Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

DAVA/Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, dava dışı tutulan ...'a ait olan ... plakalı araç diğer dava dışı sürücü ...'ın sevk ve idaresinde 10.12.2023 tarihinde ... üzerinde ... istikametine seyir halinde ... sokağına girmek için sol şeride girmeden en sağ şeritten sola girmeye çalışırken o esnada sol şeritte seyir halinde olan bir başka sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... Plaka sayılı motosiklete çarptığı; çarpışmanın etkisiyle motosiklet önce yolun sonunda bulunan kaldırıma daha sonra kaldırımda bulunan davacı...'ya çarptığı; 10.12.2023 tanzim tarihli ‘'Yaralanmalı Trafik Kazası Tespit Tutanağı’' ile davalı şirketin sigortaladığı araç sürücüsü ...'ın söz konusu kazada 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 53/1/B '' Sola dönüş kurallarına uymamak ” maddesini ihlal ettiği tespitinde bulunulduğu; dava dışı ... söz konusu kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olup müvekkil...'nın herhangi bir kusuru bulunmadığı; kazaya ilişkin olarak davalının sigortaladığı araç sürücüsü ... hakkında yürütülen ...Cumhuriyet Başsavcılığında ... Sr. numaralı soruşturma devam ettiği; sürücü ... söz konusu soruşturma kapsamında ... 2. Sulh Ceza Hakimliği ...Sorgu nolu dosyasından verilen 11.12.2023 tarihli kararıyla tutuklanmış olup tutukluluk hali devam ettiği; kaza nedeni ile kaza tarihi sonrasında ... Üniversitesi ... Eğitim Araştırma Hastanesinde ameliyat edildiği yatarak tedavisine devam edildiği; ... söz konusu kazanın meydana geldiği tarihte gerek sağlığı gerekse vücut bütünlüğü bakımından eksiksiz ve kusursuz birisi iken, elim kazada ağır yaralanması neticesinde malul kaldığı aradan geçen zaman zarfında tam olarak iyileşmediği gibi ciddi manada hareket kısıntısı çektiği; davacı ayakta duramadığı gibi, kendi temel ihtiyaçlarını dahi karşılamakta güçlük çektiği (2918 sayılı KTK'nın 97. Maddesi uyarınca) 08.02.2024 tarihinde davalı ... A.Ş'ye yapılan başvurunun olumsuz sonuçlandığı; meslekte sürekli ve geçici kazanç kaybı yaşaması ve ileride yapılacak olan tüm tedavi ve bakıcı giderleri nedeni ile (meslekte geçici kazanç kaybı, meslekte sürekli kazanç kaybı, bakıcı giderleri ve tedavi giderleri kapsamında HMK 107. Maddesi gereğince (fazlaya dair tazminat taleplerimiz saklı kalmak üzere) şimdilik 1.000 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkile ödenmesine karar verilmesini) talep ettiği anlaşılmıştır.
SAVUNMA/ Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, KTK 97 uyarınca sigorta şirketine kanunda belirtilen evraklar ile müracaat edilmediği davanın usulden reddi gerektiği; ceza davası bekletici mesele yapılmalı ve ceza dava dosyası başvurucu tarafından tahkim yargılamasına sunulması gerektiği; başvuranın talebi olan geçici bakıcı gideri tazminatı ve tedavi gideri trafik poliçesi teminatı dışında olduğu usulüne uygun başvuru yapılmadığından ve davacının bu aşamada dava ikame etmesinde hukuki yararı bulunmadığından davanın usulden reddine, davalı şirketin sorumluluğu bulunmaması nedeniyle davanın reddine, yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi talep ettiği anlaşılmıştır.

DELİLLER VE GEREKÇE/
Dava, ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan tazminat davasıdır.

