Fikir ve Sanat Eseri (Manevi Tazminat İstemli)

... 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 21/12/2023 Tarih, ...Esas ile ... sayılı kararı ile gönderme kararı verilmiş olup, mahkememizde görülmekte bulunan Fikir ve Sanat Eseri (Manevi Tazminat İstemli.) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda;

DAVA: Davacı vekili, müvekkilinin reklamcılık sektöründe uzun yıllardır çalıştığını, reklam yönetmenliği metin yazarlığı konularında uzmanlaştığını, creatif ürünler ortaya koyduğunu, müvekkilinin davalı şirkete ürettiği eserlerin uygulaması için davalı şirketin ayırdığı ve harcadığı bütçenin 8 Milyon TL'ye yakın olduğunu, müvekkilinin ilk iş olarak davalı şirketin logo tasarımını gerçekleştirdiğini, 2013-2015 yılları arasında, daha sonra kadroya alınma sözü karşılığında davalı şirket için haricen iki yıl kesintisiz iş yaptığını, bu süreçte davalı şirkete yüzlerce iş yaptığını ancak bunun için müvekkiline cüzzi ücretler ödendiğini, müvekkilinin ısrarları üzerine davalı şirketin 2015 yılı Mayıs ayı itibariyle müvekkili kadrosuna aldığını ancak bazı anlaşmazlıklar sonucu 04/02/2016 tarihli ihtarname ile davalı şirketçe işten çıkarıldığını, davalı şirketin müvekkilinin eserlerini ve emeğini kullandığını belirterek 5.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminat bedelinin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

ISLAH: Davacı vekili 07/12/2017 tarihli bilirkişi raporuna beyan ve ıslah dilekçesinde; bilirkişi raporunda eksik değerlendirme ve %50 oranındaki indirime itiraz etmekle birlikte yargılamanın uzamaması için maddi tazminata ilişkin dava değerini 5.000 TL'dan, 195.000 TL arttırarak 200.000 TL'ya yükselttiklerini beyan etmiştir.

