İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ
İSTİNAF MAHKEMESİ KARARI
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ....'da İtalya'da yerleşik olup çağdaş ve ikonik tasarımları ile ünlü bir şirket olduğunu, otomotiv sektöründe önde gelen bir yere sahip olduğunu, temelleri 1914 yılında ...'da otomobil tutkunu ... kardeşler ..., ..., ..., ... ve ... ... tarafından atılan .... dünyanın en büyük ve tanınmış otomobil üreticilerinden bir tanesi olduğunu, .... 1940'lı yıllarda dünyaca ünlü bir başka otomobil markası olan ... ile ortaklık kurmasının ardından bünyesinde ..., ... ve ... gibi dünyaca tanınmış otomobil firmalarını bulunduran ... ...'a (...) dahil olduğunu, günümüzde, davacının .... faaliyetlerini geniş bir coğrafyaya yaydığını ve tüm dünyada adına yakışan haklı bir ün ve pazar edinerek kalitenin simgesi haline geldiğini, ilk olarak ..., İtalya'da üretilip satışa sunulan .... otomobilleri dünya genelinde en çok satan spor otomobillerdendir. Müvekkilimiz, dünya çapında satışa sunduğu otomobilleri üzerinde kullandığı birçok farklı markanın sahibi olup; bunlardan bir tanesinin de müvekkili ile özdeşlemiş "..." markası olduğunu, davacının ...., 12 ve 28. Sınıflarda yer alan mallar üzerinde tescil ettirmek amacıyla ... nezdinde ... sayılı ŞEKİL marka başvurusunda bulunmuş olup; bu markanın uluslararası tescili için ... Protokolü kapsamında belirlediği ülkelerden birisinin de Türkiye olduğunu, TÜRK PATENT Markalar Dairesi Başkanlığı re'sen yapmış olduğu benzerlik incelemesinin sonrasında verdiği 14.08.2020 tarihli ve ... sayılı kararı ile Müvekkilinin ... sayılı marka başvurusunu 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 5/1(ç) maddesini gerekçe göstererek başvuru kısmında yer alan 12. Sınıftaki malların türü bakımından kısmen reddettiğini, Ret kararına gerekçe olarak davalı ... ŞİRKETİ adına tescilli; 07 ve 12. sınıflarda yer alan malları kapsayan 26.12.2006 tescil tarihli ve ... tescil sayılı “...” markası gösterildiğini, 12. Sınıfta yer alan mallar üzerinde tescil ettirmek amacıyla ... nezdinde ... sayılı marka başvurusunda bulunmuş olup; bu markanın uluslararası tescili için tescili için Madrid Protokolü kapsamında belirlediği ülkelerden birisinin de Türkiye olduğunu, anılan markanın TÜRK PATENT tarafından ... başvuru numarası ile kayıt altına alınmıştır ve henüz veri girişi aşamasında olduğunu, yapılan araştırmalar sonucu ... tescil sayılı “...” markasının sahibi ...'nin anılan markayı tescil edildiğini, tescil edildiği 12. Sınıfta yer alan hiçbir mal için kullanılmadığı tespit edilen ... tescil sayılı “...” markasının kapsamında 12. Sınıftaki 'TÜM MALLAR yönünden iptalini ve sicilden terkinini talep ettiğini,
iptal talebinin kabul edilmesi halinde, iptal kararının 01.01.2020 tarihinden itibaren veya iptal halinin daha sonraki bir tarihte gerçekleşmiş olduğunun tespiti durumunda iptal halinin gerçekleşmiş olduğu tarih itibariyle etkili olacak şekilde karar verilmesi talep edildiğini, HMK 389 vd. maddeleri uyarınca dava konusu markaların yargılama sürecinde el değiştirmesi halinde hakkın elde edilmesinin önemli derecede zorlaşacağı aşikâr olduğundan ihtiyati tedbir isteminin kabulü ile markanın dava sonuçlanıncaya kadar 3. kişilere devrinin önlenmesi hususu önem arz ettiğini, açıklanan nedenlerle, TÜRK PATENT nezdinde ... tescil sayılı "..." markasının tescil kapsamında yer alan 12. sınıftaki tüm mallar için kullanılmaması nedeniyle 01.01.2020 tarihinden itibaren etkili olacak şekilde kısmen iptali ve sicilden terkinine, Dava konusu ... tescil