Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

TALEP: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'ın 2010 yılında davalı ... ve eşi ... ile ... adlı arkadaşı aracılığıyla tanıştırıldığını, ...'ın müvekkili ve vefat eden eşine ...'ın ... adlı kafe kioskları şeklinde frenchise sistemi kurduklarını ve bu ... frenchiselerden aylık en az 2.500 TL gelir garantisi sağladıklarını, kendisinin de 3 adet kafe kiosku alarak sisteme dahil olduğunu belirtiğini ve bu sayede müvekkili ve eşini bu işe yatırım yapmaya ikna ettiğini, davalı ... ve eşi ...'ın müvekkili ve eşine ... Danışmanlık Limited Şirketi adı altında kurdukları şirket bünyesinde "..." markası adında taşınabilir fincan şeklinde kiosk kafeler yaptıklarını ve her bir kafe kioskunun tanesinin 55.000 EURO bedelle franchise verdiklerini, bu işin çok iyi bir yatırım olduğunu söylediklerini, davalı ve eşi ...'ın müvekkili ve müteveffa eşine yaptıkları sunumlar ile ... adlı portatif kafelerde kahve-çay bilimum meşrubat türü içecek ve hızlı kolay satılabilir tatlı ve tuzlu yiyecek ürünlerini satarak ayda en az 2.500 TL gelir elde etme taahhüdünde bulunduklarını ve bu görüşmeler neticesinde müvekkilinin ve müteveffa eşi ... ile franchise sözleşmeleri imzaladıklarını, bunlar üzerine müvekkili ve eşi 4 adet ... ...'u alarak her biri için 55.000 Euro karşılığı Türk lirası ödediklerini, sürece bu şekilde başlayan müvekkilinin ve eşinin beklentilerinin hiçbir şekilde karşılanmadığını, yatırımcı franchise sistemi bağlamında her ay aylık müvekkili ve eşine bu kioskların kazançlarından net 2.500 TL ödeneceğini sözleşme kapsamında taahhüt ve vaat edilmişken, sürece dahil edildikleri gün itibariyle bu sözleşme şartları hiçbir zaman gerçekleşmemiş olduğunu ve taraflarına hiçbir ay sözleşme taahhütlerinin yerine getirilmediğini, müvekkili ve eşinin uğramış olduğu maddi zararın 220.000 EURO ile sınırlı kalmadığını, davalı ve eşinin müvekkili ve eşine artık bu sistemin bir parçası olduklarını zincirin daha da büyümesi için sermaye yaratmaları gerektiğini, kendilerinin de bu işten karlı çıkabilecekleri vaatleri ve inancıyla kurdukları ... Danışmanlık Ltd. Şti. şirketi adına ve hesabına, müvekkili ve eşinin malvarlıklarını ipotek ettirmek ve bankadaki oldukça yüklü paralarına bloke koydurmak suretiyle farklı bankalardan krediler kullanmalarını sağladıklarını, müvekkili ve eşinin daha sonra zorluklar içerisinde çekilen bu kredileri ödemek zorunda bırakıldığını, daha sonrasında şirketin iflas aşamasına geldiğini ve bu paraları geri ödeyemeyeceklerini beyan edip müvekkili ve eşini imzaladıkları sözleşme kapsamında ödemiş oldukları franchise bedellerini ve bankalara borçlandırmış oldukları tutarları müvekkili ve eşini ödeme yapmak zorunda bıraktıklarını, tüm bu süreçlerden sonra davalı ... ve eşi ...'ın müvekkili ve müteveffa eşi ... ile bir araya geldiğini ve müvekkilim ve eşinin uğramış olduğu tüm maddi zararları kabul ederek ve ödeyeceklerine inandırarak aralarında 30.10.2012 tarihli bir protokol imzaladıklarını, bu protokolün 3 nolu maddesi gereğini müvekkilinin yerine getirdiğini, bu protokole istinaden müvekkili ... adına 6 adet her biri 360.000 TL bedelli toplam 2.160.000 TL olacak şekilde senet düzenlediklerini, müvekkilinin tüm bu süreçlerden sonra davalı ... ve davalı şirketin avukatı ile whatsapp üzerinden iletişime geçtiğini ve ödeme yapmalarını istediğini, bunun karşılığında kendisine çok az bir tutar ödeyebilecekleri beyan edilince müvekkiliinin bu iletişimi de kestiğini ve sonrasında hukuki süreci başlatma kararı aldığını, tüm bu sebeplerle fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 25.000,00 TL alacak için borçlunun menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 25.000,00 TL alacaklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesi ile birlikte davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Davacı yanca talep edilen alacağın zamanaşımına uğradığını, dosyaya dayanak olarak sunulan sözleşmenin 30.10.2012 tarihli olduğunu ve üzerinden 12 yıl geçtiğini, dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, dava konusu ticari ilişkinin tarafının dosyaya bizzat davacı yanca sunulan Franchıse sözleşmesinden görüldüğü üzere ... olduğunu, davacı anılan ticari ilişkinin tarafı olmadığı gibi müvekkili ...'