İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde ''...Müvekkil şirket ... Şirketi ile davalı ... Şirketi arasında 01.08.2023 tarihinde ekte sunduğumuz personel taşıma (servis) sözleşmesi imzalanmıştır. Söz konusu sözleşme uyarınca müvekkil şirket üzerine düşen servis hizmetine dair edimini yerine getirmesine rağmen davalı şirket sözleşmede kapsamında ödemesi gereken bedeli ödememiştir. Ekte sunduğumuz cari hesap ekstresi ile mutabakat formunda görüleceği üzere 08.04.2024 tarihi itibariyle davalının müvekkil şirkete 1.477.465,80 TL borç bakiyesinin olduğu görülecektir. Ticari teamüller gereği müvekkil şirket 08.04.2024 tarihinde davalı şirkete mutabakat mektubu göndererek bakiye 1.477.465,80 TL borçta mutabık olunup olunmadığının bildirilmesini talep etmiştir. Davalı şirket mutabakat mektubuna 1.477.465,80 TL borçta mutabık olduğunu belirtmiştir. Ancak buna rağmen davalı şirket tarafınca herhangi bir ödeme yapılmamıştır. Müvekkil şirket, borçlu tarafın ödeme yapması yönündeki tüm iyi niyetli çabalarına rağmen, davalı tarafından herhangi bir ödeme yapılmamıştır. Müvekkil şirket, hukuki ve ticari yükümlülüklerini yerine getirmek adına, davalı tarafa ödeme yapması için gerekli bilgilendirmeleri yapmış, ancak tüm bu çabalar sonuçsuz kalmıştır. Bu nedenle müvekkil şirket, yasal haklarını korumak ve alacağını tahsil edebilmek amacıyla 17.04.2024 tarihinde ... 9. İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyası ile 31.01.2024 tarihli, ... numaralı ve 493.680,00 TL bedelli fatura ile 29.02.2024 tarihli, ... numaralı ve 471.240,00 TL bedelli fatura alacaklarının tahsili amacıyla Genel Haciz Yoluyla İlamsız Takip yoluyla takibe geçilmiştir. Ödeme emri 22.04.2024 tarihinde davalıya tebliğ edilmiştir. Davalı tarafından ödemenin tebliğ edildiği gün 471.240,70 TL ve 493.680,00 TL olmak üzere toplam 964.920,70 TL ödeme müvekkil hesaplarına haricen yapılmıştır. Davalı borçlu tarafından haricen yapılan bu ödeme icra dosyasına bildirilmiştir. Takibin 17.04.2024 tarihinde başlatıldığı, ödeme emrinin 22.04.2024 tarihinde tebliğ edildiği ve aynı gün ödeme yapıldığı göz önüne alındığında takibimizin hukuka uygun olduğu ve yapılan ödemenin kısmi ödeme olduğunun kabulü gerekmektedir. Borçlu tarafından sadece fatura miktarı kadar ödeme yapılmış ve gecikme faizi masraf ve vekalet ücretine dair ödemeler yapılmamıştır. Ancak bilindiği üzere yapılan kısmı ödemelerde kısmi ödemenin öncelikle dosyadaki faiz ve masraflara (avukatlık ücreti de dahil) mahsup edildikten sonra bakiye dosya alacağının belirlenmesi gerekmektedir. Keza Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 28.11.2018 tarihli, ... Esas ve ... Karar sayılı ilamında;‘Bu durumda, borçlunun ödemesi takipten sonraki ödeme olup, kısmi ödeme olduğundan, TBK'nun 100. maddesi gereğince, öncelikle işlemiş faiz, icra vekalet ücreti ve takip masraflarından düşülerek icra müdürlüğünce bakiye borç hesabında dikkate alınacaktır." denilerek takipten sonra yapılan ödemenin kısmi ödeme olarak kabul edilmesi ve TBK m.100'ün uygulanması gerektiği vurgulanmıştır. Yine Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 29.02.2016 tarihli,... Esas ve ... Karar sayılı ilamında da; "İcra dosyasında 242.417,32 TL toplam alacak için takibe başlandığı, İcra Müdürlüğü'nce 03.12.2012 tarihinde yapılan dosya hesabında alacağın, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre vekalet ücreti de belirlendikten sonra 257.637,58 TL borç çıkarıldığı, bu tarihten sonra icra dosyasına 20.12.2012 tarihinde 226.961,30 TL ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. İcra Mahkemesi'nce