Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)

Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

Davacılar vekili dava dilekçesi ile; müteveffa ...'ün, 28/12/2014 tarihinde saat 03: 30 sularında diğer müteveffa ... ... ve ... isimli şahıslarla birlikte evlerine dönüş yolculuğu sırasında yaya olarak ... Köprüsü'nün alt kısmından geçmek istediklerini ve bu esnada Eminönü'den Eyüp istikametine doğru hızlı bir şekilde seyreden ... ...'ın hakimiyetindeki aracın çarptığını, olay yeri inceleme raporu ve trafik kazası tespit tutanağı düzenlendiğini, kaza mahallinde yapılan inceleme sonucunda kazaya karışan araç içerisinde şarap şişesine rastlandığını, müteveffa ...'ün, ambulansla Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldığını ve kazanın oluşumundan yaklaşık 1 saat sonra hastanede vefat ettiğini, kazayı gerçekleştiren ... plakalı aracın .... A.Ş.'ne ait olduğunu, kazayı gerçekleştiren aracın, diğer araçlardan neredeyse 3 kat daha hızlı olduğunun görüldüğünü, ...'ın olası kasıt ile asli kusurlu olduğunu, müteveffa ...'ün henüz 22 yaşında vefat etmesi sebebiyle annesi ... ve kardeşleri ..., ... ile ...'ü üzüntüye sevk ettiğini ayrıca destekten yoksun kaldıklarını, müteveffa ...'ün, İstanbul ... Üniversitesi Grafik Tasarım mezunu olduğunu, hayatta olması durumunda şu anda mesleğini icra etmeye başlayacak ve ailesine maddi olarak destek olacak olduğunu, müteveffanın annesinin yanında kalan tek çocuk olduğunu, annenin maddi ve manevi tek dayanağı olduğunu, ... plakalı aracın trafik sigortasını düzenleyen davalı ... Anonim Şirketi'nin 12/02/2015 tarihinde başvurularını yanıtsız bıraktığını belirterek, fazlaya ilişkin haklı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın, davalılar ... ... ile .... A.Ş. için olay tarihinden; diğer davalı sigorta şirketi bakımından temerrüt tarihinden itibaren işleyecek tasal faizi ile birlikte ve poliçe limiti ile sınırlı olarak davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, ... için 300.000,00 TL, davacı ..., ... ve ... için her biri ayrı ayrı dikkate alınmak üzere 65.000,00'er TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ... ile .... A.Ş.'den tahsilini talep ve dava etmiştir.Davacılar vekili 12/05/2015 tarihli dilekçesi ile de kazaya karışan ... plakalı aracın, davalılardan ... A.Ş.'nin ... sigortacısı olduğunu, manevi tazminat klozunun taraflarınca yeni görüldüğünü, süresi içerisinde taleplerinin yöneltilmesi gereğinin hasıl olduğunu, sigorta poliçesinin manevi tazminat talepleri bakımından da geçerli olduğunu belirterek dava dilekçesinde yazılı manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... A.Ş.'den de tahsili talep etmiştir.Davacılar vekili 11/09/2018 tarihli dilekçesi ile; dosyaya sunulan kira sözleşmesi ve diğer belgeler ile aracı işleten sıfatının .... Şti.'ne geçtiğini öğrendiklerini, davanın açıldığı zaman ruhsat sahibi ... A.Ş.'nin işleten olarak bilinmekte olduğunu, bu nedenle dosyada taraf değişikliği yapılmasını, davalı olarak .... Şti.'nin kaydedilmesini, davalı .... A.Ş. hakkında davalı sıfatına son verilerek hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesini talep etmiştir. Davacılar vekili 15/03/2023 tarihli talep arttırım dilekçesi ile davacı ... için maddi tazminat talebini 264.567,58 TL'ye yükseltmiştir. Davalı .... A.Ş. vekili cevap dilekçesi ile; müvekkili şirketin işleten sıfatı olmadığını, müvekkili şirkete ait olan ... plakalı aracın, 19/10/2009 tarihli ve 2006/3 sayılı motorlu araç kira sözleşmesi kapsamında dava dışı .... Şti'ne kiraya verildiğini, bu sebeple husumet itirazlarının bulunduğunu, ayrıca kazada davalı müvekkili şirketin hiç bir kusuru bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... ... vekili cevap dilekçesi ile; olayın oluşunda müvekkilinin herhangi bir tedbirsizliği ve dikkatsizliğinin söz konusu olmadığını, olayın oluşuna davacıların murislerinin sebep olduğunu, dava dilekçesinde açıklanan hususların gerçekleri yansıtmadığını, istenilen tazminatların fahiş olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesi ile; davacı tarafın trafik kazasına karıştığını belirttiği ... plakalı aracın, 24/11/2014-2015 bitiş tarihleri arasında geçerli olmak üzere... poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin bu sorumluluğu kusur oranında ve poliçe limiti ile sınırlı sorumluluk olduğunu, bu sebeple mahkememizce sebepsiz zenginleşmeye mahal vermeyecek şekilde öncelikle kusur oranlarının belirlenmesi ve sonrasında kaza ile ölüm arasında illiyet bağı kurulması ve bilahare de maddi tazminat miktarının tespitinin yapılması gerektiğini, davacı tarafın dava tarihinden önce müvekkili sigorta şirketine herhangi bir başvuruda bulunmamış olduğunu, dolayısıyla müvekkili şirketin dava tarihinden önce davacılara karşı temerrütünün söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı .... Şti. vekili, 14/11/2018 tarihli beyan dilekçesi ile; müvekkili şirketin kiraladığı ... plakalı aracın, şirketin sürücüsü ... ... tarafından görev ve mesaisi dışında kullanıldığını ve trafik kazası yaparak davacıların yakınının ölümüne neden olduğunu, yani müvekkili şirketin gözetimi ve denetimi altında kaza yapmadığını, zarar ile görülen iş arasında işlevsel bağ olması gerektiğini, davalı .... A.Ş. ile müvekkili şirket arasında yapılan uzun dönem araç kiralama sözleşmesi hükmü gereğince, aracın üçüncü şahıslara verdiği maddi ve manevi zararların karşılamasında sorumlu olanın kiralayan davalı .... A.Ş. ve ... ... olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "1-Davacılar tarafından, davalı ... A.Ş. hakkında açılan dava ile ilgili olarak karar verilmesine yer olmadığına, Davacı ... tarafından, davalılar ... A. Ş., ... ... ve ... Şti. aleyhine açılan maddi tazminat davasının kısmen kabul kısmen reddi ile, 141.102,71 TL tazminatın, davalılar ... ... ve .... Şti.'nden 28/12/2014 kaza tarihinden, davalı ... A.Ş.'den 26/02/2015 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,