Davalı vekili, dava konusu olayın iş ilişkisi ve sözleşmesi olduğunu görevli mahkemenin İş Mahkemeleri olduğunu, davanın TBK m.72 uyarınca zaman aşımına uğradığını, manevi tazminat davasının belirsiz alacak olarak açılamayacağını, davacının hiçbir maddi hak talebinde bulunamayacağını, kötü niyetli olarak işbu davayı açtığını, yaptığı çalışmalara karşılık olarak ücret almadığı iddiasının yerinde olmadığını, hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının 2013 yılında başlayan çalışma süresi içerisinde, kadrolu olarak çalışmamasına rağmen yaptığı işlerin karşılığını aldığını, davacının taleplerinin birbirleri ile çeliştiğini ve açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirterek, davanın görev, zamanaşımı yönünden reddine, aksi halde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizin 13/01/2021 tarihli...E. -...K. sayılı kararıyla;
"Eser vasfına ilişkin değerlendirmede;...Yapılan çalışmaların üretim süreci göz önünde tutulduğunda dava konusu olan grafik tasarım, logo tasarımı, kurumsal kimlik tasarımı ve sair çalışmalarının müşterinin talepleri alınarak oluşturulmuş ve şekillendirilerek nihai sonuca ulaştırılmış ticari ürünler niteliğindedir.FSEK de vurgulandığı üzere bir çalışmanın eser niteliği kazanması için “Sahibinin hususiyetini taşımasının” önemli olduğu, çalışmaların davacının bu süreçte davalı şirketin talepleri ve onayı doğrultusunda ticari, ürünleri şekillendirdiğinden yapılan çalışma davacı grafikerin hususiyetini yansıtamayacağı, sonuç olarak dava konusu ticari ürünlerin davacının eserleri oluşturması aşamasında masaüstü yayıncılık programlarının sağladığı olanakların etkilerinin çalışmalarda mevcut olması ve bedii vasıfları olmaması ile güzel sanat eseri vasfında olmadıkları kanaatine ulaşıldığı....
Eser sahipliğine ilişkin değerlendirmede;Dava dosyası incelendiğinde davacının grafik tasarım çalışmalarını davalı tarafın istek ve talepleri doğrultusunda ürettiği ve üretim sürecinde davalı taraf ile irtibat kurarak çalışmaları onay alarak şekillendirdiği ve bunun karşılığı olarak 28.03.2016 tarihli davacı vekilinin vermiş olduğu dava dilekçesinde davalı şirkete yüzlerce iş yapıldığını, ve bu yapılan işlere ilişkin müvekkiline cüzi ücretler ödenmiş olduğunu belirttiğinin görüldüğü, kaldı ki davacı tarafından gönderilmiş olan e-posta yazışmaların eklerinde “ Bu çalışmaların basılması/baskıya gönderilmesi için davacı tarafından davalı tarafa onaylar sorulduğu, davalı onay alındıktan sonra ancak baskı dokümanının gönderildiği görüldüğü....Davaya konu olayda, davacı ile davalının iddia olunan freelance çalışma döneminde taraflarca projeye veya döneme özgü yapılmış bir yazılı akte dosya içerisinde rastlanmadığı, davacının davalı tarafından örgün istihdam edildiği dönemde yapılan ve çalışma şartlarına özgü sözleşmelerin bu tanımın dışında tutulduğu, bu nedenle ; davacının freelance çalışmış olduğu sürede bireysel olarak yapmış olduğu işlere ilişkin dava dosyasında herhangi bir faturaya rastlanmadığı, bu sebeple davacı grafikerin dava konusu emsal işlere ilişkin olarak ne kadarlık bir ücret talep ettiğinin belirsiz olduğu...
Telif alacağı talebi yönünden değerlendirmede;... davacının 16.05.2015 ila 04.02.2016 tarihleri arası hizmet akdi ile çalıştığı, 16.05.2015 tarihli sözleşmenin 3.1.13 maddesine göre de “İşçi, işveren bünyesinde çalıştığı sürede işini ifa ederken meydana getirdiği eserler üzerindeki bütün hakların işverene ait olduğunu kabul, beyan ve taahhüt etmektedir. İşçi tarafından işveren bünyesinde çalıştığı dönemde ortaya çıkarılan, yazılım, tasarım, program, görsel, faydalı model ve diğer Fikri Mülkiyete konu eserler üzerindeki bütün haklar işverene aittir. İşçi işten ayrıldığında mezkur eserlerle ilgili mülkiyet hakkı ileri süremeyecektir. İşçi işten ayrılsa dahi fikri mülkiyete konu eserlerin işveren tarafından bedelsiz ve süresiz olarak kullanımına muvafakat etmektedir” denmekte olduğundan, davacının gerek 2013-2015 yılında gerekse 2015 yılında SGK’lı olduğu tarihte davalıya bağımlı olarak bir ücret karşılığında faaliyette bulunduğu, her ay düzenli olarak kendisine ödeme yapıldığı, 2013-2015 yılında kendisine elden ödeme yapıldığını beyan ettiği, dosyada mübrez belgelerden 2015 yılında SGK'lı olduktan sonra banka hesabına maaşının ödendiği, her iki dönem için de davalıya evden iş ürettiği dolayısıyla davacı ile davalı arasındaki 2013-2015 yılı arasındaki hukuki ilişkinin de hizmet akdi ilişkisi olduğu bu nedenle de davacını SGK lı olmaksızın iş yaptığı 2013-2015 dönemi içinde üretip davalıya teslim ettiğini iddia ettiği yaratımların mali hak sahibinin davalı şirket olduğu ve davacının bu döneme ilişkin de olmak kaydıyla FSEK 18/2 gereğince telif bedeli talebinde bulunmayacağı kanaatine varıldığı... dosya içerisinde bulunan tüm deliller, tanık beyanları, iş sözleşmesi, 20/11/2019 tarihli bilirkişi Heyet Raporunun çoğunluk görüşü ve uzman mütalaası birlikte değerlendirildiğinde; 15/11/2017 tarihli bilirkişi heyeti raporu ile 21/12/2018 tarihli rapor arasındaki çelişkiyi giderir mahiyette olduğu" gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkememizin 13/01/2021 Tarih, ...Esas ve ... sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuş, İstanbul BAM 16. Hukuk Dairesi ... Esas, ...Karar ve 13/07/2023 tarihli kararı ile mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
(İşbu davanın ilk olarak mahkememizin... Esası ile açıldığı, mahkememizce ... Esas, 2021/6 Kararı ile 13/01/2021 tarihinde karar verildiği, kanun yolu incelemesi sonucunda mahkememiz kararının İstanbul BAM 16. Hukuk Dairesi ...Esas, ... Karar ve 13/07/2023 tarihli kararı ile kaldırılmasına karar verildiği, dosyanın mahkememize tevzi edildiği, mahkememizin ... Esasını aldığı, mahkememizce 28/07/2023 tarihinde dava dosyasının değişik gerekçe ile tevzi bürosuna iadesine karar verildiği, tevzi tarafından ... 4. FSHHM'nin ...Esas sayılı numarasını aldığı, ... 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 21/12/2023 Tarih, ...Esas ile ... sayılı kararı ile gönderme kararı verildiği ve işbu dosyanın mahkememizin yukarıda belirtilen esas sırasına kaydı yapılmıştır.)