Dava konusu uyuşmazlığın, 10.12.2023 tarihinde meydana gelen kaza nedeniyle davacının meslekte geçici kazanç kaybı, meslekte sürekli kazanç kaybı, bakıcı giderleri ve tedavi giderlerini davalıdan talep edip edemeyeceği talep edebiliyorsa miktarının tespitine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizin 25/09/2024 tarihli duruşma ara kararı ile davacının yerleşim yerine en yakın adli tıp anabilim dalı bulunan üniversite hastanesine sevkinin sağlanarak kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik kapsamında aralarında ortopedi, nöroloji, uzmanı bulunan heyetten rapor alınmasına karar verilmiştir. ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan raporda özetle; kişinin ... tarihinde maruz kalmış olduğu araç dışı trafik kazası yaralanmasına bağlı vücudunda her iki kruris çift kırığı meydana geldiği ancak 27.11.2024 tarihinde çekilen grafilerinde her iki tibiada da psödoartroz (kaynamama) mevcut olduğu dikkate alındığında kişinin tıbbi iyileşme süresini henüz tamamlamamış ve kişinin halen geçici iş göremezlik süresi içerisinde olduğu, psödoartrozun cerrahi olarak tedavisi mümkün bir kırık komplikasyonu olduğu ve tedavi, edilmesinin ardından geçici iş göremezlik süresi de bittikten sonra kişinin sürekli iş göremezlik oranı açısından yeniden tetkik edilmesi gerektiği tespit edilmiştir.
Mahkememiz 24/02/2025 tarihli ara kararı ile ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nın raporu, 12.02.2025 tarihli cevabi yazı ve davacı vekilinin 17.02.2025 tarihli beyan dilekçesi dikkate alındığında, dosyanın ATK’ya tevdi edilerek davacının kaza nedeniyle kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik kapsamında maluliyet oranının (geçici-kalıcı-bakıcı giderleri yönünden) tespitinin istenilmesine karar verilmiştir. Adli Tıp Kurumu'ndan alınan 17/12/2025 tarihli raporda özetle; Mevcut belgelere göre; ... ve ... kızı, 09/03/1974 doğumlu, ...’nın 10/12/2023 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının,...tarih ve ... sayılı resmi gazetede yayımlanan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi hakkında yönetmelik hükümlerine göre değerlendirildiğinde; I.Kas-İskelet Sistemi, Alt ekstremitenin uzunluk farklılıklarından kaynaklanan özürlülük, Tablo 3.3’e göre alt ekstremite özürlülük oranı %5, II.Kas-İskelet Sistemi, Alt ekstremiteye ait sorunlar, eklem hareket açıklığı, ayak bileği eklemi hareket kısıtlılığı, Tablo 3.10’a göre alt ekstremite özürlülük oranı %7,III.Kas-İskelet Sistemi, Alt ekstremiteye ait sorunlar, eklem hareket açıklığı, topuk hareket kısıtlılığı, Tablo 3.11’a göre alt ekstremite özürlülük oranı %2,IV.Kas-İskelet Sistemi, Ayak başparmak bozuklukları, Tablo 3.13’e göre alt ekstremite özürlülük oranı % (2-2) Toplam alt ekstremite özürlülük oranı Balthazard formülüne göre: %17 olup Tablo 3.2’ye göre;1.Kişinin Tüm Vücut Engellilik Oranının %9 (yüzdedokuz) olduğu,2.İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 18 (onsekiz) aya kadar uzayabileceği,3.Başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı, ancak iyileşme süresi içerisinde 3 (üç) ay boyunca başka birisinin yardımına ihtiyaç duyabileceği tespit edilmiştir.