yapılacak iş; gerektiğinde bilirkişi aracılığıyla yapılan ödemenin kısmi ödeme olması nedeniyle TBK 100. maddeye uygun olarak, bu ödemenin öncelikle dosyadaki faiz ve masraflara (avukatlık ücreti de dahil) mahsup edildikten sonra bakiye dosya alacağının belirlenmesinden ibarettir." şeklinde karar verilerek yapılan kısmi ödemenin öncelikle dosyadaki faiz ve masraflara (avukatlık ücreti de dahil) mahsup edildikten sonra bakiye dosya alacağının belirlenmesi gerektiği belirlenmiştir. Davalı vekilince 29.04.2024 tarihinde borca itiraz dilekçesi ile "Ödenmiş borca ilişkin yapılan takibe, borcun tamamına, faize ve tüm fer’ilerine karşı itirazlarımızın sunulmasıdır" şeklinde itirazda bulunulmuştur. Ödeme emri tebliğ edildikten sonra yapılan ve sadece fatura asıl alacağı hususunda yapılan ödeme ile borcun ödenmiş olmadığı açık bir şekilde görüldüğünden "ödenmiş borca ilişkin" şeklinde yapılan itirazın kötü niyetli ve haksız olduğu aşikardır. Bu nedenle söz konusu borca itirazların iptali için huzurda bulunan davayı ikame etme zarureti hasıl olmuştur. Yukarıda açıkladığımız nedenlerle davalı tarafından 964.920,70 TL ödenmiş ise de bakiye kalan kısım için yapılan itirazın iptaline karar verilmesi gerekmektedir. Bu nedenle haksız bir şekilde yapılan borca itirazın iptaline ve icra takip dosyasındaki bakiye borcun tamamının tahsiline karar verilmesi gerekmektedir. Ödeme emri tebliğ edildiği gün, davalı eksik ödeme yapmış ve yapılan ödemeden 7 gün sonra itiraz ederek haksız ve kötü niyetli bir şekilde takibin durdurulmasına sebep olmuştur. Söz konusu itirazda takip konusu borcun olmadığını, borca fer'ilerine ve takibe itiraz ettiği bildirilmiştir. İtirazın iptali davası borçlunun süresi içerisinde yapmış olduğu itirazın iptali için açılır. İtirazın iptali davasında, mahkeme borçlunun borçlu olduğunun kanısına varırsa borçlunun itirazının iptaline karar verir. Ayrıca dava sonucunda borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse, borçlu hükmolunan borç miktarının asgari yüzde yirmisi oranında bir icra inkar tazminatına mahkum edilir. Somut olayda geçerli bir ilamsız icra takibi başlatılmış, borçlu ödeme emri kendisine tebliğ edildiği gün müvekkil şirkete haricen kısmi ödeme yapmış ve süresinde borca itiraz etmiştir. Ayrıca davalı borçlu da borcu ve miktarını net bir şekilde bilmesine ve borcu kabul ederek ödemede bulunmasına rağmen borcun tahsili amacıyla yapılmış olan takibe itirazında haksız ve kötüniyetli olduğundan dolayı icra inkar tazminatının şartları da gerçekleşmiştir. Bu nedenle davanın kabulü ile birlikte borçlu aleyhine karar tarihinden itibaren yürütülecek faiz ile birlikte hükmolunan borç miktarının yüzde 100'ü oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmektedir. Davalı tarafın haksız itirazı nedeniyle ekonomik enflasyonun zirve yaptığı ve paranın değerinin her geçen gün giderek azaldığı bu dönemlerde müvekkilin zararının yüzde 20'nin çok çok üzerinde olduğu hususlarının icra inkar tazminatı miktarı belirlenirken göz önünde tutulmasını sayın mahkemenizden talep etmekteyiz. Davalının itirazı üzerine ticari davalarda zorunlu arabuluculuk faaliyeti kapsamında ... Arabuluculuk Merkezine tarafımızca başvurulmuş ve ... Dosya numarası ve ... başvuru numarası ile tarafların anlaşamaması sebebiyle 14.06.2024 tarihinde anlaşamama son tutanağı tutulmuştur. Arabulucu son tutanağı ekte sunulmuştur. Yukarıda açıkladığımız tüm bu nedenlerle davalı borçlunun ... 9.