ERZURUM
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
İSTİNAF KARARI
Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne dair verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Türkiye ... Bankası .... şubesinin ... seri numaralı ve 15/02/... tarihli, 263.000,00 TL bedelli, ... seri numaralı ve 20/02/... tarihli, 93.000,00 TL bedelli, ... seri numaralı ve 15/03/... tarihli, 265.500,00 TL bedelli, ... seri numaralı ve 20/03/... tarihli, 1.751.000,00 bedelli çeklerin davacı kulübün personeli olan ... tarafından yetkisi ve kulübün borcu bulunmadığı halde her iki davalı taraf ile anlaşarak sahte olarak düzenlendiğini ve davalı şirkete verildiğini, davalı şirketin ise geçersiz ve konusu suç teşkil eden işbu çekleri icra takibine konu ettiğini, icra takip dosyasının ise itirazların reddi neticesinde kesinleştiğini, icra dosyası kapsamında davacı tarafın menkul mallarının haczedildiğini, muhafaza altına alındığını ve müvekkili kulübün tüm faaliyet ve ve gelir kaynaklarına engel olunduğunu, çeklerin sahte ve geçersiz olduğunu, davacı tüzel kişiliğin davalı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığını, dava konusu çeklerin sahte olması nedeniyle ...nde dava açtıklarını, yargılamanın devam ettiğini, yargılama esnasında sanık ...'in kulübün bilgisi dışında görevini kötüye kullanarak davalı tarafla anlaştığını, kulübün hiç bir menfaati veya borcu olmamasına rağmen çekleri tanzim ettiklerini, davalı tarafında bu konuda dahli olduğunu açıkça beyan ettiğini, çeklerin sıralı çekler olduğunu ve birer aylık süreye yayıldığını, davacı kulübün ticari defter ve kayıtlarının incelenmesinde davalı taraftan herhangi bir hizmet ve ifa edilmiş bir ediminde olmadığının anlaşılacağını, tüm bu açıklanan nedenler göz önünde bulundurularak davacı yanın 4 adet çekten dolayı 2.372.500,00 TL borçlu olmadığının tespitine, geçersiz ve sahte olan çeklerin iptaline, davalı yanın kötü niyetli olarak icra takibi başlatması nedeniyle %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... ... Şarküteri Gıda ve Temizlik Maddeleri- .... Sebze ve Mey. Dağıtım ve Pzr. Limited Şti vekili cevap dilekçesinde özetle; keşideci davacı kulüp dışında davayı ikame eden davacıların iş bu davayı açmaya ehliyetlerinin bulunmadığını, zira davaya konu çeklerin üzerinde isim ve imzalarının bulunmadığını, icra takibinin de aleyhlerine başlatılmadığını, hukuki menfaatleri bulunmayan davacılar açısından aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın ikame etmiş olduğu davanın zaman aşımı süresine tabi olduğunu ve davanın zaman aşımına uğradığını, davalı müvekkilinin ... işi ile birlikte araç alım satımı işiyle uğraştığını, bu kapsamda diğer davalı ...'na 20-30 kadar araç sattığını, her araç satımı için farklı çekler aldığını, iş bu çeklerin bazılarının tahsil edildiğini, bazılarının ise tahsil edilemediğini, davaya konu çeklerin davalı müvekkilce ilgili bankaya müracaat edilerek süresi içerisinde ibraz edildiğini, banka tarafından çek üzerindeki imza ile banka kayıtlarındaki keşideci yetkililerine ait imzanın uyuşmadığından bahisle çeklerin işleme alınmadığını, çeklerin arkasına iş bu durumun yazıldığını, akabinde davalı müvekkilce iş bu çeklerin Erzurum ...