ın da borçlu ya da yüklenen tarafı olmadığını, davacının ... mirasçısı olarak talepte bulunduğu kabul edilse dahi bu kez da zorunlu dava arkadaşlığı gereği, davanın tüm mirasçılarla birlikte açılması gerektiğinden tek başına davacı sıfatı bulunamayacağını, davacı ile müvekkili arasında ticari ilişki bulunmadığını, dosyaya sunulan Franchıse sözleşmesi de taraflar arasında akdedilmediğinden husumet itirazında bulunduklarını, dava dışı ... ve ... arasında ... Danışmanlık isimli şirket kuruluşu ile başlayan ortaklığın, dava dışı yatırımcılarla desteklenen ve kurulduğu dönemde ülkenin ticari hayatında parlak çıkış olarak görülen ... işletmelerinin faaliyeti ile devam ettiğini, davacı mirasbırakanı ve ticari ilişkinin asıl tarafı olan ... ve davalı eşi ve kendi üzerine şirtetin %25 hissesini satın aldığını, ... şirketinin ticari hayatta hızla parlaması ve yükselmesi karşılığında hisselerinin oranını %50'ye çıkarttığını, hem ülkede baş gösteren ekonomik kriz hem de kimi yüklenicilerin ve ortakların üzerlerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemesi nedeniyle başlatılan çalışmalar ekonomik dara girme riski ile karşı karşıya kaldığını, bu esnada ...'ın kanser hastalığına yakalanması ve tedavisinin de zorlu ve masraflı olması karşısında davadışı ... ve ... arasında varılan uzlaşı neticesinde, ... ve eşinin adına alınan şirket hisselerinden kaynaklanan ticari riskin azaltılması için, bir dayanışma örneği sergilenerek, ekonomik zorluğu müvekkilinin ve dava dışı ...'ın üstlenmesine karar verildiğini, bu karar neticesinde ... ve davacı ... üzerlerindeki hisseleri devrettiğini, iyi niyetle başlayan ve ... ve ailesinin ticari bir risk almasını ve borçluların onlara yönelmesini engellemek için yapılan bu devir ile başlayan sürecin maalesef ...'ın hayatını kaybetmesi üzerine kötü niyetli olarak müvekkili karşısına yeni maddi talepler olarak çıkarıldığını, ... ve ... şirketlerine hizmet sağlayan ve asıl yatırımın merkezi olan 3. kişi ortakların iflas etmesi sonucu, ... ve ... şirketleri de zor bir döneme girdiğini, bu süreçte dava dışı müteveffa ... ve ...'ın bir araya gelerek, ...'ın ekonomik risk almaması ve borçlardan sorumlu tutulamaması için ...'ın elindeki hisselerin geri alınması böylece şirketten doğacak herhangi bir borç olması halinde tüm riskin sadece ... ve ... tarafından üstlenilmesi yönünde ticari hayatta eşine az rastlanır bir destek örneği sergilendiğini, şirketlerin tüm borçları vergi, SGK, personel tazminatları ve yükümlülükleri ve tasfiyeye ilişkin tüm süreçler ve borçların müvekkili ve ... tarafından sözleşmeye uygun olarak ödendiğini ve şirketlerin bu sayede tasfiye sürecine girebildiğini, müvekkili ve dava dışı ...'ın kurulan bu şirketler nedeniyle hiç kimsenin borç altında kalmadan ticari hayatına devam edebilmesi için 2.500.000 TL den fazla şirketlere ait borcu şahsi olarak kapattığını ve taraflar arasında ilişkinin son bulduğunu, ... ve ailesinin hiç bir risk almadan projeden çıktıklarından anılan senetler de takibe konmayarak unutulduğunu ve işlevsiz bırakıldığını, ticari ilişkinin tarafları olan ... ve ...'