Mahkememiz 03/02/2026 tarihli ara kararı ile dosyanın aktüerya bilirkişi ile birlikte doktor bilirkişiden oluşan iki kişilik bilirkişiye tevdi ile davacının talep edebileceği geçici, sürekli, bakıcıve tedavi giderleri yönünden rapor tanzim edilmesinin istenilmesine karar verilmiştir. Bu kapsamda ...ve aktüerya bilirkişi ...'dan alınan 18/02/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; ... sevk ve idaresindeki ... adıma tescilli ... Plaka Sayılı 2019 Model ... Marka Otomobilin, davalı... Şirketi tarafından ...poliçe numaralı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik Sigortası) Sigorta Poliçesi ile ... teminat altına alınmış olduğu, ilgili poliçede Kişi Başı Sakatlanma ve Ölüm limitinin 1.200.000,00.-TL, Kaza Başı Sakatlanma ve Ölüm Limitinin 6.000.000,00.-TL, Kişi Başı Tedavi/Sağlık Gideri limitinin 1.200.000,00.-TL, Kaza Başı Tedavi/Sağlık Gideri Limitinin 6.000.000,00.-TL olduğu, kazada belgesiz tedavi gideri olacağının öngörüldüğü ve tedavi giderinin 6.750,00 TL tutarında olacağı, davacı ...'nın 10.12.2023 tarihinde meydana gelen trafik kazasına bağlı kusurunun bulunmadığı, Adli Tıp 2. İhtisas Kurulu'nun ...Tarih ... sayılı kararında Kişinin Tüm Vücut Engellilik Oranının %9 (yüzdedokuz) olduğu, İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 18 (onsekiz) aya kadar uzayabileceği, Başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı, ancak iyileşme süresi içerisinde 3 (üç) ay boyunca başka birisinin yardımına ihtiyaç duyabileceği, TRH-2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faiz kullanılmadan progresif rant yöntemine göre yapılan hesaplama sonucu; 18.02.2026 Rapor 1.244.038,13.-TL davacı lehine maddi tazminat hesaplandığı, T.C. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 20.01.2022 T, 2021/8472 E, 2022/920 K. Sayılı kararı nazara alınarak ve takdir Sayın Mahkemeye ait olmak üzere Davacı yönünden geçici iş göremezlik maddi tazminatının hesaplandığı; T.C. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 20.01.2022 T, ... E, ... K. Sayılı kararı gereği Davacı İpek Bostancı'nın Ev Hanımı olduğu hasebiyle geçici iş göremezlik maddi zararı talep edip edemeyeceği hususundaki takdir Sayın Mahkemeye ait olmak üzere; Davacının geçici iş göremezlik maddi zararının 329.161,82 TL olduğu, Davacının sürekli iş göremezlik maddi zararının 852.730,42 TL olduğu, Davacının bakıcı gideri maddi zararının 55.395,90 TL olduğu tespit edilmiştir.
Davacı vekili dava değeri artırım dilekçesi ile sürekli İş Gücü Kaybına ilişkin 852.730,42 TL, Geçici İş Göremezliğe ilişkin 329.161,82 TL, Bakıcı Giderine ilişkin 55.395,90 TL ve tedavi giderine ilişkin 6.750 TL olmak üzere artırılan toplam toplam 1.244.038,13 TL maddi tazminatın, kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi, masrafı ve ücreti vekaletle birlikte davalıdan tahsil edilerek müvekkile ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Tüm dosya kapsamında yapılan değerlendirmede, davacının 10.12.2023 günü doktor ...ı'nda yaya olarak kaldırımda bulunduğu esnada davalının sigortalısı olan ... plakalı otomobil sürücüsünün kaza tespit tutanağında kaza yerindeki azami hız limitinin 70 km/h olduğu, olay mahallinin ışık kontrollü üç yönlü(T) kavşak olduğu, çarpma noktası ile motosikletin yayalara çarpıp nokta ve son bulunduğu konum arasında 23 metre mesafe olduğu, bu kazanın oluşumunda ... plakalı araç sürücüsünün 2918 sayılı KTK'nın 53/1-b maddesini ihlal ettiği, soruşturma dosyasında ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan ... tarihli ... nolu raporun sonuç kısmında "Yukarıdaki hususlar muvacehesinde, olayda;A)Şüpheli sürücü ...'ın asli derecede kusurlu,B)Müşteki şüpheli sürücü ...'ın kusursuz,C)Müşteki yayalar ...,...,... ile maktul yaya ...'in kusursuz oldukları kanaatini bildirir müşterek rapordur." davacının iş bu kaza kapsamında yaya kaldırımında yaya olarak bulunduğu esnada meydana gelen iş bu trafik kazasında kusursuz olduğu anlaşılmıştır. ... CBS ...Soruşturma sayılı dosyasında kaza anına ilişkin kamera görüntüleri incelenerek düzenlenen bilirkişi raporu ve ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan kusur bilirkişi raporu dikkate alındığında usul ekonomisi gereği davacının yaya olarak yaya kaldırımında bulunduğu esnada meydana gelen kaza nedeniyle ayrıca kusur bilirkişi raporu alınmayarak ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan kusur bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır.