3-Davacılar tarafından davalılar ... ... ve .... Şti. aleyhine açılan manevi tazminat davalarının kısmen kabul kısmen reddi ile davacı ... için takdir edilen 80.000,00 TL, davacı ... için takdir edilen 20.000,00 TL, davacı ... için takdir edilen 20.000,00 TL, davacı ... için takdir edilen 20.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ... ve .... Şti.'nden kaza tarihi 28/12/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacılar vekili ile davalı .... Şti vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece, meydana gelen trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve kusur oranları göz önünde tutularak, olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen, davacılar için hak ve nefaset kuralları çerçevesinde daha yüksek manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, somut olay ile bağdaşmayan miktarda manevi tazminata hükmedilmesi uygun görülmediğini, yerel mahkemenin hükmü hatalı bilirkişi raporuna dayandığını, mahkemenize sunulan bilirkişi raporlarına karşı itirazlarda, özellikle ceza dosyasında alınan bilirkişi raporlarının ve aynı kazada diğer müteveffanın yakınlarının açtığı tazminat davası dosyanın kıyaslanması gerektiğini, yeni bir bilirkişi heyetine dosya tevdi edilmişse de ısrarla eksik incelenme yapıldığını, diğer davada ... ...'ın %75 oranında kusurlu olduğu yönünde raporlar alınarak kararlar verildiğini ve bu kararın kesinleştiğini görmezden gelerek aynı maddi vakıanın farklı değerlendirilmesine sebebiyet verdiğini, aynı olaya ilişkin farklı Mahkemelerde görülen davalarda kusur oranı açısından alınan bilirkişi raporlarında çelişki var ise bu çelişkilerin giderilmesi gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı .... Şti vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ...'den kiraladığı ... plakalı araç şirketin sürücüsü ... ... tarafından görev ve mesaisi dışında kullanılmış ve trafik kazası yaparak davacıların yakınının ölümüne neden olduğunu, sürücü ... kazayı işin yapılması sırasında değil keyfi ve izinsiz olarak gece yarısı arabayı kaçırıp kaza yaptığından adama çalıştıran olarak müvekkilinin bir sorumluluğu bulunmadığını, aracın 3. şahıslara verdiği maddi ve manevi zararların karşılanmasında sorumluluğun, araç kiralayan ... ve kazaya neden olan sürücü ... ...'da olduğunu, davacının davalı .... A.Ş.den davayı geri çekmesi onu sorumluluktan kurtarmasının haklı ve hukuki olmadığını, kazanın meydana gelmesinde davacılar murisi asli kusurlu olduğunu, müvekkili davada kusursuz olup davaya dahil edilmesi büyük haksızlık olduğunu belirterek istinaf talep etmiştir. Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından 28/12/2014 günü saat 03.30 sıralarında İstanbul ili Fatih ilçesi ... mahallesinde ... Caddesini takiben ... istikametine doğru gitmekte olan davalı sürücü ... ... yönetimindeki, davalı sigorta şirketine ... poliçesi ile sigortalı ... plakalı otomobilin, Unkapanı ayrımının biraz ilerisinde aracın seyrine göre yolun sağından soluna doğru geçmeye çalışan yayalar ...ile ...'e çarpması ile meydana gelen trafik kazasında yayaların öldüğü, ...'ün anne ve kardeşleri olan davacıların eldeki dava ile destekten yoksun kalma ve manevi tazminat talep ettiği anlaşılmıştır.Davacılar ile davalı sigorta şirketinin maddi tazminat yönünden sulh oldukları ve davacılar vekilinin sigorta şirketi yönünden maddi tazminata ilişkin feragat dilekçesi sunduğu mahkemece 18/11/2023 tarihli ek kararı ile feragat nedeniyle sigorta şirketi yönünden ret kararı verdiği görülmüştür.KTK'nın 88. maddesindeki "Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur" düzenlemesi ile birden fazla kişinin zararı tazminle yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumluluk ilkesi benimsenmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 61. (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 51.) maddesindeki "Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır" düzenlemesine göre de, zarar gören 3. kişi konumunda olan davacı zararın tamamını, isterse sorumluların hepsinden isterse bir kısmından isteyebilir.Yukarıdaki açıklamalardan davalı .... Şti'nin kazaya karışan ... plakalı aracı 29/11/2014 tarihinde 36 ay süreyle uzun süreli kiraladığı anlaşıldığından sorumluluğu TBK'daki adama çalıştıran hükümlerine tabii olmayıp işleten konumunda olduğundan davacılara karşı aracın işletilmesinden doğan zararın tamamından sürücü ve ... sigortacısı ile billikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğundan aleyhine dava açılmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. 6098 sayılı TBK’nun 74. maddesine (818 Sayılı BK’nun 53. maddesi) göre hakim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi ceza hakimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hakiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da hukuk hakimini bağlamaz. Buna göre, hukuk hakimi kural olarak ceza hakiminin belirlediği kusur oranı ile bağlı değil ise de kesinleşen maddi olgu ile bağlıdır (H.G.K. 06.02.2002 gün 2002/19-16,2002/47 sayılı kararı). İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/130 Esas sayılı dosyası kapsamında İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan 27/05/2015 tarihli raporda, sanık ... ...'ın tali kusurlu, ölenler ... ve ...'in asli kusurlu oldukları, 31.08.2015 tarihli İTÜ Makina Fakültesi Dekanı Prof. ...htarafından düzenlenen raporda özetle; Sanık ... ...'ın asli kusurlu, ölenlerin tali kusurlu oldukları tespit edilmiştir. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 25/12/2015 tarih, 2015/130 Esas - 2015/373 Karar sayılı ilamı ile "... İstanbul Teknik Üniversitesi Trafik İhtisas Bölümünde uzman 3 kişilik heyet tarafından düzenlenen raporda araçta alkol şişesi ele geçmesi ve sanığın kaçması nedeniyle sanığın alkollü olduğu kabul edilerek ve maktullerin fırlama noktaları aracın durma yeri gözetilerek sanığın alkollü ve aşırı süratli araç kullandığı kabul edilmiş ve bu nedenle asli kusurlu olduğu kabul edilmiş, ölen yayaların ise yaya geçidinin, trafik ışığının veya görevli zabıta memurunun olmadığı yerden karşıdan karşıya geçmeleri nedeniyle tali kusurlu oldukları kabul edilmiş ve buna göre rapor düzenlenmiştir. Mahkememizce yapılan değerlendirmede sanığın terkettiği araçta yarısı içilmiş şarap şişesinin bulunması, bu durumun sanıkla birlikte bulunan tanık beyanıyla da sabit olması, sanığın kendi beyanında kabul ettiği gibi daha önceden alkollü araç kullanmaktan ceza almış olması, sanığın uyuşturucu madde kullanmaktan mahkumiyetinin bulunması, sanığın hızı, olay yerinden kaçması ve yaklaşık 20 saat sonra teslim olması, olay yerinde bulunan müşteki ...'in sanığın kullandığı aracın zikzak yaparak hareket ettiğini beyan etmesi birlikte değerlendirildiğinde sanığın alkollü olarak araç kullandığı kanaatine varılmış ve 3 ayrı öğretim üyesi tarafından düzenlenen son rapora itibar edilerek sanığın alkollü olması ve aşırı sürati nedeniyle kazanın oluşumunda kesin olarak asli kusurlu olduğu hususunda mahkememizde vicdani kanı oluşmuştur. Sanık asli kusurlu olduğu kabul edilerek ..." sanık ... ...'ın cezalandırılmasına karar verilmiştir. Bu karar Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 25/05/2022 tarih, 2020/3973 E. - 2022/4078 K. sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiştir.Yine aynı kaza sebebi ile İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/589 Esas - 2019/490 Karar sayılı dosyasında alınan 21/07/2018 tarihli kusur bilirkişi raporuna göre araç sürücüsü ...'ın %75, aynı kazada vefat eden dava dışı ...'in %25 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği ve mahkemenin buna göre hüküm kurduğu kararın İstanbul BAM 40. Hukuk Dairesinin 2019/3756 Esas ve 2022/291 Karar sayılı ilamı ile istinaf incelemesinden geçerek 16/02/2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.