İcra Müdürlüğü .../...Esas sayılı icra takibine konu edildiğini, davacı tarafça icra takibine borçlu olmadıklarına yönelik itiraz edildiğin, ancak imzaya yönelik herhangi bir itirazda bulunulmadığını, Erzurum İcra Hukuk Mahkemesi .../.... Esas sayılı dosyası ile itirazın kesin olarak kaldırılmasının talep edildiğini, yapılan yargılama neticesinde davacı müvekkilin yetkili hamil olması, çeklerin süresi içerisinde bankaya ibraz edilmiş olması ve takip dayanağı belgelerin İİK'nun 68/1.maddesi anlamında itirazın kaldırılmasını sağlayan belgelerden olmasına binaen itirazın kesin olarak kaldırılmasına karar verildiğini, iş bu kararın da Yargıtay 12.Hukuk Dairesi 2021/2987 E., 2021/7366 K., 13/09/2021 tarihli kararı ile onandığını, dava dışı ... tarafından Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı 2020/... Soruşturma dosyası ile davalı müvekkili ve yetkilisi hakkında tefecilik suçundan şikayette bulunulduğunu, yapılan soruşturma neticesinde 2021/... karar sayılı 08/09/2021 tarihli karar ile Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar verildiğini, bu dosya kapsamında diğer davalı ile yapılan araç satım sözleşmelerine ilişkin noter sözleşmelerinin mevcut olduğunu, tüm bu açıklanan nedenler göz önünde bulundurularak çek iptali talebine yönelik davacı tarafın aktif husumet ehliyeti bulunmadığından ve menfi tespit talebine yönelik keşideci dışındaki davacıların aktif husumet ehliyeti bulunmadığından davanın usulden reddine, davacı tarafça bedelsizlik iddiasının hamil olan davalı müvekkiline karşı ileri sürülmesinin mümkün olmadığından davanın reddine, işbu davanın açılmasında ve borcun ödenmemesinde tamamen kötüniyetli olan davacının İ.İ.K. md 72/4 uyarınca alacağın %20’ sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini savunmuştur.
Diğer davalı taraf cevap dilekçesi sunmamıştır.
Mahkemece, "... Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu çekleri davacı kulüp adına çek keşide etme yetkisi olmayan dava dışı ... tarafından keşide edilerek diğer davalı ...'na verildiği, davalı ...'nun ise davalı şirket tarafından keşide edilen çekler karşılığında satılan araçları kendi üzerine devraldığı ve çekleri diğer davalı şirkete ciro ederek verdiği, davalı şirket her ne kadar çekleri ciro eden ...'in davacı kulüp adına çek keşide etme yetkisinin olduğunu beyan etmiş ise de; davalı şirket tarafından ibraz edilen yönetim kurulu kararlarında dava dışı ...'in davacı kulüp adına çek keşide etme yetkisinin bulunmadığının açıkça belli olduğu, davalı ...'na devredilen araçların davacı kulüp adına tekrar tescil edilmediği gibi bu davalı tarafından tekrar satılarak nakde çevrildiği, tarafların ticari kayıt ve defterlerinde davacı kulüp adına keşide edilen çeklerden kaynaklı taraflar arasında herhangi bir borç alacak ilişkisinin bulunmadığının bilirkişi raporunda tespit edildiği, araç bedellerinin ise kulüp hesabına yatırılmak üzere dava dışı ...'e verildiğinin davalı ... tarafından beyan edilmesine rağmen araç satım bedellerinin ...'a veya davacı kulübe verildiğinin ispat edilemediği, kulüp adına alındığı iddia edilen araçların davacı kulüp lehine tescil edilmeden tekrar satılarak paraya çevrilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, araç alım satım işi ile iştigal etmeyen davacı kulübün bu şekilde araç alarak tekrar nakde çevirmesinin uygun olmayacağının davalı ... tarafından bilinmesinin mümkün olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde; davalı ...'nun davacı kulüp aleyhine dava dışı ... ile birlikte hareket ederek kötü niyetli olarak çeklerin keşide edilmesini ve icra takibine konu edilmesini sağladığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle davacı kulübün davalı lehtar ...'na ve davalı ciranta şirkete bu çekler nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerekmiştir.