İstinaf kaldırma ilamında;
"...davacının gerek 2013-2015 yılında gerekse 2015 yılında SGK’lı olduğu tarihte davalıya bağımlı olarak bir ücret karşılığında faaliyette bulunduğu, her ay düzenli olarak kendisine ödeme yapıldığı, 2013-2015 yılında kendisine elden ödeme yapıldığını beyan ettiği, FSEK 18/2 gereğince telif bedeli talebinde bulunmayacağı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde; " davacının 2013 yılında başlayan çalışma süresi içerisinde, kadrolu olarak çalışmamasına rağmen yaptığı işlerin karşılığını aldığını" aldığını savunduğu, davacı tanıklarının davacının, sigortalı olarak işe başlamadan önce davalı şirkete dışarıdan iş yaptığını beyan ettikleri, davalı tanığı ...'in ifadesinde "... bey'in ilk başlarda dışarıdan hizmet verdiğini, parça başı iş yaptığını" söylediği, davalı tanığı ... ifadesinde; "davacının Mart 2013 ile 2015 Mayıs ayları arasında parça başı iş şeklinde dışarıdan destek vererek çalıştığını" beyan ettikleri göz önüne alındığında, ilk derece mahkemesince davacının, 15.05.2015 tarihine kadar davalı işyerinde hizmet akdi ile çalıştığından bahisle davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Taraflar arasında bu dönemde bağımlı bir hizmet ilişkisi bulunmadığı, sipariş üzerine iş yapıldığı ve dışarıdan destek verildiğinin anlaşıldığı, ücret yahut iş ürün bedelinin ödendiğine yönelik davalı tarafça delil sunulamadığı anlaşılmıştır.
Davacı tarafça, dava dilekçesinde yapılan iş ürün listesinin sunulduğu, yapılan işlere ilişkin CD ibraz edildiği, bilirkişilerce CD içeriğinin incelendiği ancak düzenlenen bilirkişi raporuna davalı tarafça itiraz edildiği, rapor içeriğinde bir kısım iş ürünlerinin halen davalı web sitesinde yayınlandığının tespit edildiği, davacı tarafça kendisi tarafından hazırlanan logonun halen davalı tarafça kullanıldığının ileri sürüldüğü göz önüne alınarak mahkemece ilk olarak yapıldığı ileri sürülen iş ürünleri ile bunların eser vasfında olup olmadığının tespiti ile kullanımın şifahi sözleşme kapsamında bulunduğu dikkate alınarak, yapılan işin niteliğine göre rayiç bedelinin tespiti gerekmektedir. Mahkemece alınan bilirkişi raporlarındaki tespitler ve tazminat hesabı konusunda çelişki bulunduğu gibi, çelişkinin giderilmesi için alınan son raporda da bilirkişilerin ayrık rapor vererek farklı görüşler ileri sürdükleri anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince yeni bir heyet oluşturularak, taraf itirazlarının ve raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi gerekirken, eksik inceleme ve hatalı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi yerinde olmadığından..." şeklindeki gerekçe ile mahkememizce verilen karar kaldırılmış, İstinaf kaldırma ilamı doğrultusunda eksiklikler giderilerek bilirkişi raporları alınmıştır.