Davacının iş bu kaza kapsamında yaralanması nedeniyle alınan İstanbul ATK 30/12/2024 tarihli raporunda davacının vücudunda her iki kruris çift kırığı meydana geldiği ancak tıbbi iyileşme süresini henüz tamamlamadığından bahisle geçici ve kalıcı iş göremezlik süresi ve oranı yönünden tespit yapılamadığı; davacının sonrasında fiziki muayenesi de yapılarak düzenlenen İstanbul ATK 01/02/2025 tarihli 2025/146402/17040 sayılı raporunda kişinin tüm Vücut Engellilik Oranının %9 (yüzdedokuz) olduğu, iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 18 (onsekiz) aya kadar uzayabileceği, başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı, ancak iyileşme süresi içerisinde 3 (üç) ay boyunca başka birisinin yardımına ihtiyaç duyabileceği tespit edilmiştir.
Haksız fiil sorumlusu olarak sürücünün sorumluluğu TBK’nın 49. maddesinde düzenlenen kusur sorumluluğudur. Madde; “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.” belirlemesi ile kusur, haksız fiilin kurucu bir unsuru olarak düzenlemiştir.
Bir motorlu aracın işletilmesinden doğan sorumluluk ise tehlike sorumluluğudur. İşletenin sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 85. maddesinde düzenlenmiştir. 85. maddeye dayalı sorumluluktan bahsedebilmesi için sorumlu olacak kişinin öncelikle KTK’nın 3. maddesinde tanımlanan “işleten” sıfatına haiz olması gerekmektedir.
Karayolları Trafik Kanunu’nun 3. maddesine göre, "İşleten, araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet ve rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır."
Motorlu bir aracı, kendi menfaat ve hesabına işleten, tehlike ve masraflarını üstlenen, araç ile aracın işletilmesi için gerekli personel üzerinde fiilen ve doğrudan doğruya emir ve tasarruf yetkisine (gücüne) sahip olan kimseye işleten denir (Tekinay, Selahattin Sulhi/ Akman, Sermet/ Burcuoğlu, Haluk/ Altop, Atilla: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul 1993, s. 713).
Bir aracı kendi menfaatine, masraflarına katlanmak suretiyle işletmekten amaç, geçici, bir defaya mahsus özel bir kullanma menfaati değil, aracın tahsis amacına yönelik, sürekli, çok daha genel bir nitelikte bir kullanma menfaatidir. Keza, fiili hâkimiyetten de anlaşılması gereken, araçtan bir anlık, geçici bir yararlanma gücü olmayıp, aksine aracın hangi şartlarla ve özellikle hangi kişinin egemenliği altında hareket edebileceğine karar verme gücüdür. Özellikle aracın trafiğe sokulmasına, orada tutulmasına veya trafikten çekilmesine, donatılmasına, bakılmasına, muhafazasına, kim tarafından, nasıl ve hangi amaçla kullanılması gerektiğine karar verme yetkisi, fiili hâkimiyeti oluşturur. Bir aracın masraf ve tehlikelerini üstlenme ise, onun donatım, bakım ve işletme giderlerini, vergi ve sigorta primlerini ödemeyi ifade eder.
Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. maddesi, "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın işleteni bu zarardan sorumlu olur." hükmü ile KTK, zarara, motorlu aracın işletilmesinin sebep olması hâlinde, işleten hakkında tehlike sorumluluğunu öngörmüştür. Bu hükme göre, sorumluluk, motorlu taşıt aracının işletilmesine bağlanmıştır. Bu itibarla, işletenin sorumlu olması için, zarara, aracın işletilmesinin sebep olması gerekir. Burada sorumluluğun temeli, işletme tehlikesi, türü ise, tehlike esasına dayalı işletme sorumluluğudur. İşletme tehlikesi gerçekleştiği anda, işletenin sorumluluğu doğar.