Davacı dava dilekçesinde çekler nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile birlikte %20 oranında kötü niyet tazminatının tahsilini talep etmiştir. Dava konusu çeklerin davacı kulüp adına yetkisiz kişi tarafından keşide edilerek lehtar davalı ...'na verildiği, davalı lehtarın araç alımı nedeniyle verildiğini beyan ettiği bu çeklerden kaynaklı diğer davalı şirketin sattığı araçları kendi üzerine devraldığı, bu araçları daha sonra davacı kulübe devretmeden satarak nakde dönüştürdüğü ve satış bedellerini tekrar keşide eden dava dışı ...'e verdiğini beyan ettiği hususları dikkate alındığında davalı lehtarın davacı kulüp aleyhine kötü niyetli olarak hareket ettiği kanaatine varılmıştır. Davalı şirket ise ciranta konumunda olup; çekleri icra takibine konu etmesi sonrasında dava konusu çekler keşide eden dava dışı ... tarafından davalı şirkete ödenmiştir. Davalı şirketin takibe konu edilen çek bedellerini dava dışı keşideciden tahsil etmesi, davalı lehtar ...'nun çek bedelleri kaşılığında satışı yapılan araçların devrini üzerine aldığını beyan etmesi hususları dikkate alındığında; davalı şirketin, diğer davalı lehtar ve dava dışı keşideci ile birlikte davacı kulüp aleyhine kötü niyetli hareket etmediği kanaatine varılmıştır. Bu nedenle davalı lehtar ...'nun davacı kulüp aleyhine kötü niyetli davrandığı kanaatine varılmakla %20 oranındaki kötü niyet tazminatının davalı lehtardan tahsiline karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle "Davanın KABULÜ ile, Davacının Türkiye ... Bankası.... şubesine ait ... seri numaralı 15/02/... keşide tarihli, 263.000,00 TL bedelli, Türkiye ... Bankası ...şubesine ait ... seri numaralı 20/02/... keşide tarihli, 93.000,00 TL bedelli, Türkiye ... Bankası ... şubesine ait ... seri numaralı 15/03/... keşide tarihli, 265.500,00 TL bedelli, Türkiye ... Bankası .... şubesine ait ... seri numaralı 20/03/... keşide tarihli, 1.751.000,00 TL bedelli çeklerden dolayı davalılara borçlu olmadığının tespitine, Toplam çek bedelleri üzerinden hesaplanan %20 oranındaki kötü niyet tazminatı tutarı olan 474.500,00 TL'nin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine," şeklinde karar verilmiş, karara karşı davalı ... ... Şarküteri Gıda ve Temizlik Maddeleri- .... Sebze ve Mey. Dağıtım ve Pzr. Limited Şti vekili ve davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF İTİRAZLARI:
Davalı ... ... Şarküteri Gıda ve Temizlik Maddeleri- .... Sebze ve Mey. Dağıtım ve Pzr. Limited Şti vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece yargılama sırasında itirazlarının değerlendirilmeden hüküm kurulduğunu, davaya konu çekler hakkında bedelsizlik def'inin şahsi bir def'i olduğunu, yetkili hamil olan davalı müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini, davacının iş bu davayı açmada aktif dava ehliyetinin olmadığının açık olmasına rağmen mahkeme tarafından bu yöndeki itirazları hakkında değerlendirme yapılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, iş bu davanın zaman aşımı süresine tabi olduğunu, davanın zaman aşımına uğradığını, zaman aşımına yönelik itirazları hakkında inceleme yapılmadan hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin ... işi ile birlikte araç alım satımı işiyle uğraştığını, bu kapsamda diğer davalı ...'na 20-30 kadar araç sattığını, her araç satımı için farklı çekler aldığını, müvekkili tarafından araç satış sözleşmelerinin hem Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/... Soruşturma dosyasına hem de mahkemeye sunulduğunu, bununla birlikte 01.02.2023 tarihli beyan dilekçeleri ile de araç satış sözleşmelerinin ilgili Savcılık dosyasından celbinin talep edildiğini, dosyanın celp edilmesi ve ilgili sözleşmelerin sunulmasına rağmen yerel mahkeme kararının gerekçesinde: "...diğer davalıya 30-40 adet araç satımı nedeniyle bu çeklerin alındığını beyan etmiş olup; dosya kapsamına çeklerin verilmesini gerektirir araç satım sözleşmeleri ibraz edilmemiştir. " ifadelerine yer vererek çeklerin hangi nedenlerle alındığının ispatı olan delillerini değerlendirmeye almadığını, davacı tarafın bedelsizlik def'inin keşideci tarafından yetkili hamil olan müvekkiline karşı ileri sürülemeyen def'ilerden olmakla birlikte müvekkiline karşı ileri sürülebilmesi koşulunun müvekkilinin iş bu durumu bilerek hareket etmesine bağlı olduğunu, davacı tarafından müvekkilinin zararına hareket edildiğinin ispat edilemediğini, araç satımına ilişkin sözleşmelerin dosyaya sunulduğunu, ancak mahkemece itirazlarının dikkate alınmadan hükmün davacının ispatlayamadığı iddiaları doğrultusunda verildiğini, davacı tarafla Erzurum ... Noterliği ... Yevmiye Nolu 25/05/... tarihli mülkiyeti muhafaza kaydıyla araç satım sözleşmesi yapıldığını, iş bu sözleşmede davacı tarafı ...'in temsil ettiğini, dosyaya sunulan