İcra Dairesi ....Esas sayılı dosyaya yaptığı haksız ve hukuksuz itirazının iptaline, takibin devamına ve ayrıca borçlu aleyhine karar tarihinden itibaren yürütülecek faiz ile birlikte hükmolunan borç miktarının yüzde 100'ü oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini sayın mahkemenizden talep ediyoruz...'' şeklindeki beyanla davanın kabulünü talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ''... 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 89. maddesinde; ''İki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesidir. Bu sözleşme yazılı yapılmadıkça geçerli olmaz’’ hükmüne yer verilmiştir. Taraflar arasında bir cari hesap sözleşmesi bulunmaktadır. Bilindiği üzere; cari hesap sözleşmesine kaydedilen alacaklar tek başlarına talep ve dava edilememektedir. Buna bütünlük ilkesi adı verilmektedir. Cari hesaba kaydedilen alacak ve borç kalemleri bir bütünü oluşturmakta ve cari hesap kesilinceye kadar taraflardan herhangi biri alacaklı veya borçlu kabul edilmemektedir. Cari hesap sözleşmesine kaydedilen bir alacak muaccel olmamakta ve bu sebeple zamanaşımı süreleri işlemeye başlamamaktadır. Dolayısıyla, bu borçlardan dolayı karşı tarafı temerrüde düşürmek hesabın kesilmesine kadar mümkün olmamaktadır. İcra takip tarihinden önce ve cari hesaba uygun bir şekilde ödemeler yapılmak suretiyle borç itfa edilmiştir. Davacı tarafın icra takibine dayanak olarak gösterdiği 2 adet fatura bedeli icra takibinden önce ve cari hesaba uygun olarak ödenerek itfa edilmiş; ...'nin davacı ...'ne herhangi bir şekilde borcu kalmamıştır. Takibe ve davaya konu edilmek istenen işlemlerin karmaşıklaştırılmaya çalışılan, anlatılandan çok farklı bir niteliği ve geçmişi vardır. Ticari defter ve kayıtlar ile durum sabit olacaktır....'' şeklindeki beyanları ile davanın reddini talep etmiştir.
ISLAH: Davacı vekili sunmuş olduğu ıslah dilekçesi ile; Islah talebinin kabulü ile dava değerini 198.622,22 TL arttırarak 226.267,57 TL olarak değiştirilmesine ve 226.267,57 TL alacağın dava tarihinden itibaren işlemiş avans faiziyle birlikte tahsiline, davalı borçlunun ... 9. icra dairesi ... esas sayılı dosyaya yaptığı haksız itirazının iptaline ve takibin devamına, haksız ve kötüniyetli olarak yapılan itiraz nedeniyle davalı borçlu aleyhine karar tarihinden itibaren yürütülecek faiz ile birlikte hükmolunan borç miktarının yüzde 100'ü oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, ... 9. İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı takip dosyasının UYAP suretinin dosya arasına alındığı anlaşılmıştır.
Dosyanın rapor alınmak nitelikli hesaplama uzmanı tevdi edildiği ve düzenlenen 11/08/2025 tarihli raporda özetle; Davacının başlatmış olduğu takipte, ödeme emrini tebliğ alan borçlunun ödemeyi İcra Müdürlüğüne yapması gerektiğine, İcra Müdürlüğünce çıkartılacak hesap kadar ödeme yapılması gerektiğine, takipten sonra ödeme olması halinde, davacının ödenen miktarı düştükten sonra itirazın iptali davası açması gerektiğine, davacının ise bu şekilde değil 27.845,35 TL olarak dava açtığına (taleple bağlılık kuralı gereğince davacı talebi ile bağlı karar verilmesi gerekmektedir), davacının davasını İİK 67 maddesinde belirtilen dava açma süresi olan 1 yıldan sonra ıslah edip edemeyeceğini takdirde olacağına, davacının taleple bağlı olduğu kabul edilecek ise talebi ile sınırlı olarak itirazın iptali gerekeceğine, davacının talebi olmadan daha fazla alacak oluşturacak şekilde ve yukarıda yapılan hesaplama esas alındığında, davalının itirazının 964.920,00 TL üzerinden iptali ile takipten sonra yapılan ödemenin İcra Müdürlüğünce resen dikkate alınarak hesap yapılması şeklinde karar verilmesini de mümkün olabileceği (Talep aşılmaktadır) görüş ve kanaatine varılmıştır.
