Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 24/06/2020 tarih ve 2019/48 E. - 2020/61 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkiline ait markaların "...", davalı şirkete ait markanın ise "..." ibaresinden oluştuğunu, taraf markalarında ... harflerinin ortak olarak yer aldığını, davalı şirkete ait markada iki tane “L" harfi bulunmasının farklılık oluşturmadığını, dava konusu markanın ... olarak algılanacağını, çekişme konusu markalar arasındaki benzerliğin ... ibaresinden kaynaklandığı şeklindeki gerekçenin hatalı olduğunu, dava konusu marka başvuru ile davacı tarafa ait marka tescillerinin 5. Sınıfta yer alan emtiayı kapsadığını, söz konusu uyuşmazlık kapsamında yer alan markaların birbirleri yerine ikame edilme riski bulunduğunu, dava konusu markanın ayırt edici niteliği haiz olmadığını, davacı markasının içerdiği “..." ve "..." sözcüklerinin anlamlarından uzaklaşmadığını ileri sürerek, 2019-M-5205 sayılı YİDK kararının iptaline, tescil edilmiş ise markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, taraf markaları arasında, ortalama tüketici nezdinde görsel, işitsel, anlamsal bakımdan karıştırılma ihtimaline neden olacak derecede benzerliğin bulunmadığını, taraf markalarında yer alan .../... ibarelerinin ortak olmasından hareketle markaların parçalara bölünerek incelenmesinin mümkün olmadığını, dava konusu markanın itirazına mesnet gösterilen davacı markalarında yer alan .../... kelime kökünün "..." ibaresine çağrışım yaptığını ve ilgili sektörde yaygın şekilde kullanılan bir kök/ön ek olduğunu, "..." ibaresinin dava konusu markayı davalı markalarından ayırt edebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, dava konusu markaların kapsadığı 5. Sınıf ve ilaçlara ilişkin emtianın bilinçli tüketici kitlesine hitap ettiğini, uyuşmazlıktaki markaların ilk kısımlarında ortak olarak yer alan ... ibaresinin ... sözcüğünün kısaltılmışı olduğunu, bu nedenle mesnet markanın zayıf marka niteliğinde bulunduğunu, taraf markalarında yer alan ... ve ... ibarelerinin bütünüyle birbirlerinden farklı olduğunu, diğer yandan “..." ibareli bir ürün çeşidi veya niteliği bulunmadığını, bu nedenle mutlak ret nedeni olduğundan bahsedilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirkete ait 3 ve 5. sınıflarda 09/09/2019 tarihinde tescil edilen markanın "..." ibaresinden oluştuğu, markanın "..." ve "..." ibarelerinden meydana geldiği, markada yer alan "..." ibaresinin "..." sözcüğünün kısaltması olarak kullanıldığının anlaşıldığı, "..." ibaresinin dava konusu markanın tescilinin talep edildiği özellikle 5. Sınıfta bulunan emtia bakımından ayırt ediciliğinin düşük bulunduğu, "..." ibaresinin Türkçe'de "tüm gün" anlamında olup, başvuruya konu emtia bakımından doğrudan tanımlayıcılık vasfı taşımadığı, dava konusu markanın bütün olarak "..." ibaresinden müteşekkil olup, ortalama tüketicinin söz konusu ibareyi bir bütün olarak Türkçe'de "tüm gün ..." anlamına gelecek şekilde algılayacağı, bu ibarenin SMK m.5 hükmü bağlamında mutlak tescil engeli barındırmadığı, davacıya ait 163853 ve 2017/61522 sayılı markaların 5. Sınıfta bulunan emtia bakımından tescilli bulunduğu, davalı şirkete ait 5. sınıftaki "İnsan ve hayvan sağlığı iciıı ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal reaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler. Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler: diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri: zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar: bebek mamaları: tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç): diş dolgu maddeleri, diş kalıbı alma maddeleri, protez ve yapay diş yapıştırma ve tamir maddeleri." emtiası ile davacıya ait 163853 sayılı markanın koruma kapsamında bulunan emtianın aynı ve benzer emtia oldukları, davalı şirkete ait 5. Sınıftaki "İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal reaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler. Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler: diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri: zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar: bebek mamaları: tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç): diş dolgu maddeleri, diş kalıbı alma maddeleri, protez ve yapay diş yapıştırma ve tamir maddeleri. Hijyen sağlayıcı ürünler: pedler, tamponlar, tıbbi amaçlı yakılar, pansuman malzemeleri, kağıt ve tekstilden mamul çocuklar, yetişkinler ve evcil hayvanlar için bezler. Zararlı böcek, zararlı bitki, zararlı mantar ve kemirgenleri yok edici maddeler. İnsan ve hayvanlar için olanlar hariç deodorantlar, havayı temizleyici ve kötü kokuları giderici maddeler. Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), tıbbi amaçlı deterjanlar, ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar, antibakteriyel el losyonları." emtiası ile davacıya ait 2017/61522 sayılı markanın koruma kapsamında bulunan emtianın aynı ve benzer emtia oldukları, bu hususun içerisinde eczacı ve kimya yüksek mühendisi de bulunan bilirkişi heyet raporunda tespit edildiği, davalı şirkete ait 3. Sınıfta bulunan emtia ile davacıya ait redde mesnet markada bulunan emtianın ise kullanım amacı ve alanlarının farklı olduğu, birbiri ile rekabet etmeyen emtia olup ikame imkanının bulunmadığı, satış yollarının benzer olmadığı vb sebeplerle farklı nitelikteki emtia oldukları, davacı markalarının esas unsurunu "..." ibaresinin oluşturduğu, "..." ibareli markanın anlamsal bakımdan bir bütün oluşturmasının bu markayı kavramsal olarak davacı markalarından ayırt edici hale getirdiği, taraf markaları işitsel açıdan da farklı telaffuza konu olduklarından iltibasa meydan verecek derecede benzer olmadıkları, taraf markaları arasında emtia benzerliği sağlanan 5. Sınıfa ilişkin olarak "..." ibaresinin "..." kelimesinin kısaltılmışı olarak ortalama tüketici nezdinde ayırt ediciliği düşük olarak algılanan bir ibare olduğu, 5. Sınıfta bulunan emtianın hitap ettiği ortalama tüketicinin bilinç düzeyinin, adi, sıradan, ucuz, günlük tüketilen emtia alıcılarına göre daha yüksek olacağı, özellikle 5/1. Sınıfta bulunan ilaç emtiası bakımından bu bilinç düzeyinin oldukça yüksek olduğu, karşılaştırılan işaretlerin genel görünümü dikkate alınarak görsel, işitsel ve kavramsal olarak global bir değerlendirme yapıldığında 5. Sınıfa hitap eden ortalama tüketicinin ilk bakışta markaların farklı ticari kaynakları ve farklı emtiayı işaret ettiğini anlayabileceği, markaların farklı olduğunu idrak etmekle birlikte davacı ve davalı şirket arasında idari veya ekonomik bir bağ kurmayacağı, özellikle "..." ibaresinin ilaç sektöründe yaygın kullanılan bir ibare olup ayırt ediciliğinin zayıf olması karşısında davalı şirket markasına eklenen "..." ibaresi ile birlikte umumi intibayı oluşturan "..." ibaresi ile davacıya ait markalarda bulunan ".../..." ibaresinin ortaklığından kaynaklı benzerlikten uzaklaşıldığı, bu nedenle karşılaştırılan markalar arasında 6769 sayılı SMK m.6/1 hükmü bağlamında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimali bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, yerel mahkeme taraf markaları arasındaki benzerlik değerlendirmesinin hatalı olduğunu, mahkemenin gerekçeli kararında taraf markaları arasındaki benzerliğin bir bütün olarak incelenmediğini, taraf markalarında sadece tek harfin farklı olduğunu, başlangıç harflerinden son harflerine kadar alfabetik harflerin, hatta harf dizilimlerinin bile birebir aynı bulunduğunu, daha önce taraflar arasındaki davada "..." ve "..." markaları arasında yüksek derecede benzerlik bulunduğunun belirlendiğini, yerel mahkemenin davalı markasının mutlak ret nedeni taşımadığına yönelik kararının yerinde olmadığını, tasviri nitelikte olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Dava, marka ile ilgili Kurum kararlarının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının dava konusu başvurusunun "..." ibaresinden oluştuğu, tüketicinin söz konusu ibareyi bir bütün olarak algılayacağı, ibarenin, marka başvurusunun kapsamında bulunan emtia yönünden tanımlayıcı özelliği bulunmadığı, başvurunun SMK'nın 5. maddesi bağlamında mutlak tescil engeli barındırmadığı, diğer yandan davalının başvurusu konusu yaptığı "..." ibaresi ile davacının itirazına mesnet gösterdiği "..." ibareli marka arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik bulunmadığı, zira "..." ibareli markanın anlamsal bakımdan bir bütün oluşturmasının bu markayı kavramsal olarak davacı markalarından ayırt edici hale getirdiği, taraf markaları işitsel açıdan da farklı telaffuza konu oldukları, diğer yandan "..." ibaresinin "..." kelimesinin kısaltılmışı olarak yaygın kullanımının bulunduğunun belirlendiği, bu nedenle bu ibarenin ortalama tüketici nezdinde ayırt ediciliğinin düşük olduğu, ayrıca taraflar arasında bulunan bir diğer uyuşmazlıkta "..." ibaresi ile "..." ibaresinin benzer bulunmasının somut uyuşmazlık için emsal olamayacağı, zira dava konusu "..." ibaresinin "..." ibaresinden farklı olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.

Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40 TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,

3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,

4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 16/01/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.