İstinaf kaldırma ilamı sonrası;
Mahkememizin 11/03/2025 tarihli bilirkişi raporunda; davalı tanıklarının beyanları doğrultusunda yapılan hesaplama ile elde edilen tutarın veya dört farklı dayanak baz alınarak yapılan hesaplamalarda elde edilen öngörülen ücretler toplamlarından herhangi birinin veya dört farklı dayanak baz alınarak yapılan hesaplamalarda elde edilen öngörülen ücretler toplamlarının ortalamasının davacıya ödenecek ücrete baz olabileceği, öngörülen toplam ücret tutarlarından
hangisinin uygulanacağını mahkemenin takdirine olacağı yönünde görüş ve kanaati bildirilmiştir.
Mahkememizin 27/11/2025 tarihli bilirkişi raporunda; davacı 2013 yılından itibaren SGK’lı olarak çalıştığı dönem sonuna kadar davalı firmaya iş ürettiği ve bu işlerin karşılığında davalı tarafından kendisine bir ücret ödendiği, dolayısıyla davacı ile davalı arasındaki 2013-2015 dönemindeki hukuki ilişkinin de hizmet akdi ilişkisi olduğu, bu nedenle de davacının SGK'lıolmaksızın iş yaptığı 2013-2015 dönemi içinde üretip davalıya teslim ettiğini iddia ettiği çalışmaların mali hak sahibinin davalı şirket olduğu ve davacının bu döneme ilişkin herhangi bir telif bedeli talebinde bulunamayacağı, davacı 2013-2015 dönemine ilişkin kendisine çalışmaları karşılığı herhangi bir ücret ödenmediğini ve ödenmesi gerektiğini belirtmekle birlikte, yaklaşık 2 yıl boyunca eksik ücretle veya herhangi bir ücret almadan çalışmasının, bunu çalışmaya başladığı ilk günden SGK’lı olarak çalıştığı son güne kadar dile getirmemesinin, iş akdi sonlandığında böyle bir talebi ortaya atmasının, hayatın doğal akışı içinde açıklanamayacağı, özetle heyet tarafından, tüm bu bilgiler ve değerlendirmeler ışığında davacının talebinin yersiz olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır.

İstinaf kaldırma ilamı öncesi tanıkların dinlendiği anlaşılmıştır.
Davacı tanığı... yeminli ifadesinde; 1 Nisan 2015 ile 31 Ağustos 2015 tarihleri arasında ... firmasında davacı ile birlikte çalıştığını, bu süre zarfında ...'in evde olduğunu, kendisinin işlerle ilgili ona özetler yapıp şahsi yahut şirket mailine gönderdiğini, kendisiyle birlikte bir animasyon filmi hazırladıklarını, filmin sonuna kadar şirketten ayrıldığını, bunun dışındaki tüm sosyal medyaya ilişkin dijital yahut baskılı işlerin iletişimlerini de ... bey'in yaptığını, örnek olarak Raina için bir sponsorluk çalışması yaptıklarını, loca giydirme tasarımlarını yaptığını, 2015 yaz aylarında kendisine günde en az 5-6 kez iş geçtiğini beyan etmiştir.
Davacı Tanığı ...; 2015 yılı Ağustos ayında davalı firmada işe başladığını, işe alım safhasında da ... beyle görüştüğünü, ... bey'in kendisinin firmada dışarıdan çalışan olduğunu, evden çalışmalarını yaptığını, belli günlerde toplantılar olduğu zaman geldiğini, sürekli mail ve telefon trafiği bulunduğunu, davacının ödemeleri ne şekilde aldığını bilmediğini beyan etmiştir.
Davalı tanığı ...; ... bey'in 2013 yılından itibaren kendileriyle çalışmaya başladığını, kendisinin şirkette muhasebe departmanında çalıştığını, ... bey'in ilk başlarda dışarıdan hizmet verdiğini, parça başı iş yaptığını, kendisinin isteği üzerine vergi mükellefi olmaması ve vergi ödemek istememesi nedeniyle ve ricasıyla her ay 9.000 TL elden ödediklerini, daha sonra 2015 yılından sonra çalışan olduğunu, kendisine çalışan ücreti olarak 9.000 TL aylık ödeme yaptıklarını beyan etmiştir.
Davalı tanığı ...; davalı şirkette İnsan Kaynakları Müdür Yardımcısı olduğunu, davacının Mart 2013 ile 2015 Mayıs ayları arasında parça başı iş şeklinde dışarıdan destek vererek çalıştığını, kendisi vergi mükellefi olmadığından elden para aldığını, departmanın yapılanması sonucunda Mayıs 2015'ten sonra kendisini işe aldıklarını, bu süreçten sonra da kendisinin yine grafiker şeklinde çalıştığını, 2013 yılından itibaren sürekli 9.000 TL net maaş aldığını, sürekli devamsızlıkları olduğundan işe gelmediğini, bu nedenle iş akdinin feshedildiğini, kendisine ...'de ki varolan ofiste bir oda ayırdığını, tüm teçhizatları da oraya kurduklarını, bir süre oraya geldiğini, devamsızlıkları olunca işler aksadığında işine son verildiğini, 2013-2015 arasında hiç ücret ödemesi almadığı olmadığını söylemiştir.