Dosyanın ek rapor alınmak nitelikli hesaplama uzmanı tevdi edildiği ve düzenlenen 22/01/2026 tarihli raporda özetle; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu olarak KÖK raporda bir değişiklik yapılmasına gerek bulunmadığına, hukuki Takdirlerin Sayın Mahkemeye ait olacağına, faizin sözleşme kuralı gereğince faturadan sonraki 40 gün sonra işlemeye başlayıp başlamayacağı ve ıslah yapılmasının mümkün olup olmadığı ile davanın süresi bakımından takdirler Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, davanın ıslah edilmeyeceğinin kabulünde Takipten sonra ödeme olması halinde, davacının ödenen miktarı düştükten sonra itirazın iptali davası açması gerektiğine, davacının ise bu şekilde değil 27.845,35 TL olarak dava açtığına (taleple bağlılık kuralı gereğince davacı talebi ile bağlı karar verilmesi gerekmektedir), davacının davasını İİK 67 maddesinde belirtilen dava açma süresi olan 1 yıldan sonra ıslah edip edemeyeceğinin takdirde olacağına, davacının taleple bağlı olduğu kabul edilecek ise talebi ile sınırlı olarak itirazın iptali gerekeceğine, davanın ıslah edilebileceğinin kabulünde ve faturaya faiz işlemeyeceğinin kabulünde KÖK raporda hesaplanan 198.622,22 TL alacak olacağına, faturaya faiz işleyeceğinin kabulünde ise 198.622,22 TL+26.714,97 TL (faiz) = 225.337,19 TL toplam bakiye alacak hesaplandığı görüş ve kanaatine varılmıştır
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Davanın; davacının davalı aleyhine cari hesap alacağından kaynaklı olarak ... 9. İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında yapmış olduğu takibe davalı tarafça yapılan itirazın iptaline ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
... 9. İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı İcra dosyası celbedilmiş ve incelenmesinde alacaklının davacı ..., borçlunun ise davalı ... olduğu, davacı alacaklı tarafça 964.920,00 TL ana para ve 27.846,05 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 992.766,05 TL için başlatılan takibe davalı tarafça itiraz edildiği ve takibin durduğu anlaşılmıştır.
Dosya kapsamından, taraflar arasında hesap mutabakatı olduğu, bu mutabakat uyarınca davalının 08.04.2024 tarihi itibari ile davacı şirkete 1.477.465,80 TL borç bakiyesinin bulunduğu, davacının mutabakat sonrasında yapılan ödemeler sonrasında kalan bakiye olan 964.920,00 TL ana para ve 27.846,05 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 992.766,05 TL için takip başlattığı, takipten sonra borca itiraz eden davalının ana para olan 964.920,00 TL yi ödediği, işlemiş faiz ile birlikte alacağın fer'ilerinin ödenmediği, davacının bu yönden itirazın iptalini talep ettiği anlaşılmıştır.
Davacı tarafça dosyaya sunulan mutabakat formuna davalı tarafın herhangi bir itirazı olmamış, ancak cari hesap kapsamında borcun takip öncesinde itfa edildiğini beyan ettiği görülmüştür.
Davacı vekili dosyaya davalı tarafça yapılan ödemeye ilişkin dekontları ibraz etmiş, incelemesinde davalı şirketin Yapı Kredi Bankası aracılığı ile davacı hesabına 22.04.2024 tarihinde 471.240,70 TL ve yine aynı tarih olmak üzere 22.04.2024 tarihinde 493.680,00 TL olmak üzere toplam 964.920,00 TL ödediği, yapılan ödemelerin takip tarihi olan 18.04.2024 tarihinden sonra olduğu anlaşılmıştır.
Yine yapılan bu ödemelerin takipte talep edilen ana para ile aynı miktarda olduğu, dolayısı ile takipte talep edilen ana para alacağının ödendiği ancak fer'ilerin ödenmediği anlaşılmıştır.
Dosya bilirkişiye tevdi edilmiş ve dosya kapsamına uygun denetime açık ve hükme elverişli bilirkişi raporu ile davacının davalıdan takip öncesi 26.714,97 TL işlemiş alacağının hesaplandığı, ana paranın takip başlatıldıktan sonra ödendiği tespit edilmiştir.