sözleşme kapsamında davacı tarafça müvekkili adına keşide edilen 25/06/..., 25/07/..., 25/08/..., 25/09/... tarihli çekler ile ödeme yapılacağının kararlaştırıldığını ve ilgili bankalara ibraz neticesinde davacı tarafça ödemelerin yapıldığını, noterlikçe düzenlenen sözleşme ile birlikte ilgili çekler üzerinde bulunan imzalar ve davaya konu çeklerdeki imzaların aynı olduğunun görüldüğünü, davacı tarafça diğer davalı ... adına 15/01/... keşide tarihli çek tanzim edildiğini ve iş bu çek bedelinin davacı tarafça ödendiğini, davacı tarafça ödemesi gerçekleştirilen iş bu çekte de yetkili olmadığı iddia edilen ...'in imzasının bulunduğunu, bu kapsamda yetkili olmadığı iddia edilen ...'in imzasını taşıyan bazı çeklerin ödenmesi, davaya konu çeklerin ise ödenmemesinin davacı tarafın iddialarının asılsız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu gösterdiğini, davacı tarafla geçekleştirilen ticari işlere bakıldığında 25/05/... tarihinden 15/01/... tarihinde kadar olan süreçte ödemeler gerçekleştirilirken, çeklerin yetkili olmadığı iddia edilen personel tarafından imzalanması hakkında herhangi bir itirazda ve suç duyurusunda bulunulmadığını, bir yıl kadar uzun bir süre içerisinde kulübe ait çeklerin nerede, kimde olduğunun araştırılmaması, kayıp olduğunun tespiti halinde gerekli işlemlerin yapılmamış olmasının davacı tarafın iddiaları ile bağdaşmadığını, bir yıl boyunca çekler konusunda herhangi bir işlem yapmayan davacı tarafın bankaya ibraz edilen çeklerde bulunan imzanın ...'e ait olduğunu bilerek ödemeler yaptığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla ...'in yetkisiz olduğu varsayılsa dahi kulübe ait çeklerin yetkili olmayan personel elinde bulundurulmasına ve çek düzenlemesine müsaade edilmesine, iş bu çeklerin ödemelerinin yapılmasına istinaden davacı tarafça yetkisiz temsilcinin eylemine icazet verildiğini, yetkisiz olduğu iddia edilen personelin kulüp adına işlem yapmasını benimsediklerinin açıkça ortada olduğunu, her ne kadar çekler üzerinde imzası bulunan personelin yetkili olmadığı mahkeme tarafından hukuka aykırı bir şekilde kabul edilmiş ise de; yetkili olmayan personelin imzasını taşıyan ve davacı tarafça ödemesi yapılan farklı tarihli birden fazla çekin mevcut olduğunun daha önce sundukları belgelerden anlaşıldığını, Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/... sayılı Soruşturma dosyasının celbi ile dosya da bulunan noter satış sözleşmelerine bakıldığında çeklerin bedelsiz olmadığı, daha önce davacı tarafla yapılan araç alım satımına ilişkin çeklerde de yetkili olmadığı iddia edilen personelin imzasının bulunduğu, iş bu çeklerin ödendiğinin görüldüğünü, iş bu dilekçede yaptıkları açıklamalar ve belirttikleri Yargıtay kararları ışığında davacı tarafın çek iptal davası yönünden aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, menfi tespit davası yönünden keşideci davacı dışındaki davacıların hukuki menfaatlerinin olmaması açısından aktif husumet ehliyetlerinin bulunmadığını, davaya konu çeklere karşı davacı tarafın ileri sürdüğü bedelsizlik iddiasının yetkili hamil müvekkiline karşı ileri sürülmesinin mümkün olmadığını, ileri sürülmesinin mümkün olduğu düşünülse dahi davacı tarafın çeklerin kulüp yetkilisi olmayan personel tarafından keşide edildiği bu nedenle herhangi bir borçlarının olmadığı iddiasının mesnetsiz olduğunu, her ne kadar çekler üzerinde imzası bulunan personelin yetkili olmadığı iddia edilmiş olsa da yetkili olmayan personelin imzasını taşıyan ve davacı tarafça ödemesi yapılan farklı tarihli birden fazla çekin mevcut olduğunu, iş bu çeklere karşı bir yıl kadar uzun bir süre için davacı tarafça herhangi bir işlem yapılmadığını, aksine çeklerin ibrazı halinde ödemelerinin yapıldığını, bu kapsamda davacı tarafça yetkisiz olduğu iddia edilen personelin işlemlerinin benimsendiğini, onay verildiğinin görülmekle birlikte davacı tarafın davaya konu çekler bakımından borçlu olmadıkları yönündeki iddialarının mesnetsiz olduğunun anlaşıldığını, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerçekte tüm dosya içeriği, toplanan deliller, icra takip dosyası ve Ağır Ceza Mahkemesi dava dosyası nazara alındığında, çeklerin sahte olduğunu bilerek ve borçlu olmayan derneği bile bile haksız kazanç elde etmek maksadıyla icra takibine konu eden davalı şirket olduğunu, gerçek sorumlunun diğer davalı ile birlikte bu kişinin olduğunu, mahkemece kötü niyet tazminat talebine yanlızca davalı ... hakkında karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kötü niyet tazminatı yönünden kaldırılmasına, her iki davalı yönünden de kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava, yetkisiz kişi tarafından keşide edilen çekler nedeniyle menfi tespit istemine ilişkindir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır.
Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, davacı vekilinin dava dilekçesinde ... seri numaralı çeklerin davacı kulübün personeli olan ... tarafından yetkisi ve kulübün borcu bulunmadığı halde her iki davalı taraf ile anlaşarak sahte olarak düzenlendiğini ve davalı şirkete verildiğini, çeklerin sahte ve geçersiz olduğunu, davacı tüzel kişiliğin davalı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığını iddia ederek davacı yanın 4 adet çekten dolayı borçlu olmadığının tespitini, geçersiz ve sahte olan çeklerin iptalini, talep ettiği, davalı şirket vekilinin cevap dilekçesinde davanın reddini talep ettiği, mahkemece, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle;
-Takip alacaklısı iyi niyetli hamil konumunda olduğunu iddia etse de, senet metninden anlaşılan def’ilerin iyiniyetli hamile de ileri sürülebilmesine, senedi ciro yoluyla hamil devralırken borçlu/davacı kulüp yetkililerinin ... ve ...olduğunu tespit edip, ...'in kendi lehine senet düzenlediğini tespit edebilecek durumda olup bu durumda özel yetkisini sorması gerekmesine, bu def’inin bu hamile karşı da ileri sürülebilmesine (Yargıtay 19 HD 2009/5619 E. 2010/1060 K.),
-Davacı keşidecinin dava konu çeklerin iptalini talep etmemesine, keşidecinin kambiyo senedinin geçersizliğine dayalı menfi tespit talep edebilmesine,
-Menfi tespit davalarında her hangi bir hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresinin olmamasına, davacının kambiyo senedinin düzenlenmesine sebep olan hukuki ilişkiye dayanmamasına göre; davalı şirket vekilinin aşağıda belirtilenler dışındaki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
a-6102 sayılı TTK'nın 678. Maddesine göre; Temsile yetkili olmadığı hâlde bir kişinin temsilcisi sıfatıyla bir poliçeye imzasını koyan kişi, o poliçeden dolayı bizzat sorumludur; bu poliçeyi ödediği takdirde, temsil olunduğu kabul edilen kişinin haiz olabileceği haklara sahip olur. Yetkisini aşan temsilci için de hüküm böyledir.
Kural olarak 6098 sayılı TBK'nın 40. maddesi hükümlerine göre, yetkili bir temsilci tarafından bir başkası adına ve hesabına yapılan hukuki işlemin sonuçları, doğrudan doğruya temsil olunanı bağlar, alacak ve borçları temsil olunana intikâl eder. Hukuki muamelede bulunanın yetkili temsilci olmaması halinde, temsil olunanı bağlamayacağından şahsen sorumlu olur. Ancak 6098 sayılı TBK'nın 46. maddesinde, bir kimsenin yetkisi olmadığı halde temsilci olarak bir hukuki işlem yaptığı ve bu işlemi temsil olunan tarafından onandığı ve icazet verildiği taktirde temsil olunanı bağlayacağı kabul edilmiştir. (Yargıtay 15. HD 2019/2414 E. 2019/3907 K.)