sayılı "..." markasının yargılama süresince üçüncü kişilere devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı taraf usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen davaya cevap vermemiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...SMK'nın 9. Maddesine göre tescil edildiği tarihten itibaren 5 yıl içinde haklı bir sebep olmaksızın kullanılmayan markaların iptaline karar verileceği düzenlenmesi karşısında ve davacı tarafın ihtilaf konusu markayı aynı / benzer sınıflarda kullanma iradesinde olduğu, bu irade dikkate alındığında davacının davayı ikame etmekte hukuki menfaatinin var olduğu, markaların tescilinden sonraki dönemde fiilen kullanılması gerektiği, markayı, 14. maddedeki şartlar dairesinde kullandığını ispat yükü marka sahibinin üzerinde olduğu, marka sahibi, gerekirse ticari defter ve belgelerini ibraz ederek bir markayı kullandığını ispatlaması gerektiği, davalı tarafa ait markanın 2005 yılında tescil edildiği, tescilin 07 ve 12. Sınıflardaki mal ve hizmetler yönünden olduğu dikkate alındığında davalının bu mal ve hizmetler yönünden etkin kullanımı ispat yükü altında bulunduğu, davalı tarafın tescil tarihinden sonra dava konusu markanın 12. sınıftaki emtialar bakımından ciddi ve kesintisiz olarak kullanıldığına dair bir delilin dosyaya ibraz edilmediği, mahkemece kullanımın ispatı için delil sunmak üzere davalı tarafa kesin mehil verildiği, yapılan tebligata rağmen davalının kullanıma dair delil ibraz etmediği dikkate alındığında markanın tescilli olduğu 12. Sınıftaki mal ve hizmetler yönünden kesintisiz olarak kullandığını ispat edemediği" kabul edilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
-Mahkemenin davalı müvekkili şirkete delillerini sunmak için süre vermesi gerektiğini, Mahkemece yasaya uygun şekilde sınırlı ve sarih şekilde kullanıma ilişkin belgelerin istenilmesi gerekirken sadece dava dilekçesinin tebliğ ile bu tebliğe cevap verilmemesinin iptal gerekçesi yapılması 6769 sayılı yasanın 26/7 maddesine aykırılık oluşturduğunu, bu sebeple kararı veren Mahkemenin iptal yetkisini 6769 sayılı yasanın 26. Maddesinde belirtilen usule uyarak karar vermesi gerekirken bu usule uymaksızın 6100 sayılı yasaya bağlı usul hükümleri ile sınırlı şekilde markanın iptaline karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,
-Kararı veren Mahkemenin inceleme gerekçeli kararında sadece davalının ispat yükünü karşılamadığı gerekçesi ile kabul verdiğini, davacının, müvekkili şirket hakkında bilgi sahibi olmadan ve markayı nasıl kullandığını görmeden dava açmayacağını,dilekçe ekinde yer alan ve müvekkil şirketin tanıtım ve pazarlama amacıyla kullandığı "..." internet sitesinde markanın kullanıldığının açıkça göründüğünü, ekli şirket belgelerinde de kullanım yer aldığını, ekte sunulan belgeler ve internet sitesi önbelleklerinin markanın ne kadar bir süredir kullanıldığını gösterdiğini,
-Davacı taraf, davanın kabulü ile birlikte kararın 12. Sınıftaki tüm mal ve hizmetler yönünden 01/01/2020 tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde iptaline karar verilmesini talep ettiğini, 6769 sayılı kanunun 27/2 maddesi gereğince iptal kararının kuruma başvuru tarihinde geçerli olacağı ancak iptal halinin daha önce doğması halinde ise talep üzerine belirtilen tarihte geçerli olacağı hükmü yer aldığını, kararı veren Mahkemenin talebe bağlı kalarak iptal kararının 01/01/2020 tarihinden itibaren geçerli olmasına karar verdiğini, davacının iptal kararının 01/01/2020 tarihinde doğduğuna ilişkin bir bilgi belge sunmadığını, Mahkemenin ise doğrudan talebi dikkate alarak karar verdiğini, dava tarihi esas alınmak yerine 2 yıl önceki bir tarihinde esas alınmasının hukuki dayanağı bulunmadığını,
