İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ
İSTİNAF KARARI
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... tescil no ile “...” ibareli şekil markasının hak sahibi olduğunu, davalının düşük kalitede üretimini yaptığı ürün taklitlerini farklı satış platformlarında toptan ve perakende şekilde piyasaya sunduğunu, İstanbul 1. FSHHM'nin 2020/259 D.İş dosyasından alınan raporda ürünlerin çok benzer olduğu yönünde değerlendirme yapıldığını, davalının perakende sektöründe faaliyet gösterip “...” markalı ürünün davalıdan temin edildiğini, içerik sağlayıcı olduğu web sitelerinde, dava konusu marka taşıyan ürün görsellerine ait internet erişim adreslerinin sıralandığını, sıralanan listeye ek olarak davalıya ait “....com” ve ihbar edilen tarafa ait “....com” internet alan adlı web sitelerinin bulunduğunu, davalıların mütecaviz eylemleri ile müvekkillerinin marka hakkına tecavüz ettiklerini ve haksız rekabet ürettiklerini, ayrıca müvekkillerine ait ürünlerin FSEK'te düzenlenen eser hükümleri kapsamında da korunması gerektiğini, bu doğrultuda telif hakkı ihlali dolayısıyla da tazminata hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek, davalıların, müvekkili firmanın marka ve telif haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden fiillerinin tespiti, durdurulması ve menine, belirtilen sitelere erişim engeline, maddi ve manevi tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesi vermemiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, her ne kadar davacılar dava dilekçesi ile SMK 7-29-149,5846 sayılı kanunun 4-68-69, TTK 54 vd. maddeleri kapsamında talepte bulunmuş iseler de, davacılara ait dava konusu ... ve "..." kelime unsurunu ihtiva ettiği, davalının bu yönde bir markasal kullanımının bulunmadığı, davalı ürünlerinin "..." ve "..." markaları adı altında kullanıldığı, ilgili kullanımların davacıya ait tescilli markaya tecavüz teşkil eder mahiyette olmadığı, bütünsel anlamda yaklaşıldığında davalı ürünleri ile davacıların ürünleri ile karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, bu haliyle 07/02/2024 tarihli raporun benzerlik değerlendirmesine ilişkin kısmının dosya kapsamıyla uyumlu olmadığı, TTK'nın 54. vd. maddelerinde düzenlen haksız rekabet koşullarının oluşmadığı, davacıların ... sayılı tasarımlarının dava tarihi itibarı ile tescilli olmadığı, bilirkişi raporlarında davacının şekil markasının ve tasarımının unsurlarının değerlendirilmesine ilişkin detaylardan ve ayrıca internet üzerinden yapılan kontrollerden anlaşıldığı üzere, davacının şekil markası ve tasarımının FSEK 1/b ile 4. vd. maddeleri kapsamında herhangi bir ayırt edici özelliğinin, özgünlüğünün ve yaratıcılığının olmadığının anlaşıldığı, davacı ürünlerinin FSEK m. 1/b'de belirtilen şekliyle herhangi bir hususiyet taşımadığı, tasarımların bu haliyle eser niteliğinin bulunmadığı ve bu noktada eser sahipliğinden söz edilemeyeceği gerekçesiyle davacının tüm taleplerinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde, yargılama sırasındaki beyanlarını tekrar ederek; müvekkili şirkete ait ....şekil markasının, davalı şirket tarafından taklit edilmesine rağmen, yerel mahkemenin şekil markası tanımını hukuka aykırı olarak yanlış değerlendirdiğini ve davalı şirketin taklit ürünlerini marka tecavüzü kapsamında görmediğini, yerel makhemece alınan bilirkişi raporunda, davalının...ile müvekkilinin şirket ... ... benzer olarak değerlendirildiğini, ancak müvekkili şirketin ... ... tasarım yönünden benzer bulsa da tasarımının yenilenmediği için, tasarım haklarından yararlanamayacağını hukuka aykırı olarak ifade etiğini, oysa ki davanın temelinde müvekkili şirketin marka haklarına, haksız rekabet hükümlerine ve FSEK hükümlerine dayanmakta olduğunu, hukuka aykırı olarak haksız rekabetin gerçekleşmediğinin belirtildiğini, müvekkile ait ... fincanı, dava dilekçesinde talep ettikleri halde ve buna ilişkin ek rapor talep ettikleri halde telif hakları bakımından da incelenmediğini, müvekkiline ait şekil markasında yer alan şeklin, aynı zamanda 5848 FSEK kapsamında korunması gereken eser niteliğinde olduğunu, yerel mahkeme kararının hatalı, hukuki dayanaktan yoksun ve eksik inceleme neticesinde ortaya konulan bilirkişi raporuna dayalı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Dava, marka ve telif haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, men'i, belirtilen sitelere erişim engeli ile tazminat talebine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının ... tescil no ile “...” ibareli, davalının "..." ve "..." markaları ile satışa sunduğu ürünler arasında markasal bir benzerlik bulunmadığından, markaya tecavüzün gerçekleşmediği, haksız rekabetin söz konusu olmadığı gibi, SMK ile haksız rekabet hükümlerinin birlikte uygulanmasını gerektiren kümülatif korumanın uygulama alanı kalmadığı, somut olayda sadece taraflara ait ürünler arasında tasarımsal benzerlik bulunduğu, ancak davacı tasarımının yenilenmediği için hükümden düştüğü gibi, davacının işbu davada tasarım hakkına dayalı bir talebinin de bulunmadığı, davacının markasındaki semazen şeklindeki şekil unsurunun FSEK1/b.maddesinde belirtilen şekliyle herhangi bir hususiyet taşımadığından eser niteliğinin bulunmadığı, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacılar vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken 732,00 TL harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacılardan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.14/01/2026