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun anonim şirketlere ilişkin 368 inci maddesi ile yönetim kurulunun ticari mümessil ve ticari vekil atayabileceği düzenlenmiştir. Ayrıca 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ticari mümessile ilişkin 547 nci maddesi "Ticari temsilci, işletme sahibinin, ticari işletmeyi yönetmek ve işletmeye ilişkin işlemlerde ticaret unvanı altında, ticari temsil yetkisi ile kendisini temsil etmek üzere, açıkça ya da örtülü olarak yetki verdiği kişidir. İşletme sahibi, ticari temsilcilik yetkisi verildiğini ticaret siciline tescil ettirmek zorundadır; ancak ticari işletme sahibinin ticari temsilcinin fiillerinden sorumluluğu, tescilin yapılmış olmasına bağlı değildir." ticari vekile ilişkin 551 inci maddesi ise "Ticari vekil, bir ticari işletme sahibinin, kendisine ticari temsilcilik yetkisi vermeksizin, işletmesini yönetmek veya işletmesinin bazı işlerini yürütmek için yetkilendirdiği kişidir. Bu yetki, işletmenin alışılmış bütün işlemlerini kapsar. Ancak, ticari vekil açıkça yetkili kılınmadıkça, ödünç olarak para veya benzerlerini alamaz, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, dava açamaz ve açılmış davayı takip edemez." hükmünü haizdir. Kanunda ticari vekilin ticaret siciline tescil ve ilanı öngörülmemiş olup ticari mümessilin tescili zorunlu kılınmışsa da ticari vekilin sicile tescil ve ilan edilmemesi işletme sahibinin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz, meğer ki yetkisiz olarak senet tanzim edilmiş olsun. (Yargıtay 11. HD 2022/5711 E. 2024/3206 K.)
Temsilcinin izinsiz olarak yaptığı işlem sakat bir işlemdir. Bu işlem temsil olunanı bağlamaz. Özenli bir temsilci, iyiniyet ve sadakat borcu gereği, temsil ettiği şirketin çıkarına aykırı olarak bir işlem yaparsa bu işlem kural olarak temsil görevinin dışında kalır (Doç. Dr. ..., ....)
Dava konusu lehdarı davalı ... cirantası davalı şirket olan dava konusu çeklerin davacı kulüp adına ... tarafından düzenlenip imzalandığı konusunda uyuşmazlık yoktur. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, adı geçen kişinin davacı kulüp adına kambiyo senedi düzenlemeye yetkili olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Davacı kulübün 25/05/... tarihli ve 361 sayılı karar içeriğine göre davacı bünyesinde kullanılmak üzere otomobil alınacağı, aracın ödeme şeklinin çek karşılığında olmak koşuluyla alınmasına, bu nedende davacı kulüp müdürü dava dışı ...'in her türlü işlemi yapmaya noterde imzaya, bankaya para çekmeye veya yatırmaya oy çokluğuyla karar verildiği anlaşılmaktadır.
Belirtilen 25.05.... tarihli karar kapsamında ...'in borçlunun ticari mümessili olup olmadığı incelenerek karar verilmelidir.
Uyuşmazlığın çözümünde davacı kulübe ait 25/05/... tarihli ve 361 sayılı karar içeriğine göre dava dışı ...'in ticari vekil mi, yoksa ticari mümessil mi olduğunun saptanması önem arz etmektedir. Zira, T.B.K.nun 551.maddesine göre, ticari vekil, açık yetki verilmedikçe kambiyo taahhütlerinde bulunamayacağı halde aynı yasanın 547. (BK 450/1.) maddesi uyarınca, ticari mümessil, iyi niyetli üçüncü kişilere karşı müessese sahibi hesabına kambiyo taahhütlerinde bulunmak yetkisini haiz sayılır. (Yargıtay 19. HD 2011/10110 E. 2012/485 K.)
Açıkça yetki verilmedikçe ticari vekil kambiyo senedi düzenleyemez. (Yargıtay 19. HD 2014/5790 E. 2014/9812 K.)