-Kararı veren Mahkemenin iptal kararının geçerlilik tarihinde kanunda usulu uygulamış ancak 26. Maddesinde yer alan usulu uygulamadığını, markanın davalı müvekkilleri tarafından bir fiil kullanıldığını, davalı müvekkili şirketin markayı kullandığını bilebilecek durumda olmasına rağmen bu hususun yargılamada incelenmemesi sebebi ile 6100 sayılı yasanın 31. Maddesine aykırı yargılama yapılması, iptal kararının dava tarihinde 2 yıl öncesinden geçerli olmasına karar verilmesi nedeniyle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle;Davalı yanın, dava konusu ... tescil sayılı “...” markasının Türkiye'de ciddi ve yoğun bir biçimde ticari etki doğuracak hacimde kullanımını ispatlamaya yeter nitelikte tek bir delil dahi sunmadığını, İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi tarafından davalıya 17.02.2023 tarihinde tebligat gönderilmiş ve tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde sunulmayan delillerini dosyaya sunması için 2 haftalık kesin süre verilmiş olduğunu, 20.06.2023 tarihinde yapılan ön inceleme duruşmasında davalıya dava konusu ... markasını 12. Sınıfta tescilli olduğu mallarda tescil tarihinden bu yana ciddi ve etkin bir şekilde kullandığına dair tüm delil ve belgelerin sunulması için yeniden 2 haftalık kesin süre verildiğini ve aksi halde bu delillere dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı ihtar edildiğini, davalı yanın herhangi bir kullanım delili sunamadığını, davalı yan istinaf dilekçesinin ekinde belgeleri sunmuş ve dava konusu ... markasının kullanılmakta olduğunu iddia etmiş olsa da kesin süre içerisinde sunulmamış olan bu belgelerin dikkate alınması ve kesin süreler geçtikten sonra istinaf aşamasında yeni bir delil eklenmesi mümkün olmadığını ayrıca sunulu belgelerin içeriklerinin, tarihlerinin, yoğunluklarının markanın ciddi kullanımını ispat etmeye yeter nitelikte olmadığını, markanın ciddi kullanımının kabul edilebilmesi için markanın kapsamında yer alan mallar bakımından Türkiye'de ticari etki doğuracak, pazar yaratacak veya mevcut pazarı koruyacak hacimde kullanılması gerektiğini, davalı ...'nin istinaf başvuru dilekçesindeki iddialarının asılsız olduğunu, bu iddiaların halihazırda yerel mahkeme kararında tartışıldığını, davalı istinafının esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalı adına tescilli ... tescil numaralı "..." markasının 12.sınıfta tescilli olduğu mal ve hizmetler için tescil tarihinden bu yana ciddi ve etkin bir şekilde kullanılıp kullanılmadığı, bu nedenle 01.01.2020 tarihinden itibaren etkili olacak şekilde kısmen iptaline karar verilip verilemeyeceği noktasında toplandığı anlaşılmıştır.Dosyaya Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtları getirtilmiş olup, incelendiğinde; ... tescil numaralı ... markasının 07 ve 12 sınıflarda davalı adına, ... ŞEKİL markasının 28 sınıfta ... tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır. 6769 sayılı SMK 'da markanın kullanılmaması iptal nedeni olarak düzenlenmiştir. SMK 26/1-a göndermesi ile aynı yasanın 9/1 maddesinde " Tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir." hükmü getirilmiştir. Bu yasal düzenleme gereğince markanın ciddi şekilde kullanıldığının, kullanma yükümlülüğünün yerine getirildiğinin kabulü için tescilli olduğu tüm sınıf ve alt sınıflarda kullanılmış olması gereklidir. Zira markanın benzer olsa bile kullanılmadığı mal ve hizmetler yönünden kullanım