen iş kazası sonucu oluşan veya oluşabilecek tazminatlar değildir. Kastedilen firmanın yani alt işverenin işe yaklaşımı, işe uygun personel seçimi, çalışmalarının iş disiplinine uygun olması gibi konulardır. Altişveren yaptığı çalışmalarda iş güvenliğine azami önem göstererek çalışsa da iş kazası olma ihtimali bulunmaktadır. İş kazası olması gelir kaydetmek için bir gerekçe olamaz. İş güvenliğiyle ve olabilecek iş kazaları sonucu hasıl olabilecek tazminatlarla igili İş Güvenliği ve Çevre başlıklı sözleşmenin 11. ve 12. maddesi dikkate alınmalıdır. 11. madde de “Alt işverenin, işverenin tesis, makine, operatörlü veya operatörsüz ekipman cihaz ve malzemeleri vs. imkânlarını kullanıp kullanmadığına bakılmaksızın, montaj, indirme, bindirme, yatay-düşey nakliye ve istifleme işi sırasında meydana gelebilecek her türlü kaza ve tazminatlardan dolayı kendi ve işveren personeline, işverene üçüncü şahıslara ve ilgili daire ve müesseselere karşın doğrudan doğruya alt işveren sorumludur. Alt işverenin bu sorumluluğundan dolayı işverene rücu hakkı olmayacaktır. Bu ve diğer sebeplerle doğrudan dağruya işveren aleyhine bir dava açılır ve sonunda işveren maddi ve manevi tazminat ödemek zorunda kalırsa veya resmi makamlarca işveren aleyhine bir tazminat tahakkuk ettirilirse, işveren, alt işverene müracaat ve rücu ederek ödediği bu tazminatı faizi ile birlikte kendisine ödenmesini talep eder.” denmektedir. Sözleşmenin 12. maddesinde ise "İş yerinde alt işverenin faaliyetlerinden veya yeterli iş güvenliği önlemlerini almamasından dolayı meydana gelen ve alt işveren personeli, işveren personeli veya diğer alt işverenlerin personelinin iki günden fazla istirahat almasını gerektirecek iş kazalarında, yapılan iş ile alakalı tüm maddi ve manevi zararlar kusuru oranında alt işverenden tahsil olunacaktır." denmektedir. Sözleşmenin 11. ve 12. maddeleri uyarınca davacı alt işverenin iş kazasından dolayı oluşan zararlardan kusuru oranında sorumlu olacağı, işverenin bu zarara katlanması halinde alt işverene rücu edebileceğinin düzenlendiği, İş güvenliğiyle ve olabilecek iş kazaları sonucu hasıl olabilecek tazminatlarla igili sözleşmenin 11. ve 12. maddesinde "teminat ve alacağın %20'si işverene gelir kaydedilir” düzenlemesinin bulunmadığı, bu nedenle yaşanan iş kazası nedeniyle davacının kusuru dahi belirlenmeden hakedişten yapılan kesintinin usulsüz olduğu, kaldı ki ... 38.İş mahkemesince görülen davada alınan 30.01.2023 tarihli kusur incelemesine dair bilirkişi heyet raporunda, "...Davalı Alt İşveren ... Ltd. Şirketinin kusurunun bulunmadığı, davalı Asıl işveren ... Yapı A.Ş.- ... İnş. Tic. A.Ş. Ortak Girişiminin yukarda izah edildiği üzere %95(Yüzdedoksanbeş) oranında kusurlu olduğu..." tespit edildiği, dolayısıyla bu rapora göre davacıya yüklenebilecek veya rücusu talep edilebilecek her hangi bir tutarda tazminat olamayacağı, bu yönde açılmış bir dava da bulunmadığı ayrıca dava dışı işçiye tazminatı sigorta şirketinin ödediği, bu nedenle ancak sigorta şirketinin davacıya rücu davası açabileceği, sigorta şirketince ödenen tazminatın davacının hak ediş alacağından mahsubunun da mümkün olmadığı, davacının edimini yerine getirmesine rağmen 89.620,09 TL hak ediş alacağının ödenmediği anlaşılmakla, davanın kısmen kabulü ile davalıların .... İcra Dairesinin 2017/... Esas sayılı dosyasına yapmış oldukları itirazın iptali ile takibin 89.620,09 TL asıl alacak üzerinden aynen devamına karar verilmiştir.
Davacı alacağının hakediş alacağı olduğu, davalının ticari defterlerine göre takip tarihinde muhasebe kayıtlarında 89.620,09 TL tutarda davacıya borçlu olduğunun görüldüğü dolayısıyla alacağın likit olduğu anlaşılmakla, asıl alacak 89.620,09 TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davanın KISMEN KABULÜ ile,
Davalıların .... İcra Dairesinin 2017/... Esas sayılı dosyasına yapmış oldukları itirazın iptali ile takibin 89.620,09 TL asıl alacak üzerinden aynen devamına,
Asıl alacak 89.620,09 TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davacı tarafın diğer ve fazlaya ilişkin taleplerinin REDDİNE,

2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu Genel Tebliği gereğince hesap olunan 6.121,95 TL karar ve ilam harcının davacı tarafından peşin yatırılan 1.685,82 TL harçtan mahsubu ile eksik kalan 4.436,13 TL harcın davalılardan tahsili ile hazineye irat kaydına,

3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

4-Red edilen kısım yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 9.095,76 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara ödenmesine,

5-Davacı tarafından yapılan 1.717,22 TL ilk gider, 1.600,00 TL tebligat ve müzekkere gideri, 4.200,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 7.517,22 TL yargılama giderinin red ve kabul durumu nazara alınarak takdiren 6.982,80 TL sinin davalılardan tahsili davacıya verilmesine,

6-Davalılar tarafından yapılan 100,00 TL tebligat ve müzekkere giderinin red ve kabul durumu nazara alınarak takdiren 9,21 TL'sinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine.

7-HMK. 333. md. uyarınca taraflarca yatırılan gider avansından bakiyesinin kararın kesinleşmesi sonrası yatıran tarafa iadesine,
Mahkememizin bu kararına karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde, Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle İstanbul BAM ilgili Hukuk Dairesince incelenmek üzere istinaf yoluna başvuru hakkı bulunduğuna dair verilen karar, hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.14/01/2026