Bu nedenle mahkemece, davalılara yönelik davanın, dava dışı ...'in, dava konusu çeklerin şirket yetkilisi müdürü olduğu dönemde keşide etmesi ve şirket adına attığı imzasının, TTK 626. ve 629. maddeleri çerçevesinde müdürün şirkete özen ve bağlılık yükümlülüğü ile bağdaşmayacak şekilde yetkinin kötüye kullanılması üzerinde durulup, temsilciye verilmiş bir iznin olup olmadığı hususu da değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2021/5517 E. 2021/6585 K.)
b-Dosyaya aktarılan bilgi ve belgeler uyarınca, her ne kadar mahkemece gerekçeli kararda dosya kapsamına çeklerin verilmesini gerektirir araç satım sözleşmeleri ibraz edilmediği belirtilmiş ise de dosya içerisinde araç satış sözleşmelerinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Yine dosyada mevcut Erzurum ... Noterliğinin 25.05.... tarih ve ... yevmiye sayılı Düzenleme Şeklinde Mülkiyetin Saklı Tutulması Kaydıyla Satış Sözleşmesine göre .... plaka sayılı aracın davalı ... ... Şarküteri Gıda ve Temizlik Maddeleri- .... Sebze ve Mey. Dağıtım ve Pzr. Ltd. Şti. tarafından davacı kulübe 180.000,00 TL bedel karşılığı satıldığı, sözleşmenin davacı kulüp adına dava dışı ... tarafından yetkili sıfatıyla imzalandığı, satış bedeli karşılığında davacı kulüp tarafından davacı tarafından kendisine ait 4 adet her biri 45.000,00 TL bedelli çek verildiği, çeklerin yine davacı temsilci olarak dava dışı ... tarafından yetkili sıfatıyla imzalandığı ve çeklerin davacı kulüp tarafından davalı şirkete ödendiği anlaşılmaktadır. Yine dava dışı ... tarafından davacıya ait 15.01.... tarihli çek imzalandığı ve ödendiği anlaşılmaktadır.
Bu haliyle davacı kulübün dava dışı ...'e bu duruma rıza gösterip icazet verip vermediği ve bunun mutad bir uygulamaya dönüşüp dönüşmediği mahkemece araştırılmamış olup eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2016/729 E. 2016/8239 K.)
Somut olayda davacı, çekleri imzalayan ...'in yetkili temsilcisi olmadığını, keşide eden kısmında atılan imzanın kendilerine ait olmadığını iddia etmiş, davalı taraf ise dava dışı çeklerin davacı tarafından ödendiğini savunmuştur. Mahkemece ...'in yaptığı benzer işlemlerin temsil olunan tarafından benimsenip benimsenmediği, onanıp onanmadığı hususunda herhangi bir inceleme yapılmamıştır. ...'in yetkili temsilci gibi davranıp davranmadığı konusunda inceleme yapılmamış olduğundan, ticaret sicil kayıtları ile gerekirse banka kayıtları da araştırılarak, davacı kurumun defterleri ve tüm kayıtları üzerinde inceleme yapılıp benzer işlemlerin ... tarafından temsilci sıfatıyla hareket ederek yapılıp yapılmadığı, davacının ...'i temsilcisi gibi görüp görmediği hususunda araştırma yapılıp, sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Eksik inceleme ve araştırma ile bu şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle kararın kaldırılması gerekmiştir.
HMK.'nun 353/1-a-6. maddesinde "...Mahkemece, tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması" bölge adliye mahkemesince başvuruya konu kararın esası incelemeden kaldırılmasına karar verilmesi gereken haller arasında sayılmıştır. Somut olayda; yukarıda ayrıntılı biçimde izah edilen yargılamadaki eksiklikler uyuşmazlığın esasının çözümü için olmazsa olmaz niteliktedir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı ... ... Şarküteri Gıda ve Temizlik Maddeleri- .... Sebze ve Mey. Dağıtım ve Pzr. Ltd. Şti. vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile kararın HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, sair istinaf itirazlarının reddine, davacı vekilinin istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, dosyanın usulü kazanılmış haklara riayet edilerek yeniden yargılama yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine, karar vermek gerekmiştir.
Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davalı ... ... Şarküteri Gıda ve Temizlik Maddeleri- .... Sebze ve Mey. Dağıtım ve Pzr. Limited Şti vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun KISMEN KABULÜ ile, mahkemece verilen hükmün HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, sair istinaf itirazlarının reddine,
2-Kararın kaldırılma sebebi ve şekline göre davacı vekilinin istinaf isteminin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
3-Dava dosyasının HMK’nın 353/(1)-a maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf kanun yolu başvurusu sırasında alınan peşin harçların yatıran tarafa iadesine,
5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde verilecek yeni kararda dikkate alınmasına,
6-İİK 36. maddesi gereğince istinaf aşamasında tehiri icra talebi doğrultusunda yatırılan teminat olması halinde yatıran tarafa İADESİNE,
7-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerin yerel mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nun 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere 14.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.