Toplanan deliller, bilirkişi raporu, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamından, her ne kadar davalı taraf ... 9. İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı İcra dosyasından başlatılan takibe itiraz ederek takibin durmasına neden olmuş ise de, taraflar arasında davalı tarafça da inkar edilmeyen hesap mutabakatı olduğu, yine davalı taraf davacı tarafça talep edilen alacağın takipten önce itfa edildiğini beyan etmesine rağmen ödemelerin takip tarihi olan 18.04.2024 tarihinden sonra olduğu, davalının takibe ilişkin fer'ileri ödemediği, ödediğine ilişkin dosyaya dekont, makbuz veya yazılı somut bir delil sunmadığı, yine davacı taraf her ne kadar ıslah dilekçesi ile alacak miktarını 226.267,57 TL olarak ıslah etmiş ise de, bilirkişi raporu ile davacının ana para alacağına işlemiş faiz miktarının 26.714,97 TL olduğu, yine davacı vekilince davanın alacak davası olmayıp itirazın iptali olduğunun karar duruşmasında beyan edildiği, netice itibari ile davacının ana para alacağının takipten sonra ödenmiş olduğu, ancak işlemiş faiz ile birlikte fer'ilerin ödenmediği anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne, davalının ... 9. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline, ana para olan 964.920,70 TL takipten sonra ödenmiş olduğundan takibin hesaplanan 26.714,97 TL işlemiş faiz yönünden ve takipteki şartlarla devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,
İcra inkar tazminatı talebi yönünden; İİK 67/2 maddesinde " Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." denilmektedir. Borçlunun icra inkar tazminatı ile mahkumiyeti açısından itirazın kötü niyetli olması şartı aranmayıp geçerli bir takibin ve itirazın bulunması, takip konusu alacağın belirlenebilir (likid) alacak olması ve davalının itirazında haksız olması gerekmektedir.
"Likid alacak" kavramına gelince; eğer borçlu, ödeme emri ile kendisinden istenilen alacak bakımından borçlu olduğunu bilmekte veya bilmek durumunda ise ve buna rağmen itiraz ederse, itirazında haksızdır. O halde, borçlunun haksız olup olmadığının saptanabilmesi için, “alacağın bilinmekte veya bilinmek durumunda olması”nın ne anlama geldiği önem arz etmektedir.
Öğretide genel olarak kabul edildiği üzere, borçlu, alacaklının icra takibinde talep ettiği alacağı veya alacağın bütün unsurlarını bilmekte veya bilmek (kolayca hesap edebilmek) durumunda ise ve alacağın miktarının belirlenmesi için tarafların ayrıca mutabakata varmasına (anlaşmasına) veya mahkemenin tayin edeceği bilirkişi eliyle bir değerlendirme yapılmasına ihtiyaç yoksa, alacak likidedir.
Yargıtay’ın çeşitli kararlar vesilesiyle genel olarak yaptığı tanım da buna paraleldir: Ör- neğin, Hukuk Genel Kurulu'nun emsal kararlarında belirtildiği ve benimsendiği üzere, “alacağın gerçek miktarı belli ve sabit ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte ve böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesi mümkün ise başka bir ifadeyle, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacak likiddir."
Yargıtay'ın burada ifade ettiği, “borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise” ölçütü çok önemlidir. Burada dile getirilen borçlunun “yalnız başına” tespiti hususu, alacağın ve miktarının borçlu tarafından bütün unsurları ile bilinebilir (hesap edilebilir) olması ve bu konuda alacağın tespiti için ayrıca yargılama yapılmasına gerek olmaması anlamındadır.
Alacağın likid olması bakımından “alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması" da şart değildir. (İcra İnkar Tazminatı Açısından “Likid Alacak” Kavramı - Prof. Dr. Ejder Yılmaz/ Bankacılar Dergisi, Sayı 67,2008)
Açıklamalar doğrultusunda; takibe konu alacağın likit ve belirlenebilir olduğu, yine davalının hakkındaki icra takibine haksız olarak itiraz ederek durmasına neden olduğu da dikkate alınarak asıl alacağın % 20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜNE,
-Davalının ... 9. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline, ana para olan 964.920,70 TL takipten sonra ödenmiş olduğundan takibin 26.714,97 TL işlemiş faiz yönünden ve takipteki şartlarla devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,
-Asıl alacak olan 964.920,70 TL'nin % 20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 1.824,90 TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 2.042,63 TL'nin yatıran tarafa iadesine,
3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (Madde-13) göre hesaplanan 26.714,97 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından (yapılan yatırılan harçtan/harçlardan iadesine karar verilen kısım düşüldükten sonra kalan); 1.824,90 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan; 7.500,00 TL Bilirkişi ücreti, 315,00 TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 7.815,00 TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 922,70 TL'lik kısmanın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından hüküm kurulmasına yer olmadığına,
8-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13)- (14) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul red oranı dikkate alınarak 425,04 TL'sinin davalıdan, 3.174,96 TL'sinin davacıdan tahsiliyle Hazine adına gelir kaydına,
9-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı.14/04/2026