ın aralarında varılan anlaşmaya uygun davrandığını, bu nedenle de sözleşmelerin asıl tarafı ... tarafından hayatta bulunduğu 10 yıl boyunca ne müvekkilinden ne de ...'dan bu protokol dayanak gösterilerek bir talepte bulunmadığını, eşinin de adına düzenlenen senetlerin takibe konmasına izin verilmediğini, ...'ın hayatını kaybetmesi sonrası eşi olan davacı kötü niyetli ve haksız kazanç sağlamak amacı ile tasfiye olan ticari ilişkin kayıtlar ile yeniden talepte bulunduğunu, ...'ın oğlu ...'ın da müvekkilleriyle sürdürülen tüm ticari ilşkinin tanığı durumunda olduğunu, davacı ...'ın ...'ın başkaca belgelerini de alacak varmışcasına takibe koymak istediğini, ancak zorunlu dava arkadaşı olduğu, diğer mirasçıların bu haksızlığa izin vermek istemediklerinden icra işlemelerine devam edemediğini, anılan protokolün ... ve eşi davacı ...'ı şirket borçlarından kurtarmak ve ileride ortaya çıkacak risklerden kurtarmak amacını taşıdığı bizzat hazırlanan protokol içeriğinden anlaşıldığını, protokolde açıkta ... riski olarak 174.240 TL yazıldığını, davacı ve müvekkili arasında ticari ilişki bulunduğu ve protokol ile bir alacak belirlendiği kabul edilse dahi, bu bedelin protokolle belirlenen miktarı aşamayacağı da açık olduğunu, davacı ile müvekkili arasında ne bir ticari ilişki ne de borç bulunmadığını, protokolde de belitildiği üzere davacı ... ve ailesi olarak tasfiyede yer aldığını, müvekkillerince şirketlerin üstlendiği tüm borç kapatılarak şirketler ve imzacı taraflar arasındaki ilişkinin tasfiye edildiğini, tüm bu sebeplerle; davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkememizce yapılan yargılama, taraf beyanları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava; taraflar arasında 30/10/2012 tarihinde imzalanan protokol kapsamında davalı tarafın hisse senedi devri karşılığında davalı tarafça ödenmeyen borç kapsamında davalıdan alacağının olup olmadığından ibaret Alacak istemine ilişkindir.
Mahkememizin 24/12/2025 tarihli celsesinde tarafların davayı takip etmemeleri nedeniyle davanın taraflardan bir tarafından yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK'da “işlemden kaldırma” madde 150/4’te "Dosyası işlemden kaldırılmış olan dava, işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde taraflardan birinin dilekçe ile başvurusu üzerine yenilenebilir. Yenileme dilekçesi, duruşma gün, saat ve yeri ile birlikte taraflara tebliğ edilir. Dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak bir ay geçtikten sonra yenileme talebinde bulunulursa, yeniden harç alınır, bu harç yenileyen tarafça ödenir ve karşı tarafa yüklenemez. Bu şekilde harç verilerek yenilenen dava, eski davanın devamı sayılır. İşlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davalar, sürenin dolduğu gün itibarıyla açılmamış sayılır ve mahkemece kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır. " şeklinde düzenlenmiştir.
Davacının davasının işlemden kaldırıldığı tarih olan 24/12/2025 tarihinden itibaren yasal 3 aylık süre içinde dosyanın yeniden işleme konulması dilekçesi sunmadığı anlaşılmakla HMK 150/5 maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

1-Davacının davasını işlemden kaldırılma tarihinden itibaren 3 ay içinde yenilemediği anlaşıldığından DAVANIN 6100 Sayılı Kanunun 150.md/5 f uyarınca AÇILMAMIŞ SAYILMASINA;

2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 305,06 TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

3-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.200,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

4-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 25.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,

5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

6-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nın 333. maddesi uyarınca resen yatırana iadesine,
Dair; tarafların yokluğunda dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 25/03/2026