İlk Derece Mahkemesince birden fazla kusur raporu alınmıştır. 14/11/2016 tarihli kusur rapora göre davalı sürücü ...'ın %50, davacılar murisi ...'in %50 oranında eşit kusurlu olduğu; ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan 15/12/2017 ve 18/03/2019 tarihli kusur raporlarına göre, davalı sürücü ...'ın %40, davacılar murisi ...'in %60 oranında kusurlu olduğu; İTÜ Makine Fakültesi öğretim üyelerinden oluşan bilirkişi heyetince hazırlanan 10/01/2020 tarihli kusur raporuna göre, sürücü ...'ın %40, davacılar murisi ...'in %60 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği; İtiraz üzerine raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi amacıyla Karayolları Trafik Dairesinden alınan 06/05/2020 tarihli heyet raporuna göre müteveffa yayalar ... ve ...'in geçiş üstünlüğünün davalı ...'ın kullandığı araca vermeden kendi can güvenliklerini tehlikeye attıkları gerekli tedbirleri almadan geçiş yaptıkları için %60 oranında kusurlu oldukları, davalı sürücü ...'ın ise yerleşim yeri içinde seyretmekte iken azami hızın 50km/h olduğu olay mahallinde 70-80 km/h ile seyrettiği ön ilerisine azami dikkatini vermediği yayaları farkedip tedbir almakta geciktiği ve yayalara önlemsizce çarpması nedeniyle ikinci derecede %40 oranında kusurlu olduğu tespit edilerek bildirilmiştir. İlk Derece Mahkemesince itiraz üzerine çelişkileri gidermek amacıyla alınan 06/05/2020 tarihli son kusur raporu hükme esas alınmıştır. Somut olayda Ceza Mahkemesi kararının kesinleşmesi ile esas alınan olayın meydana geliş şekline ilişkin maddi vakıa kesinleşmiştir. Yine İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/589 Esas ve 2019/490 Karar sayılı kesinleşen dosyasında kusura ilişkin kabul kuvvetli delil mahiyetindedir. Mahkemece alınan kusur raporunda ise sürücü tali, yayalar asli kabul edilmesi ile manevi tazminat belirlenmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Bu nedenle davalı sürücünün asli kusurlu olduğu kabul edilerek manevi tazminat belirlenmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Karayolları Trafik Kanunu'nda manevi tazminat konusunda özel bir düzenleme yapılmadığından trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat talep edilmesi halinde TBK'da manevi tazminata ilişkin hükümler uygulanacaktır.TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/2.maddesinde "Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” şeklinde düzenleme yer almaktadır.Bu yasal hüküm gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir.22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmetmesi gerekmektedir (Yargıtay HGK'nun 23/06/2004 tarih, 13/291-370 E.-K. sayılı kararı). TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/2.maddesi ve 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta 28/12/2014 olan kaza tarihi, bu tarihteki paranın alım gücü kazanın oluş şekli, Dairemizce kabul edilen kusur durumu ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, manevi tazminatın belirlenmesine ilişkin ilkelerle birlikte dikkate alındığında mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarlarının, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından manevi tazminat miktarına ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.Bu nedenlerle; davacılar vekili ile davalı .... Şti vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

1-Davacılar vekili ile davalı .... Şti vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davacılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,

3-Alınması gereken 19.202,13 TL harçtan peşin alınan 4.800,53 TL harcın mahsubu ile bakiye 14.401,60 TL harcın davalı .... Şti.'den tahsili ile Hazineye irat kaydına,

4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,

5-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,

6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.15/01/2026