Mahkememizin İstinaf kaldırma ilamı öncesi kararında, "..davacının 16.5.2015 ile iş akdinin sona erdiği 04.02.2016 tarihleri arasında meydana getirip davacıya teslim ettiği yaratımların mali hak sahibinin FSEK m.18/2 hükmü gereği davalı şirket olduğundan davacının bu döneme ilişin telif hakkı talebinin yerinde olmadığı....taraflar arasındaki 2013-2015 yılları arasındaki dönemin ise yine hizmet akdi ilişkisi çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği ve davacının bu döneme ilişkin de olmak kaydıyla FSEK 18/2 gereğince telif bedeli talebinde bulunmayacağı...." kanaatine varılarak davanın reddine karar verildiği anlaşılmış, karar davacı vekili tarafından İstinaf kanun yoluna taşınmış,mahkememizce verilen karar İstinaf Mahkemesi tarafından kaldırılmış, İstinaf kaldırma ilamı özelinde yargılamaya devam olunmuştur.
Kaldırma ilamı sonrası alınan ve yukarıda özetlenen bilirkişi raporunda dosya kapsamında daha önceden alınan raporların karşılaştırılmak sureti ile değerlendirildiği, raporlar arasındaki çelişkilerin denetime elverişli olacak şekilde giderildiği, davacı tarafından davalı şirkete yapılan reklam filminin FSEK m. 5 anlamında, sinema eseri sayılması gerektiği hususunun tespit olunduğu, İstinaf kaldırma ilamında belirlenen rayiç bedelin tespiti konusundaki çelişkilerin de yine giderildiği anlaşılmış ancak her ne kadar anılan raporlarda taraflar arasındaki 2013 - 2015 dönemindeki hukuki ilişkinin hizmet akdi olarak nitelendirildiği değerlendirilmiş ise de kesin nitelikteki İstinaf kaldırma ilamı da gözetilerek rapora bu yönden itibar edilmemiş, sair hususlar yönünden ise raporun denetlenebilir ve hükme esas alınabilir olduğu kanaatine varılmıştır.