Karayolları Trafik Kanunu’nun 85. maddesine göre, işletenin, aracın işletilmesinin sebep olduğu zararlardan doğan sorumluluğu, kusur sorumluluğu olmadığı gibi, objektif özen ödevinin ihlâline dayanan olağan sebep sorumluluğu da değildir. Bu itibarla, işleten hiç bir kusuru bulunmasa bile, aracın işletilmesinin sebep olduğu zararları tazmin etmek zorundadır. Sorumluluk kusura dayanmadığı için, kendisi veya eylemlerinden sorumlu olduğu kimseler, temyiz kudretine sahip olmasalar da işleten, doğan zarardan sorumludur (Eren, s. 631 vd.; Kılıçoğlu, Ahmet: Borçlar Hukuku, 10. Baskı, s. 264 vd.).
Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. maddesi sorumluluğu, aracın işletilmesine dayanan tehlike sorumluluğu olarak düzenlediğinden, işleten kusurlu olsa bile, kusur ilkesine göre değil, tehlike ilkesine göre sorumlu olur. Bunun nedeni, böyle bir hâlde işletenin şahsında birden çok sorumluluk sebebinin birleşmesi veya başka bir deyişle, çeşitli sorumluluk normlarının çatışmasıdır. Sorumluluk normlarının çatışması veya aynı kişide birden çok sorumluluk sebebinin birleşmesi hâlinde, tehlike sorumluluğu ilkesi uygulanır.
Karayolları Trafik Kanunu’nun 86. maddesinde, bu Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma şartlarına yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hâkim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir. Burada kanun koyucu zarar görenin kusuru nispetinde indirim yapılabileceğini öngörmüş ve indirimi zorunlu tutmayarak hâkimin takdirine bırakmıştır. Uygulama ve öğretide de bu husus kabul edilmektedir (Ünan, Samim: “Ergün Atilla Çetingil ve Rayegan Kender’e 50. Birlikte Çalışma Yılı Armağanı 2007”, s. 1180).
Kanun koyucu, açıklanan düzenlemeler yanında KTK’nın 91. maddesiyle de; işletenin aynı Kanun’un 85. maddesinin 1. fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere malî sorumluluk sigortası (Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Malî Sorumluluk Sigortası) yaptırma zorunluluğunu getirmiştir. Hemen belirtmelidir ki, işletenin sorumluluğu hukukî nitelikçe tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunmakla birlikte, işletenin hukukî sorumluluğunu üstlenen zorunlu sigortacının 91. maddede düzenlenen sorumluluğunun ise, sözleşmeye dayalı bir sorumluluk olduğu tartışmasızdır.
Trafik kazalarından kaynaklanan bedensel zararın tazmini davalarında, işleten ile davalı sigortacının sorumluluğu paralel olup 2918 sayılı KTK'nın 85 v.d. maddelerinde düzenlenen tehlike sorumluluğu, sürücünün sorumluluğu ise 6098 sayılı TBK'nun 49 v.d. maddelerinde düzenlenen haksız fiilden kaynaklı kusur sorumluluğu olup işleten sürücünün kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur. 2918 sayılı yasanın 86. maddesi kapsamında işleten ve sigortacı, zarara sebep kazanın ''mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri gelmiş'' olduğunu ispat etmediği sürece meydana gelen zarardan sorumludurlar. Bu nedenle zarara sebep kazanın mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan meydana geldiğini ispat yükü davalı işleten ve sigortacıda olmasına karşılık TBK m.50 kapsamında meydana gelen zararın miktarını ispat külfeti zarar görenin kendisindedir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin KTK'nın 98.maddesinin kapsamının belirlenmesi bakımından vermiş olduğu 02/03/2022 tarih, ... E. ve... K. sayılı kararında; 25/02/2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 13/02/2011 tarihli 6111 sayılı Kanun’un 59. maddesi ile KTK’nın 98. maddesi değiştirilmiş, buna göre "trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı", geçici 1. maddesi ile de "Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı, söz konusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanun'un 59. maddesine göre belirlenen tutarın %20'sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve ... Hesabının yükümlülüklerinin sona ereceği" öngörülmüştür. Sigorta şirketi, motorlu aracın işletilmesinden kaynaklanan kaza nedeniyle zarar görenlerin tedavisi için ödenen giderleri zorunlu olarak teminat altına alır. Sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün yasadan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır. KTK’nın 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluğun dava dışı Sosyal Güvenlik Kurumuna geçmiştir. ... Yukarıda açıklandığı üzere geçici iş göremezlik tazminatı yönünden sigorta şirketlerinin sorumluluğu devam etmektedir. Bu nedenle davalı vekilinin geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekmiştir. (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin ...E. ve ... K., ... E. ve... K. sayılı kararları).
