TAZMİNAT (Haksız Fiilden (Haciz) Kaynaklanan)

İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.

DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... Yapı İnş. Taah. Ltd. Şti. den alacakları nedeniyle İstanbul 2. İcra Müdürlüğü'nün ..., ... ve ... sayılı dosyaları üzerinden icra takibi başlattığını, söz konusu takipler ile müvekkili şirketin hiçbir ilgi ve alakasının olmamasına rağmen, davalı şirketin üç dosya içinde Gaziosmanpaşa 1. İcra Müdürlüğü'ne yazdırdığı talimatlar gereği, 08.02.2017 tarihinde müvekkili şirketin, emaneten vinç ve ekipmanlarını muhafaza ettirdiği adrese hacze gelindiğini, adresin, müvekkili şirkete ait olmadığını, Gaziosmanpaşa 1. İcra Müdürlüğü'nün ..., ... ve ... Talimat sayılı dosyalarında düzenlenen haciz tutanakları incelendiğinde; haciz mahallinde bulunan ancak dosya ile ilişiği bulunmayan ... isimli şahsın beyanları, haciz mahalli olarak seçilen adresin, ... San. Tic. Ltd. Şti. unvanlı inşaat şirketine ait depo olduğunu gösterdiğini, hukuka aykırı olarak üç icra dosyası için de vinç ve ekipmanları hakkında haciz işlemi yapıldığını, hacze konu malların, haciz mahallinde sunulan faturalar ile sabit olduğu üzere müvekkil şirkete ait olduğunu, Edirne ilinde inşaatını üstlendiği bir iş (... AVM) nedeniyle, haciz konusu vinç ve ekipmanlarını kullandıktan sonra inşaatın tamamlanmasının ardından İstanbul'a muhafaza edilmek üzere getirtildiğini, depoya taşındığına dair sevk irsaliyeleri bulunduğunu, müvekkili şirketin yetkililerinin veya ortaklarının, hiçbir zaman borçlu şirketin yetkilisi ve ortağı olmadığını, borcun doğum tarihi ile şirketin kuruluş ve faaliyete başlama tarihi karşılaştırıldığı takdirde şirketin kuruluşunun ve faaliyete başlamasının, borcun doğumundan çok önce olduğunu, haciz işleminin 3. kişiye ait mahalde ve borçlunun yokluğunda yapıldığını, dava dışı borçlu şirket ile müvekkil şirket arasında organik bağ da bulunmadığını, haciz işlemi nedeniyle ekonomik anlamda maddi, ticari itibar ve saygınlık anlamında manevi zarara uğradıklarını, Antalya' da yapılacak bir proje için dava dışı ... İnş. San. Ve Tic. Ltd. Şti.'ne 18 aylığına, aylık 12.500,00.-TL+KDV bedelle hacze konu malların kiralandığını, 03.02.2017 tarihinde kira sözleşmesinin imzalandığını, ancak haciz nedeniyle dava dışı kiralayan şirket haklı olarak kira sözleşmesinden döndüğünü, İcra Müdürü'nün verdiği 7 günlük süre içinde müvekkiline karşı istihkak davası açılmadığından istihkak iddialarının kabul edilmiş sayıldığını, dava konusu mallar üzerindeki haczin kendiliğinden kalkması gerektiğini ancak İcra Müdürlüğü tarafından taleplerinin sebepsiz yere sürüncemede bırakıldığını, davalı tarafın, müvekkiline karşı güveni kötüye kullanma suçundan şirket yetkilisi hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, soruşturmanın Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... srş. dosyası üzerinden yürütüldüğünü, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak şimdilik, 12.500,00 TL'nin haksız eylemin gerçekleştiği (haciz tarihi) 08.02.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, müvekkilinin, kötüniyetle hareket eden davalı yüzünden maruz kaldığı haksız haciz ve soruşturma nedeniyle doğan manevi zararının karşılanması için 20.000,00 TL' nin işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini saygı talep ve dava etmiştir.

DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin alacağını tahsil etmek maksadıyla dava dışı borçlu hakkında İstanbul 2. İcra Müdürlüğü'nün ..., ... ve ... sayılı dosyalarıyla icra takibi başlattıklarını, haciz işlemleri için 08.02.2017 tarihinde “... Mah. ... ... Sok. No:... .../İst.” adresine gidildiğini, haciz mahalline gelen ... isimli şahsın mahcuzların ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.’ne ait olduğunu, mahcuzların borçludan satın alındığını iddia ederek her üç dosya için de aynı şekilde üçüncü kişi lehine istihkak iddiasında bulunduğunu, bunun kabulünün mümkün olmadığını, hacze konu malların daha önce müvekkili şirket ile dava dışı borçlu arasında imzalanan 24.02.2015,24.10.2013 ve 25.11.2014 tarihli 3 adet kira sözleşmesine konu olan mallar olduğunu, mülkiyeti dava dışı borçluya ait değil, müvekkili şirkete ait olduğunu, bu nedenle malların borçlu tarafından davacıya satışının mümkün olmadığı gibi geçerli de olmadığını, dava dışı borçlu şirketin, mahcuzların kira bedellerini müvekkiline ödemediği gibi mal kaçırmak amacıyla malları davacıya devrettiğini öğrendiklerini, ortada gerçek bir satış olmadığını, muvazaalı işlemlerin alacaklıya karşı geçersiz olduğunu, borçlu şirket ile 3. şahsın faaliyet konularının aynı olduğunu, faaliyet adreslerinin de bir dönem aynı yerde (... Mah. ... Cad. ... Apt) olup danışıklı hareket edildiğini, haciz adresinde borçlunun unvanının yazılı olduğu yangın tüpünün de görüldüğünü, iddiaların kötü niyetle ileri sürüldüğünü, davalı şirketin alacağının tahsil edilebilmesi için hak arama sınırları içinde hareket edildiğini, icra iflas kanunu uyarınca ve icra prosedürünün gerektirdiği ölçüde yapılan işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığını, icra müdürünce verilen karara karşı İcra Mahkemesinde memur işlemini şikayette bulunulduğunu, şikayetin reddi üzerine de istinaf yoluna başvurulduğunu, maddi-manevi tazminatın şartlarının oluşmadığını, müvekkilin ağır kusuru ya da kötü niyeti de bulunmadığını, aksinin davacı tarafça ispat edilmesi gerektiğini, davacıya karşı istihkak davası açılmış olmasının hacizlerin haksız olduğu ya da hacizlerin haksızlığının bilincinde oldukları anlamına gelmeyeceği gibi bu hususun tek başına maddi-manevi tazminata hükmedilmesi için yeterli olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "…Ticaret sicil müdürlüğünden gelen cevabi yazı içerikleri de dikkate alındığında, her iki şirketin de adresinin aynı olması, aynı iş kolunda faaliyet göstermeleri, ..., ... ve ...'ın da bahse konu şirketin ortağı olduğu, her iki şirket müdürünün de ... olması karşısında her iki şirket arasında organik bir bağ olduğu kabul edilmiştir. Yukarıda belirtilen kira sözleşmelerine konu kiralanan mallar, dava dışı Stil ...Ltd.Şti tarafından davacı firmaya satılarak teslim edilmiştir. Satılan mallar, kirasının ödenmediği, davalıya ait mallardır. Haciz uygulanan mallar ile kira sözleşmesine konu malların aynı olduğu bilirkişi raporu ile sabittir. Zira haciz uygulanan mahalde vinç üzerinde satıcı firmanın adını taşıyan etiket, faturularda davalı kiralayanın techizatı aynıdır. Bilirkişi raporunda da işaret edildiği üzere, borçlunun kiraladığı makinaları, kendi malı imiş gibi fatura edip muvazaalı olarak davacıya sattığı anlaşılmaktadır. Davalı alacaklı bu malların kendisinin kiraladığı ekipmanlar olduğunu bilmeden, borçlunun sattığı mallar olduğu düşüncesiyle hareket ettiği anlaşılmaktadır. Zira bu mallar davacının veya kiracının iş yerinde değil, bir başka depoda bulunduğu" gerekçesiyle "davanın reddine" karar verilmiştir.

Karara karşı, davacı vekili istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Davacı istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme'nin istinaf konusu kararını dosyadaki bilgi ve belgeler ile gerçeklere tamamen aykırı ve fahiş hatalarla verdiğini, bu kararın bilirkişi raporuna dayandırıldığını, oysa bilirkişi raporunun tarafların itiraz ve savunmalarını dikkate almadığını, ilgili kurum ve kuruluşlardan gelen yazı cevaplarının okunmadığını, şirketler arasındaki organik bağ tespitinin müvekkili şirketin kuruluş tarihi ve ortaklık yapısı ile ilgili gerçeklere ve Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğü yazışmasına aykırı olduğunu, bilirkişilerin tazminat hesabı yapmak yerine hukuki değerlendirmeler yaparak görev ve yetkilerini aştığını, müvekkilinin adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, ayrıca davalının haksız ve kötü niyetli bir haciz uyguladığını, davalının kendi cevap dilekçesinde hacze konu vinç ve ekipmanların Diyarbakır'da başka bir şantiyede teslim edildiğini ve orada bulunduğunu ikrar etmesine rağmen, müvekkil ile borçlu şirket arasında hiçbir fiili ve organik bağ bulunmadığını, haczedilen malların müvekkiline ait olduğunu ve haciz mahallinin borçlu şirketle ilgisi olmadığını, davalının basiretli bir tacir gibi hareket etmeyerek tespit yapmadan haciz uygulamasının ağır kusurlu bir davranış olduğunu, bilirkişi raporunun bu hukuka aykırı haciz işleminin tazminat gerektirmediği yönündeki tespitinin Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, müvekkilinin bu haksız ve hukuka aykırı eylemler nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığını, muhafazasız haciz süresi ve hacizsizlik hali tespitlerinin de gerçeklere ve hukuka uygun olmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Dava, haksız haciz nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, yapılan bilirkişi incelemesi ile hacze konu edilen taşınırların davalı şirkete ait olmasına rağmen, dava dışı borçlu ... Yapı Ltd. Şti. tarafından davacı şirkete satışının yapılarak devredilmesine, dosya kapsamındaki belgelerden haciz mahalinde borçluya ait yangın söndürme tüpünün bulunmasına, davacı şirketin faaliyet gösterdiği adres ile davalı borçlu ... Yapı Ltd.Şti'nin temsilci ve ortakları farklı olsa da davacı şirket yetkilisi ile dava dışı borçlu şirketin yetkilisinin nüfus kayıtlarının incelenmesinde aynı köy nüfusuna kayıtlı olduklarının görülmesine, şirketler aynı adreste faaliyet göstermese de öncesinde aynı binada farklı mesken/dükkanda faaliyet gösterdiklerinin ve iş kollarının aynı olduğunun sabit olmasına, haksız haciz bulunmadığının anlaşılmasına, bu hali ile tazminat şartlarının oluşmadığının görülmesine göre davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,

3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,

4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE,

5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından taraflar leh ve aleyhine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,

6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle 6100 sayılı HMK’nın 361/1 maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.12/03/2026
...