5846 sayılı Fsek hükümlerine göre açılmış maddi ve manevi tazminat talepli davadır.
Davacı vekili, 2013-2015 yılları arasında, daha sonra kadroya alınma sözü karşılığında davacının davalı şirket için haricen iki yıl logolar, grafik tasarımlar, reklam filmi senaryosu ve key visullar yaptığını, 2015 yılı Mayıs ayında kadroya geçtiğini, bu tarihten sonra kendisine ücret ödendiğini beyanla, kadroya girmeden önce, davalı taraf için yapmış olduğu eser vasfındaki ürünlerin bedelinin tazminini talep etmiştir.
Davacının 16.05.2015 ila 04.02.2016 tarihleri arası hizmet akdi ile çalıştığı, Mart 2013 ila 15.05.2016 tarihli arası ise dışarıdan yazılı bir sözleşme olmaksızın çalıştığı görülmektedir.
Dosya kapsamındaki bilgilere göre, 2013-2015 döneminde taraflar arasında karşılıklı anlaşılan çalışma modeline göre bir iş birliğinin söz konusu olduğu, bu döneme ilişkin çalışma koşulları görüşüldüğünde davalı tarafın, davacıya, kendisini kadroya alarak çalışmak istediğini belirttiği, ancak o gün itibari ile böyle bir yapılanmaları henüz hazır olmadığından, davalının, davacının haricen dışarıdan kendilerine iş yapması ve koşullar uygun olduğunda ise davacıyı şirket
bünyesine maaşlı olarak işe alacağı vaadinde bulunduğu, bu yapılan işlere ilişkin davacıya -miktarı dosya kapsamındaki bilgilere göre tespit olunamasa da- birtakım ücretlerin ödendiği hususunun sabit olduğu anlaşılmıştır.
Ayrıca davacının ileride yüksek maaşla kadroya alınacağı vaadinde bulunulduğu davacı tarafça ileri sürülmekle, bu hususun da o dönem için davacıya bir miktar ödeme yapılacağına işaret ettiği, yine yaptığı işlerin niteliğine göre karşılığı olmadığı iddia olunarak birtakım cüzi ücretlerin davacıya ödendiği davacı taraça belirtilmekle o dönem için bir miktar ücretin davacıya ödendiği de sabittir.
Kaldırma ilamı öncesi dinlenen davacı tanıklarının taraflar arasındaki 2013-2015 yılları arasındaki döneme ilişkin ödeme hususu noktasında herhangi bir beyanlarının bulunmadığı, davalı tanıklarının ise davacının bu döneme ilişkin ödemeleri elden aldığına ilişkin beyanda bulundukları anlaşılmıştır. Davacı tarafın beyanına göre de, yukarıda da belirtildiği üzere davalıya bağımlı çalışılmayan bu döneme ilişkin taraflarına az miktarda ödeme yapıldığı belirtilmiştir.
Tüm dosya kapsamı, İstinaf kaldırma ilamı, tanık beyanları ve yukarıda özetlenen bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde, davacının, 2013-2015 yılları arasında davalı ile arasında bağımlı bir hizmet ilişkisinin bulunmadığı, sipariş üzerine iş yaptığı ve davalıya dışarıdan destek verdiği, 16.05.2015 ila 04.02.2016 tarihleri arasında ise hizmet akdi ile davalı şirket bünyesinde çalıştığı, taraflarca hazırlama ilkesine tabi davada miktarı tam olarak tespit olunamasa da yukarıda açıklanan hususlar çerçevesinde bağımlı çalışılmayan 2013-2015 yılları için davacının bir takım ödemeler aldığı hususunun da sabit olduğu, dava tarihi ve iş akdinin feshi tarihi de gözetilmekle, davacının bağımlı çalışılmayan dönemde davalı için yaklaşık 2 yıl boyunca eksik ücret alarak çalışmasının ve bunu kabullenmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, ayrıca eksik ödeme iddiasının bulunduğu dönemin başlangıcından itibaren yaklaşık 3 yıl, dönemin sonundan itibaren ise yaklaşık 9 ay sonra sonra iş akdinin sona erdiği ve davanın ikame olunduğu, davacının eksik ödeme aldığını bilerek ve durumdan rahatsızlık duyarak yaklaşık 9 ay boyunca davalı bünyesinde iş akdi ile hizmet vermesinin, bu konuda gerek bu iki yıllık dönem zarfında gerekse de hizmet akdi ile çalışılan dönem boyunca herhangi bir talepte bulunmadan çalışmış olmasının mümkün olamayacağı, iş akdi sonlandığında böyle bir talebin gündeme gelmesinin ise dürüstlük kuralına aykırı olacağı ve talebin TMK m. 2 kapsamında hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu anlaşılmakla davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.

Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davanın REDDİNE,

2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca, davacı tarafından yatırılan 3.530,11 TL harçtan (peşin+başvuru+ıslah) 732,00 TL karar harcının düşülerek kalan 2.798,11 TL'nin karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,

3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4-Davalı tarafından yapılan 2.330,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden;
a)A.A.Ü.T.'sine göre belirlenen maddi tazminat davası yönünden 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
b)A.A.Ü.T.'sine göre belirlenen manevi tazminat davası yönünden 5.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

6-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/04/2026