ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2024/58 - 2026/26
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ
KARAR
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 11/09/2023 tarih ve 2022/406 E. - 2023/331 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin “...” markasını 16.09.2009 tarihinden bu yana veteriner kliniğinin unvanı olarak kullandığını, aynı zamanda 2019/118714 numaralı "..." ibareli 44.sınıfta tescilli markanın da sahibi olduğunu, davalı tarafın, müvekkilinin kliniğinin popülaritesinden yararlanarak Atakum/SAMSUN adresinde, aynı sektörde aynı alanda faaliyet göstermeye başladığını, davalının 2021/080211 sayılı 44.sınıf hizmetleri kapsayan "...+şekil" ibareli markasının müvekkilinin markası ile benzer olduğunu, tüketiciler nezdinde taraf markaların karıştırma ihtimallerinin bulunduğunu, dava konusu markanın tescilinin müvekkili aleyhine haksız rekabet oluşturacağını, müvekkilinin tanınmışlığından yararlanmak amacıyla yapılan başvuruya karşı müvekkilinin itirazının MDB tarafından kabul edildiği halde davalının bu karara itirazı üzerine dava konusu YİDK kararı ile başvuru hakkında verilen ret kararının kaldırıldığını ileri sürerek, 2022-M-10481 sayılı YİDK kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı Şahıs vekili, "..." kelimesinin hayvanlarla ilgili bir kavram olduğu için özel bir marka olamayacağını, markalarının yenilik unsuru taşıdığını, markaların tüketici nezdinde görsel ve işitsel olarak birbirlerine benzemediğini, tüketicinin iki markayı karıştırmasının mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının "Şekil+... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "... " ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, ... ibaresinin her iki taraf markalarının ortak ve asli unsuru olarak öne çıktığı, taraf marka işaretleri benzediği için SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, dava konusu Türk Patentin 2022-M-10481 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmiştir.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraf markalarının genel izlenim itibariyle farklı olduğunu, başvuru markasının bir bütün olarak değerlendirilmek yerine "..." ibaresinin marka içerisinden çekilerek bütünsellik ilkesinin aksine değerlendirme yapılmasının hatalı olduğunu, "..." ibaresinin tescil kapsamındaki hizmetler açısından ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, bu nedenle davacının, davalı markasının tesciline katlanmasının gerektiğini, bilirkişi raporunda da taraf markaları arasında iltibas tehlikesinin bulunmadığının belirtildiğini, karşılaştırılan markalar arasında SMK'nın 6/1.maddesi anlamında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mahkemece alınan bilirkişi raporunda karşılaştırılan markalar arasında SMK'nın 6/1.maddesi koşullarının oluşmadığı belirtildiği halde bu raporun hükme esas alınmadığını, müvekkilinin davacının markasından ve işletmesinin varlığından haberdar olmadığını, "..." kelimesi mesleki bir terim olduğundan davacıya özgülenemeyeceğini, ilgili sektörde yaygın kullanıldığını, markalar arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Dava, itirazın reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "...+şekil" ibareli dava konusu başvuru ile davacının "..." ibareli markası arasında, 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve kavramsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira davacının itiraza mesnet markasının asli unsuru olan "..." ibaresinin, dava konusu markanın başlangıç kısmında aynen kullanıldığı, başvuruda yer verilen ... şekli ile "..." ibaresinin de yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, bunun yanında uyuşmazlık konusu 44. sınıf hizmetlerin de davacının mesnet markasının kapsamında aynı/aynı tür olarak yer aldığı, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 06/04/2016 tarih, 2015/8947 Esas, 2016/3762 Karar sayılı kararında "... ..." ibaresinin, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 25/01/2021 tarih, 2020/1446 Esas, 2021/322 Karar sayılı kararında "... ..." ibaresinin "..." ibareli markalarla benzer bulunduğu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilmemesinde de bir isabetsizlik söz konusu olmadığı anlaşılmakla, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 462,15 TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalıların uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 15/01/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.