Yukarıda açıklanan bilgiler dikkate alındığında davacının iş bu kazada yaralanmasının meydana gelmesinde müterafik kusurunun da bulunmadığı anlaşılmakla davacının iş bu kaza nedeniyle yaralanmasından kaynaklı davacının geçici iş göremezlik maddi zararının 329.161,82 TL; sürekli iş göremezlik maddi zararının 852.730,42 TL olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin bedel artırım dilekçesi de dikkate alındığında davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davalının poliçe limiti kapsamında sakatlanma ve ölüm kapsamında limit dahilinde kaldığı anlaşılmıştır. Sağlık gideri kapsamında bakıcı gider tazminatı ve tedavi gideri yönünden bakıcı gideri maddi zararının 55.395,90 TL olduğu; davacının tedavi gideri maddi zararının 6.750,00 TL olduğu anlaşılmakla poliçe limiti kapsamında davacının tedavi gördüğü ... Şehir Hastanesi ile buradan nakledildiği ... Üniversitesi ... Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yapılan tüm işlemleri mevzuat
hükümlerinde belirtildiği şekilde Sosyal Güvenlik Kurumunca karşılandığı ancak, meydana gelen bu trafik kazasına bağlı olarak, vücudunda pansuman gerektiren nitelikte yaraları (ameliyat kesi alanları) bulunduğu yaraların pansumanlarının pek çoğunun yatış süresi içinde .... Üniversitesi ... Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yapıldığı görülmekle birlikte taburculuk esnası müdavi hekimi tarafından üç günde bir pansuman yapılması önerildiği; pansumanlar yanında yürümesine yardımcı walker (yürüteç), reçete katılım payları, yatmakta olan hastanın gereksinimleri (plastik bardak, kağıt havlu, peçete, bir kısmı hastane tarafından karşılansa da hasta altı bezi, vs.) ve bakıcı desteği gibi Sosyal Güvenlik Kurumu sorumluluğunda bulunmayan harcamaları 2024 yılı dikkate alındığında (08.01.2024 tarihinde taburcu olmuştur): 5 pansuman X 350,00 = 1.750,00 TL ; Walker (yürüteç) = 2.000,00 TL ; Kullan-at gereksinimler = 2.500,00 TL ; Reçete katılım payları = 500,00 TL olmak üzere, harcamaları toplam tedavi/sağlık giderinin 6.750,00 TL olduğu anlaşılmakla 55.395,90 TL bakıcı gider tazminatının 20/02/2024 temerrüd tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,; 6.750,00 TL tedavi gideri tazminatının 20/02/2024 temerrüd tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir.
Davacının davalı sigorta şirketine 08.02.2024 tarihinde başvuru yaptığı; 20.02.2024 tarihinde temerrüde düştüğü anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;

1-Davacının davasının kabulüne,
329.161,82 TL geçici iş göremezlik tazminatının 20/02/2024 temerrüd tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
852.730,42 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 20/02/2024 temerrüd tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
55.395,90 TL bakıcı gider tazminatının 20/02/2024 temerrüd tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6.750,00 TL tedavi gideri tazminatının 20/02/2024 temerrüd tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 84.980,25 TL maktu karar harcının, peşin yatırılan 427,60 TL harç ve 4.245,60 TL tamamlama harcından mahsubu ile noksan kalan 80.307,05 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

3-Davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktarın üzerinden hesaplanan 192.165,34 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,

4-Davacı tarafından yapılan toplam 23.463,50 TL yargılama gideri, 427,60 TL peşin harç, 4.245,60 TL tamamlama harcı ve 427,60 TL başvuru harcı toplamı 28.564,30 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına,

6-Taraflarca yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı HMK'nun 341/1 vd. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine istinaf dilekçesi sunulmak ve istinaf başvurma ve karar harcı ile istinaf gider avansı yatırılmak suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenmesi için tarafların istinaf kanun yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 08/04/2026