şartı gerçekleşmiş olmaz. Sadece fiilen kullanıldığı alanla sınırlı olarak kullanım yükümlülüğünün yerine geldiği kabul edilir. Ayrıca yasal düzenlemede getirilen"ciddi kullanımın" her olayın özelliğine göre değerlendirilmesi ve özellikle tescilli olduğu alanda pazar payı yaratma, arttırma, koruma ve sürdürmek için yeterli şekilde ticari faaliyet yürütüp yürütmediği dikkate alınmalıdır. Markayı kullanma yükümlülüğü ile marka sicilinin kullanılmayan markalardan arındırma, marka stoku ve ticaretini engelleme amacını güttüğü anlaşılmaktadır.Olumsuz vakıaların ispatının davacıdan beklenemeyeceği yönündeki genel hukuk ilkesi ve yerleşmiş içtihatlar gereğince, markanın ciddi biçimde kullanıldığına ilişkin ispat yükü SMK’nın 9. maddesi uyarınca markayı kullandığını iddia eden marka sahibine aittir.SMK madde 9'da marka kullanılmama sebebiyle iptali edilebilmesi için haklı bir sebep olmaksızın tescil edildiği mal ve hizmetler bakımından tescil tarihinden itibaren 5 yıl boyunca Türkiye'de ciddi biçimde kullanılmamış veya kullanımına beş yıl ara verilmiş olması gerektiği düzenlenmiştir. Ciddi biçimde kullanımdan bahsedebilmek için en öncelikli kriter markanın kullanım yoğunluğu ve markadan elde edilen ekonomik yarardır. Markanın sadece birkaç defa ambalajlara basılması veya az sayıda bastırılan broşürlerde kullanılması gibi kullanım süresi ve etkisi sınırlı, hatta göstermelik denebilecek kullanımlar SMK md.9 anlamında ciddi kullanım teşkil etmez. Markanın ciddi kullanımı belirlenirken markanın kullanım şekli, kapsamı, süresi gibi objektif kriterlerden hareket edilmelidir. Marka sahibi markasını aynı mal veya hizmeti üreten teşebbüslerin oluşturduğu piyasada farklı bir yer edinmek veya yeni bir mal veya hizmet piyasası oluşturmak biçimde kullanmışsa ciddi bir kullanımdan söz edilebilir.6769 sayılı SMK 27/2 bendine göre, markanın iptaline karar verilmesi hâlinde bu kararın, iptal talebinin Kuruma sunulduğu tarihten itibaren etkili olacağı, ancak talep üzerine, iptal hâllerinin daha önceki bir tarihte doğmuş olması hâlinde iptal kararının bu tarihten itibaren etkili olacağına karar verilebileceği düzenlemesi bulunduğu, maddenin yürürlük tarihine göre bu talebin mahkemeden istenilebileceği, dosya kapsamından markanın tescil tarihinden itibaren iptaline karar verilen sınıflarda kullanıldığını gösterir delil sunulmadığından, mahkemece talep gibi karar verilmesinde aykırılık görülmemiştir.Somut olayda, olumsuz vakıaların ispatının davacıya düşmemesine ilişkin genel hukuk ilkesi uyarınca yargılama konusu markayı tescilli olduğu tüm emtialarda kullandığının ispat yükü markayı kullandığını ileri süren marka sahibine ait olduğu, ispat yükü üzerinde olan davalı tarafından markanın tescilli olduğu sınıflarda markanın işlevine uygun olarak ciddi şekilde kullanıldığını ispat etmesi gerektiği davalı tarafından herhangi bir delil ibraz edilmediği, Mahkemece delillerin sunulması için 17.02.2023 tarihinde tebligat gönderildiği ve 20.06.2023 tarihinde kesin süre verildiği ancak delillerin sunulmadığı, istinaf dilekçesinde sunulu delilerin. HMK 357. Madde gereği ilk derece mahkemesinde sunulmayan delillerin, istinaf Mahkemesince incelenemeyeceği, ciddi bir biçimde kullanıldığı ispat edilemediği anlaşılmakla mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar dosya kapsamına göre yerindedir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 24/10/2023 tarih ve 2022/244 E., 2023/213 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın Davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 12/03/2026